İbrahim Karagül
Beşiktaş'taki terör saldırısı, bir hafta sonra Kayseri'deki terör saldırısı, iki olayda da PKK'nın kullanılması, hemen ardından Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un öldürülmesi, bu saldırıda ise FETÖ'nün tetikçi olarak kullanılması, çok vahim bir senaryo üzerinde endişelerimizi artırıyor.
O vahim senaryo Türkiye'nin parçalanmasıdır, Türkiye ile Rusya ve İran'ın kapıştırılmasıdır, bütün coğrafyanın felakete sürüklenmesidir, bu felaketler üzerinden bir dünya savaşıçıkarılmasıdır. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana uluslararası iklim hiç bu kadar sertleşmemişti. Ülkeler hiç bu kadar savaşa yaklaşmamıştı. Uluslararası sistem çökmemiş, dünya Doğu ve Batıolarak iki keskin kampa bölünmemişti. Merkez güçler ile orta ölçekli ülkeler hiç bu kadar çok yönlü savaş ortamına sürüklenmemişti.
Yeni terör dalgasının yol haritası: Hedef ne?
Öncelikle yeni terör dalgasının amacını ve sistematiğini çok iyi çözmek zorundayız. “Bir sonraki hedef neresi olacak” sorusunun cevabını bulmak zorundayız. Çünkü rastgele değil, çok iyi hazırlanmış, planlanmış, hedefleri bize çok şey anlatan bir saldırı dalgasıyla karşı karşıyayız. Bu yüzden saldırılarda nasıl bir yol haritasıuygulandığına dair ciddi okumalar yapmak, ona göre önlemler almak zorundayız. Bunu beceremezsek kaybederiz, çaresiz kalırız, bir süre sonra ne yapacağımızı şaşırırız.
İkinci aşamada ise, bu saldırıların Türkiye ölçeğini aşan boyutlarıüzerinde kafa yormak zorundayız. İlk iki saldırının PKK üzerinden Türkiye senaryosuyla sınırlı olduğunu, içeriye yönelik operasyon olduğunu, Suriye'de ABD ve PKK'nın alanını genişletmeye dönük olduğunu biliyoruz. FETÖ ve PKK'yı aynı etkinlikte kullanan ABD yönetimi, PYD üzerinden Türkiye'yi çevrelemeye çalışan ABD askeri ve istihbarat çevreleri bu saldırıların baş şüphelisidir.
Suikast üçlü yakınlaşmaya ve Suriye'de çözüme karşı
Büyükelçi'ye yönelik suikast, çokuluslu senaryoların parçasıdır. Bölgeye, bölge ülkelerine dönüktür, bölgesel senaryoların parçasıdır. Suriye savaşını devam ettirmeye, Suriye üzerinden bölgeyi parçalamaya, Türkiye-Rusya yakınlaşmasını vurmaya, Türkiye-Rusya ve İran arasındaki muhtemel Suriye uzlaşmasını sabote etmeye dönüktür. Hem içeriden hem dışarıdan saldırılar yapılmakta, hem Türkiye içine hem Türkiye'nin yakın çevresine yönelik çok ciddi bir istikrarsızlaştırma planı uygulanmaktadır.
Devam edeceğini, yeni saldırılar olacağını biliyoruz. Çünkü varılmak istenen amacı biliyoruz. Artık terör saldırıları değil, güçler savaşıyaşandığını, ülkelerin terör üzerinden vurulduğunu, meselenin terör olmaktan çıktığını, örgütleri tartışmanın çok da anlamının kalmadığını, bu örgütler üzerinden hangi ülkenin hangi ülke ile savaştığını konuşma zamanı geldiğini biliyoruz.
Artık terör dönemi bitti, devletler hesaplaşıyor..
Yıllardır, “Yüzyıllık Hesaplaşma” dediğim o çok büyük mücadelenin en sert cephesini yaşıyoruz. PKK, PYD, FETÖ ve diğerlerine ihale dağıtanlar, bir tür dünya savaşının alt yapısını, psikolojik ortamını oluşturmaya çalışıyor. Bu yüzden Türkiye ve söz konusu saldırılara maruz kalan her ülke, terör kavramı üzerinden konuşmayı, terör örgütlerini hedef almayı bırakmalı.
İşin mahiyeti değişti çünkü. Dar anlamda terör dönemi kapandı. Çokuluslu terör, çokuluslu hesaplaşma dönemi başladı. Öyleyse düşünme biçimimiz, konuşma biçimimiz de değişmeli.
Terör örgütlerine şok edici saldırılar yapılmalı
Öyleyse dar anlamda teröre karşı önlem almayı değil, terör üzerinden ülkeleri çökerten yeni politikaları sorgulamayı, onlara karşı önlemler almayı öne çıkarmalıyız. İki ya da daha fazla ülkenin bir anda savaşa girebilme ihtimalini, bölgesel savaşlar ihtimalini sorgulamalıyız. Daha büyük tehditlere, o tehditlerin kaynağınayönelmeliyiz.
Ülkeler açıktan sorumlu tutulmalı, suçlu ilan edilmeli. Her örgüt bir istihbarat uzantısı olduğuna göre, bu örgütlerin bu istihbarat uzantılarının imha edilmesi için şok edici saldırılar yapılmalı. Bir adım sonrasını görebilenler için bunlar ürkütücü gelmemeli. Çünkü bir adım sonrası bugün gördüklerimizden çok daha ürkütücü.
15 Temmuz'da o büyük savaşın önüne geçildi..
Türkiye'nin çokuluslu saldırılar altında olduğunu biliyoruz. İç savaşa sürüklenip, olmazsa birkaç ülkeyle savaşa sokulup yıpratılmak istendiğini, Suriye/Irak üzerinden çizilen yeni haritaların Türkiye ayağı için ortam oluşturulmak istendiğini biliyoruz. İlk iki saldırı buna yönelikti. İkinci saldırı ise bölgesel yakınlaşmanın, savunmanın, daha büyük çatışmalara aralanan kapıları kapatmaya dönük girişimlerin önünü almaya dönüktür.
Yani Rusya da açık hedeftir. 15 Temmuz saldırısından sonra Türkiye'nin Rusya ile başlattığı yakınlaşmayı yok etmeye yöneliktir. Türkiye-Rusya ve İran'ın, Suriye savaşını sona erdirmesini engellemeye dönüktür.
Hep söylerim: 15 Temmuz darbe kalkışması değildi. İç savaş planıydı. Türkiye hem Rusya ile hem İran ile açık savaşa sokulacaktı. Bu yüzden 15 Temmuz Yeni Dünya savaşının başlama tarihi olacaktı. Rus uçağının düşürülmesinin bu amaçla olduğunu daha sonra öğrendik. FETÖ'nün İran tezlerinin bu büyük hesaba dair olduğunu daha sonra öğrendik. Bu yüzden 15 Temmuz'da sadece Türkiye kurtarılmadı, büyük savaşların da önüne geçildi.
Vazgeçmediler, son Halep trajedisi umutlarını artırdı
Şimdi bunun intikamını alıyorlar. Vazgeçmiş değiller. Türkiye-Rusya-İran arasındaki çatışma alanlarını besliyorlar. Üç ülkenin Suriye ekseninde yapacağı her yanlış kendini vuracak, bu üçlü savaş tezini güçlendirecektir. Ankara'nın 15 Temmuz'dan hemen sonra, saldırının geldiği yeri görüp Rusya ile buzları eritmesi tehlikeyi bir ölçüde savuşturdu.
Ama son Halep trajedisi, o ihtimali yine güçlendirdi. Türkiye kamuoyundaki İran ve Rusya tepkisi umutlarını artırdı. İşte tam bu aşamada Rus elçi suikastini yaparak o hassasiyeti çatışmaya dönüştürmek, Türkiye-Rusya yakınlaşmasını bitirmek istediler.
Şükür ki yine olmadı. İki ülkeden oldukça soğukkanlı açıklamalar geldi. İki ülke de adresi biliyordu, saldırının kaynağını keşfetmişti. Üstelik Türkiye-Rusya ve İran dün Moskova'da toplanıp Suriye konusunda genel bir ateşkes ve çözüm yolunda ciddi bir adım attı.
Son derece akıllıca, sadece Suriye'yi değil, üç ülkeyi de birebir ilgilendiren bir duruş, bir cevap oldu bu. Suriye konusunda derhal, acil çözüme ulaşılmalı. Yoksa Suriye meselesi üç ülkeye de çok ağır zararlar verecek belki de bölgeyi tanınmaz hale getirecek.
Suriye savaşı, Rusya ve İran'ı da mahveder
Dikkat ederseniz Batılı ülkelerin hiçbiri Suriye'de çözüm istemiyor. Onlar, örgütleri üzerinden savaşı devam ettirmek, o haritayı gerçeğe dönüştürmek istiyor. Bunu başarırlarsa Rusya ve İran da Suriye'de çok ağır bir yenilgi alacaktır. Üç ülke çözüme daha da yaklaşırsa daha büyük saldırılara maruz kalacaktır ama buna direnmekten başka çaresi de yoktur.
Irak'ı işgal edenler, Afganistan'ı işgal edenler, Suriye savaşının bütün bölgeye yayılması için çalışanlar, İslam coğrafyasını taş üstünde taş kalmayacak şekilde yok etmeyle dönük plan yapanlar, Türkiye-Rusya ve İran'ı kapıştırmak için ellerinden geleni yaptılar, yapıyorlar. Suriye savaşı ölçeğinde Rusya'yı eleştirmek, İran'ın tutumunu sorgulamak ve eleştirmek bu gerçeği görmemizi engellemiyor. Çok daha büyük felaketin alt yapısını hazırlıyorlar. Örgütler değil, devletler değil, bölgeler ve küresel ölçekte senaryolar uygulanıyor.
Doğu-Batı savaşı: Rusya da hedefte
Artık bu gerçeklere göre hareket etmeliyiz. Artık tehdidin Atlantik'ten geldiğini, terör saldırılarının buralarda planlandığını, o örgütlerin buralardan yönetildiğini görmeliyiz. Türkiye kadar Rusya'yı da parçalamak istediklerini, Rusya'nın da açık saldırıya maruz kalabileceğini bilmeliyiz. Meselenin sadece Türkiye olmadığını, küresel ölçekte bir senaryo uygulandığını, dünyanın hızla ürkütücü bir geleceğe sürüklendiğini, bütün ülkelerin, liderlerin, en azından işin farkında olanların, felaketten en fazla yara alacak olanların biraraya gelmesi, bu eğilimi boşa çıkarmaya dönük girişimlerde bulunması gerekiyor.
Doğu-Batı kapışmasının tam merkezindeyiz. O fay hattında, o kırılma çizgisindeyiz. Bu yüzden olabildiğince ayakta durmaya, güç biriktirmeye çalışıyoruz. Teröre karşı milli seferberlik, coğrafyamıza yönelik bütün saldırılara karşı seferberliğe dönüşmeli.
Suriye'deki savaş derhal bitirilmeli!
1- Suriye'deki savaş ne pahasına olursa olsun bitirilmeli.
2- Üç ülke, dün Moskova'da vardıkları ateşkes kararını kesin çözüme ulaştırmalı, çözüm bölgesel güçlerden gelmeli.
3- İran, mezhep üzerinden bölgeyi tehdit etmekten vaz geçmeli.
4- Türkiye-İran ve Rusya, Batılı terör örgütlerine karşı ortak hareket etmeli, ortak mekanizmalar kurmalı, birbirlerine karşı güven zedeleyici uygulamalardan uzak durmalı.
5- PKK/PYD üzerinden Türkiye'nin çevrelenmesine, güneyimizdeki kuşatma planına ortak cevap verilmeli.
6- Hiçbir ülke, Suriye savaşını fırsatçılık olarak görmemeli.
7- Suriye savaşı devam ederse, üç ülkenin de ağır yara alacağı, belki de parçalanacağı bilinmeli.
8- En önemlisi de Suriye savaşının üç ülkeyi ve bölgeyi imha edecek bir plan olduğunun farkına varılmalı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021