Alper GÖRMÜŞ
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke’nin “Hıristiyanlığını ortaya çıkartan” gazetemiz, başta Başbakan Davutoğlu olmak üzere birçok siyasetçi tarafından eleştirildi, ayıplandı.
Konu kapanmış görünüyor ama hiç şüpheniz olmasın, siyaset ve medya dünyamız en kısa zamanda benzer bir “sorun” üretecek ve yeni bir tartışma başlatacaktır. Çünkü gerek devlette gerekse de medyada “Müslüman olmayan”ın tekinsizliğine dair derinlere işlemiş bir hissiyat vardır ve “politik doğruluk” kaygısıyla bastırılan bu hissiyat zaman zaman kaçınılmaz olarak kuvveden fiile çıkar: Bazen “Ermeni dölü” kılığında, bazen “terörist sünnetsiz çıktı” kılığında ama, her zaman...
Kadim hissiyatın dışavurumunun son versiyonu olan “Selin Sayek Böke Hıristiyan çıktı”nın yarattığı tartışmanın sıcaklığı kayboldu ama ben yine de konuya döneceğim. Çünkü tartışma, ya “bu çağda bu kafa!” faslından salt tepki yansıtan bir içerikte cereyan etti ya da “kaza” sayılıp geçildi. Sözünü ettiğim hissiyatın hangi derinliklere kök saldığı hususunda hemen hemen hiçbir şey söylenmedi. Oysa lapsuslar (beynin gizlemeye çalıştığını dilin fâş etmesi) çoğu zaman çok derinlerde bulunan bir şeyleri imâ ederler ve biz onları hakkıyla ele almaz, “kaza” deyip geçersek, lapsuslardan çıkarılabilecek dersleri çıkarmamış oluruz.
Ben bu yazıda, “Müslüman olmayan”ın tekinsizliğine dair algının gerek siyasette ve bürokraside gerekse medyada ne kadar yaygın olduğunu göstermek üzere, son 10 yıldan iki örneği hatırlatmaya çalışacağım.
Selin Sayek Böke hadisesinden çok daha kapsamlı olan ve süreklilik arz eden bu örneklerin de göstereceği gibi, medya ve devlet, toplumda “Müslüman olmayanın tekinsizliği” oltasına takılacak çok sayıda “av” olduğunu biliyor ve o nedenle sık sık bu algıyı piyasaya sürüyor. Bu anlamda, Selin Sayek Böke hadisesine de salt bir gazetenin aymazlığı gözüyle bakamayız; o gazetenin yöneticileri, o manşetin çok sayıda alıcısı olacağını gayet iyi biliyorlar.
Taze örnek: Bursa’daki kilise
Ben bu yazıyla ilgili olarak internette kazı çalışması yaparken, konuya dair taptaze bir örnek haber çıkageldi. Haber, Bursa’da 1880’lerde kurulan fakat 10 yıllardır kullanılmadığı için harabeye dönen bir kiliseye dairdi ve gerisi de şöyleydi:
“Bursa'da yaşayan dört Hıristiyan topluluğu, 2002-2004 yıllarında restore ettikleri kiliseyi, büyükşehir belediyesi ile yaptıkları protokol sonucu ibadethane olarak kullanıyordu. Protestan Topluluğu'nun Pastörü İsmail Kulaçoğlu'nun verdiği bilgiye göre bu protokol, 2015 yılında bitti.
“Topluluğun başvurduğu büyükşehir belediyesi yetkilileri, bir şirket kurarak kendilerine başvurmalarını ve buna göre tahsis işlemi yapacaklarını belirtti. Şirket kurup belediyeye başvuran Hıristiyanlara dün (18 Şubat - A. G.) ‘Kiliseyi boşaltın’ haberi ulaştı. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden telefonda arandığını belirten Kulaçoğlu, ‘Daha önce yazılı ve sözlü bir bildirimde bile bulunmadılar. Birkaç gün içinde boşaltın ve bize boş halde bırakın, deyip gelecek hafta cuma gününe kadar süre verdiler’ diyor.” (Radikal, 19 Şubat).
Parantez: Bürokratlar siyasetçilerden daha kararlı
“Müslüman olmayan”ın tekinsizliğine dair algının devletteki ve medyadaki yansımalarına dair iki örneğe geçmeden önce, devletteki algının “siyasetçi” ve “bürokrat” düzeylerinde giderek farklılaşmakta olduğunun altını çizmek isterim... Siyasetçiler, uluslararası alanda karşılarına zorluk olarak çıkan “Müslüman olmayanın tekinsizliği” algısından pragmatik gerekçelerle uzaklaşma eğilimi gösterirlerken, sırtlarında böyle bir yumurta küfesi taşımayan bürokratlarda hiçbir esneme görülmüyor; meğerki siyasetçiler tarafından iyice sıkıştırılsınlar ve taviz vermeye mecbur kalsınlar.
Bu çerçevede, Bursa’da yaşanmakta olan gelişmenin de bir bürokrat marifeti olma ihtimalini yüksek görüyorum.
Parantezi kapatmadan önce, bürokratların Müslüman olmayanlara antipatilerinin nerelere varacağını gösteren bir örnek daha vereyim...
Malûm, hükümetin Ermeni Vakıfları’na ait taşınmazları sahiplerine iade etmesi yönündeki siyasi kararlılık 2013’te meyvesini vermiş, çok sayıda taşınmaz iade edilmişti. Hatırlatacağım olay ondan yaklaşık bir yıl öncesine gidiyor. Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın “iade” yönünde net açıklamalar yaptıkları günlerdi... Bana “vay canına” dedirten açıklama, o günlerde Patrikhane’nin avukatı Kezban Hatemi tarafından yapılmıştı. Hatemi, Başbakan’ın ve Dışişleri Bakanı’nın açık iradelerine rağmen Dışişleri bürokrasisinin buna direndiğini, hatta “malların iadesi yerine parasal karşılıklarının ödenmesi” yönünde gizli ibareli bir belge hazırladıklarını, bunu da bizzat gördüğünü söylemişti o açıklamasında...
Artık baştan beri sözünü ettiğim iki örneğe geçebiliriz... Birinci örnek medyadan, ikinci örnek devletten yani siyasetçilerden ve bürokratlardan...
Algıya savaş açanın kendi televizyonu
Hükümetle Cemaat’in henüz biribirlerine girmedikleri günlerdi, Cemaatin entelektüel yüzü Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, 11-12 Mayıs 2012 tarihlerinde Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nda “Medyamızda Gayri Müslim Algısı” başlıklı bir çalıştay düzenlemişti. Toplantıda ben de “Medya tecrübemizde gayrimüslim önyargısının beslenmesi ve tahkimi” başlıklı bir sunum yapmıştım.
Ben sunumumda, medyadaki gayrimüslim algısını problemli görüp bir çalıştayın konusu yapan bir cemaatin, kendi televizyonlarındaki popüler diziler (Şefkat Tepe, Tek Türkiye vb.) üzerinden yürüttüğü “Müslüman olmayana lânet” propagandası arasındaki çelişkiye dikkat çektim. O çalıştayı düzenleyen insanlarla o televizyonları yöneten insanların aynı dindarlık algısına sahip oluşları bana çok tuhaf gelmişti. Konuşmamda, eleştirdiğim dizilere dair daha önce kaleme aldığım bir yazıdan bir bölümü de okudum. Şöyleydi o bölüm:
“Karşımda biçimsel olarak televizyon standartlarıyla değerlendirildiğinde dahi bir karikatür; içerik olarak ise medeni bir ülkede kesinlikle ‘nefret söylemi’ çerçevesinde değerlendirilip defteri dürülecek bir dizi vardı. Mesela bir bölümde, erlerden biri, komutanının ‘dağ faresi’ dediği birkaç PKK’lıyla ilgili olarak ‘Komutanım, bu hamsileri yağda mı kızartayım, yoksa buğulama mı yapayım’ diye soruyordu.”
Diziyi konumuz açısından daha korkunç ve öğretici kılan şey, “dağ fareleri”nin kendilerini “gayrimüslim” bir inancın (Zerdüştlük) iğvasına kaptırmış olmalarıydı: Zerdüştlük dizide açıkça, onların her şeyi hak ettiklerini kanıtlayan bir öge olarak, “Ermeni dölü”nün taze bir versiyonu olarak kullanılıyordu.
Aylarca, yıllarca sürdü bu diziler...
Unutmayın: Sözünü ettiğim diziler, dünya çapında “dinler arası diyalog” toplantıları düzenleyen bir cemaatin televizyonlarından yayımlanıyordu ve reytinglerde her zaman üst sıralarda yer alıyorlardı. Yani “Müslüman olmayanın tekinsizliği”, toplumda alıcısı olan bir hissiyattı.
Benim için, anlatmaya çalıştığım hissiyatın medyadaki dışavurumlarından en çarpıcısı, muhtevasındaki cüret ve bunu sürekli olarak yapması nedeniyle bu dizilerdi. Yoksa, her gün gazetelerde bu hissiyatı fâş eden bölük pörçük bir sürü haber-yorum çıkıyor. Sadece, her pazartesi nefretsöylemi.org tarafından başkalarının yanı sıra benim e-posta kutuma da gönderilen basından haftalık nefret söylemi örneklerini sıralasam yeter.
Devlet ve misyonerlik
Devletteki “Müslüman olmayanın tekinsizliği” hissiyatının boyutlarını ve derinliğini anlamak için de gayrimüslim azınlıklar ve misyonerler meselesine bakmamız gerekir.
Kadrolarında azınlıklara yer açmayı reddeden bir devletin, özellikle toplum içinde yürütülen misyonerlik (Hıristiyanlığa davet) girişimlerine karşı yürürlüğe koyduğu teyakkuz hali, konumuz açısından çok şey söylüyor.
Misyonerlik söz konusu olduğunda, “irtica”ya savaş açmış yüksek devlet görevlilerinin ve siyasetçilerin dahi bambaşka bir dil kullandıklarını biliyoruz. Söylemdeki bu değişiklik elbette Müslümanlığa duyulan sempatiyi değil, “Müslüman olmayan”ın yol açtığı tekinsizlik duygusunu yansıtıyor. Hatırlayalım: 2000’li yılların ilk 10 yılında iyice yoğunlaşan anti-misyoner kampanyaya Rahşan Ecevit bile katılmış, “din elden gidiyor” (kendi kelimeleri) diye feryat etmişti.
2002’den sonraki yıllarda Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) askerlerin, “irticacı” diye suçladığı siyasetçilere verdikleri brifingler de unutulmamalı... Darbe Günlükleri’nde yer alan bazı notlar, misyonerlik söz konusu olduğunda askerlerle “irticacı” siyasetçilerin nasıl aynı noktada buluşabildiklerini ortaya koyuyordu.
Günah keçisini taşladık ama...
Selin Sayek Böke’nin Hıristiyanlığını “ortaya çıkartan” gazeteyi hep birlikte taşladık ama, görüldüğü gibi “Müslüman olmayan”a karşı geliştirilen alerji, devletten medya aracılığı ile topluma pompalanan, fakat toplumda da zaten derin kökleri olan birhissiyat...
Yani mesele büyük ve derin.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025