M.Şükrü HANİOĞLU
Gezi Parkı eyleminin gasp edilerek kısa sürede bir total iktidar mücadelesine dönüştürülmesi, siyasetimizin yapısal sorunlarından birisi olan "baskıcı iktidarkomplocu muhalefet" ilişkisinin tahlilini gerekli kılmaktadır
Siyaset yaptıklarının farkında olmadan yatay katılım arzusunu dile getirerek değişik talepler iletmeye çalışan Gezi Parkı protestocularının başlattığı eylemin, 1970 model Soğuk Savaş solculuğu tarafından gasp edilerek maksimalist isteklere dönüştürülmesi üzerinde durulması gereken bir gelişmedir.
Eylemi başlatanlar için "onların yararına her türlü kararı aldığını" düşünerek, komplo dışında bir açıklama getiremeyen siyasî iktidar ile "kendileri olmak isteyen" bu kişilerin taleplerini ancak kurucu liderin "askerleri" ya da "çocukları" olarak kavramsallaştırabileceklerini düşünen muhalefet ise "sandıkta hesaplaşalım" ve "hükûmet istifa etsin" yaklaşımlarıyla siyasetin sadece bu düzeyde yapılabileceğini vurgulamaktadırlar.
Gezi Parkı eyleminin, "Gezi Parkı eylemi olarak sürdürülemeyerek" kısa sürede elbirliğiyle bir "kökten iktidar değişimi" çatışmasına dönüştürülmesi siyasetimizin yapısal bir sorununun ne denli derinleşmiş olduğunu ortaya koymaktadır.
Siyasetin total ve kapsayıcı bir "iktidar"ı ele geçirme aracı ve tüm toplumsal alanları tek başına şekillendirme olarak kavramsallaştırılması birçok sorunu da beraberinde getirmektedir.
Bir türlü kıramadığımız baskıcı iktidarkomplocu muhalefet sarmalı ise şüphesiz bu sorunların önde gelenlerinden birisidir. Bu sarmal, kavram ve süreçler değil, kişilikler üzerinden tartıştığımız siyasetimizin de sürekli biçimde yeniden ürettiği bir kısır döngüdür.
Baskıcı iktidarkomplocu muhalefet
Siyasetimizin bir türlü kıramadığı bu sarmalın lider ve örgütlerden soyutlanarak ele alınması gereklidir. İktidar ile muhalefet arasında kökleri derinlere giden bu ilişkinin, toplumumuzda siyasetin siyasî partiler aracılığıyla yapılmaya başlandığı 1908'den sonra da geçerli olduğunu belirtebiliriz. Dolayısıyla bu alanda kavramsallaştırma yapılırken güncelliğe de saplanmamak ve tarihî süreci değerlendirmek zorunludur.
1908 Seçimleri sonrasında yaşanan iktidarmuhalefet ilişkisi iktidarın genel oy dışındaki yollarla değiştiği bir sistem yaratmıştır. 31 Mart sonrasında, 1912 Halâskâr Zabitan girişimi ve 1913 Bâb-ı Âlî Baskını iki temel iktidar değişimine neden olmuş; Mahmud Şevket Paşa suikastı ise karşı darbeye dönüşerek fiilî tek parti iktidarının pekiştirilmesine yol açmıştır.
Erken Cumhuriyet dönemini farklı bir tek parti idaresinde geçiren yeni toplum, 1950 seçimleriyle büyük bir atılım yapmış, ancak söz konusu sarmalı kıramamıştır. Bunun neticesinde Türkiye, 1960'dan başlayarak, iktidarın seçim dışı müdahalelerle değiştirildiği, bu yapılamazsa kuvvetli bir vesayetle yönlendirildiği bir düzen içinde yaşamıştır.
Bu ilişkinin kişilerden bağımsız bir şekilde ele alınmasının önemi vurgulanmalıdır. 1908 Temmuzunda "hürriyeti ilân" eden İttihad ve Terakki Cemiyeti, 1950'de Tek Parti baskıcılığına karşı direnişin başını çeken Demokrat Parti sorunun lider psikolojisi ya da örgüt davranışına indirgenmesinin anlamlı olmadığını ortaya koymaktadır.
"Hürriyeti ilân" etmekle övünen bir örgütün, Ahmed Rıza Bey'e eski rejim istibdadının en azından bir "mehabeti (görkemi)" olduğunu söyletecek dereceye ulaşan baskıcılığa yönelmesi, Tek Parti iktidarının en ufak bir toplumsal itiraza izin vermeyen yaklaşımına başkaldıran Demokrat Parti'nin, 1957 sonrasında, muhalefeti sınırlamaya gayret etmesi üzerinde durmak gereklidir.
Bu yapılırken, liberal özgürlükçülüğün sözcüsü Sabahaddin Bey'den, 1960 öncesinde demokratikleşmenin ilerlemesini savunan entelektüellerle ittifak yapan CHP'ye ulaşan bir yelpazedeki muhalefetin de neden komploculuğa ve darbeciliğe yöneldiklerini incelemek gerekmektedir. Tekrar etmek gerekirse sorun kişilerden bağımsız, kökleşmiş bir sarmalın siyaseti şekillendirmesidir.
Siyaset alanı olarak iktidar
Bu sarmalın bu denli etkili olmasının temel nedenleri iktidarın bir paylaşım alanına dönüştürülememesi ve bu sahaya siyaset dışı aktörlerin müdahalesidir.
Uzlaşmaya zorlayıcı kontrol ve denge mekanizmalarının sınırlılığı ve güçlü merkeziyetçilik iktidarı "siyaset"e egemen, onun üzerinde tekel oluşturan denetimsiz bir güce dönüştürmektedir.
Hukuk devleti olma eşiğinin bir türlü aşılamayarak, "kanun devleti" sınırları içinde kalınması ise bu gücün kontrolünü bütünüyle imkânsız kılmaktadır.
Uygulamada anayasa değişikliği benzeri sınırlı alanlar haricinde iktidarın her istediğini herhangi bir engelleme ile karşılaşmadan gerçekleştirmesi, yürütmenin aşırı güç kazanması ve merkezde yoğunlaşması iktidarın siyaset içi paylaşılmasını engellemektedir.
Yerleşik siyasî kültür ise bunun olağan kabul edilerek sorgulanmamasını sağlamaktadır. Enver Paşa'ya atfedilen "yok kanun, yap kanun" vecizesi genellikle İttihad ve Terakki'nin siyasete yaklaşımını hicvetmek için kullanılmaktadır. Ancak bu ifade 1908 sonrası Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi Türk siyasetinde egemen olan iktidar anlayışını da oldukça iyi özetlemektedir.
İktidarın siyaset içinde paylaşılmaması, yâni siyasetin bir bölümünün ona bütünüyle sahip olması, sınırlama alanında siyaset dışı aktörlere yönelinmesi neticesini doğurmaktadır. Bu da doğal olarak iktidarı otoriterleştirmekte, muhalefeti ise siyaset içinde paylaşılmayan, sınırlanmayan, frenlenmeyen iktidarı dış aktörler yardımıyla ele geçirmeye yöneltmektedir.
Vesayet sistemi de bir anlamda olağan yollarla iktidarı ele geçiremeyeceğini gören muhalefetin iktidardan "zinde kuvvetler" olarak nitelendirilen aktörler yardımıyla pay alma girişimidir. Bunun 1960 sonrasında kurumsallaşması iktidarlar kadar Türkiye'yi de frenlemiştir.
Sorun yapısaldır
Bu çerçeveden bakıldığında kökleri geçmişe dayanan sorun yapısaldır. Çözülmesi ise üç alanda ciddî atılımlar yapılmasını gerekli kılmaktadır.
İlk olarak siyasetin uzlaşmayı zorunlu kılacak kontrol ve denge mekanizmalarıyla teçhiz edilerek "iktidarın" siyaset içinde paylaşılması gerekmektedir. Türkiye yeni anayasa yapımında "iktidar"ı güçlendirme yerine, onun siyaset üzerinde tekel oluşturmasını önleme üzerine yoğunlaşmalıdır.
Bunun hayata geçirilebilmesi ise ancak "kanun devleti"nden "hukuk devleti"ne dönüşümün gerçekleşmesiyle mümkündür.
Bunların yanı sıra siyasetin merkezde temerküz ederek tüm topluma dikey biçimde şekil veren yapısının adem-i merkeziyetçilik ve yatay katılım mekanizmaları yardımıyla değiştirilmesi gerekmektedir.
Bunlar yapılmadıkça, Gezi Parkı eylemi türünden girişimlerin gasp edilmemesini ve özgürlükçü iktidar-katılımcı muhalefet ilişkisinin şekillenmesini beklemek, beyaz atlı prensin kurtarıcı olarak ufukta belireceğini ummaktan pek de farklı değildir.
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/hanioglu/2013/06/23/kirilamayan-sarmal
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.11.2018
12.11.2018
5.01.2018
29.10.2018
22.10.2018
15.10.2018
24.09.2018
16.09.2018