Ahmet AY
Uluslararası ilişkilerde devletlerin münasebetlerinde göz ardı edilmemesi gereken hususlardan bir tanesi de devletlerin gücü oranında politika belirlemelerinin zorunluluğu gerçeğidir.
Uluslararası ilişkiler alanında mütehassıs olanlar derler ki, devletler güçlerine göre:
Küçük devletler (Ürdün, Yemen, Nijerya, Bolivya gibi)
Bölgesel devletler (Türkiye, Mısır, İran gibi)
Büyük devletler (Almanya, Fransa, Çin gibi)
Küresel güçler (ABD, Rusya) olarak dörde ayırırlar.
Küçük devletler bilhassa dış politikalarından kuracağı ilişkilere kadar bölgesel devletleri, artı büyük devletleri, artı küresel güçleri hesaba katmak durumundadır. Bu dengeye dikkat edilmez ise küçük devletlerin başarılı olması bir yana başı beladan kurtulmaz.
Bölgesel güçler de büyük devletleri ve küresel güçleri hesaba katmazlar ise ciddi sorunlarla karşılaşırlar. Elbette ki büyük devletler de küresel güçlerin hesaplarını bozacak bir politik ataktan imtina ederler.
Bu hassasiyetten dolayı her şeyin yüz de yüz böyle olması anlamına gelmese de kahir ekseriyetle devletler buna riayet ederler. Haklı ya da haksız olsun, bu sistematiğe uymayanların nelere uğrayacağını görmek için haklı olmasına rağmen Türkiye'nin 2012 ve sonrasında karşılaştığı sorunlara bakmaları yeterlidir.
2012'den itibaren Türkiye'nin başına gelenleri herhangi bir ülke yaşamış olsaydı muhtemelen o ülke çoktan pes etmiş, “koca” devletlerin ayaklarına kapanmış olacaktı. Hakkını teslim edelim, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider olmasaydı Türkiye 7 Şubat 2012'de, değilse 2013 Gezi sürecinde ya da 17-25 Aralık sürecinde siyasi, ekonomik ve itibar anlamında yerle bir edilecekti. Hatta 17-25 Aralık FETÖ operasyonları başarılı olsaydı Türkiye için iktidarın düşmesi tehlikesi ile yetinilmeyecek, vahamet dolu neticeler doğuracaktı.
Bunları bir tarafa bırakalım, eğer yine Sayın Recep Tayyip Erdoğan gibi ferasetini cesaretiyle, basiretini metanetiyle yoğuran bir lider olmasaydı 15 Temmuz FETÖ Darbesi ile Türkiye bugün “Türkiye” olarak kalmazdı. Bunları Sayın Erdoğan'a övgü babında söylesem hadsizlik olur. Çünkü dost-düşman herkes bu hakkı Sayın Cumhurbaşkanımıza teslim ediyor.
Evet, küçük devletler, bölgesel güçleri, bölgesel güçler büyük devletler, büyük devletler de süper güçleri hesaba katarak ilişkilerini, politikalarını belirlemeyi ihmal etmezler.
Bu uzun girişle konuyu geçen Çarşamba sabahı TSK ve ÖSO tarafından gerçekleşen Cerablus'u DAİŞ'ten kurtarma operasyonu bağlamında PYD ile ilişkilendirmeye çalışıyorum.
Ama ilk önce yaptığımız dörtlü tasnifin devleler için geçerli olduğunu, örgütlerin işinin daha zor olduğunu belirtmemiz gerek.
Bildiğiniz gibi PYD Suriye PKK'sı olarak bilinir, bunu kendileri de dile getiriyorlar. PYD Suriye'deki halk ayaklanması sürecinde Esed güçleri ile çatışmayı aklından geçirmedi. Diğer muhalif örgütlerden ayrı ve çoğu zaman Esed yönetimi ile ittifak eden PYD, Suriye'de kendisine (özerk-kantonal) alan oluşturmayı esas aldı.
Elbette bu politikasını kendisi belirlemedi; öncelikle Kandil, İran, Esed PYD'nin stratejisini çizdi. 2012 sonrası ABD de Suriye muhaliflerini yüzüstü bırakıp DAEŞ'i piyasaya sürünce bölgede işler karıştı, kartlar yeniden karıldı. ABD tarafından dağıtılan kartta PYD'ye“DAİŞ ile mücadele eden kahramanlar” payesi yazılmıştı.
PYD kendisine biçilen role öyle kapılmıştı ki ABD'nin, hatta hiçbir devletin sonuna kadar güvenilmeyeceğini unutmuştu. ABD PYD ile müttefik oldu ya, onlar da biz olmadan ABD DAİŞ ile baş edemez havasına girdi. Oysa DAİŞ'i DAİŞ yapan ABD'nin ta kendisi idi. PYD bunları görmezden geldi. Daha doğrusu PYD'yi okşayan güçlerin vermiş olduğu sarhoşluk olanları yorumlayacak basiretten mahrum bırakmıştı YPG'yi.
KÜRT AYAKLANMALARINDA İRAN VE BATI yazımızın tarihi 23 Eylül 2015. O yazımızda son yüzyılda sadece Türkiye'deki Kürtlerin söz konusu ülkelerden gördüğü zararları anlatmış ve 20. kere aldandığımız devletlere 21. kere kanmamamız gerektiğini vurgulamıştım.
Da, kime anlatmışım.
PYD ile müttefik olduğunu ilan eden ABD DAİŞ'İ daha önce soktuğu yerlerden YPG/PYD ile kurtarıyor! ve PYD/YPG güçlerini oraya yerleştiriyordu. Türkiye bu taktiğin kendisi için kabul edilemez olduğunu defaten taraflara duyurmasına rağmen dinleyen olmadı.
Burada Türkiye'nin söylemindeki hatayı da dile getirmeden geçmem doğru değil. Hemen hemen bütün yetkililer Suriye'nin Kuzeyi ile ilgili açıklama yaptığında “Kürtlere koridor sağlamalarına izin vermeyeceğiz, Kürt koridorunu, Kürtlerin bölgeye yerleşmesini kabul etmiyoruz” diyerek ciddi bir hataya düşmekte. Çünkü bu açıklamalarla bölgede PYD/YPG Suriye'deki bütün Kürtlerin temsilcisi olarak görülüyor. Türkiye'de yapılan PKK-Kürt ayırımı ve bu konuda gösterilen hassasiyet Suriye için de gösterilmelidir. Oysa biliyoruz ki Türkiye'nin rahatsızlığı PYD ve dolayısıyla PKK kontrolündeki bir koridor içindir. Çünkü Suriye'de muhalif Kürtlerin YPG tarafından ya başka ülkelere sürüldüğü ya da ÖSO saflarında olduğu bir gerçektir.
Türkiye'nin bu hassasiyeti dile getirilirken Kürt kardeşlerinin de hukuku gözetilmelidir diye düşünüyorum. Bu uzunca parantezi kapatıp konumuza dönebiliriz.
Evet, PYD akrabalarının hatta kendilerinin de ülkesi olan Türkiye ile değil, Türkleri de Kürtleri de diğer unsurları da asırlarca sömüren küresel güçlerle, bîbaht devletlerle müttefik oldu. Sandılar ki ABD ve periferisindeki devletler Kürtlerle dost, Kürt sevdalısıdırlar. Tamam, da, bu kaçıncı aldanış?
İşte en son Cerablus ve Münbic. ABD oralara soktuğu YPG'lilere “çekilin” talimatı verdi ve onlar da bila itiraz çekildiler.
Demem o ki, devletlerdeki hassasiyetlere riayete devlet bazında olduğu gibi örgütler için de geçerli, hem de daha büyük hassasiyetlerle, velev ki arkanızda ABD bulunsa da.
Bu manada PYD'nin Türkiye'nin denklem dışında kalacağını varsayarak ABD ile girişeceği ortaklığın kandırmacanın sadece yeni bir versiyonu olacağını hatırlatmamız gerek.
Son olarak kendisine yönelik terör saldırısından dolayı CHP lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na geçmiş olsun diyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
13.04.2019
8.02.2019
27.03.2019
25.03.2019
6.02.2019
21.02.2019
6.02.2019
4.02.2019
26.01.2019