Lale KEMAL
Ankara, Kıbrıs’ta çözüm hedefine ulaşılamaması halinde çözüm arayışlarının sonuç vermeyeceğini ilan etmesinin Türkiye’ye olumsuz yansımalarının neler olacağı üzerine epeydir kafa yoruyor. Anlayacağınız, Ankara, Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarının birleşik bir Kıbrıs çatısı altında yaşayacağı çözüm artık olmazsa iki ayrı devlet tezini gündeme getirmeye hazırlanıyor. Bir yandan da bunun yaratacağı olumsuz yansımaları bertaraf etme yolları arıyor.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, geçen haftasonu gittiği, dünyadaki yalnızlığı artık dibe vuran KKTC’den, üstü kapalı, “Çözüm olmazsa ayrılık olur” sinyalini verdi. Davutoğlu, Türk tarafında yaptığı açıklamada, “Hedefimiz yılsonunda anlaşma (Kıbrıs sorununun çözümü için) ve 2012’nin ilk aylarında da referandum. Böylece 2012’nin ikinci yarısında birleşik bir Kıbrıs AB dönem başkanlığını alır” dedi. Umarız böyle olur ama zor...
Bu açıklamayla Ankara için kritik eşiğin, Rum tarafının, AB Dönem Başkanlığı’nı tüm Kıbrıs adına üstlenmesi öncesi bir çözüm olduğu anlaşılıyor.
Türkiye’nin tanımadığı Güney Kıbrıs yönetiminin, 2012 yılının ikinci yarısında AB Dönem Başkanlığı’nı üstlenecek olması da Davutoğlu’nun, yeni bir öneriyle gelmesinde bir nebze etken oldu. Zira zaten soğuk olan Türkiye-AB ilişkileri, Rum yönetiminin başkanlığı döneminde daha da gerilebilir.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon da, bu yılsonuna kadar çözüm olmazsa süreçten çekileceğini taraflara iletiyor.
Bugünün Türkiyesi, geçmişten kalan “Çözümsüzlük çözümdür,” anlayışının bedelini ödüyor. Bülent Ecevit döneminde, 1970’lerin ortalarında AB’ye aday ve sonrasında da tam üye olma hedefini ıskalayan Türkiye, AK Parti döneminin ilk başlarında önemli bir hamle yaptı ve adadaki Türklerin kaderini değiştirecek çözüm sürecinin önünü açarken AB’ye aday ülke statüsünü kazandı.
Ama, AB’ye üyelikte olduğu gibi Kıbrıs konusunda da geç kalınmış ve bu durum birliğin ekmeğine yağ sürmüştü. AB, çözüm için 2004 yılında yapılan referandumda Türk tarafının “Evet” oyu, Rum tarafının ise “Hayır” oyu vermesine rağmen, Rum tarafını adanın tek temsilcisi olarak tam üye yaptı. Oysa AB’nin temel ilkesi, ihtilaflı ülkelerin sorunlarını çözmeden tam üye yapılmamasıdır. Böylece AB, artık Rum tarafını çözüme zorlayacak baskı unsurlarını ortadan kaldırmıştı. Rum tarafının, Türk tarafı ile ortak egemenliğe dayalı bir devlet çatısı altında yaşamasını gerektirecek çözüme yanaşmasını beklemek saflık olurdu.
Ankara ise, Kıbrıs sorununun çözümü yolunda onlarca yıl çok zaman kaybetti. Rum tarafı, AB’nin tam üyesi Yunanistan’ın desteğiyle uluslararası toplumda itibar gördü, zenginleşti. Rum tarafı, BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs kararlarında Rusya gibi ağır toplar tarafından açıkça desteklenirken konseyin diğer üyeleri Fransa ve Çin tarafından arka planda destek gördü.
Bu süre zarfında, eskinin, kirlenmiş Türkiye’si, “Yavru vatan” diye tanımladığı Türk tarafını, aynen anavatanda olduğu gibi kendisine benzetti. Rum tarafı yol alırken Türk tarafı, Ankara’nın, kabul edilemez çözümsüzlük politikalarıyla yapayalnız kaldı, umutsuzluğa itildi. Kıbrıslı Türk gençleri adayı terk edip başka ülkelere gittiler. Artık bıkkınlıktan yorulmuş adada kalan nüfus ile Türkiye arasındaki gerilim son yıllarda iyice arttı.
Ankara, devletten geçinmeye alışmış, talan zihniyetinin yaratıldığı Türk kesimindeki ekonominin sağlıklı hale getirilmesi ve kendi ayakları üzerinde durması için yaptığı reformlarda son yıllarda ciddi dirençle karşılaşmaya başladı. Geçtiğimiz aylarda Kıbrıs Türk kesiminde Türkiye aleyhine yapılan protesto gösterilerinin arkasında, ada halkının dünyadan tecrit halinin dayanılmazlığı da yatıyordu.
Kıbrıs Türkü, Ankara’nın kendisine çocuk muamelesi yapmasından da rahatsız, bu yüzden bir türlü rüştünü ispat edemiyor. Türkiye, son yıllarda KKTC’yi ayrı bir varlık olarak görüp, yetişkin muamelesi yapmaya çalışsa da bunu tam olarak beceremiyor. Eski Türkiye’nin, “Sert, kırıcı, yeri geldiğinde döven babası” rolünü sonlandırmak kolay değil.
Düşünsenize, güya bağımsızlığını tanıdığınız KKTC’nin, örneğin askerî günleri, Ankara Orduevi’nde düzenleniyor. TSK, bağımsız KKTC’nin bu askerî gününe, yasak uyguladığı gazetecileri de davet etmiyor. Türkiye ve KKTC sanki babasının malı... Bu köhnemiş zihniyet bizi esir almaya devam ediyor.
Kıbrıs’ın, dile kolay 43 yıllık bölünmüşlüğünün asıl sorumlusu, bu süre zarfında bile bile yanlış politikalar uygulayan Ankara’dır. AK Parti, anakronistik Türkiye’den devraldığı pek çok sorun gibi Kıbrıs sorununda da bir çıkış yolu arıyor.
Diğer yandan, Güney kesiminde, Kıbrıslı Türklerle ortak yaşam kültürü giderek azalmışken tarafların ortak bir devlet çatısı altında birbirlerinin egemenlik haklarına saygıyı nasıl tesis edecekleri önemli bir soru olarak karşımıza çıkıyor.
Bir çözüm planı ortaya çıkar da Davutoğlu’nun dediği gibi, 2012 başlarında taraflar referanduma giderse, oradan çıkacak “Evet” ya da “Hayır” oyu, iki ayrı devlet ya da birleşik Kıbrıs yolunu açabilir. İki ayrı devlet seçeneği, “anavatan ve yavru vatan,” arasında bir entegrasyona yol açar mı?, zor gibi ama olabilir de.
Artık yol ayrımında olduğumuz kesin.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları

































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016