Mustafa PAÇAL
Sanayi devrimlerini ıskalamış ve bu süreçlerin kuyruğuna takılmış bir ülke durumunda olan Türkiye, 70’lı yıllara kadar tarıma dayalı ekonomi iken bu dönemle birlikte sanayileşmeye başladı.
Bugün üretim altyapısında dördüncü dalga digital devrimlerin yaşandığı dünyamızda bilgi ve teknolojinin üretim en önemli girdisi duruma gelmesiyle Türkiye, şimdi bu yeni üretim dönemine uyum sağlamak için oldukça zorlanıyor.
Bunun bilinen en önemli nedenlerinin başında eğitim ve bilim alanında ortaya çıkan yetersizlikler geliyor.
OECD’ye üye ülkeler arasında eğitim kalitesi ölçümleri için yapılan PISA anketlerinin sonuçları bu farkı açıkça gösteriyor.
Özellikle fen bilimleri ve matematik alanında son sıralarda bulunuyor olmamıza bir de yabancı dil öğrenmenin düşüklüğünü eklediğimizde üretimde yeni dalga teknolojileri üretmek veya kullanmak ve de küresel rekabette başarılı olabilmek, bizim için hayli zor gözüküyor.
Eğitim ve bilim alanlarında yaşadığımız zorlukların iş gücü kalitesi ve niteliğini de düşürdüğünü ve bu durumun yeni dalga üretim teknolojilerinin ve iş sistemlerinin talep ettiği iş gücü ihtiyacını karşılayamadığını da burada belirtmeden geçmeyelim.
Küresel rekabette etkili olmak için yüksek kalitede üretim, verimli ve inovatif çalışmanın önemi her geçen gün kendini hissettirirken diğer yandan ise çevreyle uyumlu üretim ve çalışanların iş güvenliği içinde ve sosyal ve sendikal haklara sahip olabilmesi sürecin başka bir boyutunu dayatıyor.
Eğitim alanında üstyapı sorunlarının ortaya çıkmasına neden olan fiziki altyapı sorunları ayrı bir değerlendirme gerektiriyor.
Bugün yüz bine yakın öğretmen açığının yanı sıra on bin derslik açığının bulunması ve öğretmenlerin öğretim yetersizlikleri ile müfredatın niteliğinden kaynaklanan sorunların yanına 2015 yılı bütçesinde Diyanet’e ayrılan payın yarısının eğitime ayrılmış olduğunu koyduğumuzda, eğitim sorununun daha uzun yıllar devam edeceği anlaşılıyor.
İkinci önemli sorun alanı Türkiye’nin mali öz kaynak sorunu.
Güçlü ekonomiler mali öz kaynakları da güçlü olan ekonomiler olarak göze çarpıyor.
Türkiye tasarruf alanında da fakir bir ülke durumunda görünüyor.
Her yüz liranın 13 lirasının tasarruf edildiği ülkemizde, hükümet ekonomik önlemler çerçevesinde bu miktarı 19 liraya çıkarmayı planlasa bile ekonomik durgunluk ve enflasyonist ortamda bunu gerçekleştirmesi zor gözüküyor.
AB ülkelerinde tasarruf oranlarının yüzde kırklarda olduğunu düşündüğümüzde öz kaynak avantajında aramızdaki farkın ne olduğu daha iyi anlaşılmış olur.
Toplamda dünyanın en büyük 17. ekonomisi olmak ve bu sıradan ileriye doğru gitmek, örneğin 2023 ekonomik hedefinde ilk on ekonomi arasına girmek gibi durumdan son ekonomik gelişmelere bakıldığında ileri doğru değil geriye doğru gidilecek gibi gözüküyor.
Bu tablo ile gerek bilim ve teknoloji ve gerekse mali öz kaynak yetersizlikleri sonucu katma değeri düşük ürünler üreten bir ekonomi ile küresel ekonomiden daha fazla pay almak ve etkili bir rekabet içinde olmak olanaklı gözükmüyor.
Siyasi yönden ise giderek hukuk değil “guguk devletine” dönüşmek ve insan hakları ve özgürlükleri bakımından sıradan bir Ortadoğu ülkesi profili çizmek bu işin tuzu biberi oluyor.
Ancak Türkiye, insan hak ve özgürlüklerine saygılı bir hukuk devletine sahip olur ve özgürlükçü bir demokrasi ile bunu pekiştirirse; gelecek yabancı yatırımlarla ekonomisi güçlenir, işsizlik ve yoksulluk oranları iyileşir ve aşılması zor olan sorunlar sanıldığından daha kolay aşılabilir.
Bunlar da “AB umurumuzda değil” diyerek olmaz.
Aksine Türkiye’nin AB üyesi olabilmesiyle gerçekleşebilir.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020