Haluk Yurtsever
Küresel kapitalizmin, hızlı bir değişim ve başkalaşım süreci içinde olduğu açık. Konuyla şu ya da bu ölçüde ilgili herkes bunun farkında. Durumu anlama, yorumlama konusundaki rivayetler ise eski deyişle muhtelif.
Günümüz dünya sistemine tanımını, niteliğini veren temel öğeler değişmediği sürece ona “kapitalizm” demeye devam ediyoruz. Öte yandan kapitalizmi, tarihsel bağlama, başat üretici güce, sermaye birikim rejimine vb.’ye göre dönemlere ayırmaktan, farklı isimler koymaktan, önüne arkasına ekler yapmaktan geri durmuyoruz. Konu, sözcük ve tamlama çokluğu nedeniyle belli ölçülerde sulanmış durumda. Bu yazıda “kapitalizmin yeni evresi” konusunu, Türkiye sosyalist hareketindeki saptama ve tartışmalar izleğinde irdelemek istiyorum.
***
İlk sorumuz şudur: Kapitalizmin içinden geçtiğimiz sürecini neye göre kavrayıp, tanımlayacağız?
“Kapitalizmin yeni evresi”ni “neoliberal kapitalizm” ve “otoriter kapitalizm” olarak tanımlayan yaklaşımların düpedüz yanlış, en ılımlı anlatımla son derece sorunlu olduğunu düşünüyorum. O kadar ki, yoldaş yazarlar arasında neoliberalizmin salt bir ekonomik program değil bir toplumsal düzen olarak kavranması gerektiğini söyleyenler bile var.
Kapitalizm krizli, krizlerden beslenerek ömrünü uzatan bir dizgedir. Kriz, kendisini kâr oranındaki düşüş eğilimi olarak gösteren sermaye birikimindeki tıkanıklık durumudur. Krizi ötelemek, kâr oranlarındaki düşüşü durdurmak, bir süreliğine de olsa tersine çevirmek, daha doğrusu krize “vadeli” bir çözüm olmak üzere, üretim ve emek süreçlerinde başvurulan yeni yöntem ve önlemler bütününe “birikim rejimi” ya da “modeli” demekte herhangi bir sorun yok. Doğası gereği geçici olan bu rejim değişikliklerinden herhangi birinden hareketle, kapitalizme “yeni” olmayı hak edecek bir nitelik kondurmak ise yanlış.
“Otoriter kapitalizm” de iki nedenle isabetli bir adlandırma değil. Birincisi, kapitalizm her zaman otoriterdir; zorlandığı her durumda açık şiddete başvurur. İkincisi, bugünkü açık şiddet yönelimi, kurulu sistem siyasetlerini, merkez ve “aşırı sağ” eğilimleri içine alan, asla ve yalnızca neoliberalizmle açıklanamayacak nesnel açmazlardan kaynaklanıyor.
Ayrıca, yalnızca insanlık için değil, çoktandır yerküre için de taşınmaz bir yüke dönüşen kapitalizmde ne olup bittiğini anlamak için, “yeni” tanımlarla ona bir tür ek ömür biçmenin kendisi sorunlu bir yaklaşım.
Dünya kapitalist sistemi, tüm belirti ve sonuçlarıyla tarihsel ve doğal sınırlarına dayanmış bir toplumsal düzendir. Güncel kapitalizmi anlamak ve çözümlemek için üç olguya bakmayı öneriyorum: Üretici güçler; sermaye-devlet ilişkileri ve kendisini hegemonya ve paylaşım kavgası olarak gösteren jeopolitik kümeleşme.
***
ÖNCE ÜRETİCİ GÜÇLER
Marx, 1847’de Felsefenin Sefaleti’nde şöyle yazmıştı:
“El değirmeni size feodal beyli toplumu verir, buharlı değirmen ise sınai kapitalist toplumu.” (Karl Marx, Felsefenin Sefaleti, Çeviren: Ahmet Kardam, Sol Yayınları, Beşinci Baskı, Ankara 1999, s. 109)
Feodalizmde toprak ve saban, sanayi kapitalizminde makine, sonra elektrik-elektronik, günümüz kapitalizminde bilgi/enformasyon temel üretici güçlerdir. Buradan bakıldığında kapitalizmin bugünkü erişkinlik düzeyini en iyi tanımlayan terim, bilim ve bilgi/enformasyona iletişimin de eklenmesiyle yaratılan güzel Türkçe karşılığıyla “bilişim kapitalizmi” olabilir. Yanlış anlaşılmaması için hemen ekleyelim; “bilişim kapitalizmi”, “bilişim toplumu” değildir. Çünkü, kapitalizm altında bilgi üzerindeki oligopol egemenlik, insanlığın birikimli ortak eseri olan genel üretici gücün, onun günümüzdeki etkili aracı olan genel zekânın tüm topluma mal olmasının önündeki en büyük engeli oluşturuyor.
Bilginin temel üretici güç olması birçok bakımdan kapitalizmin sınırlarını açık ediyor: Var olan üretim ve mülkiyet ilişkileri bu üretici güçleri içine sığdıramıyor. Çoğaltılma maliyeti sıfır olan bilişim ürün ve hizmetlerini meta ve mübadele çerçevesi içinde tutmak zorlaşıyor; süreç emek değer yasasının, onun başka bir anlatımı olan zaman değer yasasının aşınması yönünde ilerliyor.
Üretici güçlerin bugünkü gelişkinlik düzeyi, sınırın ötesini, sınıfsız bir topluma, doğayla dost bir uygarlığı çağırıyor.
SERMAYE-DEVLET
1) Sermayenin ulus devletleri aşan hareketi, dünya pazarının ileri derecede bütünleşmiş olması, küresel sermaye öbekleri ile ulus-devletler arasındaki çelişkiye yeni ve parçalayıcı bir karakter kazandırmıştır. Ulus devletler hâlâ sınıf mücadelelerinin ve siyasal devrimlerin gerçekleşeceği siyasal birimlerdir. Ama küresel sermaye-ulus devlet çelişkisinin keskinleşmesi dünya ve ülkeler düzeyinde sarsıcı siyasal sonuçlar doğuruyor. Günümüzde iç ve dış dinamikleri iç içe geçmiştir. Bu iç içeliği kavramadan devrimci sınıf siyaseti gütmek olanaksızdır.
2) Bilişim oligopolleri çok büyük ve güçlüler; devletsi, devlet tipi bir güç ve inisiyatif kapasitesine ulaştılar. Devletin geleneksel işlevlerinin giderek daha çoğu bu şirketlere, sahip oldukları yapay zekâ uygulamalarının kontrolüne geçiyor. Bu eğilim, her toplumun özgüllüğünü yansıtan bir içerik ve faz farkıyla dünyanın her yerinde güç kazanıyor. Devlet, devlet erki siyasetin temel konusudur. Bu nedenle, sermaye-devlet ilişkisindeki yeni yapılanmayı (konfigürasyon) kavramak dünyayı değiştirmek isteyenler için teorik bir ilginin ötesinde siyasal önem taşıyor.
DÜNYAMIZ YENİ TÜRDEN BİR HEGEMONYA VE PAYLAŞIM SAVAŞININ İÇİNDEDİR
Bu savaşın, aynı anlama gelmek üzere günümüz jeopolitiğinin iki kutbunu ABD ile ÇHC oluşturuyor. Bu eksende yeni kümeleşme ve bloklaşmalar biçimleniyor. Geçerken, andaki görünüşün aldatıcı olduğunu, blokların sabit ve istikrarlı olmadığını, kartların sürekli olarak yeniden karılmakta olduğunu belirtelim.
Arabaşlıktaki “yeni türden” anlatımı ile dikkatlerinizi hegemonya-paylaşım olgu ve oluşumlarındaki içerik değişikliğine çekmek istiyorum. Sovyetler Birliği’nin çözülmesiyle birlikte, o döneme kadar sürümde olan hegemonya ilişki ve çatışmalarının karakteri hem olgusal, hem kavramsal olarak değişmiştir. Günümüz dünyasındaki büyük küçük tüm devlet ve toplumlar Çin ve Rusya da içinde olmak üzere kapitalist üretim biçiminin tarihsel/yapısal/kültürel farklılıklar taşıyan öğeleridir. ABD’nin komünizme karşı “hür dünya”nın lideri olarak kurduğu hegemonyanın başat varoluş nedeni ortadan kalkmış; hegemonya kavramı tümü kapitalist devlet ve toplumlardan oluşan bir dünyadaki ilişkileri açıklamak için yeterli bir kavram olmaktan çıkmıştır. Günümüzdeki yeni güç mücadelelerinin daha önce Britanya ile ABD arasında olduğu gibi sistem içi bir nöbet değişikliği yalınlığında sonuçlanmayacağını artık herkesin görmesi gerekiyor.
24 Şubat 2022’de Rus ordusunun Ukrayna’ya girmesiyle başlayan savaş, dünyayı 2024 ilkbaharında nükleer bir savaşın eşiğine getirmiş, neyse ki tırmanış ABD ve NATO’nun Rusya’nın yeni nükleer savaş doktrininin kırmızı çizgilerini aşma yönelişinden cayma, konvansiyonel savaşları ise yoğunlaştırma kararıyla şimdilik dondurulmuş, ama nükleer savaş tehlikesi ortadan kalkmamıştır.
Çin, ekonomi/kalkınma, teknoloji/yapay zekâ ve askeri alanda kaydettiği gelişmelerle küresel bir süper güç konumuna yükselmiştir. ABD’den farklı olarak ve en azından şimdilik ekonomik “yumuşak güç” kullanarak küresel bir yayılma ve egemenlik kurma yolunda ilerliyor. Yönelişi özü itibariyle emperyalist, yöntem ve araçları ise klasik emperyalizmden farklıdır. Şimdilik not etmekle yetiniyoruz.
Çin’in geleceğini, ABD-Çin ilişkilerinin hangi biçimlerde, hangi sonuçları üreterek yol alacağını bugünden öngörmek de, konuyu bu makalede daha fazla derinleştirmek de olanaklı değil. Daha sonra açmak ve tartışmak üzere şöyle bir saptama yapabiliriz: Çin’de üretici güçler hızlı bir tempoyla gelişiyor; sermaye aşırı birikiyor. Çin’in ekonomik büyümesi 1970’lerde başlayıp 2008’de depresyona dönüşen kapitalizmin yapısal/sistematik krizine geçici ve mekânsal bir kaçış rampası sağlamıştı. Şimdi bizzat Çin’in kendisi küresel kapitalist kriz sarmalının içindedir. Kapitalizmin başta kâr oranının düşmesi eğilimi olmak üzere tüm çelişki ve açmazları günümüz Çin’inin iç olguları durumuna gelmiştir.
Geleceğindeki belirsizliklere rağmen, Çin günümüz jeopolitiğinin ve dünya siyasetinin iki başrol oyuncusundan biridir. Gazze’deki soykırımdan, Ortadoğu’daki kümelenmelere, Türkiye’nin BRİCS’e resmi katılma kararından Rusya’nın Suriye üzerinden Kürt sorununa yeni müdahale girişimlerine kadar dünyada, bölgemizde ve ülkemizde yaşanmakta olan tüm siyasal gelişmeleri, bir tarafında Çin’in yer aldığı başat kutuplaşma eksenine yerleştirilen çok odaklı bir mercekten değerlendirmek gerekiyor.
***
Yazının sonuna ve en önemli tezine geliyoruz: Çin’in küresel ekonomi politik ve jeopolitik ilişkilere getirdiği yeni boyutlar kapitalizmin teorik ve ampirik sınırlarını açık ve billur biçimde görünür kılıyor. Daha çok kâra, daha çok üretime, daha çok tüketime, sınırsız ve sonsuz büyümeye dayanan kapitalizmin kendisini yeniden üreterek sürdüremeyeceği sınıra Çin’in katkısıyla daha büyük hızla yaklaşıyoruz. Engels’in 1886’da Kapital’in İngilizce baskısına yazdığı önsözde belirttiği gibi, kapitalizmde üretici güçler geometrik, pazar ise aritmetik olarak büyümekte, ikincisi birinciye yetişememektedir. Bu teorik saptama sınırda kapitalizmde ve özellikle Çin örneğinde bugün pratik gerçekliğe dönüşüyor. Bu evreye karakterini veren en önemli olgulardan biri, küresel çapta aşırı sermaye birikimi ve bunun hem nedeni hem sonucu olan kâr oranındaki düşme eğiliminin ötelenemez eşiğe dayanmış olmasıdır. Bu koşullarda Çin’in küresel kapitalizme ikinci kez hayat öpücüğü sunması da, kapitalizmin anayurtlarında sosyal demokrat, hatta Keynesçi düzen için reformlar da olanaksız görünüyor.
Sınırdaki bunalımı ötelemek, “yaratıcı yıkım” ı bir kez daha devreye sokmak üzere nükleer bir savaşa başvurabilirler. Bölgesel/konvansiyonel savaşlar zaten var ve büyüyüp genişlemeleri güçlü bir olasılık. Savaşın, daha önce olduğu gibi sınırda kapitalizmi bunalımdan çıkarması ise çok zor. Milyonlarca insanın yok edileceği yıkıcı bir savaşın kazananı olmayacak. Bu koşullarda amasız fakatsız netlikte savaş karşıtlığı bayrağı altında toplanmak, devletlerarası çatışmalarda taraf olmamak, sınır bilinciyle hazırlanmış devrimci bir programla sınıf mücadelesini yükseltmek gerekiyor.
Sonuç olarak, “kapitalizmin yeni evresi” sorunu kapitalizmin sınırlarında, sosyalist devrim amacının hangi program, hangi mücadele hedefleri ve yöntemleriyle geliştirilebileceği arayışında düğümleniyor.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları







































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2025
29.01.2025
5.01.2025
17.12.2024
3.12.2024
22.11.2024
7.11.2024
22.10.2024
15.10.2024
10.09.2024