Alper GÖRMÜŞ
‘Büyük af’, ‘büyük barış’ı sağlar mı
19.02.2013
3854
Geçen yazıda, başta Ergin Saygun ziyareti olmak üzere Başbakan Erdoğan’ın son dönemdeki bazı çıkışlarının ve tavırlarının, “büyük barış”ı hedefleyen “büyük bir af”fın peşrevleri olma ihtimali üzerinde durmuştum.
“Büyük af” derken de, “İmralı süreci”nin tamamına ermesi durumunda kaçınılmaz olarak gündeme gelecek bir KCK-PKK affının yaratacağı psiko-sosyal sorunları dengelemek üzere, onun paralelinde Balyoz, Ergenekon ve benzeri davalardan yargılananların da affedilmesini kast ediyordum.
Ben bu ihtimali sadece hükümet politikası çerçevesinde speküle etmiştim, fakat bazı okurlar bunu benim önerdiğim ve arzuladığım bir şeymiş gibi algılamışlar.
Öncelikle bu algıyı düzelteyim...
Kaçınılmaz bir af, kaçınılmaz bir barış demek değildir!
Doğrusu, açılım süreci gelip “af” noktasına dayandığında, bunun “küçük (yarım) af” olarak sorunsuzca realize edilebileceğini düşünmüyorum. İşin bu kısmında, ilk yazıda ifade ettiğim noktadayım:
“Böyle bir ülkede, 30 yıldır bütün siyasi iktidarlarca ‘terörist’ sayılmış birileri affedilirken, kendilerini ‘30 yıl boyunca teröre karşı mücadele etmiş’ insanlar olarak sunan başka birilerinin cezaevinde tutulmaya devam edilmesi mümkün müdür?
“Böyle bir şey, halkın darbe heveslisi askerleri sosyal bir cürümün failleri olarak göreceği ‘normal’ bir demokrasinin bile psikolojisini bozabilir... Kaldı ki burası, ‘sivil toplum’unun bir bölümünün askerlerin ‘darbe hakkı’nı savunduğu bir ülke; varın gerisini siz düşünün...”
“Büyük af, büyük barış” denkleminin ilk parçası için böyle düşünmem, sanırım bazı okurları yanıltmış. Onlar buradan otomatik bir çıkarımla, benim böyle bir affın büyük bir “toplumsal barış”ın da yollarını döşeyeceğine dair bir düşünceye sahip olduğum sonucunu çıkarmışlar.
Hemen ve net bir cevap vereyim buna: Keşke öyle olabilseydi, fakat “büyük af”fın “büyük barış”ı sağlayacağına kesinlikle inanmıyorum. Hangi gerekçeyle? Murat Belge’nin 16 şubat tarihli “Büyük barış” başlıklı yazısında ifade ettiği gerekçeyle...
Murat Belge, yazısında, kısa bir “kamplaşmış ülke” turu attıktan; böyle bir ülkede “en geniş çerçevede” kendisinin de “büyük barış”tan yana olduğunu söyledikten sonra “ancak” diye ekliyor:
“‘Ancak’ı şu: savaşan taraflar (bunlar ‘AKP ve Kürtler’ ya da ‘AKP ve generaller’ vb. olabilir) ‘Barış’tan gerçekten barışı anlamalı. Yapılacak iş neyse, bunu öbür tarafı alt etmek üzere bir manevra olarak değil, uzlaşmak ve barışmak için atılacak geri dönülmez adım olarak yapmalı.”
“Barış” ama “bizim zaferimiz”den sonra
Birazdan, Belge’nin, mesela toplumun darbe davalarına karşı çıkan kesiminin “barışma”ya hiç de niyetli olmadığını göstermek üzere verdiği somut örneğe de geleceğiz...
Fakat ondan önce, Belge’nin “barış ve barışma”ya dair soyut düzeydeki kaygılarında ne kadar haklı olduğunu gösteren bir alıntıyı hatırlatmak istiyorum size.
“Hatırlatmak” diyorum, çünkü Tan Oral’ın, bizim toplumsal kültürümüzdeki “barış” algısının ne kadar sorunlu olduğunu son derece etkileyici bir biçimde ortaya seren cümlelerine bu köşede birkaç ay önce bir kez daha başvurmuştum...
Tan Oral’ın 1970’lerdeki “Soğuk Savaş”ın taraflarının (ABD ve Sovyetler Birliği) ve onların Türkiye’deki taraftarlarının sürekli tekrarladıkları “barış” çağrılarının “barış”la neden hiç alâkasının olmadığına dair cümleleri, Murat Belge’nin işaret ettiği anlamda günümüzde de aynen geçerli bence:
“Beni bir barış paneline çağırdılar. Orada öteden beri barışı savunan birçok eş, dost ve yazarı izlediğim zaman şunu fark ettim, aslında kimse barışı savunmuyordu, herkes zaferi savunuyordu. İstedikleri şey barış değil zaferdi. Herkesin istediği zafer. Yani zaferi kazanalım, ondan sonra dünya benim istediğim şekilde barış içinde devam edip gitsin.
“Bu barışçı bir bakış değil. Bu tam savaşçı bakış. O panelde şunu söyledim: ‘Barış düşmanla işbirliği yapmaktır...’ Tam vatan hainliğinin savunusunu yaptım sanki orada. Düşmanla işbirliği yapmanın, anlaşmanın adıdır barış. ‘Buna var mısınız, buna varsanız barışı savunalım’ dedim. (...) Barış budur, bu cesareti gösterebilmenin adıdır barış. Yani kavga ederiz, ben yenerim, ondan sonra sulh ve sükûn içinde benim egemenliğimde, benim istediğim bir dünyada yaşarız. Bu barış değil, bu savaşın tipik tanımı.” (Tan Oral Kitabı, Aydın Engin, İş Bankası Yayınları, 2006)
“Barış”a değil daha keskin bir kavgaya hazırlık
Geldik, Murat Belge’nin, Türkiye’de “büyük barış”ın koşullarının neden bulunmadığına dair verdiği pratik örneğe; yani Başbakan’ın Saygun’u ziyaretinin sonrasında ortaya çıkan tepkilere...
Belge, Saygun’la “aynı yolun yolcusu olan çevre”nin tepkisini gayet yerinde bir tesbitle “Niçin o adamı tekme tokat odadan dışarı almadınız” diye özetledikten sonra şunları yazıyor:
“Böyleyse, kısaca, Başbakan’ın uzlaşmaya gittiği kesim uzlaşmaya hazır değil. O zaman, sağlıklı bir anlaşma, uzlaşma olmaz; Türkiye’de ‘uzlaşma’ kelimesi ‘makbul’ değildir, çünkü ‘taviz verme’ olarak anlaşılır. Bir ‘el sıkışma’ olayını hâlen böyle görmekteysek, demek ki ‘barışma’ zamanı henüz gelmemiştir. Bu durumda, zamanı gelmemiş ve koşulları oluşmamış bir ‘barış projesi’ üstünde ısrar etmek de tehlikeli sonuçlar doğurabilir.”
Ben de aynı fikirdeyim, hatta biraz daha ötesine geçip, Belge’nin işaret ettiği kesimlerin yeni bir darbeyi de dışlamamak kaydıyla daha da keskin bir kavgaya hazırlandıklarını düşünüyorum.
Cuma günü bu düşüncemi temellendirmeye çalışacağım.
***
Muhasebe...
15 şubatta bu köşede yayımlanan “Büyük af, büyük barış” başlıklı yazıda, 2011’de sizinle gıyabınızda giriştiğim bir iddiayla ilgili olarak bugün bir “muhasebe” yapacağımı söylemiştim...
2011’de, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) Ergenekon ve darbe davalarından “soğumakta” olduğu izleniminin gerçeği yansıtıyor olabileceğini, bunun da kamuoyunu “büyük af, büyük barış” (bu formülü o zaman aynen bu şekilde kullanmıştım) projesine hazırlama amacıyla bağlantılı olabileceğini öne sürmüştüm.
İddiam oydu ki, AK Parti, başta uzun tutukluluk süreleri olmak üzere davaların meşruiyetini gölgeleyen bir dizi problem karşısında “ipe un serme” tavrıyla davaların “sönümlendirilmesini” hedefliyor olabilir. Öyle ki, bu davalarda “af” ya da benzeri bir inisiyatif kullanmaya karar verdiğinde, ciddi bir kamuoyu tepkisiyle karşılaşmasın.
2011’de bunu, Ahmet Altan’dan ödünç alarak “başkanlık hesapları”na bağlamıştım...
Bugün ise, Ergenekon ve darbe davalarında muhtemel bir affın, yalnız Başbakan Erdoğan’ın başkanlık hesaplarının bir parçası olarak değil; İmralı sürecinin sonunda kaçınılmaz olarak gündeme gelebilecek bir KCK-PKK affını dengelemek üzere (de) yedekte tutuluyor olabileceğini düşünüyorum.
Gelelim “muhasebe” faslına...
Katılır mısınız bilmem, şöyle diyorum:
Bugün geldiğimiz noktaya bakıp, daha 2011’de “büyük af, büyük barış” ihtimalinden söz etmiş olmak hiç de fena bir öngörü gibi görünmüyor.
Fakat şunu da teslim edeyim: Bugün dahi, Erdoğan’ın ve hükümetin “büyük af, büyük barış” şeklinde bir planının olduğuna dair kesin bir kanaat öne sürülemez.
Siz de bütün söylediklerimi “geçici kanaat” olarak kabul edin lütfen, ileride mahcup olmak istemem.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025