Atilla Aytemur
Seçimin kaybedeni, kazananı kim, anlamaya çalışıyoruz.
Eskiden muhalefet seçim sonuçlarını kolay kolay kabullenmez; olur olmadık her sorunu tartışma ve itiraz konusu haline getirirdi.
Şimdi işler tersine döndü.
Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) açıklamasına rağmen Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Millet İttifakı adaylarının kazandığı İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlığı sonuçlarına “hakkımız yendi, oylarımız ziyan oldu” diye itiraz etmekte.
Tamam, bu da demokratik bir haktır ve normaldir.
AK Parti’nin aldığı oyun önceki seçimlerin pek altında olmamasına karşın, sonuçlar pek memnun etmemiş olacak ki, o çevreden esen rüzgâr ağır bir yenilgi havasını yansıtıyor.
Ne söylediğinin farkında olmayan şuursuz bazı iktidar yandaşı gazeteci ve yazarlar ise “Sandıkta darbe yapıldı” diyerek, dünyanın en komik iddiasını ileri sürüyor. Buna karşılık iktidar partisinin soğukkanlı bir görünüm sergileyen resmi sözcüleri, durumu genel ve yuvarlak ifadelerle geçiştirip, itirazlarının sonucunu bekliyor.
Seçim süreci ve gecesinde itidali ve serinkanlılığına şahit olduğumuz Ekrem İmamoğlu’nun, daha mazbatasını almayı bile beklemeden, İstanbul Belediye Başkanı sıfatını kullanarak Anıtkabir’e koşmasını, şimdilik tartışmada el yükseltme aculluğu ve acemiliğine bağlayalım.
Türkiye’yi anlatan şehirler el değiştirdi
Türkiye’ye rengini veren büyük şehirlerin el değiştirerek muhalefete geçtiği kabul edilmeli. Bu gerçek demokratik bir olgunlukla sindirilmeli. Anayasa, yasalar, gelenekler ve değerler çiğnenmeden, bir an önce bu hakikatle yaşamaya çaba gösterilmeli.
Yani, “biz merkezi iktidarda olduğumuz sürece size rahat yok!” eda ve davranışından süratle vazgeçilmelidir.
Anlıyorum, 17 yıldır iktidarı kimseye kaptırmayan AK Parti’nin yerel yönetimler konusunda aldığı bu yaranın, o cenahta şiddeti gün geçtikçe artan bir travmaya yol açması pekâlâ mümkün.
Bunun emareleri de şimdiden mevcut.
Dolayısıyla bu sonuçların AK Parti’nin hegemonyasını sarsması; Türkiye’nin genel politikasını, iklimini, dengesini ve gündelik alışkanlıklarını değiştirmesi de mümkün. İzleyip göreceğiz.
Eleştiri masasında neler var?
Söz klişe, ama seçmenin iktidara güçlü bir uyarıda bulunduğu gün gibi ortada.
AK Parti camiası bu durumun sorumluları kim diye alttan alta araştırmaya girişmiş bile. Medyaya muhtelif isimler servis ediliyor.
Şöyle göz ucuyla bile bakıldığında, yerel yönetimlerde izlenen sorunlu politikalar, aday seçimi, yurttaşı kutuplaştırma, ekonomik açmaz, eş dost akraba kayırmalar ve medyadaki rezalet görülmeyecek gibi değil.
Yasa ve hukuk tanımazlık, adaleti ve özgürlüğü aranır hale getirmek, seçmenin umursamadığı “beka” tartışmasında ısrar, seçime girme hakkı elde etmiş adayları suçlama ve tehdit.... Bunlar olağanlaştı, vatandaşın adalet ve hakkaniyet duygusu ise hiç umursanmadı.
Enflasyon yükselmiş ve yoksulluk artmışken seçmene değmeyen, toplumda ciddi bölünme yaratan “beka” söyleminde ısrar edilmesi; özellikle batıda yaşayan Kürt seçmenin görmezden gelinmesi; öte yandan, Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) AK Parti’nin sırtından yükselmesine seyirci kalınması; olan biten karşısında dostça uyarılarda bulunan partili ve destekçilerin dışlanması... kırgınlık yarattı.
Ve beklenen oldu.
Peki, bu ağır uyarının AK Parti mahallesindeki adresi kim?
Ne denirse densin, 31 Mart 2019 yerel seçimleri AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için çok şey anlatıyor.
Bir zamanlar AK Parti’de…
Erdoğan’ın AK Parti’yi 3 Kasım 2002 seçimlerinde iktidara taşıyan ve sonra girdiği bütün seçimlerde de Türkiye siyasetinin birinci partisi konumunu elde etmesini liderlik yeteneği ve kapasitesini biliyoruz.
1994’te İstanbul belediye başkanlığını kazanmasından itibaren, farklı bir siyasi aktör olarak hayatımızda yer alacağı az çok belli olmuştu.
AK Parti, nitelikleri ve yetkinlikleri birbirine yakınmış gibi görünen bir öncü kadro grubuyla Milli Görüş geleneğinin içinden çıkıp yeni bir kimlikle siyaset sahnesinde yer alırken, Erdoğan diliyle, kitlelerle kurduğu ilişkinin farklılığıyla, siyasal öneri ve tercihleriyle hep başrolü oynayacağının işaretini veriyordu.
17 yıldır elde edilen tüm başarıların muzaffer lideri olarak, partisinden ve büyük bir seçmen topluluğundan hep ilgi gördü ve takdir topladı.
Kritik gördüğü durumlarda bizzat sahaya atlayıp ipleri eline aldı. İl, ilçe, kasaba demeden meydan meydan dolaştı. Anayasa, yasa, siyasi gelenek, hukuki ve etik sınır tanımadan, rejimdeki resmi konumunun ötesine geçerek, sert ve köşeli söylemleriyle partisini ve seçmenini etrafında konsolide etti. Partisinin girdiği bütün yarışlarda ipi önde göğüslemesinde asıl pay hep ona aitti.
O nedenle, dindar ve muhafazakâr seçmenin dünyasında onsuz bir siyasal gelecek düşünülemez oldu. Erdoğan, zaman içinde hem güven duyulan hem korkulan, partisini aşan bir özerkliğe sahip, kültleşmiş bir kişilik haline geldi.
Tek seçici…
Yola çıktığı önde gelen arkadaşlarından çoğu adım adım çevresinden ayrıldı. Parti içindeki tek seçici ve karar verici konumu gün geçtikçe pekişti. Parti bunu yadırgamış gibi görünmedi.
Dışarıya pek bir şey yansımadı. Rahatsızlıklarını ifade etmeye teşebbüs edenler, partinin öğütücü mekanizmalarıyla yüz yüze geldi. Sonuçta, sessizliğe bürünme, göze çarpmama, risk almama tavrı partinin her düzeyine hâkim oldu.
Ülke olarak son yıllarımız da bir hayli çalkantılı geçerken, bütün kritik eşiklerde Erdoğan atak ve mütehakkim kişiliğiyle rejim ve parti kurumlarının ötesinde bir rol oynadı.
Türk tipi başkanlık rejiminin bu topraklarda kök tutması bakımından iktidar çevrelerince hayati görülen 31 Mart 2019 seçimlerinde aday belirleme, propaganda stratejisi oluşturma ve öncelikli söylemleri kararlaştırmada tâyin edici aktör gene Genel Başkan Erdoğan’dı.
Yani, ne dediyse o oldu. Yüz binlerce insanı barındıran parti mekanizması, belediyeler ve diğer bağlı kurumlar hep o doğrultuda çalıştı.
Seçim stratejisi ve temel politikalar kimin eseri?
Bugün tartıştığımız 31 Mart seçiminde AK Parti’nin hanesine yazılan her şeyin, evvelemirde Erdoğan’ın karar, tercih ve söylemlerinin sonucu olduğu söylenebilir.
Kendi partisinin seçim stratejisinin şekillenmesinde, seçmenin önüne taşınmasında ve Cumhur İttifakı’nda MHP’ye biçilen değerde, hep Erdoğan’ın vizyonu tayin edici oldu.
Hafifçe gerilere gidecek olursak, parlamenter sistemin terk edilip Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine, diğer bir ifadeyle bütün iplerin tek kişinin elinde toplandığı bize özgü otoriter başkanlık modeline geçilmesini de onun arzusu belirledi.
Tek at, tek mızrak!
Bir zamanlar ideolojisini ayaklar altına aldığı MHP ile birlikte bu yolu yürümek, yine Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından zarurî görüldü.
15 Temmuz 2016 darbesine karşı düzenlenen Yenikapı Mitingi’ndeki geniş birlikteliği sonlandırıp, muhalefeti dış güçlerin işbirlikçisi, Kandil’in kuklası, ülke ve bölgeye yönelik tehdit ve tertiplerin oyuncağı; beka sorununu görmeyen, anlamayan, tersi yönde çabalar içinde bulunan şer güçleri olarak tanımlayan da Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu.
Seçtiği sloganlar, kullandığı dil, yakın ve uzak tarihten aldığı referanslar... partisinin ve birlikte yürüdüklerinin ortak, şaşmaz ve tartışılmaz politik düsturu haline geldi.
Seçimler yereldi; seçilecek olanlar belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve muhtarlardı. Ama AK Parti’nin lideri ve liderliği öyle uygun gördüğü için, yerel değil genel seçim havasına büründürüldü. Vatandaşların yıllardır yapageldiği olağan tercihlerin hayat memat meselesine çevrilmesi, dindar/muhafazakâr seçmenin arzusunu yansıtmıyordu; bu, liderliğin gündem yaptığı bir husustu.
Meydanları savaş alanı, seçmenleri cephedeki askerler gibi gören bu ötekileştirici mantığın, dönüp dolaşıp MHP’nin güç devşirmesine hizmet edeceği görülmedi, görülmek istenmedi.
Çok sayıda büyükşehir, il, ilçe söz konusu olduğu halde, sahne ağırlıkla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ındı. Seçim meydanlarında AK Parti adına Erdoğan’ın tek at, tek mızrak görüntüsü değişmedi. Açılışı o yaptı, o sürdürdü ve o bitirdi.
Kritik eşik
Eşit ve adil bir seçim yaşamadık. Muhalefetin sesini duyurma imkânları son derece kısıtlıydı. Devlet medyası da, özel medyanın çoğunluğu da ekranlarını ve sayfalarını Cumhur İttifakı’nın dışında kalanlara kapamıştı. Ama seçim sonuçları kabul edelim ki halkın adaletini yansıtıyor.
Bu sonuçlardan hareketle siyasal iktidarı değiştirecek bir adım elbette atılamaz. Ama AK Parti iktidarı için alarm zilleri yüksek sesle çalıyor.
Muhalefet bu durumu nasıl değerlendirir henüz bilmiyoruz ve zaten bu yazının konusu da bu değil.
Artık toplum olarak ötekileştirici ve aşağılayıcı dilden bıktığımız görülmeli. Kutuplaştırıcı politikalar bizi tüketiyor. Bir an evvel her alanda demokratik, barışçı ve toplumsal uzlaşmaya yönelik adımlar atılmalı. Siyasal bakımdan taraf olmak güzel ama medyanın parti örgütü gibi çalışması bu ülke demokrasisine hiç mi hiç hizmet etmiyor.
Bu koşullarda sandığa giden seçmen, tercihiyle bir şey söyledi. 17 yıldır bu ülkeyi yönetenlere ağır bir uyarı vardı söyledikleri arasında.
Öncelikli soru şu: Bu uyarı AK Parti mahallesinde adresini bulabilecek mi!
Diyelim ki buldu… Etkisini görmek mümkün olacak mı?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022