Halil BERKTAY
[3-4 Şubat 2018] Marx ve Engels tâ 1848’de, Komünist Manifesto’da öngörmüşlerdi bunu. Hayır, sosyalizme veya “yaklaşan” (?) işçi sınıfı devrimine ilişkin ütopik fütüroloji denemeleriyle değil. Mevcut duruma, statükoya eleştirel bakışlarıyla. Hep söyledim; bugün çökmüş bulunan gelecek projelerinde değil, asıl bu noktadaydı Marksizmin olanca zenginliği ve yaratıcılığı. Kapitalist modernitenin benzersiz hızı ve değişkenliğinin, değiştiriciliğinin farkına varmışlardı. Bütün âsûde, kırsal, feodal ve patriyarkal ilişkileri, diyorlardı, yerle bir eder. Ne mertlik ve şövalyelik dinler, ne sulu duygusallık, ne de dinsel vecd ve istiğrak.Yavaşlığa, hantallığa, tembelliğe yaşam hakkı tanımaz. Bütün eski üretim tarzlarını ezer ve çözer. Varolabilmek için teknolojiyi ve üretim sürekli yenilemek zorundadır ki, bu da toplumsal koşulların habire değişmesini beraberinde getirir. Bütün sabit, donmuş ilişkileri silip süpürür. Saygın ve geleneksel görüşleri çöp sepetine atar; yenilerini ise şimşek hızıyla zamanaşımına uğratır. “Katı olan herşey buharlaşır” (All that is solid melts into air) ifadesi, bu çok canlı pasajın bir bakıma özeti ve doruğudur.
Kapitalizmin yıkıcı ve yaratıcılığı, ya da “yaratıcı yıkıcılığı” (creative destruction) fikri, daha sonra (Marksizmden Nasyonal Sosyalizme doğru evrilen) Werner Sombart’tan geçerek, (Avusturya kökenli Amerikalı iktisatçı) Joseph Schumpeter’e ulaşır. Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi’sinde (Capitalism, Socialism and Democracy, 1942) Schumpeter, hem “yaratıcı yıkım fırtınaları”nın zorunlu ve kaçınılmaz olduğunu, kapitalizmin “sarsıntılı” yürüyüşünün de buradan kaynaklandığını savunur. Döngüsel krizleri, ekonomik büyüme ve depresyon aşamalarının birbirini izlemesini de buraya bağlar (bu yönüyle Schumpeter neo-liberal bir serbest piyasacı gibi durur). Fakat hem de bu çelişki veya gelgitlerin giderek şiddetlenip kapitalizmin çöküşüne yol açacağında Marx’la buluşur. Schumpeter’den kırk yıl sonra ise “katı olan herşeyin buharlaştığı” fikri, Marshall Berman’ın ünlü modernite incelemesine temel teşkil eder: All That is Solid Melts into Air(1982). Marx ve Engels’in çarpıcı gözlemini, bu kitap akademik dünyaya ve kültürel sosyolojiye âdetâ yeniden kazandırır.
* * *
Şimdi nereden mi çıktı bütün bunlar? Neredeyse 24 saat içinde birkaç yazı peşpeşe geldi, üstüste bindi sanırım. (a) 2 Şubat 2018 (Cuma) günü BBC, Jonathan Marcus’un Syria war: Why Turkey's battle for northern Syria matters (Suriye savaşı: Türkiye’nin kuzey Suriye mücadelesi niçin önemli?) başlıklı, dikkatli ve dengeli bir analizine yer verdi. ABD ordusundan bir sözcünün kuzey Suriye’de güvenliği sağlamak için çoğu Kürtlerden oluşan bir sınır gücü kurulacağına dair açıklamasıyla yapılan “mesaj hatâsı”nın (poor messaging) Ankara açısından bardağı taşıran damla olduğunu kaydeden Marcus, Amerikalıların daha sonra zararı asgariye indirmek uğruna bu sınır güvenlik kuvveti fikrinin hiç de yeni olmadığını tekrarlamalarına karşın, Trump yönetiminin resmî sözcüleri ile bölgedeki ABD komutanlarının farklı tellerden çaldığını belirtmekten de geri durmuyor. Askerler, diyor, Kürt müttefiklerine desteğin süreceğini vurgularken, Washington’daki yetkililer oldukça gergin ve tedirgin bir şekilde hem Kürtlerle aralarına mesafe koymaya, hem de Türkiye’ye “itidal” telkin etmeye çalışıyor. Amerika açısından çok rahatsız edici bir durum, NATO müttefiki ile Suriye’deki en önemli müttefiki arasındaki bu şiddetli çatışma. Zira IŞİD’in salt askerî bakımdan büyük ölçüde yenilmesinin ardından, “Washington’ın dikkati yön değiştirmekte. Bölgedeki yeni örgütsel ilkesi, İran’ın kısıtlanması ve engellenmesi…” (IS may be largely defeated in purely military terms, but Washington's attention is shifting. Its new organising principle in the region is the containment of Iran). ABD gerek Esad rejiminin ülkenin tamamına egemen olmasını, gerekse Rusya’nın bütün diplomatik kozları elinde toplamasını önlemek açısından Kürtlere muhtaç. Ama aynı nedenle Türkiye’ye de muhtaç değil mi? Marcus bu soruyu sormuyor gerçi. Ama Türkiye’nin kuzey Suriye’de ne olup bittiğine dair gerçek güvenlik endişeleri olduğunu ve ABD’nin de bunları bir ölçüde teslim etneye çalıştığını ifade ediyor (Turkey has genuine security concerns about what happens in northern Syria, which the US has tried to acknowledge).
(b) Jonathan Marcus’la aşağı yukarı aynı sırada, Cengiz Kapmaz’ın Serbestiyet’teki yazısında da ağırlık İran faktörü üzerinde. Kapmaz’a göre Amerika, Türkiye’nin Afrin operasyonunu kısmen kolaylaştırmak, kısmen de sınırlamak yoluyla hem Türkiye’yi ve hem de PKK-YPG’yi asıl amacı olan İran karşıtı bir koalisyona dahil etmeyi umuyor. Hattâ öyle ki, bunun arkasından yeni bir “barış süreci” zorlaması bile gelebilir kanısında (bkz ABD Afrin’den nasıl bir fayda devşirebilir?, 3 Şubat 2018).
(c) Sonuncusu ama herhalde en önemlisi, gene bu satırları yazmaya başladığım aynı 3 Şubat (Cumartesi) günü, David Kirkpatrick’in New York Times’da yayınlanan çok çarpıcı dış politika haber-yorumu. Başlık neredeyse her şeyi söylüyor (fâş ediyor) zaten: Secret Alliance: Israel Carries Out Airstrikes in Egypt, With Cairo’s O.K. (Gizli İttifak: İsrail’in Kahire’nin Onayıyla Mısır’da Sürdürdüğü Hava Saldırıları). Kirkpatrick’in bu konuda yazdığı kitap Ağustos ayında yayınlanacakmış; ancak makalesinin, en önemli bulgularını içerdiği anlaşılıyor. İşin özeti şu: Mısır topraklarında, Sina çölünün kuzey kesimlerinde yerleşip kök salan Ansar Beyt-ül Makdis gibi cihatçı grupların giderek tırmanan terör saldırılarıyla Mısır polisi ve ordusunun baş edememesi üzerine, 2015’ten itibaren İsrail silâhlı kuvvetleri devreye girmiş. Son iki küsur yıl boyunca, İsrail savaş uçakları, helikopterleri ve İHA’ları, Cumhurbaşkaı Abdülfettah el-Sisi’nin bilgisi, izni ve onayıyla, Mısır hava sahasında ve Mısır topraklarına karşı 100’den fazla saldırı gerçekleştirmiş. Obama döneminden beri bütün olaydan haberdar olduğu anlaşılan, ancak şimdiye kadar hemen hiç konuşmayan üst düzey Amerikalı yetkililere göre, bu hava saldırıları çok uzun bir militan liderler listesinin tek tek canını almış. Gerçi yerlerini başkaları almakta gecikmemiş, ama cihatçılar geri çekilmeye ve hedef küçültmeye zorlanmış. Artık yol kesmeye, kontrol noktaları kurmaya veya belli toprakları üs edinmeye cüret edemez hale gelmişler. Bunun yerine, Sina’da yaşayan Hıristiyan toplulukları, Nil vadisindeki kiliseleri veya (Kasım 2017’de yaptıkları gibi) “sapkın” saydıkları Sufî cemaatleri hedef almaya koyulmuşlar. -- Madalyonun diğer yüzünde her iki taraf, İsrail’in rolünü kendi toplumlarından titizlikle gizlemiş ve gizlemeye devam ediyor. Cihatçı hedeflerini vuran İsrail İHA’ları tamamen işaretsiz, anonim. İsrail jetleri ve helikopterlerinin üzerindeki işaretler de itinayla örtülüp maskeleniyor. Hattâ birçoğu çok dolambaçlı rotalar izleyerek kuzey-doğudan değil batıdan, Mısır’in içlerinden geldikleri izlenmini uyandırmaya çalışıyor. İsrail’de askerî sansür, söz konusu hava saldırılarının haber olmamasını, kamuoyuna yansımamasını sağlıyor. Mısır’da ise bu esrarengiz hava saldırılarının aslında nereden geldiğini sadece Sisi’nin çok yakınındaki, dar ve küçük bir asker ve istihbarat çevresi bilmekte. Mısır hükümeti Kuzey Sina’yı yasak bölge ilân ettiğinden, buraya hiçbir gazeteci giremiyor ve bilgi toplayamıyor.
Bir bakıma bütün bunlara şaşmamak gerek. Zira bu yakınlaşmanın uzun bir arkaplanı var. David Kirkpatrick, üç kere birbirleriyle savaşmış olmalarına karşın, 1978’deki Camp David anlaşmalarından bu yana Mısır ve İsrail generallerinin zaten giderek yakınlaştığını hatırlatıyor. İsrail’in, Hamas denetimindeki Gazze Şeridi’ne karşı uyguladığı ablukaya Mısır güvenlik güçleri destek oluyor. İki ülkenin istihbarat servisleri, uzun süredir militan gruplara karşı işbirliği içinde. Arap Baharı’nın Muhammed Mursi’yi başkanlığa getirmesiyle endişelenen İsrail yöneticilerini, o sırada savunma bakanı olan Sisi’nin 2013 darbesi rahatlatıyor. Darbeye ilk İsrail kucak açıyor ve (Kirkpatrick’e göre) Washington’a kabul ettiren de gene İsrail oluyor.
İlk defa 2013’ün Ağustos ayında, yani Sisi’nin iktidarı ele geçirmesinden birkaç hafta sonra, Kuzey Sina’da meydana gelen iki esrarengiz patlamada beş militan öldüğünde, Sisi’nin sözcüsü Albay Ahmet Ali, bunun (Mısır’ın verdiği istihbarat sonucu) bir İsrail İHA’sından atılan füzelerle gerçekleştiğine dair söylentileri, “bu tür iddialar tamamen gerçek dışıdır, akıl ve mantığa tümüyle aykırıdır” sözleriyle reddediyor. Nedir, burada “akıl ve mantık” ile kastedilen? Kuşkusuz, iki ülke arasında (ya da genel olarak İslâm âlemi ile İsrail arasında) süren veya sürdüğü varsayılan ideolojik düşmanlık. Bu yüzden, demeye getiriyor Mısırlı albay, işbirliği yapıyor olamayız. Esasen her iki taraf da bu kutuplaşmanın söylem kalıplarına uymaya özen gösteriyor. Sisi açısından bu, kendi halkını kızdırmamak için zorunlu. İsrail açısından da Sisi’yi açık düşürmemek ve Mısır’ın “istikrar”ını korumak için zorunlu. Fakat sathın altındaki işbirliği son derece gerçek ve (Kirkpatrick’in sözleriyle) “bölgenin siyasal yaşantısının sessiz sedasız yeniden şekilleniyor olmasının şimdiye kadarki en dramatik kanıtlarını” sunuyor (the most dramatic evidence yet of a quiet reconfiguration of the politics of the region). Devlet çıkarları eski dinî ve ideolojik ayrışmalara giderek ağır basıyor. Politik İslâm, cihatçılık, IŞİD/DAEŞ ve nihayet İran gibi ortak düşmanların sahneye çıkması, birçok Arap ülkesini giderek İsrail ile aynı mevzilere çekiyor. Ama resmî sözcüleri ve haber kanalları, kamuoyu önünde Yahudi devletini lânetlemeye devam ediyor.
* * *
Başta da söylediğim gibi, bu öykünün bir bölümü, “katı gözüken her şeyin buharlaşması”yla ilgili. Marx ve Engels gibi Marshall Berman da, modernitenin kaypaklığını daha çok ekonomik, sosyal ve kültürel düzeyde irdeliyordu. Politika her zaman bu kadar değişken olmadı, 1848’den bu yana. Hele 1945-1990 arasındaki Soğuk Savaş boyunca, görece sabitlendiğinden bile söz edilebilir. Ne ki, son otuz yıl, belki özellikle de son on veya on beş yıl, siyaset alanında da belirsizlik ve akışkanlığı doruğa çıkardı. Ve uluslararası ilişkilerde (diyelim cihatçılık ile Mısır-İsrail arasında, ya da Amerika ile Rusya arasında) gerçekten “tutulabilecek” takım veya taraf bırakmıyor.
Türkiye’de özellikle 2011-12’den itibaren yaşadıklarımızı, “büyük resim” (the big picture) açısından, bu erime ve çözülmelere karşı bir tepki olarak yorumlamak mümkün (güvensizliğe karşı güvenlik devleti). Fakat sahi, Türkiye neresinde duruyor bu yeniden mevzilenişlerin? İran karşıtı ve Amerika-İsrail destekli bir Suud-BAE-Mısır cephesi, geliyor üstümüze üstümüze. Esasen Kudüs meselesindeki isteksizliklerinden (ve Ankara’nın diplomatik başarılarının son tahlilde geçici kalmasından) da belli oldu. Peki, kaçıp sığınacak yer var mı şu Ortadoğu’da? Ve hakikaten, özellikle ABD’nin Afrin’e rıza göstermesinin bedeli ne olacak? (Gürbüz Özaltınlı’nın sorusunu da hatırlatabilirsem, meselâ Kürtlerle barışmanın maliyetinden az mı, çok mu olacak?)
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024