Haluk Yurtsever
Öleceğini bilerek yaşayan tek canlı insandır. Ömrün ölümle biteceği kesin, ne kadar, nasıl yaşanacağı ise belirsizdir. İnsandaki varoluşsal huzursuzluğun, “varlık anksiyetesi”nin temelinde bilinemezlik yatıyor.
Takıntı (obsesyon) düzeyindeki anksiyete, tıbbi yöntemlerle teşhis ve tedavi edilebilen zihinsel bir hastalık sayılıyor. Bireyin ruh sağlığına ilişkin tıp bilgileri üzerinden toplumsal olayları anlamak, açıklamak ve değiştirmek ise mümkün değil.
Varlık ve gelecek kaygısının, bireylerin ve toplulukların davranışlarını belirleyen korku ve güvensizliğe dönüşmesi, zamanımızın insan bilinci ve eylemiyle ilgili en yaşamsal ideolojik siyasal “girdi”lerinden birini oluşturuyor.
Dünyayı değiştirmek isteyenlerin, sorunun nedenleri, sonuçları ve aşma yolları üzerine düşünmeleri, tartışmaları gerekiyor.
*
Devletin şiddet ve baskı araçlarıyla büyürken toplumsal hizmet alanlarından çekildiği; devletlerarası ilişkilerin orman yasalarıyla, savaş ve silah yöntemleriyle yürütüldüğü; bilişim oligopollerinin elindeki denetim ve hükmetme araçlarının devasa ölçeklerde büyüdüğü; toplumsallığın, kolektif eylem, örgütlenme ve dayanışma kültürünün zayıfladığı; bunalım dönemlerinde hep olduğu gibi kötülüğün sıradanlaştığı; günlük yaşamda güvensizliğin, güvencesizliğin, geçinemezliğin çoğunluğun “yeni normali” durumuna geldiği vb. zamanlardan geçiyoruz.
Günümüzde öne çıkan, kritik önemde beş belirti ya da eğilime bakalım.
Bir: Kapitalizmin en büyük başarılarından biri, geçmiş ve gelecekten yalıtılmış bir şimdiki zaman algısını küresel ölçekte egemen kılmış olmasıdır. “Dünya bir gündür, o da bugündür” sözünde hazcı ve tarih dışı anlatımını bulan şimdicilik ideolojisi, hayal gücünü, daha iyi bir gelecek için eyleme geçme enerjisini dumura uğratıyor. Şimdinin aşılacağı, daha iyisinin olabileceği düşüncesinden yoksun, özgüveni sarsılmış insanda boyun eğme, güçlü olana sığınma refleksleri güçleniyor. Baskıcı, otoriter rejimlere verilen açık ya da zımni destek, en çok “daha kötüsü olabilir” korkusundan besleniyor. Dünü ve yarını olmayan bir şimdiki zaman algısı edilgenliğin, içe dönmenin, “kendisini kurtaran kaptan” bencil bireyciliğinin düşünsel döl yatağını oluşturuyor. Özellikle bizimki gibi ülkelerde, taşıdığı tüm çelişki ve sorunlara rağmen bu acımasız dünyada son sığınak gibi görünen ailenin çözülüşü durumu daha da katlanılmaz kılan etmenler arasında yerini alıyor.
İki: Başta yapay genel zekâ, bilişim teknolojilerindeki gelişmeler egemenlere, atom tanecikleri gibi saçılmış tek tek insanlara dışarıdan bilinç taşıma, her bireyi zihnine girerek tek tek yönetme gücü veriyor. İnsan, bugüne dek hiç olmadığı ölçülerde dışsal güçlerin denetim ve yönlendirme nesnesi haline gelmiştir. Başka bir anlatımla, birey ve topluluk olarak insanın kendi yazgısını belirleme erki, yapay zekâ algoritmaları, özel psikolojik yönlendirme yöntemleriyle de yok ediliyor. Henüz başlarında olduğumuz bu süreç çok hızlı ilerliyor.
Üç: Geleceği bilememe, kişisel ve topluluk düzeyinde “kötü talih” olasılığı, “kıyamet günü” metaforu, savaş ve iç savaşlarda yaşanmış kitlesel kırım sahneleri zihinlerdeki varlığını koruyor. İnsanlığı bekleyen tehlikelerin teorik olasılık olmakla kalmayıp, gerçek, pratik tehditlere dönüşmesi, göstere göstere gelen bu tehlikelere karşı hiçbir şey yapamamak kitlesel yılgınlık üretiyor. Günümüzde iklim krizinin gerçek ve güncel, nükleer silahların kullanılacağı bir dünya savaşının yakın tehdit oluşturması, “bir gün kıyamet kopabilir” genel söyleminden çok daha reel, etkili ve yakın bir korku kaynağıdır. İnsanları öldürmek için geliştirilen silah teknolojisi İonna Kuçuradi’nin sözleriyle “medeniyetin ilkelliği”ni dışa vururken, bir yandan da insanın dünyayı değiştirme istencini aşındıran, çaresizlik duygusunu büyüten bir işlev görüyor. Şu sıralar Gazze, Lübnan, birkaç gündür de Suriye hattında yoğunlaşan çatışma ve savaşları hiçbir şey yapamadan izlemenin kahredici çaresizliğini yaşamıyor muyuz? Baskıcı, otoriter ve totaliter rejimlere verilen kitlesel desteğin kamçısı çaresizlik ve dehşettir.
Dört: Gelir ve servet eşitsizliğinin tüm dünyada büyük bir yarılmaya doğru şiddetlenerek, ivmelenerek yol alması gelecek kaygısını çarpan etkisiyle çoğunluğun egemen ruh hali durumuna getiriyor.
Beş: Doğum oranlarındaki dramatik düşüş, yaşlı nüfustaki sıra dışı artış, dünyayı ilk kez nüfusun doğal afet ya da salgın hastalıklar nedeniyle değil, insanların kendi tercihlerinden dolayı azaldığı “depopülasyon çağı”na taşıdı. Çocuk sahibi olma isteği dünya genelinde düşüyor. Kuşkusuz, birden çok nedeni de var; kanımca en önemli nedenlerden biri, geleceği belirsiz dünyaya çocuk getirme sorumluluğundan kaçış güdüsüdür.
*
Yazının başlığına koyduğum Umut İlkesi, Ernst Bloch’un (1885-1997), 1954-1959 yılları arasında yazdığı iki ciltlik kitabın adı. Bloch bu kitabın bir yerinde, “Dünyanın sırrı bir tür kozmo-analitik çöp çukurunda değil, kazanılması gereken geleceğin ufkundadır” diye yazıyor.(1) Gelecek ufkunun, bugünkünden farklı bir yarını düşünmekle, ummakla başlayıp genişletilebileceğini savunuyor.
Umudun olmadığı yerde insan iradesiyle oldurulacak bir gelecek olamıyor. Varlık ve gelecek kaygısının panzehiri umut ilkesidir.
Umudu bir tür Polyanacılıktan, boş iyimserlikten farklı kılan, onun maddi dünyanın içindeki varlığıdır. Madde, yalnızca olanı değil, olanaklı olanı da içeren, henüz sonuçlanmamış hareket halinde, süreçsel bir oluşumdur. Geleceğin filizleneceği nesnel zemin ve kökler bugünün maddesinin içindedir.
Marx, sınıfsız bir toplumun ortaya çıkması için “gerekli maddi üretim koşullarıyla onlara tekabül eden işbirliği ilişkilerinin” varolan toplum içindeki “gizli varlığı”na 167 yıl önce Grundrisse’de işaret etmişti.(2)
Umudun maddi varlığını oluşum süreçlerindeki gizilgüç (potansiyel) ve eğilimlerde görebiliyoruz.
Gizilgüç, bir tür “gizli” varoluştur. Henüz gerçekleşememiş ama gerçekleşebilecek olandır. Maddenin hareketinde saklı nesnel-reel olanaklardır. Bugünün atomize edilmiş insanındaki “toplumsal birey” gizilgücünü buradan bakarsak görebiliriz.
Eğilim, maddi oluşum süreçlerindeki nesnel, istem dışı yönelişleri, olayların belli sonuçlara doğru ilerleyen diziliş ve akışını, toplumsal süreçlerin evrildiği doğrultuları anlatan bir kavramdır.
*
Yukarıda kısaca resmetmeye çalıştığım varlık ve gelecek anksiyetisinin yarattığı kısır döngünün dışına çıkabilmek için geçmişten bugüne, bugünden yarına uzanan yeni bir şimdiki zaman yaratmak, Bloch’un umut ilkesine yeniden hayat vermek gerekiyor.
Teorik, tarihsel, ekolojik ve pratik sınırlarına dayanmış bu dünyadan kurtuluşun yolu, verili sistemin bağrında maddileşen, yeni topluma geçiş olanaklarının görülmesinden, onlarla bütünleşen devrimci bir siyasetin inşa edilmesinden geçiyor.
Kurtuluşçu felsefenin gerçekleşmesini, umut ilkesinin hakikat olmasını sağlayacak bağ siyasettir. Çağın gerçekliğini düşüncede kavrayan, yeniden yorumlayan, bununla yetinmeyip pratiğin eylemli eleştirisiyle verili gerçekliği değiştirmeye yönelen devrimci sınıf siyaseti için ilke ve amaçlara bağlı, eylemli, çok boyutlu, kolektif bir yeniden üretme etkinliği gerekiyor.
Tutulacak halkalardan biri, değiştirilecek dünyayla tarih, sınıf ve sınır bilinciyle, umut ilkesiyle bağlanmaktır.
Umut ilkesinin tamamlayıcısı ahlâk ilkesidir.
Marx’ın anlatımıyla, insanı köleleştiren, aşağılayan tüm ilişkilerin yok edilmesi için mücadele ediyoruz. Bu, açıkça belirtelim, determinist bir yasallıkla değil, ahlâki bir bakışla tanımlanabilecek bir amaçtır.
Amaca bağlılık, amaç yolunda doğrultu tutarlılığı ahlâkımızdır.
Yine Marx’ın diliyle söylersek, insanlık olarak hâlâ tarih öncesinde yaşıyoruz. Bir insanlık tarihinin olup olmayacağı ise, bugünün insanları olarak bundan sonra ne yapacağımıza bağlı görünüyor.
NOTLAR:
(1) Ernst Bloch, Umut İlkesi Cilt 1, Çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, 4. Baskı, İstanbul, 2020, s.
(2) Karl Marx, Grundrisse, Çeviren: Sevan Nişanyan, Birikim Yayınları, İstanbul, Ekim 1979, s. 233-234
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2025
29.01.2025
5.01.2025
17.12.2024
3.12.2024
22.11.2024
7.11.2024
22.10.2024
15.10.2024
10.09.2024