Haluk Yurtsever
Dünyadaki, özellikle de Ortadoğu’daki en son durumu esas alarak sağlıklı ve uzun erimli çözümlemeler yapmak, her şey son derece kaotik ve oynak bir zeminde seyrettiği için neredeyse olanaksız. Bu nedenle, genel konum saptamaları ve yönelişler üzerinden konuşmakta yarar var.
7 Ekim 2023 sonrasında İsrail’in açık ABD desteğinde başlattığı soykırımcı, işgalci taarruz, Suriye’de rejim değişikliğiyle yeni bir aşamaya ulaştı. İran merkezli direniş cephesinin güçten düştüğü, Rusya’nın sessizce geri çekildiği, Çin’in ABD ile karşı karşıya gelmekten kaçındığı koşullarda önümüzdeki kısa erimde Ortadoğu’da ABD-İsrail saldırganlığı sürecek gibi görünüyor. ABD ve İsrail stratejik çıkarlarını güvence altına alacak bir yeni düzen, bir tür Amerikan Barışı (Pax Americana) kurmak için zamanın geldiğini düşünüyorlar.
Trump’ın son açıklama ve kararnameleri, ABD’nin zayıflayan hegemonyasını yenilemede, dünyanın her yerinde ve Ortadoğu’da uluslararası hukuk, uzlaşma, rıza türünden “fantezileri” kenara itip kaba güce, orman yasalarına, “kazanan hepsini alır” tüccar mantığına başvuracağını gösteriyor.
Kaba güçle yol almanın ise sınırları var. ABD askeri gücünü ve parayı etkili bir yola getirme aracı olarak kullanarak Filistinlileri Mısır ve Ürdün’e sürme, Gazze’yi askeri üs ve turistik tesislerinin yer alacağı bir “kupon” arsa olarak İsrail’e sunma planının tıkır tıkır işlemesi mümkün değil. Filistin direnişi sürecektir. Arap yarımadasının emekçi halkları, dünyanın her yerindeki ilerici insanlık, Filistin soykırım ve tehcirine karşı direnişle dayanışma ve destek içinde olacaktır. ABD-İsrail tarafına, Filistin sorununda bu ölçüde üst perdeden konuşma cesareti veren temel etmen ise geleceklerini ABD ve İsrail’le işbirliğinde gören, başta Suudi Arabistan, kendi toprağına ve insanına yabancılaşmış her anlamda gerici Arap devlet ve emirlikleridir. Önümüzdeki dönemde bu coğrafyadaki gelişmelerin yönünü, büyük ölçüde Filistin ve Arap emekçilerinin bu dayatmalara karşı mücadeleleri belirleyecektir. Mevcut koşullar köklü biçimde değişmedikçe Pax Americana’nın Ortadoğu’ya kalıcı bir barış getirmesi olanaksızdır.
*
Trump yönetiminin Suriye ve Türkiye gündemlerinde nasıl bir yol tutturacağı, asker çekecek mi çekmeyecek mi türünden kimi ayrıntılar bakımından belirsizliğini korusa da, Trump-Pentagon, ABD- İsrail ilişkileri tümüyle sorunsuz, pürüzsüz olmasa da ana doğrultular önemli ölçüde netleşmiş durumda.
Ortadoğu’nun kapitalist gelişmişlik, sermaye birikimi, eğitimli nüfus ve silahlı kuvvetler bakımından ileri ve güçlü ülkesi Türkiye’nin konumu, Pax Americana’nın önemli ve sorunlu bir konusudur. Türkiye, yalnızca bölge açısından değil, küresel hegemonya ve paylaşım savaşları açısından da kritik bir ülkedir. Kimi gel gitlerden sonra, küresel kamplaşmada açık ve kesin biçimde ABD tarafında yer almıştır. Tersinden bakıldığında ABD, AB ve İsrail’in Türkiye’yi kaybetmek istemedikleri de açıktır.
Öte yandan, ABD, İsrail ve AB’nin, Türkiye’nin bir tür vekil/taşeron rolü üstlenerek büyümesini, bölgenin altemperyalist bir gücü olmasını isteyebilecekleri yönündeki beklentilerin gerçek karşılığı yok. Türkiye’nin başta Suriye bölgenin yeniden inşasında başrol üstelenecek mali gücü de yok.
Trump, pazarlıkta el yükselten, vazgeçilmezlerini en başından dayatan bir taktik izliyor. ABD Türkiye’yi İsrail’le yakınlaşma-İran’a karşıtlık-Suriye’deki Kürt oluşumuna esneklik olarak özetlenebilecek bir çizgide uzlaşmaya ikna etmeye çalışıyor. Bunlar Erdoğan iktidarının zayıflamakta olan toplumsal desteğini iyice eksiltecek başlıklar. Son aylardaki dizginsiz devlet/yargı terörü “yumuşatmak için sertlik” ve Cumhur İttifakı’nın iç toplumsal desteğini korumak için gerçek yönelişini perdeleme ihtiyacından kaynaklanıyor.
Ortadoğu ve Suriye’deki gelişmelerin, ABD ve İsrail’in Kürtler konusundaki yaklaşımlarının “büyük Kürdistan” yolunda bir fırsat olduğunu düşünenler var. Evet, bölgede sınırların yeniden çizilmesi, kimi devletlerin parçalanması Pax Americana mantığına uygundur. Ama tersi, yani Türkiye’nin büyütülmesi ya da “büyük Kürdistan” emperyalistlerin “böl, parçala, daha kolay yönet” düsturuna da verili koşullara da uygun düşmüyor.
Somut bilgiye dayanmayan bir öngörü olarak, ABD-Türkiye, Türkiye-Öcalan arasında uzun zamandır sürmekte olan “müzakere”lerin, Türkiye ve Suriye’deki Kürt oluşumlarının sınıfsal, ideolojik ve siyasal karakterinde düğümlendiğini düşünüyorum. ABD, Suriye’de, Irak’taki Barzani önderliği tipinde, ABD’ye, İsrail’e dost, İran’a karşı bir oluşum istiyor. Bu tasarımın önündeki en büyük engel ise PKK ve DEM Parti’nin, tabanını emekçilerin oluşturduğu, yönetimlerinde seküler, sol eğilimli kadroların ağır bastığı yapılanmalarıdır. Bu öğelerin tasfiyesinin, din, mezhep, etnisite ayrımlarının ötesine geçen bir siyasal örgütlenmenin prototipi olan Rojava girişiminin ruhuna fatiha okunmasının ABD ile Türkiye arasında uzlaşma zemini olarak “çalışıldığı” anlaşılıyor.
Kürtlerin, emperyalist güçlerin ipiyle kuyuya inilemeyeceğinin dersleriyle dolu tarihinin bugün hiç akıldan çıkartılmaması gerekiyor.
*
Önümüzdeki günlerde Öcalan’ın, silahları bırakma çağrısı yapacağı belli oldu.
Resmi söyleme göre, ortada bir çözüm ya da barış süreci yok. Bu bir yana, Erdoğan ve Bahçeli’nin kullandıkları terimle “terörsüz Türkiye” yolunda bir ilerlemeye hizmet edecek bir siyasal iklimden, dilden de uzağız. Tüm toplumsal muhalefet güçlerine karşı devlet ve yargı terörünün tırmandırıldığı, “en son terörist ortadan kaldırılana kadar savaş” klişesinin tekrarlandığı ortam, silahların susmasını gerçekten isteyen geniş toplum kesimlerinde de güvensizlik ve kuşku yaratıyor.
PKK yönetiminden Murat Karayılan, Öcalan’ın bir açıklamasıyla silah bırakmayacaklarını, bu çağrıya uymalarının Öcalan’ın doğrudan devreye girmesine, gerillalarla doğrudan görüşmesine ve kongre kararına bağlı olduğunu açıkladı. DEM Parti Eşbaşkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, HDP eski Eşbaşkanı Demirtaş da barışın ancak “eşit yaşam ve demokrasi”yle, “demokratikleşme ve kardeşlik"le, “özgürlükler, eşitlik, adalet ve temel insan hakları için” mücadeleyle sağlanabileceğinin altını çizdiler.
Sonuç olarak, Öcalan’ın çağrısının kendi başına sonuçlar doğurması beklenmiyor. Silahların susması bu çağrıdan sonra tarafların ne yapacaklarına, hangi adımları atacaklarına bağlı. Kaldı ki, bu başlıkta taraflar ikiden ibaret değil. Büyük devletlerin, bölgedeki irili ufaklı silahlı güçlerin, din/mezhep kümelenmelerinin, bu anlamda ideolojik yönelimlerin devrede olması sorunu daha da karmaşık hale getiriyor.
Erdoğan’ın bir kez daha cumhurbaşkanı seçilmesi, iktidarda kalması hedefinin Bahçeli’nin başlattığı sürecin önemli bir önceliği olduğundan kuşku duymamak gerekiyor. Erdoğan’a bu olanağı sağlayacak anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi bugünkü meclis aritmetiğinde büyük ölçüde DEM Parti’nin tutumuna bağlı. Dolayısıyla, Öcalan’ın çağrısından sonra anayasal, yasal düzenlemelerin müzakere konusu olması olanaklı ve olası.
*
Çeşitli yönlerine ışık tutmaya çalıştığımız sürecin, Türkiye’yi silahların sustuğu, sahici, kalıcı bir barış ve kardeşlik ortamına taşıması siyasal olarak olanaksız olduğu için değil, Türkiye’yi yönetenlerin iliklerine işlemiş tarih anlayışı, “millet” kavramı ve daha önemlisi sınıfsal tercihleri nedeniyle ne yazık ki mümkün görünmüyor.
Tarihi, birbirine kan ve din/mezhep bağıyla bağlı insan topluluklarının ezeli ebedi hareketi ve karşıtlığı olarak kavrayan, doğası gereği ayrıştırıcı ve dışlayıcı bir “millet” kavramında “birlik” arayan egemen zihniyet en büyük sorunumuzdur. Türk-İslam sentezinin güncellenmiş versiyonu olan ırkçı-ümmetçi anlayış devlete egemendir. Buna bir tür tepki ve savunma refleksi olarak toplumsal muhalefet içinde kimlik siyasetlerinin öne çıkması ise, sorunun bizi birinci derecede ilgilendiren cephesini oluşturuyor.
Bu yaklaşımın alternatifi, Türkiye toplumunu, bu topraklarda bizden önce yaşayan insanların var ettikleri tüm uygarlıkların, kültürlerin birikimli mirasçısı eşit yurttaşlar olarak kavrayan bir tarih ve toplum tezi olabilir ancak. Derinliği ve toplumsal karşılığı olan bir antitezdir; yeni bir ruhla canlandırılması bugün özellikle önem taşıyor. Bu tezin üstün gelmesi yalnız tarih bilincine değil, sınıf bilincine bağlı. Çünkü, hukuk önünde eşitlik bile ancak sınıf mücadelesiyle kazanılabiliyor, toplumsal eşitlikle tamamlanmadığı zaman kalıcı olamıyor.
Herhangi bir etnik unsura, dile, dine referansla tanımlanmayan, bu topraklarda yaşayan herkesin ulusal, kültürel hak ve hukukuyla eşit yurttaş olduğu, her türlü sömürü ve boyunduruğun yok edildiği bir düzenin büyük kitlelerin gerçek ve gerçekleştirebilir özlemi olduğundan kuşku duymamalıyız.
Kalıcı barış ve kardeşlik, Amerikan barışına uyumdan değil, “sınıf ve toprak kardeşliği”, “özgürlük için eşitlik” için birlikte mücadele etmekten geçiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2025
29.01.2025
5.01.2025
17.12.2024
3.12.2024
22.11.2024
7.11.2024
22.10.2024
15.10.2024
10.09.2024