Halil BERKTAY
10-11 Ocak 2020] Çin Halk Cumhuriyeti’nin dış dünya ile ilişkisinde giderek daha fazla ve daha rahat kullandığı bir yöntem var: ekonomik cezalandırma. “Çin aleyhtarı” sayılabilecek herhangi bir söz, yazı, görüş, tutum veya eylem nedeniyle olabilir. Bir zamanlar House Un-American Activities Committee diye bir şey vardı Amerika’da. Kısaca HUAC diye bilinirdi. Un-American kısmını Türkçede tek sözcükle karşılayamıyorum. Belki “Amerikalılığa sığmayan” veya “Amerikalılıkla bağdaşmayan” diye çevrilebilir. Dolayısıyla kurulun tam adına da Temsilciler Meclisi Amerikalılıkla Bağdaşmayan Faaliyetler Komisyonu [Encümeni] denebilir. Fakat özetle, “Amerikan aleyhtarlığı”nın da ötesinde, çok daha flu, daha sübjektif, daha özcü bir nosyondu. Düşünsenize başka ülkelerdeki muadillerinin neler olabileceğini: Ruslukla, Almanlıkla, Fransızlıkla, Yunanlılıkla, Türklükle… bağdaşıp bağdaşmamak. Var mı böyle değişmezlikler, tanımlanabilirlikler? Hele hukukta? Tam koyu milliyetçiliğe, fanatik cadı avcılığına göre bir kavram ve görev tanımıydı. Nitekim bu bulanık ifadenin ardında, Komünist Partisi’ni (CPUSA), üyelerini, sempatizanlarını ve partiyle ilişkili olduğu düşünülen kuruluşları takip ve tâcizdi esas işi. 1950-53 arasında Senatör Joseph McCarthy’nin yükselişiyle birlikte HUAC da altın dönemini yaşadı. 1969’da Temsilciler Meclisi İç Güvenlik Komisyonu’na dönüştü. 1975’te lağvedildi ve görevleri Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu’na devredildi.
Çin’in kendi iç hukukunda buna benzer (meselâ “Çinlilikle bağdaşmazlık” veya “Çinliliğe hakaret” gibi) bir kavram var mı, bilmiyorum. Ama uluslararası planda sanki böyle bir suç veya günah kategorisi varmış gibi davrandığı kesin. Şuradan belli: ÇHC’nin hoşlanmadığı herhangi bir şey yapanların, hele küçük ülkeler, şirketler, girişimciler veya ticarî çıkar sahipleriyse, mutlaka bir şey geliyor başlarına. Bu da çoğu zaman bir ekonomik yaptırım veya misilleme biçimini alıyor. Çin ekonomisi 1989-2019 arasında ortalama yüzde 9.39 gibi bir yıllık büyüme hızını yakaladı. 1.5 milyarlık nüfus bu yükselen refah seviyesiyle birleşince, muazzam bir satınalma gücünü ifade ediyor. Madalyonun diğer yüzünde, yüksek tasarruf oranı üzerinden, aynı zamanda büyük bir yatırım kapasitesini ifade ediyor. Hemen kimse bu pazara ihracat olanağını da kolay kolay gözden çıkaramıyor, Çin sermayesini kendine çekme ihtimalini de. Oysa Çin açısından bu kararlar, salt ekonomik kararlar değil. Tersten söylersek, Çin’in bir komünist tek parti diktatörlüğüyle yönetilen kendine özgü Konfüçyüsçü devlet kapitalizmi, cebinden veya cüzdanından yakalıyor olası rakip veya muhaliflerini. Birçok durumda, demokratik ilkelere ve insan haklarına bağlılık lâfta kalabiliyor.
Bunun herhalde en çarpıcı uygulaması, doğrudan doğruya haberleşme, dolayısıyla iletişim teknolojileri alanında. Günümüz ÇKP’sinde kimse “proletarya diktatörlüğü” (ya da “halkın demokratik diktatörlüğü”) teorisini doğrudan doğruya Lenin, Stalin veya Mao’dan okumuyor olabilir. Zaten okumasına gerek de yok, zira 70 yıllık bir gelenek ve habitus oluşmuş durumda. Merkezin gücü öyle ki, Deng Şiaoping’le gelen iki dönemlik rotasyon kuralına tâbi kollektif önderlik sistemini dahi beyefendi istedi diye terkedip Şi Cinping’i ömürboyu lider kabul edebilen bir aygıt söz konusu. “Sosyalist siyasî sistem” bu işte. Partinin yönetim tekelinin düşünce ve ifade özgürlüklerini kısıtlamayı da içerdiği, artık bir mütearife teşkil etmekte.
Daha net söylersek, haberleşme ve bilgi edinme özgürlüğü Çin halkının vazgeçilmez ve devredilemez haklarından değil. Tersine, parti ve yönetim kendini ülkenin iç ortamını (yerli ve millî olanı?) dışarıdan gelebilecek zararlı (yerli ve millî olmayan?) fikirlere karşı korumakla yükümlü sayıyor. Bu da “iç” ile “dış” arasına bir bariyer kurup ikisini birbirinden izole etmekle mümkün. İsrail’i Filistinlilerden koruyan, Trump’ın beyaz Amerika’sını ise Meksikalılardan ve sair Hispaniklerden koruyacağı düşünülen duvarların çok daha büyük ve görünmez olanı, Çin’in cyber space’inde, sanal âleminde yükseliyor. İÖ 7. yüzyılda yapılmaya başlayan dağınık parçaları İÖ. 3. yüzyıl sonlarının Qin (Çin) hanedanında birleştirilen, ama asıl büyük bölümü 1368-1644 arasının Ming hanedanı tarafında inşa ettirilen Büyük Çin Seddi (the Great Wall of China), imparatorluğu kuzeybatı bozkırlarında yaşayan atlı göçebelerin (ve bu arada Türkî kavimlerin) beklenmedik saldırılarına karşı korumayı amaçlıyordu. Günümüzde ise 1997’den itibaren adım adım kurulan bir Büyük Çin Güvenlik Duvarı (the Great Firewall of China ya da GFW) var. Bu da bir tür koruma, savunma veya himayen kalkanı. Çin’in iç mekânını dünyadan koparıp tamamen ÇKP’nin hegemonyasındaki, dışarıdan bağımsız ve doğru haber alamayan, devlet medyasının kendisine sunduklarıyla yaşamaya mecbur edilmiş bir post-truth toplumu olarak yaşatmayı amaçlıyor.
Nasıl bir şey, bu GFW? Çin hükümetinin interneti tamamen denetimine almak için benimsediği yasal adımları ve kullandığı teknolojileri kapsıyor. Deng Şiaoping’in “sosyalist piyasa ekonomisi” reformlarının hem çok önemli bir aracı, hem de kaçınılmaz sonucu olarak internet, 1994’te Çin’e girdikten sonra kısa zamanda en önemli iletişim ve alışveriş platformu haline geldi. Bunun ifade ettiği tehlikeye karşı yönetim “internet egemenliği” vizyonunu geliştirdi. Buna göre, internetin ülkenin içinde kalan kesimi ülkenin egemenliğine tâbiydi; dolayısıyla o ülke tarafından yönetilmeliydi. Aynı çerçevede Kamu Güvenliği Bakanlığı, 1997’de yayınladığı ilk kapsamlı yönetmeliğin, devlete ve devletin emrindeki mahkemelere istediğini yapma olanağı veren esnek ve bulanık ifadeleriyle, bireylerin interneti
* ulusal güvenliği zedelemek; devlet sırlarını açığa vurmak; devletin ve toplumun
çıkarlarına zarar vermek;
* ÇHC Anayasasına, yasalarına veya idarî yönetmeliklerine karşı direnmeyi teşvik
ve tahrik edici bilgiler üretmek, kopyalamak, indirmek veya aktarmak;
* hükümeti veya sosyalist sistemi devirme propagandası yapmak;
* ülkenin birliği ve birleşmesini zayıflatmak;
* gerçekleri saptırmak, dedikodular yaymak veya toplumsal düzeni yıkmaya
kalkışmak
için kullanmasını yasakladı. Ertesi yıl, yani 1998’de, 1989 Tienanmen Meydanı protestolarında yer alan öğrenci liderleri ve demokrasi aktivistlerinden bir bölümü Çin Demokrasi Partisi’ni (ÇDP) kurmaya kalktı. Aralarından üç kişinin 28 Haziran 1998’de götürüp yetkili makamlara sunmaya çalıştığı kuruluş dilekçesi kabul edilmedi. Hemen ertesi gün, yani 29 Haziran’da tutuklamalar başladı ve kuruculara 11-12-13 yıllık hapis cezaları yağdırıldı. ÇDP yasaklandı, “illegal örgüt” olarak tanımlandı ve dönemin anti-reformcu şahinlerinden (Tienanmen katliamından da sorumlu olduğu sanılan) Li Peng, “Komünist Partisi’nin önderliğini [yönetimini] reddetmeyi öngören hiçbir gruba hayat hakkı tanınmayacağını” açıkladı.
Ezdiler ezmesine; ama ÇDP’nin yeni ve güçlü bir internet ağı kuracağından ve bunu kontrol edemeyeceklerinden hayli korktukları da anlaşılıyor. Nitekim GFW projesi hemen aynı 1998 yılı içinde başlatıldı. İlk bölümü sekiz yıl sürdü ve 2006’da tamamlandı; ikinci bölümü 2006’da başladı ve 2008’de sona erdi. Beycing [Pekin] Posta ve Telekomünikasyon Yüksek Okulu’nun direktörü (tepede solda resmini gördüğünüz) Fang Binşing’in önemli katkılarıyla, belki 50,000 uzman polisin çalıştığı ve en ileri teknolojilerin kullsnıldığı muazzam bir sansür altyapısı kuruldu. 2013’te işletimi Çin Sanal Âlem İdaresi’ne geçen bu güvenlik duvarı ve sansür sistemi, öncelikle (a) sınır-ötesi internet trafiğini yavaşlatmak; (b) bazı yabancı web sitelerine erişimi tamamen önlemek; (c) Google search, Facebook, Twitter, Wikipedia vb daha birçok yabancı internet aracını, kaynağını veya arama motorunu bloke etmek; (d) aynı şekilde, gezginci app’leri de engellemek; nihayet (e) (başta sözünü ettiğim gibi, Çin pazarını kaybetmemek için çırpınan) yabancı şirketleri, kendilerine dayatılan “yerli” koşulları kabullenmeye zorlamak… için kullanılıyor.
Operasyonun net sonucu, uluslararası bilgi kaynaklarına ulaşmanın son derece sınırlanması, neredeyse imkânsız hale getirilmesi. Bu koşullarda Çin halkının ancak çok küçük, çok nadir kesimlerinin, ister Sinciyang’daki “meslek eğitimi merkezleri” etrafında gelişen eleştiri ve tartışmalardan, ister Hong Kong’da aylardır süren protestolardan, ister ünlü aydın, sanatçı ve muhalif Ai Weiwei’nin 2011’de Beycing Havaalanında gözaltına alınıp 81 gün mahkemeye çıkarılmaksızın tutulduğundan ve ancak 2015’te ülkeyi terketmesine izin verildiğinden, ister Çin’in desteklediği ve himaye ettiği sair rejimlerin dünyada nelerden sorumlu olduğundan (meselâ Myanmar’da Rohingyaların başına gelenlerden), ister Çin televizyonunun NBA basketbol veya Arsenal futbol karşılaşmalarını vermeyi neden kesiverdiğinden haberi olabiliyor.
Özetle, GFW’nin, Büyük Güvenlik Duvarı’nın ardında bugün Çin 1.5 milyar tutukluyu barındıran, George Orwell’in 1984 distopyasına taş çıkartacak bir zihinsel hapishane. Gün gelir bu da çöker. Umarım. Ama şimdilik, modern bir diktatörlüğün oluşturabileceği, kimbilir kimlerin haset ve gıptayla izlediği, görece en dikensiz gül bahçesini temsil ediyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024