Haluk Yurtsever
Geçen yılın 22 Ekim’inden bu yana bir gölge boksunun izleyicileriyiz. Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan, pek çok kişinin söz aldığı, hazırlık ve pazarlıkların gerçek içeriğini pek az kişinin bildiği, nasıl ilerleyeceğini ise hiç kimsenin bilmediği bir “olay-durum” la karşı karşıyayız.
Bu yazıda ulus ve Kürt meselemizin teorik/tarihsel bağlamıyla ilgili saptama ve belirlemeler yapmak istiyorum.
Teorik bir önermeden başlayabiliriz: Kavram ve kategoriler, onları var eden gerçeklikten daha uzun ömürlü olamıyorlar. Dünya çapında nesnel ve siyasal gerçeklikte çok önemli ve hızlı değişikliklerin yaşandığı bir sürecin içindeyiz. Ulus, ulusallık, ulusçuluk, ulusal bağımsızlık, self-determinasyon, vatan, barış ve benzeri kavram ve ilişkilere tarihten güncelliğe bu değişiklikleri gören eleştirel ve geniş bir mercekten bakmak, günümüz sorunlarını yirminci yüzyılın kavram ve düşünce kalıplarıyla kavrayıp çözmenin olanaksız olduğunun ayırdına varmak gerekiyor.
Ulus, tarihsel, dolayısıyla geçici bir kategoridir. Ulus ve ulus devlet, uzun bir mayalanma döneminin sonunda 18. yüzyılda, Batı Avrupa’da var olan devletler tarafından inşa edilmiş, dünyaya yayılmıştır.
MİLLİYETÇİLİK VE ANTİ-EMPERYALİZM ÇAĞI
On dokuzuncu yüzyılın sonundan yirminci yüzyılın sonlarına kadar olan dönemi kabaca “ulus devletleşme”, “milliyetçilik” ama aynı zamanda ”anti-sömürgecilik”, “anti-emperyalizm” çağı olarak nitelemek yanlış olmaz.
Bu yazının mekân sınırları daha gerilere gitmeye izin vermediği için, konunun tarihsel/ siyasal çerçevesini önemli değişikliklere sahne olan son yüzyılla (1914-2025) sınırlı tutacağım.
Yirminci yüzyılın siyasal kalıbı Birinci Dünya Savaşı ve Ekim Devrimi’yle döküldü. Savaş, üç büyük imparatorluğun dağılmasıyla, bakiyelerinden yeni ulus devletlerin doğmasıyla sonuçlandı.
Ekim Devrimi, bağımlı/ezilen halkların sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı mücadelelerine yeni bir çevren ve alan açtı. Anti-emperyalizm salt bir karşıtlık, gelecek vizyonu olmayan bir isyan olmanın ötesine geçerek var edici, kurucu bir siyasal içerik kazandı. Ulusal kurtuluştan sonra, Sovyetler Birliği’nin varlığının yarattığı maddi zemin ve siyasal şemsiye altında “bağımsız”, “bağlantısız” devlet ve toplumlar olarak var olmak, “kapitalist olmayan yoldan” kalkınmak gerçekleşebilir hedefler olarak gündemleşti. Aynı ilişkinin bir türevi olarak, daha 1916’da öngörüldüğü biçimde, ulusal kurtuluş mücadeleleri, “gerçek anti-emperyalist kuvvetin, sosyalist proletaryanın sahneye çıkmasına yardım eden mayalardan biri, basillerden biri rolü” oynamaya başladı.(2)
Sovyetler Birliği’nin çözülüşüyle birlikte bu zemin dağılmış; bir dönem kapanmıştır.
DEĞİŞEN ZEMİN
Yugoslavya’nın parçalanmasından başlayarak, 1992’den sonra ortaya çıkan yeni devletlerin neredeyse tümü, ABD ve AB’ye bağımlılar. Sovyet blokundan kopanların çoğu NATO’ya, AB’ne katıldılar. Ukrayna’da savaş sürüyor. Afganistan, Libya, Irak, Suriye devlet ve toplum olmaktan iyice uzaklaştırıldılar.
Devletsiz kapitalizm konu dışıdır. Emperyalizm, ayrıca ve özellikle güçlü/militarist devlet demektir. Ancak, kulakları çınlasın, Yalçın Küçük’ün 23 yıl önce isabetle belirttiği gibi, “emperyalizm, ulus devletin çözülmesi de demektir.”(2)
Şimdi, ileri ve organik düzeyde bütünleşmiş tek dünya pazarında küresel sermayenin, en başta da bilişim oligopollerinin devleti aşan hareketlerinin ivmelendiği, onlarca ulus devletin sistem açısından “gereksiz” hale geldiği, büyük emperyalist devletlerin yörüngesinde şube devletleşmelerin yaşandığı, ezilen ulusların bağımsız var olma zemininin çözüldüğü bir evredeyiz. Henüz başlarında olduğumuz, tersinmez, aynı zamanda kapitalizmin tarihsel sınırının cisimleştiği bir süreç bu!
Bu tersinmez gidiş, farklı coğrafyalardaki tüm ulusal/etnik olguları aynı sepete koymayı gerektirmiyor; ulusal dinamiklerin menziline, ufkuna sınırlar, kısıtlar getirdiği kesindir. Devrim ve sosyalizm mücadelesi de bugün, her zamankinden daha fazla ulusal sınırları aşan bir karakter gösteriyor.
Bu gerçekleri kavramadan devrimci demokrat ya da komünist siyaset gütme olanağı bulunmuyor.
TÜRKLER VE KÜRTLER
1071’de Türkler Anadolu’yu fethe başladığında, bu topraklarda başta Ermeniler ve Kürtler olmak üzere otokton (yerli, yerleşik) halklar yaşıyordu. Ermeni sorununu, 1915’te tehcir ve katliamla “çözdük” (!)
Cumhuriyet döneminde devletin Kürt siyasetini ise iki zıt dürtü arasındaki gelgitler belirledi.
Birincisini, 1071’e, Osmanlı mirasına, 1915’de Ermenilere, kurtuluş savaşında Rumlara karşı İslam bayrağı altındaki ortak mücadeleye, “1000 yıllık Türk-Kürt” kardeşliğine gönderme yaparak, tüm Kürtlerin hamiliğine soyunarak sorunu “Türkiye’yi büyüterek çözme” yaklaşımı olarak özetleyebiliriz. Bu yaklaşım 1990’larda, Özal’ın son yıllarında Türkiye’yi, Kürtleri de kapsayarak ABD desteğinde bölgenin altemperyalist gücü düzeyine yükseltme tasarımına büründü. ABD ve TC devletinden yeşil ışık gelmeyince gündemden düştü.
İkincisi, Türkiye’nin bölünmesi, küçülmesi paranoyasıdır. Türkiye’yi yönetenler, özellikle de devlet içinde örgütlü ırkçı/milliyetçi eğilimler tarafından canlı tutulan bölünme sendromu, bu topraklardaki her türlü hak ve özgürlük mücadelesini, emekçi taleplerini şiddetle bastırmanın etkili aracı, kaldıracı olarak birinci yaklaşımın öne çıktığı dönemlerde de yürürlükte oldu. Kürt konusunu, emperyalist devletlerin müdahalelerine açık hale getiren sürecin taşları bu siyasetlerle döşendi.
Tabloyu tamamlamak için Türkiye’deki Kürt siyasal hareketinin son 40 yıldaki konumunu da birkaç cümleyle betimlemeye çalışalım: Bu hareket, bölgenin kapitalist gelişmişlik ve sınıfsal ayrışma açısından en ileri parçasında, Marksist eğilimli, emekçi kökenli genç Kürt aydınları tarafından inşa edildi. Yirminci yüzyıl ilkel milliyetçiliğiyle arasına mesafe koyan, ana gövdesini emekçilerin oluşturduğu, kadınları hareketin en önüne taşıyan seküler ve modern bir ulusal hareket olarak bedenleşti. Yirmi birinci yüzyılın başlarından bu yana, “demokratik cumhuriyet”, “onurlu barış” talepleriyle Türkiye bütünlüğü içinde çözümlere açık olduğunu duyuruyor.
2013 - 2015 'ÇÖZÜM SÜRECİ'
Bu sürecin herkes için öğretici derslerle dolu ayrıntılarına girmeden, kesilmesine yol açan, günümüz süreçlerini anlamak açısından önemli iki neden ya da dinamiğe işaret etmek istiyorum.
Bir: HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, 17 Mart 2015’deki meclis grup konuşmasında “Recep Tayyip Erdoğan, seni başkan yaptırmayacağız” cümlesini üç kez tekrarladı. Arkasından HDP 12 Haziran seçimlerinde yüzde 13,1 oyla 80 milletvekili çıkararak Türkiye siyasetinin önemli bir öğesi haline geldi. HDP, Kürt siyasetine hep önerilen “Türkiye partisi” olma yolunda önemli bir adım attı. Erdoğan’ın Dolmabahçe masasını dağıtmasının en önemli nedeni, bu gelişmeyi kendi iktidarına karşı 2013 Gezi isyanından sonraki en önemli tehdit olarak görmesidir. İktidar için, Demirtaş çıkışı ve Gezi isyanı, bir daha aslan yinelenmemeleri gereken bir tür kâbustur; kin ve rövanş konusudur.
İki: Aynı tarih kesitinin bir başka önemli gelişmesi, Kürt hareketinde ağırlık merkezinin Suriye’ye, Rojava’ya kayması, yeni bölgesel/küresel dengeler içinde o topraklarda bir Kürt siyasal oluşumunun/devletleşmesinin uç vermesi oldu. Bu değişiklik Kürt siyasetini bu kez kendi gerçekliği üzerinden “Türkiye siyaseti” dışına iten nesnel bir etki yarattı. “Hendek savaşları” ile 2015’de kazanılan siyasal pozisyonun ikna gücü ciddi biçimde sarsıldı.
“Zaten” uluslararası olan Kürt meselesi 2025 kışında, bugüne dek hiç olmadığı kadar devletlerarası rekabet ve çatışmaların alanı haline gelmiştir.
Kürt halkının güncellikteki siyasal ruh halini, bir yandan barış isterken, bir yandan da duyduğu güvensizlik ve kaygıyı anlayabilmek için, bu tabloya 2023 seçimlerinde Türkiye toplumsal muhalefetinin yanında ve Erdoğan’ın karşısında yer almalarına rağmen yalnız seçim sonuçlarıyla değil, Kılıçdaroğlu’nun ikinci tura girerken yaptıklarıyla da uğradığı psikolojik kırılmayı eklemek gerekiyor.
*
Bir yurttaş ve baba olarak, silahların susacağı, genç bedenlerin toprağa düşmeyeceği bir Türkiye’yi arzuluyor ve özlüyorum. Bir komünist olarak, ayrıca, etnik/ mezhep ya da kimlik temelli çatışma ve savaşların dünyada, bölgede ve Türkiye’de sona ermesini, emekçilerin, toplumsal proletaryanın sömürü ve baskıdan kurtulma/sosyalizm mücadelesini öne çıkaracağı için savunuyorum.
Dahası, Kürt meselesinin barışçıl yöntemlerle çözülmesinin teorik olarak kapitalizm içinde de mümkün olduğunu, “barış”ın Türkiye toplumunun çok büyük çoğunluğu için zamanı gelmiş bir önerme olduğunu düşünüyorum.
22 Ekim 2024’ten bu yana dalgalar halinde uygulanan kayyım operasyonları, tüm toplumsal muhalefet bileşenlerine karşı yargı eliyle yürütülen devlet şiddeti, söylem ve eylem dili ise ne yazık ki barışçıl bir dönemin eşiğinde olmadığımızı gösteriyor.
“Pax Amerikana”nın getirecekleriyle, iç ve dış dinamikleriyle, sınıfsal içeriğiyle somut durumun somut çözümlenmesi gelecek yazının konusu olsun.
NOTLAR:
(1) Lenin, Ulusların Kaderini Tayin Hakkı, Sol Yayınları, Dokuzuncu Baskı, Ankara 1998, s. 190-191
(2) Yalçın Küçük, Tekeliyet 2, İthaki Yayınları, İstanbul 2003, s. 92
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları











































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2025
29.01.2025
5.01.2025
17.12.2024
3.12.2024
22.11.2024
7.11.2024
22.10.2024
15.10.2024
10.09.2024