Oya BAYDAR
Seçim sonuçları hararetle tartışılıyor, yorumlanmaya çalışılıyor. Görüşler, tahminler, rivayetler çeşitli; ama varılan sonuçlar hemen hemen aynı: İnce’nin oyunun partisini aşması seçim kampanyasındaki kişisel başarısına veriliyor. MHP’nin İYİ Parti’ye rağmen oylarını koruması sürpriz olarak algılanıp AKP’den oy aldığı yorumu yapılıyor. CHP’nin başarısızlığı tespitinde birleşilip partiye akıl verme yarışına giriliyor. Bu arada komplo teorilerinin, akla ziyan söylentilerin, sosyal medya denilen abukluk ortamındaki incir çekirdeği doldurmayacak tweet hezeyanının bini bir para…
Bir durup sakinleşsek; kof umutlara kapılıp gerçeklerle karşılaşınca helak olmaktan, yenilgilerimizin yanılgılarımızın faturasını başkalarına çıkarmaktan, ve de birbirimizi didikleyerek rahatlamaktan vazgeçsek, daha verimli düşünüp daha doğru adımlar atamaz mıyız?
İnce’nin yüzde otuzunun anlamı
Mesela: CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin, kendi partisinin oy oranını yüzde 8 civarında aşması haklı olarak önemseniyor ve bu artı oyların nereden geldiği sorgulanıyor. Sonucu, İnce’nin beklentileri aşan başarılı seçim kampanyasına ve toplayıcı söylemine bağlayanlar çoğunlukta. Bu yorum bir ölçüde doğru ama yüzde 8’lik farkın nereden kaynaklandığını tam açıklamıyor. Muharrem İnce aldığı sonucun yetersiz kaldığını açık yüreklilikle ifade ederken, ikinci tura kalamamasını, başka türlü söyleyecek olursak Erdoğan’ın birinci turda seçilmesini HDP adayı Demirtaş ve İYİ Parti adayı Akşener’in umduğundan az oy almalarına bağladı.
İşte tam bu noktada, hem İnce’nin yüzde 30’unu abartıp CHP’nin yeni bir kurtarıcıya kavuştuğunu sananlar, hem de bizzat kendisi yanılıyor bana sorarsanız. Çünkü aradaki yüzde 8’lik fark, HDP’ye oy verip de, nasıl olsa seçilemez diyerek cumhurbaşkanlığı seçiminde mührü Demirtaş yerine İnce’ye basanlardan; aynı şekilde kendi adaylarının ikinci tura kalamayacağını gören İYİ Parti ve diğer partilerin seçmenlerinden geliyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İnce bir çeşit çatı adayı konumundaydı aslında. Demirtaş veya Akşener veya Karamollaoğlu kendi seçmenlerinin tümünün oyunu alsalardı İnce’nin oyu yüzde 30’un altında, CHP oylarının belki biraz üstünde olacaktı. Erdoğan’ı seçen Cumhur İttifakı seçmenlerinden Millet İttifakı ve İnce’ye -mührü yanlışlıkla o hanelere basanlar hariç- kayda değer bir oy transferi olmadığı bir gerçek.
Bu nokta neden mi önemli? Gereksiz ve abartılı umutlara kapılmamak, kurtuluşu kişilere bağlamamak, başarılı bir seçim kampanyasının derde deva olmadığını kavramak, bir de iki blok arasındaki uçurumun derinliğini ölçebilmek için…
MHP’nin sürprizine gelince
Seçim sonuçlarıyla ilgilenen herkesin ortaklaştığı nokta, bu seçimlerin kazananının ve sürprizinin MHP olduğu. İYİ Parti faktörüne ve parti içi çalkantılara rağmen MHP’nin önceki seçimlerdeki gibi yüzde 11-12 civarında oya alması tahminleri aşan bir sonuç. Şoven Türk milliyetçisi ve açık Kürt düşmanı bir partinin Doğu/ Güneydoğu’dan 120 bin civarı oy almasının da özellikle, (kimi zaman da hayretle) altı çiziliyor.
Devlet Bahçeli’nin MHP’sini sıradan bir siyasal parti olarak görürsek aldığı sonuca şaşabiliriz. Ancak MHP, özellikle de Bahçeli döneminde, kadim Türk derin devletinin şahin kanadı adına misyon yüklenmiş bir yapıdır. MHP’ye başkan seçildiği 1997’den beri, Türkiye’nin her kritik dönemecinde Devlet Bahçeli’nin, sözcülüğünü yaptığı güçler adına damgası ve yönlendirmesi vardır. 2002 seçimlerine götüren erken seçim çağrısından başlayarak, başkanlık sistemi ısrarından son erken seçim kararına kadar, çözüm sürecinin akamete uğramasından tutun da Kürt illerinin yakılıp yıkılmasına, terörle mücadele ve devletin beka’sı adı altında Kürtlere ağır “tenkil” uygulanmasına kadar Bahçeli’nin “devlet aklı” Erdoğan’a gerekli dürtüyü, desteği, cesareti vermiştir. Son seçimlerden sonra MHP’nin kilit parti olduğunu ve Meclis’te denge denetleme görevi yüklendiğini söyleyen Bahçeli’nin denetimi, derin devlet adına olacaktır.
“Bundan sonra biz ne dersek o olacak. MHP hem Erdoğan’ı, hem Meclis’i, hem AKP’yi kurtarmıştır,” diyen MHP Genel Başkan Yardımcısı’nın sözleri de unutulmamalı. (Yanlış anlaşılmasın: Derin devletin şahin kanadının MHP eliyle yürüttüğü siyaset, Erdoğan’a rağmen değildir. Git gide aynı zihniyetin parçası haline gelen Erdoğan açısından yönlendirici, cesaretlendirici ve arkalayıcı bir işlev görmektedir.)
MHP, milletvekili seçimlerinde AKP oylarıyla takviye edilmiş, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da devletçi aşiretlerce AKP’ye tercih edilmiştir. Bu bölgelerden aldığı şaşırtan oyların çok önemli bölümü ise son yıllarda bölgeye yığılan özel timler, garnizonlar, savaş içinde Kürtlere karşı iyice bilenmiş güvenlik güçlerinden, bir de bölgenin demografik yapısını bilinçli olarak değiştiren güdümlü iç göçlerden gelmektedir.
Türkiye; şiddet ve savaş yanlısı, otoriter, asimilasyonist, baskıcı, antidemokratik derin devlet zihniyetiyle hesaplaşmadıkça, kimse şaşırmasın, Devlet Bahçeli’nin partisi her zaman “sürpriz” yapacaktır.
CHP’yi kim kurtaracak?
Gelelim ana muhalefet partisi CHP’ye… Şu sırada herkes CHP’ye akıl vermekle meşgul. İnce’yi yeni kurtarıcı lider olarak görenler, gösterenler var, Genel Başkan ve yönetimin değişmesini talep edenler var. Ben ise, lider değişiminin, hatta yönetim değişiminin CHP’nin derdine deva olamayacağı kanısındayım. CHP’nin derdi, tarihsel-sosyolojik bir zorunluluk olan kuruluş ideolojisindedir. Yazıyı çok fazla uzatmamak için, seçim sonuçları alındıktan sonra hayal kırıklığına uğrayan kimi yöneticilerin sözlerini alıntılamakla yetineceğim. Önemli bir CHP milletvekilinin attığı tweet yeterince açıklayıcı: “Bu millete müstahaktır…..Bırakın sevinsinler. Yapılan yol ve köprüleri kemirerek, buzdolabı yalayarak beslenir, dünya liderleriyle övünürler…”
CHP’de, saygı duyduğum, sevdiğim, demokratik özgürlükler ve aydınlık geleceğe birlikte yürümek istediğim pek çok tanıdığım, arkadaşım var. Biliyorum ki bu tweeti okuduklarında onlar da benim kadar üzülmüş, hatta utanmışlardır. Tweet’i atanın da kötü biri olmadığına içten inanıyorum. Ancak 95 yaşındaki bu parti, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadrolarının ve Cumhuriyet elitlerinin Batıcı laik Türk ulus devletini inşa ideolojisinin devlet partisidir. Onlara göre halk; eğitilmesi, medenileştirilmesi gereken, vesayete muhtaç bir kitledir. Doğru inanç, doğru yaşam tarzı, doğru siyasal yönelim kendi tekellerindedir ve halka bunları öğretmekle yükümlüdürler. Nitekim, bir başka CHP milletvekili ilk sonuçları yorumlarken “Sonuçlar doğru, seçimleri yanlış” dedi, gördüğü tepki üzerine “Dilimizi düzelteceğiz” diyerek özür diledi.
Mesele şu ki, dili düzeltmek yetmiyor, zihniyeti düzeltmek gerek. CHP’nin genetik kodlarından kaynaklanan bu zihniyet aşılmadıkça, partiyi ne İnce ne de gökten zembille inecek başka bir başkası kurtarabilir.
Şimdi, bunca zamandır küçümsenen, vesayete muhtaç ikinci sınıf vatandaş sayılan kitleler, kendilerini iktidarı paylaşan birinci sınıf vatandaşlar yaptığına inandıklarının peşinden gidiyorlar. Şaşırmayalım, kızmayalım, umutsuzluğa kapılmayalım, hele de kabahati toplumun “diğer” yarısında bulmayalım. Anlamaya, değişmeye, zihniyet devrimi geçirmeye, değiştiğimize önce kendimizi sonra kitleleri inandırmaya çalışalım. Ve küçümsenen halktan içtenlikle özür dilemeye hazır olalım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024