Oya BAYDAR
Ahmet Altan ve kurucu ekibin gazeteden ayrılmasıyla yoğunlaşan Taraf gazetesi tartışmaları küçük çaplı bir cephe savaşına dönüşerek sürüyor. Taraf’a cephe alanların asıl hedefi: gazeteye bugünkü kimliğini kazandırmış ve şimdi gazeteden ayrılmış bulunanlar. Onlar suskunluklarını koruyorlar; iyi de yapıyorlar.
Gazetede neler olup bittiğini yapılan yorumlara, dedikodulara, içerden sızdırıldığı söylenen bilgilere , son olarak da gazetenin patronunun hiçbir açıklık getirmeyen açıklamalarına karşın, anlayabilmiş değilim. Çalışanlara ücretlerinin aylarca ödenememesi, yönetim görevini omuzlamak zorunda kalmış olanların malî kısıtlamaların yükünü taşıyamaz hale gelmiş olmaları, ekip içi dayanışma ve vefa, Ahmet Altan’ın AKP’ye, özellikle de Erdoğan’a karşı sert muhalefetinin gazete içinde, patron katında ve tabii iktidarda yaratmış olduğu hoşnutsuzluk... hepsi olabilir. Bir de kendi benzer deneyimlerimden bildiğim çok kişisel ama çok da saygıdeğer bir ruh hali: “İçerden dışardan yaylım ateşi altında görevimi iyi kötü yaptım, kendimle tutarlı kalmak uğruna kendimden çok şey yitirdim, usandım, artık başka türlü yaşamak, başka işler yapmak istiyorum” duygusu...
Taraf gazetesinde yazarlığa kendim talip olup yazmaya başlamamın tek nedeni vardı: Darbeci - vesayetçi zihniyete, bu zihniyetin hayata geçirilmesine çabalayan derin güçlere, onların himayesinde ülkemize, geleceğimize, özgürlüğümüze kastetmiş odaklara karşı mücadelede bir tutam tuzumun bulunması, demokratik bir dayanışma göstermek. Taraf’tan ayrılmamın nedeni ise Genel Yayın Yönetmeni konumundaki Ahmet Altan’ın bana ve benim gibi soldan gelenlere karşı kullandığı üsttenci, eril, küçümseyici ifadeydi. Ayrılmam kişisel duygusal yanı ağır basan bir tercihti. Bütün yazarlarıyla, bütün haberleriyle, manşetleriyle, zaman zaman dozu kaçan, kişi yıpratmaya dönüşen çıkışlarıyla mutabık mıydım? Tabii ki hayır. Ancak; vesayetçi devletçi rejimin ömrünün tükenmekte olduğunu fark eden odakların iktidarlarını korumak için her yola başvuracaklarının ayan beyan olduğu; çeşitli provokasyonlarla, psikolojik harekâtla, saldırılarla geçen o günlerde, bu gidişata karşı durmak, mücadele edenlerin yanında yer almak demokratik bir görevdi. En azından ben böyle düşünmüştüm, fikrimi şimdi de değiştirmiş değilim.
Taraf’ın Misyonundan Söz Ederken...
Taraf gazetesi daha yayına başlamadan CIA desteğinden Gülen Cemaati desteğine kadar her türlü tezviratın, çeşitli komplo teorilerinin hedefi haline getirildi. O günlerin koşullarında, başlangıçta “acaba mı?” diye düşündüğümü itiraf etmeliyim. Böyle olmadığı, gazetenin içine düştüğü malî bunalımın kısa zamanda su yüzüne çıkmasıyla anlaşıldı. Birbirinin gözünü oymaktan, hele de öteki mahalleden olanı, farklı düşüneni karalamaktan zevk alan kötücül bir toplum olduğumuzu düşünüyorum zaman zaman. Özellikle de okumuş yazmış, siyasete, ideolojiye bulaşmış, kendini aydın sayanlarımız bu konuda daha sert ve adaletsiz oluyorlar. Kendi düşüncemizi anlatmaya çalışmak yerine ötekinin düşüncesini eleştirmek bile değil kişiliğini yıpratmak, itibarsızlaştırmak daha kolay geliyor. Belki düşüncelerimize yeterince güvenmediğimiz, belki ezberlerimizi gözden geçirecek, kendi mahallemizi eleştirebilecek cesarete sahip olmadığımız için, belki de düpedüz kötücül ruh halimiz yüzünden...
Bugünlerde Taraf gazetesine ve gazeteden ayrılanlara yönelik, eleştiri sınırlarını aşarak kindar bir saldırıya varan söylemin ortak noktası, özellikle Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın “misyonlarını tamamladıkları” ve kendilerini kullanmış olanların şimdi onlara kapıyı gösterdikleri yolunda. Bu yorumları, haksız olduğu kadar vicdansız da buluyorum.
Sadece ticari amaçla hareket etmeyen irili ufaklı bütün yayınların, gazetelerin, dergilerin bir yayınlanma amacı ve kendine biçtiği bir misyon vardır. Örneğin Cumhuriyet gazetesi uzun yayın hayatıyla, hele de Taraf’ın çıktığı darbe hazırlıkları döneminde hep bir misyon gazetesi olmuştur. Tabii ki tümü değil, ama gazeteyle özdeşleşmiş yazarlarının bir bölümü o misyonu güçlü şekilde savunmuştur. Şimdilerde aynı misyonun farklı kesimlerinin, az satan Aydınlık’tan çok satan Sözcü’ye çeşitli yayın organları var, Oda TV ve benzeri internet siteleri var. Öte yandan, kendini daha solda tanımlayan Birgün, Evrensel, yayın hayatına yeni atılan Sol gibi gazeteler var. Bir de misyonunu mevcut iktidarın propagandasını yapmak, AKP iktidarını pekiştirmek olarak tanımlamış yayınlar var. Bunlardan ayrı olarak Cemaat’in milyon tirajlı Zaman gazetesi var. Hepsi kendine göre misyon sahibi. Ben de ömür boyu sosyalist, komünist partilerin yayınlarında çalıştım, misyon sahibi oldukları ve o misyonu benimsediğim için oralarda yer aldım. Yeni Ortam gazetesi gibi aslında patronun Babıâli’de var olma tutkusunun ürünü olan bir gazeteyi de kendi ideolojik-siyasi hattım çerçevesinde misyon sahibi kılmak için elimden geleni yaptım, büyük ölçüde başarılı da oldum.
Demem o ki, Taraf’ı ve onu Taraf yapanları misyon sahibi diyerek eleştirirken, hele de ordunun darbeye hazırlandığı, vesayetini çeşitli yollardan güçlendirmeye, seçilmiş iktidarı demokratik olmayan yollarla bertaraf etmeye çalıştığı günlerde “Genç Subaylar Rahatsız” veya “Tehlikenin farkında mısınız?” türünden sürmanşetler atan gazetelerin yöneticileri ve yazarları, daha önce “post-modern” tâbir edilen darbenin andıçlarını yayınlayan gazetelerin, o andıçları emir kabul eden genel yayın yönetmenleri ve yazarları, “misyon sahibi” yıpratmasını yaparlarken bir kez daha düşünmek durumundadırlar.
Mission Impossible: Demokraside buluşmak
Mesele misyon sahibi olmak değil, misyonun ne olduğu. Tartışmalar da bu yüzden böylesine sert. Evet, tarafın bir misyonu vardı: Askeri vesayetin, bürokratik oligarşik sultanın, darbe tehdidinin yaşanmayacağı sivil, demokratik bir toplumun tesisine hizmet etmek. Bu misyonu zaman zaman benim de çok rahatsız olduğum hatalar, haksızlıklar da yaparak, saldırgan ve rencide edici manşetler, üsluplar kullanarak, hatta bu misyonun doğruluğundan yararlanmaya çalışan kimi karanlık odakların manipülasyonlarına kapıyı açık tutarak da olsa, özünde yerine getirdi. En önemlisi de cesur ve bağımsız bir gazeteciliğin, korkusuz haberciliğin mümkün olabileceğini gösterdi. Bu yüzden de 40-50 bin satışla Türkiye’nin en önemli yayın organı haline geldi. Bugün Taraf gazetesi bitti diye el ovuşturanların, gazetenin özel görev (misyon) sahibi olduğunu yazanların da bir misyonu vardı, hâlâ da var: Askeri darbe ve vesayetin yeri geldiğinde gerekli olduğu; seçilmiş iktidarların demokratik olmayan yollardan alaşağı edilmesinin meşru ve vatana millete yararlı olabileceği düşüncesini toplumda yaygınlaştırmak. Siyasi-ideolojik açıdan muarız olunan güçlere karşı psikolojik harekat yürütmek. Ve toplumu derinden bölen cepheleşmeyi derinleştirmek. (Şimdilerde bu görevi AKP iktidarının ve asıl Tayyip Erdoğan’ın yüklenmiş olduğunu not etmeden de geçmeyelim.)
Otuz - otuz beş yıl kadar önce Görevimiz Tehlike diye bir televizyon dizisi vardı. Asıl adı Mission Impossible, yani İmkânsız Görev’di. Çok ihtiyacımız olan misyonun, hangi cephede yer alırsak alalım demokraside buluşmak olduğunu düşünüyorum. Nitekim, darbeciliğe, vesayete, ordunun dokunulmazlığına, vesayetçi devlet geleneğine ve bu toplumu cendere gibi kuşatmış yüzyıl önceden kalma zihniyete karşı bir misyon yüklendiği için eleştirilen, düşman olunan Taraf çizgisi, özellikle Ahmet Altan’ın kaleminden AKP’ye ve Erdoğan’a karşı da en sert ve içerikli muhalefeti yapıyordu. Ahmet Altan ve gazetede onun çizgisini izleyenler, asıl misyonlarının demokratik bir Türkiye olduğunu; darbelere karşı oldukları kadar otoriterleşmeye, bağnaz muhafazakârlığa, bireysel ve toplumsal özgürlüklerin kısıtlanmasına, ötekileştirmeye, AKP iktidarının gidişatına karşı tavizsiz duruşlarıyla gösterdiler. Onların Taraf gazetesinden ayrılmalarına ve gazetenin kan kaybetmesine en çok sevinenler kervanının başında şimdi Tayyip Bey’in olduğunu düşünüyorum.
Türkiye’de en imkânsız görev ama’sız demokrat olabilmek galiba. Demokratik, özgürlükçü, adil ve barışçı adımlar kimden, nereden gelirse gelsin desteklemek; eski cepheleşmeleri aşıp, geniş cepheyi demokrasi-özgürlük-adalet paydasında yeniden kurmak... Birbirimizle didişmek, düşmanca hesaplaşmak yerine dinleyip anlamak, ödeşip her türlü vesayete ve otoriterliğe karşı laik, Müslüman, solcu, liberal, demokrat, dindar, inançlı, inançsız; ortak paydası demokrasi, sivilleşme, özgürlük, adalet olan bir anlayışta birleşmek...Beceremezsek, tam da o soruyu tekrarlama zamanıdır: Tehlikenin farkında mısınız?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024