Haluk Yurtsever
Öleceğini bilerek yaşayan tek canlı insandır. Ömrün ölümle biteceği kesin, ne kadar, nasıl yaşanacağı ise belirsizdir. İnsandaki varoluşsal huzursuzluğun, “varlık anksiyetesi”nin temelinde bilinemezlik yatıyor.
Takıntı (obsesyon) düzeyindeki anksiyete, tıbbi yöntemlerle teşhis ve tedavi edilebilen zihinsel bir hastalık sayılıyor. Bireyin ruh sağlığına ilişkin tıp bilgileri üzerinden toplumsal olayları anlamak, açıklamak ve değiştirmek ise mümkün değil.
Varlık ve gelecek kaygısının, bireylerin ve toplulukların davranışlarını belirleyen korku ve güvensizliğe dönüşmesi, zamanımızın insan bilinci ve eylemiyle ilgili en yaşamsal ideolojik siyasal “girdi”lerinden birini oluşturuyor.
Dünyayı değiştirmek isteyenlerin, sorunun nedenleri, sonuçları ve aşma yolları üzerine düşünmeleri, tartışmaları gerekiyor.
*
Devletin şiddet ve baskı araçlarıyla büyürken toplumsal hizmet alanlarından çekildiği; devletlerarası ilişkilerin orman yasalarıyla, savaş ve silah yöntemleriyle yürütüldüğü; bilişim oligopollerinin elindeki denetim ve hükmetme araçlarının devasa ölçeklerde büyüdüğü; toplumsallığın, kolektif eylem, örgütlenme ve dayanışma kültürünün zayıfladığı; bunalım dönemlerinde hep olduğu gibi kötülüğün sıradanlaştığı; günlük yaşamda güvensizliğin, güvencesizliğin, geçinemezliğin çoğunluğun “yeni normali” durumuna geldiği vb. zamanlardan geçiyoruz.
Günümüzde öne çıkan, kritik önemde beş belirti ya da eğilime bakalım.
Bir: Kapitalizmin en büyük başarılarından biri, geçmiş ve gelecekten yalıtılmış bir şimdiki zaman algısını küresel ölçekte egemen kılmış olmasıdır. “Dünya bir gündür, o da bugündür” sözünde hazcı ve tarih dışı anlatımını bulan şimdicilik ideolojisi, hayal gücünü, daha iyi bir gelecek için eyleme geçme enerjisini dumura uğratıyor. Şimdinin aşılacağı, daha iyisinin olabileceği düşüncesinden yoksun, özgüveni sarsılmış insanda boyun eğme, güçlü olana sığınma refleksleri güçleniyor. Baskıcı, otoriter rejimlere verilen açık ya da zımni destek, en çok “daha kötüsü olabilir” korkusundan besleniyor. Dünü ve yarını olmayan bir şimdiki zaman algısı edilgenliğin, içe dönmenin, “kendisini kurtaran kaptan” bencil bireyciliğinin düşünsel döl yatağını oluşturuyor. Özellikle bizimki gibi ülkelerde, taşıdığı tüm çelişki ve sorunlara rağmen bu acımasız dünyada son sığınak gibi görünen ailenin çözülüşü durumu daha da katlanılmaz kılan etmenler arasında yerini alıyor.
İki: Başta yapay genel zekâ, bilişim teknolojilerindeki gelişmeler egemenlere, atom tanecikleri gibi saçılmış tek tek insanlara dışarıdan bilinç taşıma, her bireyi zihnine girerek tek tek yönetme gücü veriyor. İnsan, bugüne dek hiç olmadığı ölçülerde dışsal güçlerin denetim ve yönlendirme nesnesi haline gelmiştir. Başka bir anlatımla, birey ve topluluk olarak insanın kendi yazgısını belirleme erki, yapay zekâ algoritmaları, özel psikolojik yönlendirme yöntemleriyle de yok ediliyor. Henüz başlarında olduğumuz bu süreç çok hızlı ilerliyor.
Üç: Geleceği bilememe, kişisel ve topluluk düzeyinde “kötü talih” olasılığı, “kıyamet günü” metaforu, savaş ve iç savaşlarda yaşanmış kitlesel kırım sahneleri zihinlerdeki varlığını koruyor. İnsanlığı bekleyen tehlikelerin teorik olasılık olmakla kalmayıp, gerçek, pratik tehditlere dönüşmesi, göstere göstere gelen bu tehlikelere karşı hiçbir şey yapamamak kitlesel yılgınlık üretiyor. Günümüzde iklim krizinin gerçek ve güncel, nükleer silahların kullanılacağı bir dünya savaşının yakın tehdit oluşturması, “bir gün kıyamet kopabilir” genel söyleminden çok daha reel, etkili ve yakın bir korku kaynağıdır. İnsanları öldürmek için geliştirilen silah teknolojisi İonna Kuçuradi’nin sözleriyle “medeniyetin ilkelliği”ni dışa vururken, bir yandan da insanın dünyayı değiştirme istencini aşındıran, çaresizlik duygusunu büyüten bir işlev görüyor. Şu sıralar Gazze, Lübnan, birkaç gündür de Suriye hattında yoğunlaşan çatışma ve savaşları hiçbir şey yapamadan izlemenin kahredici çaresizliğini yaşamıyor muyuz? Baskıcı, otoriter ve totaliter rejimlere verilen kitlesel desteğin kamçısı çaresizlik ve dehşettir.
Dört: Gelir ve servet eşitsizliğinin tüm dünyada büyük bir yarılmaya doğru şiddetlenerek, ivmelenerek yol alması gelecek kaygısını çarpan etkisiyle çoğunluğun egemen ruh hali durumuna getiriyor.
Beş: Doğum oranlarındaki dramatik düşüş, yaşlı nüfustaki sıra dışı artış, dünyayı ilk kez nüfusun doğal afet ya da salgın hastalıklar nedeniyle değil, insanların kendi tercihlerinden dolayı azaldığı “depopülasyon çağı”na taşıdı. Çocuk sahibi olma isteği dünya genelinde düşüyor. Kuşkusuz, birden çok nedeni de var; kanımca en önemli nedenlerden biri, geleceği belirsiz dünyaya çocuk getirme sorumluluğundan kaçış güdüsüdür.
*
Yazının başlığına koyduğum Umut İlkesi, Ernst Bloch’un (1885-1997), 1954-1959 yılları arasında yazdığı iki ciltlik kitabın adı. Bloch bu kitabın bir yerinde, “Dünyanın sırrı bir tür kozmo-analitik çöp çukurunda değil, kazanılması gereken geleceğin ufkundadır” diye yazıyor.(1) Gelecek ufkunun, bugünkünden farklı bir yarını düşünmekle, ummakla başlayıp genişletilebileceğini savunuyor.
Umudun olmadığı yerde insan iradesiyle oldurulacak bir gelecek olamıyor. Varlık ve gelecek kaygısının panzehiri umut ilkesidir.
Umudu bir tür Polyanacılıktan, boş iyimserlikten farklı kılan, onun maddi dünyanın içindeki varlığıdır. Madde, yalnızca olanı değil, olanaklı olanı da içeren, henüz sonuçlanmamış hareket halinde, süreçsel bir oluşumdur. Geleceğin filizleneceği nesnel zemin ve kökler bugünün maddesinin içindedir.
Marx, sınıfsız bir toplumun ortaya çıkması için “gerekli maddi üretim koşullarıyla onlara tekabül eden işbirliği ilişkilerinin” varolan toplum içindeki “gizli varlığı”na 167 yıl önce Grundrisse’de işaret etmişti.(2)
Umudun maddi varlığını oluşum süreçlerindeki gizilgüç (potansiyel) ve eğilimlerde görebiliyoruz.
Gizilgüç, bir tür “gizli” varoluştur. Henüz gerçekleşememiş ama gerçekleşebilecek olandır. Maddenin hareketinde saklı nesnel-reel olanaklardır. Bugünün atomize edilmiş insanındaki “toplumsal birey” gizilgücünü buradan bakarsak görebiliriz.
Eğilim, maddi oluşum süreçlerindeki nesnel, istem dışı yönelişleri, olayların belli sonuçlara doğru ilerleyen diziliş ve akışını, toplumsal süreçlerin evrildiği doğrultuları anlatan bir kavramdır.
*
Yukarıda kısaca resmetmeye çalıştığım varlık ve gelecek anksiyetisinin yarattığı kısır döngünün dışına çıkabilmek için geçmişten bugüne, bugünden yarına uzanan yeni bir şimdiki zaman yaratmak, Bloch’un umut ilkesine yeniden hayat vermek gerekiyor.
Teorik, tarihsel, ekolojik ve pratik sınırlarına dayanmış bu dünyadan kurtuluşun yolu, verili sistemin bağrında maddileşen, yeni topluma geçiş olanaklarının görülmesinden, onlarla bütünleşen devrimci bir siyasetin inşa edilmesinden geçiyor.
Kurtuluşçu felsefenin gerçekleşmesini, umut ilkesinin hakikat olmasını sağlayacak bağ siyasettir. Çağın gerçekliğini düşüncede kavrayan, yeniden yorumlayan, bununla yetinmeyip pratiğin eylemli eleştirisiyle verili gerçekliği değiştirmeye yönelen devrimci sınıf siyaseti için ilke ve amaçlara bağlı, eylemli, çok boyutlu, kolektif bir yeniden üretme etkinliği gerekiyor.
Tutulacak halkalardan biri, değiştirilecek dünyayla tarih, sınıf ve sınır bilinciyle, umut ilkesiyle bağlanmaktır.
Umut ilkesinin tamamlayıcısı ahlâk ilkesidir.
Marx’ın anlatımıyla, insanı köleleştiren, aşağılayan tüm ilişkilerin yok edilmesi için mücadele ediyoruz. Bu, açıkça belirtelim, determinist bir yasallıkla değil, ahlâki bir bakışla tanımlanabilecek bir amaçtır.
Amaca bağlılık, amaç yolunda doğrultu tutarlılığı ahlâkımızdır.
Yine Marx’ın diliyle söylersek, insanlık olarak hâlâ tarih öncesinde yaşıyoruz. Bir insanlık tarihinin olup olmayacağı ise, bugünün insanları olarak bundan sonra ne yapacağımıza bağlı görünüyor.
NOTLAR:
(1) Ernst Bloch, Umut İlkesi Cilt 1, Çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, 4. Baskı, İstanbul, 2020, s.
(2) Karl Marx, Grundrisse, Çeviren: Sevan Nişanyan, Birikim Yayınları, İstanbul, Ekim 1979, s. 233-234
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2025
29.01.2025
5.01.2025
17.12.2024
3.12.2024
22.11.2024
7.11.2024
22.10.2024
15.10.2024
10.09.2024