Murat AKSOY
Meclis’ten geçen seçim ittifakı ve seçim yasası, seçimleri, seçim güvenliğini şaibeli hale getiren pek çok değişikliği içinde barındırıyor. Bu değişikliğin özü esas olarak, “ne olursa olsun seçimi kazanmak” üzerine.
AKP ve MHP’nin 7 Haziran 2015’den itibaren kurmuş oldukları zihni birliktelik, referandum ile ete kemiğe büründü. Bu birlikteliğin temelinde söylem düzleminden “bekaa” sorunu olarak ifade edilse de; esas ortaklık, iki parti liderinin siyasi geleceklerinin “bekaa”sıdır.
Siyasi iktidar izlediği bu politikalarla, toplumu, hem yukarıdan aşağıya hem de aşağıdan yukarıya dönüştürmekte, kendi kültürel kimliğini yani muhafazakârlığı topluma “norm” olarak dayatmaktadır. Bu bir toplum mühendisliği projesidir. Bu proje, tek kimliğe, tek dile dayanan homojen bir toplum tasavvuruna dayanmaktadır. Bu projeye siyasi, kültürel olarak itiraz edenler, pozisyon alanlar ise ötekileştirilmekte, dışlanmaktadır.
AKP-MHP ortaklığının dayandığı başka bir temel ise; Kürtleri AKP’nin siyaseten; MHP de etnik kimlik olarak kabullenememesidir, yok saymasıdır.
* * *
AKP açısından, normal şartlarda 3 Kasım 2019’da yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi, bu toplumsal mühendislik projesi için önemli bir kavşak noktasıdır.
Son dönemde bu seçimlerin erkene alınıp alınmayacağı daha çok konuşulur hale geldi. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ve parti yetkilileri seçimlerin zamanında yapılacağını ifade etseler de; seçimlerin erkene alınabileceğine ilişkin işaretler de yok değil.
Seçimlerin erkene alınmasına yol açabilecek gelişme ise; ekonomi ve dış politikada yaşanan sıkışmadır.
Ekonomide her ne kadar,iktidar yüzde 7.4’lük büyümeyi propaganda amaçlı olarak sıkça ifade etse de; piyasadaki neredeyse tüm veriler ne yazık ki bu büyümeyi desteklememektedir. Son günlerde dolar ve euro’nun değer kazanması bu olumsuzluğun yansımalarıdır. Enflasyon ve işsizlik, başta olmak üzere pek çok ekonomik veri büyümeyi değil küçülme ve daralmayı ifade etmektedir.
Ekonominin bu durumda olması büyük ölçüde iç politikada, OHAL başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerdeki daralma, hukukun aşırı siyasallaşması ve bunun yarattığın güvensizlikten kaynaklanmaktadır.
Erken seçime yol açabilecek ikinci bir neden ise dış politikada karşı karşıya kalınan sıkışmadır.
Suriye ve Ortadoğu’da son dönemde yaşanan gelişmeler, ABD ve Avrupa’nın Ortadoğu’da yeni bir tercih skalası oluşturduğu yönündedir.
ABD ve Avrupa’nın –ve de Rusya’nın- Ortadoğu’daki esas tercihin selefi dinci anlayış ve siyasallaşmaya karşı olduğudur. Bu açıdan IŞİD, her üç tarafında düşmanı iken, ona karşı Batı’nın yanında duran Kürtler yine her üç tarafın da –şu an itibariyle- vazgeçilmezidir. Ve
ÖSO içindeki radikal unsurlar, Batı için hala kuşku nedenidir.
Son günlerde Suriye’de yaşanan gerilim, Türkiye’yı kısa vadede orta yolcu pramatik tercihe son vermek zorunda alabilir.
Ancak şu bir gerçek ki, son dönemde yaşanan gelişmeler, ABD ve Rusya arasında yeni bir “soğuk savaş”döneminin başlatmış olduğudur. Türkiye burada, kısa ya da orta vadede iki taraf arasında zorunlu bir tercih yapmak durumunda kalabilir.
Bu durum da, seçimin öne alınmasında başka bir faktördür.
* * *
Bu dışsal faktörler dışında içeride normal şartlarda Eylül, Ekim 2018’de yapılması gereken AKP’nin olağan kongresinin öne alınması, seçimlerin de öne alınması yolunda önemli bir adımdır.
Bununla bağlantılı olarak ikinci gelime ise adına “ana akım medya” diyebileceğimiz ancak uzunca bir sür süredir muhalefet“miş” gibi yapan Doğan Medya Grubu’nun iktidara yakın olan Demirören Grubu tarafından satın alınmasıdır.
Bunun sıradan bir ticari bir satıştan ziyade, siyasi bir tasarruf olduğu ve medyanın saray komiserleri aracılığıyla kayıtsız şartsız biçimde iktidar tarafından kontrol altına alınma operasyonu açıktır.
Bu adımın, olası bir erken seçim sürecinde medyayı tam olarak kontrol etme amaçlı olduğu açıktır.
* * *
Siyasi iktidarın hedeflediği tek adam rejimi ve toplumsal tahayyülü olan toplum mühendisliğinin karşısında en güçlü siyasi parti olarak CHP duruyor.
CHP, bütün bu süreçte bir siyasi parti ve muhalefet partisi olarak hukuki sınırları içinde yapabileceği tüm muhalefeti yapmaya çalışıyor.
Örneğin Meclis’ten geçen seçim ittifakı yasasının, anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurmakla kalmadı, aynı yasadaki seçim güvenliğini ortadan kaldıracak düzenlemelere dikkat çekmek için, tüm partileri ziyaret edep, seçim güvenliğinin sağlanması için rapor hazırlayıp, başbakanlık, ilgili bakanlık ve Meclis’e sundu.
CHP, bu açıdan siyasi parti olarak her tartışmada, hukuki sınırlar içinde yapabileceği tüm muhalefeti yapıyor.
Burada sorun, bunun yeterli olup olmadığıdır. Bu soru sorulduğunda ise cevap ne yazık ki, olumlu ama eksik olduğudur.
* * *
Ana muhalefet partisi olarak CHP’nin temel sorunu, AKP-MHP blokunun CHP’yi -ve diğer muhalefet partilerini de- hapsettiği “HDP’yle ilişki”den kaçması ve bu parantezi siyasi olarak aşamamasıdır.
Hoş, bu konuda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bilgisi dahilinde bazı milletvekillerin HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret etmeleri, yine arka kapı diplomasisi ile HDP ile kurulan bazı görüşmeler, bu konuda umut veren gelişmeler.
Ancak burada CHP kadar, HDP’nin de siyasete sahip çıkan adımlar atması gerekiyor.
* * *
Burada ifade edilmesi gereken başka bir gerçek, CHP’nin tek başına HDP ile açık ya da gizli ittifak kurması, AKP-MHP İttifakı karşısında başarı elde etmek için yetmez.
Bunun için tıpkı 16 Nisan Referandumu’nda olduğu gibi daha geniş bir siyasal ittifakın kurulması zorunludur. Bu ittifakın esas hedefi ise ister zamanında ister erken olsun yapılacak seçimlerde AKP-MHP ittifakını hem yerel hem de genel seçimlerde geçmek, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise 2. turu kazanmak olmalıdır.
Böyle bir ittifak, sadece AKP-MHP ittifakına karşı değil, toplumun yüzde 50’den fazlasının direncine rağmen devlet gücü ve imkanlarıyla dönüştürülmesine karşı defa bir zorunluluktur.
AKP-MHP “cumhur ittifakına” karşı kurulması gereken ittifakın temeli, toplumu referans alan, demokrasi, temel hak ve özgürlüklerle sınırlı olmayan; Cumhuriyet değerlerinin korunması, parlamenter demokrasidir.
Bu ittifak, 16 Nisan Referandumu’nda kuruldu. Bir kez daha kurulabilir, kurulmalı da.
İşte bunu sağlamada CHP, anahtar bir rol üstlenebilir, ki, son dönemde bu konuda mesafe aldığını söylemek mümkün. Çünkü, sadece son dönemde değil son 3-4 yıldır CHP, herkes ile konuşabilen, herkes arasında bir ağ örebilen bir partidir.
***
Muhalefet cephesine baktığımızda kendini siyasetin sağ ve solunda tanımlayan iki ana grup görüyoruz. Siyasin sağında SP dışında İyi Parti var. Bunlara DYP, AP, ANAP ve AKP’ye mesafeli duran Hüdapar’ı da ekleyebiliriz.
Buna karşı siyasetin solunda ise CHP dışında HDP bulunuyor. Bunun dışında ÖDP, EMEP gibi küçük partileri de saymak mümkün.
Referandumda bütün bu farklı siyasi partiler “hayır” etrafında birleştiler. Bunları bir araya getiren esas olarak tek parti rejimi ve toplumsal kutuplaşmaydı.
Aradan geçen bir yıllık süre içinde tüm gelişmeler, “hayır” koalisyonun karşı çıktığı her şeyin adım adım gerçekleştiği bir dönem oldu. Ve bu süreç bu yönde devam edecek.
O yüzden referandumda “hayır” oyu etrafında bir araya gelen siyasi, ideolojik ve kültürel kimlikleri farklı olan bu partilerin, önümüzdeki seçimlerde tıpkı referandum gibi asgari müştereklerde bir araya gelmeleri ve bunun için de bugünden bazı ilkesel hareket noktalarını belirlemeleri gerekiyor.
***
CHP, bu ilkesel birlikteliğin bir anlamda uzlaştırıcısı ve yapıştırıcısı olabilir. Kendi konumunu böyle tanımlamasa da bu yönde önemli adımlar atmaktadır.
Hayır cephesinde buluşan partilerin, yerel seçimlerde, milletvekili seçimlerinde kendi aralarında birbirine verecekleri tavizler, sonuç olarak Türkiye’nin kazanması için birer umut olacaktır.
Unutmamak gerekiyor ki, AKP-MHP ittifakı kazanmak için nasıl yüzde 50 üzerine 5-6 puan eklemek istiyorsa; muhalefetin de yüzde 49’un üzerine en az 5-6 puan eklemesi bir zorunluluktur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları









































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018