Ayhan ONGUN
Son günlerde yaşadığımız olaylardan sonra bu konuyu yazmak gereği duydum. Yoksa, bir akıl tutulması yaşanan ülkemizde ulusalcılık, kemalizm, milliyetçilik gibi konular, ilkesel düzeyde, ideolojik olarak tartışılması en zor konular.
Kavramların anlaşılmaz olduğundan değil, bu kavramları savunanların kendi gibi düşünmeyenlere karşı ön yargıları ve hatta düşmanca tavırları yüzünden.
Anayasanın ilk üç maddesini “değiştirilmesi teklif bile edilemez!” diye hiç sorgulamadan peşin kabulle savunanların, kendilerince tabu saydıkları ulusalcı değerlerini; bırakın sorgulamayı, konuşmak bile mümkün olmuyor.
Ancak olimpiyatların Türkiye’ye verilmemesini davul zurnayla, göbek atarak kutlayanları görünce, gelebilecek bir dolu saldırıyı göze alarak düşüncelerimi yazmak istedim.
Dikkat ederseniz, eleştirileri demedim.
Çünkü eleştiri, normal insanların kullandığı bir yöntemdir. Analitik düşünebilen, olayları ve kavramları zamanın ruhuna uygun olarak değerlendirebilen insanlar, yanlış gördükleri, doğru bulmadıkları konularda mantıklı ve akılcı eleştiriler, önermelerde bulunurlar.
Kin ve nefret söylemleriyle kendi gibi düşünmeyenlere küfretmez, hakaret etmez, sözlü saldırılarda bulunmaz, kişilik haklarına ve insan onuruna yönelik bir taciz olmadığı sürece.
Ülkemizde ne yazık, aydın olarak tanımlanan kişiler, gazeteciler, yazarlar, siyasetçiler, akademisyenler bile birbirlerine tahammül konusunda oldukça cimri davranıyorlar.
Biraz olsun hoşgörünün sınırlarını zorlayabilsek, empati kurabilmeyi başarabilsek; sorunlar çok daha kolay çözülecek, sevgi, anlayış ve dostluk temelinde birbirimizi anlama, dinleme ve sonucunda barış içinde bir arada yaşama kültürü oluşturabileceğiz.
Böyle bir kültürü yaşam tarzı olarak hayatımıza yerleştiremeyince de işin kolayına kaçıyor; inanç, ideoloji ve siyasetin ardına sığınıyoruz.
Böyle uzun bir girişten sonra asıl konuya gelmek istiyorum.
Yaşadığınız ülke ya da kentte, sizi yönetenlerden hoşnut olmayabilirsiniz.
İktidarda olanlar; iyi yönetemiyor, sizin politikalarınıza, benimsediğiniz inanç ve idolojilere uygun davranmıyor ve hatta yaşam tarzınıza müdahale ediyor, otoriter tavırlar sergiliyor da olabilir.
Şiddet içermeyen protesto, gösteri türü anayasal muhalefet hakkını kullanır, yasal yollardan yönetimi değiştirmeye çalışırsınız.
Demokratik bir ülkede, demokratım diyen insanların yapması gereken budur.
Öte yandan iktidarda olmanın gereği olarak yapması gereken rutin hizmet ve projelerine toptancı bir karşı duruş ne bir muhalefet tarzıdır, ne de ulusalcık adına doğru bir yöntemdir.
Olimpiyatların Türkiye ye verilmemesi konusunda da; iktidarın uyguladığı dış politikanın, sonuca erdirilemeyen barış sürecinin, toplumun yaşam tarzına yönelik baskı ve keyfi uygulamaların, gezi olaylarında güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımının, hükümetin bu süreci doğru yönetememesinin rolü olduğunu söyleyebilirsiniz.
Ve hatta matematik hesaplarıyla, böyle bir olimpiyatın ülke ekonomisine zarar vereceğini, ülkenin kalkınmasına hiçbir katkı sağlamayacağını, aksine dengeleri bozacağı, gereksiz bir yatırım olduğunu da iddia edebilirsiniz.
Bütün bunları milliyetçilik adına, ulusalcılık adına, Kemalizm adına söyleyebilirsiniz.
Ancak olimpiyatlar için yapılacak yatırımların ülkemizin sportif alt yapısını geleceğe taşıyacağını, ülkemizin tanıtımına, ekonomisine, barış sürecine olumlu katkılar yapabileceğini görmezden gelerek AKP kompleksiyle karşı çıkmak ve gelinen noktada, olimpiyatlar Türkiye ye verilmedi diye kutlamalar yapmak ulusalcılık değildir.
İktidarda bulunan AK Parti hükümetinin komşularımızla olan ilişkilerini yanlış bulabilirsiniz ama “düşmanımın düşmanı benim dostumdur” anlayışıyla kendi ülkesinde halkına zulmedenleri, darbecileri ülkelerinde ziyaret ederek, onları meşru göstermeye çalışma çabaları ulusalcılık değildir.
Kendi ülkemizde göstericilere gaz sıkan polislere hep birlikte karşı çıkarken, milyonlarca masum insanı ülkesinden göçe zorlayan, yüz binlerce vatandaşını kimyasal silahlar da dahil, her türlü yöntemlerle öldüren Esad’ı masum göstermeye, neredeyse emperyalizme karşı mücadele veren bir kahraman gibi tanıtmaya çalışmak, ulusalcılık değildir.
Yönetimi ve yöntemlerini beğenmesek de uluslar arası kuruluşların denetiminde yapılan bir seçimle işbaşına gelen bir yönetimi darbeyle uzaklaştıran, hiçbir şiddet eylemine başvurmayan muhalifleri acımasız yöntemlerle katleden darbeci Sisi yönetimine destek olmak, ulusalcılık değildir.
Kendi gücü, çabası ve yetenekleriyle rakibi yenemeyeceğini anlayan oyuncunun, rakip oyuncuları sakatlayarak ya da hakemi satın alarak, şike ve doping yaparak maçı kazanmaya çalışması gibi.
Ulusalcığı ideolojik yönüyle değil de, tıpkı laiklik kavramında olduğu gibi bir duygu olarak algılayan milliyetçiler, iktidar olamamanın hırs ve hırçınlığıyla bunları yapıyor olabilirler,.Pekii o Marksist gelenekten geldiğini söyleyerek böbürlenen dünün anlı şanlı devrimcileri, sosyalistleri sizlere ne oluyor.?
Mevcut düzen partileri iktidar yarışı içerisinde her türlü kirli, karanlık yöntemlere başvurabilirler.
Geçmişte, yarin yanağından gayrı her şeyi paylaşan, yalnızca kendi ülkesinde değil uluslararası barış için savaşan devrimciler, görülüyor ki şimdi kafalarınızdaki Che şapkaları sizi devrimci yapmıyor, yalnızca beyinlerinizdeki örümcekleri örtüyor.
Geçmişten kalma nostaljik parkalarınız, devrimciliğinizi göstermek yerine, nasırlanmış yüreklerinizi soğuktan korumaya yarıyor yalnızca.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020