Alper GÖRMÜŞ
Kendi kalbiyle, kendi aklıyla, kendi iradesiyle davrandığını düşünen birini çıldırtmak istiyorsanız, başvurabileceğiniz en etkili kelime şudur: Kandırılıyorsun!
Bu suçlamanın daha yumuşak biçimleri dahi öfkemizi kabartmaya yeter... Hangimiz, kendimize ait saydığımız bir davranış modelinin şu ya da bu arkadaşımıza özentiden ibaret olduğu iddiası karşısında öfkelenmeyiz? (Hadi biraz daha samimi olalım: iddia gerçek olsa bile, bunu dile getirene yine de öfkelenmez miyiz?)
Bir insanın, hele hele henüz olgunlaşma sancıları çeken genç bir insanın özgüvenini berhava etmenin en kestirme yollarından biri de, yine onun birilerine özendiğini, birileri tarafından kandırıldığını öne sürmek değil midir?
“Kandırılıyorsun” suçlamasının psikolojisi içinde biraz daha ilerleyelim ve ortada gerçek bir “kandırılma” vakasının bulunduğunu varsayalım... Siz bunu görebiliyorsunuz, fakat sevdiğiniz insan göremiyor... O zaman da yapmanız gereken şey, bu yöndeki olguları onun da görebileceği ve kullanabileceği biçimde ortaya dökmek, ardından da kendi tecrübesiyle “kandırıldığının” farkına varmasını beklemek gerekir.
Toplumsal gruplar ve “kandırılıyorsunuz” suçlaması
“Kandırılıyorsun” suçlaması, ortak bir inanç ve davranış modelini benimsemiş insan grupları ve kitleler için de aynı sonucu doğurur: Öfke ve incinme!
İktidardan sorunlarının anlaşılmasını ve çözülmesini talep eden toplumsal gruplar, mukabil olarak, bunların aslında kendi talepleri olmadığını, birilerinin “oyununa geldikleri”, “kandırıldıkları” için böyle talepler öne sürdüklerini duyduklarında kendilerini aşağılanmış hissederler.
İktidar tarafından böyle bir muameleye maruz kalmış bir toplumsal grubun psikolojisi, en basit insani talepleri dahi onun başkaları tarafından “kandırıldığına” vehmeden ailesince reddedilen bir gencin psikolojisinden farklı değildir.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Türkiye'nin en önemli iki meselesiyle (Kürtler ve Aleviler) ilgili olarak bu hataya defalarca düştü, aynı hatayı şimdi de Gezi'ye ilk giden gençleri “oyuna gelmiş, kandırılmış masum gençler” diye niteleyerek yapıyor.
AK Parti'nin Kürtlere, Alevilere ve Gezi gençlerine yönelik “kandırılıyorsunuz” performanslarına biraz daha yakından bakalım...
Kürtlere: PKK sizi kandırıyor, inanmayın!
Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere AK Parti'nin ileri gelenleri uzun yıllar boyunca legal Kürt partilerinin ve PKK'nın Kürtleri “kandırdıklarını” savundu...
AK Parti'ye göre Kürt partileri ve PKK gerçekte sırf kendi dar partisel-örgütsel çıkarları için vardılar... Fakat onlar varlıklarını sanki Kürtlerin daha iyi, daha onurlu bir hayata kavuşmalarının aracıymış gibi sunuyorlar ve bunda da başarılı oluyorlardı... Erdoğan ve AK Parti, bunun böyle olmadığını Kürtlere göstereceklerdi!..
Bu amaçla seçilen yol, yolların en kötüsüydü: Başbakan Erdoğan ve AK Parti, her fırsatta bölgeyi “yatırıma boğduklarını” hatırlatmaya, bunun karşısına da “BDP'li belediyelerin başarısızlığını” koymaya başladılar.
Bunları hatırlatıyorlar, ardından da, “görün işte” diyorlardı, “kimmiş gerçekte Kürtleri düşünen, kimmiş onlar için gecesini gündüzüne katarak çalışan?..”
Seçilen yol, gerçekten de yolların en kötüsüydü... Çünkü Kürtler arasında sadece “kandırılıyorsunuz”un yarattığı travmayı değil, “maddi mükafat karşılığında onurları satın alınmak istenen insanlar” hissiyatını da harekete geçirmişti.
Yatırımlar ve hizmet üzerinden yürütülen “PKK'ya kanmayın, çıkarınız burada” propagandasının zirvesine 2009 yerel seçimlerinin öncesinde ulaşıldı...
AK Parti Güneydoğu'yu iktidara geldiğinden beri “yatırıma boğuyor”du ve 2007 seçimlerinde bölgede ulaştığı büyük oy oranını buna bağladı... Oysa bu başarı “batı”da olduğu gibi “doğu”da da demokrasi vurgusuyla kazanılmıştı...
2009 seçimleri öncesinde, bu yanılgıyla bütün propaganda “hizmet ve yatırım” üzerinden yürütüldü. Fakat karşılığında AK Parti, Kürtlerin asla kabul etmeyecekleri birtakım talepler sıralıyor, “satarsan, alırsın” demeye getiriyordu:
Barzani'ye ve Kürdistan Özerk Bölgesel Yönetimi’ne: Demokratik Toplum Partisi'ni-DTP (Barış ve Demokrasi Partisi'nden önceki Kürt partisi) ve PKK’yı sat, seni âbâd edeyim.
DTP’ye: PKK’ya “terörist” de, seninle konuşayım.
Kürtlere: DTP ve PKK’yı sat, seni yatırıma boğayım.
PKK’nın liderlik dışı kadrolarına: Liderlerini sat, sana ceza vermeyeyim (Pişmanlık ve Eve Dönüş yasaları.)
Ne var ki bu propagandayla gidilen seçim Güneydoğu'da hüsranla sonuçlandı.
Kürtler, “kandırılıyorsunuz”a ve “kandırıldığınızı kabul ettiğinizi gösterirseniz size daha çoğunu veririz”e öfkelendiler; bütün bu teklifleri ellerinin tersiyle ittiler. Seçimlerde AK Parti bölgede de 2007'nin çok gerisine düştü.
Geldiğimiz nokta, yani Öcalan'la müzakereler AK Parti'nin 2009'daki siyasetinin tamamen çöktüğünü gösteriyor.
Alevilere: Üzerinize oyun oynanıyor, kanmayın!
Başbakan Erdoğan, Suriye'de iç savaşın patlak vermesinden bu yana Türkiye'de Aleviler üzerinden bir oyun oynandığını, bir Alevi-Sünni çatışmasının körüklenmeye çalıştığını anlatıyor. En son Kayseri mitinginde dile getirdi bu görüşünü ve iki yıl önce kesilen “Alevi açılımı”nın canlandırılması talimatı verdiğini açıkladı.
Türkiye'de, benzerlerine “komünizm”, “irtica”, “bölücülük” örneklerinde gördüğümüz gibi, “Alevi hassasiyeti” üzerinden bir gerilim yaratmaya gayret eden odakların varlığını kimse inkâr etmiyor.
Fakat bir yandan da onların kimsenin inkâr edemeyeceği makul talepleri var... Alevileri sürekli olarak “oyuna gelmeme”ye çağırmak, fakat öte yandan taleplere yan çizmek, Alevilerce haklı olarak “bu taleplerinizde ısrar ederek oyuna geliyorsunuz” biçiminde okunuyor ve bu da onları çıldırtıyor. (Tam bu noktada, Alevileri nasıl yaralayacağını bile bile üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adının verildiğini hatırlamamak mümkün mü?)
Bu durumda Alevilere, oyuna gelmemelerinin yegâne yolu olarak “doğru İslam” çağrılarına icabet etmek kalıyor ki, bu da onların çıldırma katsayılarını daha da büyütüyor.
Taha Akyol'un dediği gibi:
“Alevilerle konuşurken 'Ben sizden daha fazla Aleviyim, ben Hz. Ali Keremallahu Veche gibi yaşamaya çalışıyorum, sizin hiçbiriniz öyle yaşamıyorsunuz' demek Alevilere Sünni inancını dayatmaktır, onları dışlamaktır, hayat tarzlarını aşağılamaktır!”
Gezi eylemcilerine: Gençler, ne yazık ki oyuna geldiniz!
AK Parti'nin son “kandırılıyorsunuz” performansını Gezi Parkı eylemleri vesilesiyle idrak ettik.
Uzatmaya gerek yok: Bu performansın da özünde Kürtler ve Alevilerle ilgili performanstan bir farkı yoktu ve aynı sonucu doğurdu: Rencide olmuş, öfkelenmiş insanlar.
Hiç kuşkum yok: İlk 20 günde insanları her defasında daha da bilenmiş olarak Taksim'e çeken unsurlardan biri de, bitmek tükenmek bilmeyen bir “komplonun parçasısınız” edebiyatı oldu.
Şayet hükümet inandığı “komplo”nun delillerini inandırıcı bir biçimde ortaya koyabilseydi, 3 Kasım 2002'den beri “iktidarda düşman var”a inanan ve o nedenle “düşmanı imha edene kadar eyleme devam” diyen kesimler dışında kalanları ikna edebilirdi...
Fakat böyle bir durumda dahi eylemcileri “alet olmakla, kullanılmakla, kandırılmakla, oyuna gelmekle” suçlamaması, onun yerine sakince argümanlarını ortaya koyup, hakikate kendi tecrübeleriyle ulaşmalarını beklemesi gerekirdi.
İkinci olasılık: Diyelim hükümet “komplo”ya kuvvetli biçimde inanıyor, fakat elinde kamuoyunu ikna edecek kadar delil yok. (Artık biliyoruz ki, bu olasılık yaşadığımız gerçeğe tekabül ediyor.) O durumda, “kandırılıyorsunuz” ithamının psikolojisini bilen bir hükümetin yapabileceği en iyi şey bunu hiç dillendirmemek olurdu.
Fakat hükümet en yanlış yolu seçti. İspatlayamadığı bir “komplo”ya rağmen “kandırılıyorsunuz” ithamlarıyla ortaya çıktı ve bu da eylemcileri (buna polis şiddetine duyulan öfkeyi de ekleyin) çileden çıkardı.
İktidarların, toplumsal taleplerle ortaya çıkan grupları “kandırılmakla” suçlaması, varsa şayet, onları “kandırmaya” çalışanların ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir işe yaramaz.
İktidar partisinin artık bu gerçeğin farkına varması gerekir.
Son olarak, Başbakan Erdoğan'ın, “kandırılıyorsunuz”un bumerang etkili psikolojisini kısmen anladığı izlenimini veren son “ulusa sesleniş” konuşmasındaki şu paragrafa dikkatinizi çekmek istiyorum:
“Taksim Gezi Parkı’nda, tamamen yanlış bilgilendirme neticesinde, samimi olarak ağaç ve çevre eylemi yapan vatandaşlarımı tenzih ediyorum... Ancak, bu samimi vatandaşlarımızın dışında kalan eylemciler, Türkiye’nin en parlak ayını yaşadığı bir dönemde, maalesef çok büyük bir tertibin, çok büyük bir senaryonun parçası oldular ve kendi ülkelerini hedef alan saldırıda, bilerek ya da bilmeyerek aktör olarak kullanıldılar.”
Bu konuşmanın tarihi 27 Haziran... Oysa bundan sadece beş gün önce, 22 Haziran'daki Samsun mitinginde Başbakan Erdoğan bu çerçevede hiçbir “tenzih” çabasına girişmeksizin şöyle konuşmuştu:
"Farkına varamadığınız bir oyunda maalesef hepiniz birer gönüllü nefer olarak kullanıldınız ey gençler. Maalesef. Aldatıldınız. Böyle bir oyuna kurban edildiniz.”
Bu iki konuşma arasındaki ton farkının ve “tenzih” çabasının tesadüfi olmadığını bilmek isterdim...
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları




































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025