Oya BAYDAR
Yolum Madagaskar’a düştü, daha doğrusu yolumu Madagaskar’ın kuş uçmaz kervan geçmez yörelerine düşürdüm: Küçük Prens’in Baobab ağaçlarını ve sadece bu adada bulunan lemurları görmek için…
Barış Pınarı harekâtını (iyi saatte olsunlar’ın gazabına uğramamak için acaba ne demek gerekiyor, ayağımız tozuyla henüz kavrayamadım) 14 saatlik uçak yolculuğu sırasında gazetelerden öğrendim. “Bu kadar mı tesadüf olur!” dedim kendi kendime; barış pınarına zehir atan aye-aye masalını daha yeni dinlemiştim.
Aye-aye, lemur ailesinin sayısı giderek azalan, yok olma tehdidi altındaki çok özel bir türü. Hristiyanlığı kabul etmiş olanlar dahil yerli halkın animist-şamanist inançlarını koruyan yüzde 80’e yakınının kötü ruh, şeytan, iblis olarak kabul ettiği aye-aye’ler aslında geceleri ortaya çıkan, uzun ve tüylü kuyruklu, uzun kulaklı, siyah kürklü sevimli yaratıklar. Gel gör ki bir kez adları kötüye çıkmış, soylarının tükenmekte olmasının nedeni de yakın zamanlara kadar yerlilerin hedefinde olmaları.
Gelelim hikâyemize… Uzun zamandır su kaynakları ve iktidar için birbirleriyle savaşan iki kabile, -Yaratan’ın bir hikmeti- kayalıkların arasından çok gür bir pınarın fışkırmasıyla barışır, dost olurlar. Artık herkese yetecek kadar su ve suyun getirdiği bereket vardır. Barış sürdükçe her iki kabile de güçlenir, zebu (bir çeşit hörgüçlü sığır) sürüleri otlaklara kavuşup semirir, pirinç tarımı gelişir, saz kulübelerinden çıkıp kerpiçten yaptıkları evlere kavuşurlar. Ne var ki, bir gece aye-aye kabile reislerinden birinin ruhuna girer, onu, “Pınarın suyunu kesip kendi taraflarına akıtıyorlar”, diyerek öteki kabileye karşı kışkırtır. Aye-aye’ nin îvasına kapılan reis, ondan bu işe bir çare bulmasını ister, karşılığında da koruma vaad eder. Bir gece aye-aye tanghin zehiriyle (tanghin ağacının meyvesinden imal edilen çok güçlü bir zehir) pınara gider. Ne var ki, zehri öteki kabilenin açtığı kanala dökeceğine suyun kaynağına boşaltır. İki kabile birlikte yok olurken aye-aye’nin iktidarı sonsuza kadar sürer. (Önlem olarak, ilgililere not: Masalın, bugün Türkiye’de yaşananlarla, barış pınarı veya barış suyu sözcüklerinin yarattığı çağrışımdan öte bir ilgisi yoktur.)

Gün batımında kutsal ağaç, su kaynağı baobabl’ar
Gelelim bizim Barış Pınarı’na
Bir askerî harekâtın Barış veya mesela Zeytin Dalı gibi barışı çağrıştıran bir adı varsa, alır beni bir tasa. Savaş sanayiine savunma sanayii, onlarca cana mâlolan cezaevi saldırısına Hayata Dönüş operasyonu, Kuzey Kıbrıs’ın işgaline Barış Harekâtı, vb. deriz bütün resmî ikiyüzlülüğümüzle.
Şu günlerde iktidara yakın çevrelerce, “kendini bilmez”, “şerefsiz”, “hain” ilan edilen KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, yaşadığı acı deneylere ve 45 yıldır sürüp giden çözümsüzlüğe atıfla, “1974’te, biz adına Barış Harekâtı desek de bu bir savaştı ve akan da su değil kandı” dediği için toplumsal lince uğratılıyor, ve “Barışı savunmak ne zamandan beri suç oldu?” diye soruyor.
Gelişmeleri izlemeye henüz başladığım için tam kavramadım ama anladığım kadarıyla Suriye’ye topuyla, tüfeğiyle, ordusuyla girmeye, şehitler vermeye, düşman olarak belirlenen güçleri “etkisiz hale” getirmeye (TSK’nın resmî açıklamasıyla bugün itibariyle 583 kişi) savaş demek yasak, en azından tehlikeli. İyi de, savaş sözcüğünü ister kullan ister kullanma, olay ve sonuç değişmiyor. Bizi kendimizi aldatsak da, dünya bunu yutmuyor.
Sadece bugünlerde değil, uzun süredir olup bitenler ortada. Başımı derde sokmamak için yazıyı uzatmıyor, gelişmeleri dikkatlice izledikten sonra iyi bir sözlük veya ansiklopedide şu sözcüklerin anlamlarına bakmanızı öneriyorum: Savaş, işgal, istila, fetih, ilhak…
Savaşlarda önce gerçekler ve ahlâk ölür
Önceki gece, iyi bir belgesel aramak için zaplarken gözüm bir TV programına ilişti. Bu türden programların gedikli konukları her zamanki cehalet, hamaset ve habasetleriyle, ağızları köpürerek savaşı savunuyorlardı. Aralarından biri, “Dikkat edin, harekâtın adı pınar, öyle çeşme falan değil; o pınardan oluk oluk barış akıyor” diyordu. O sırada bölge ateş altındaydı, askerlerimiz şehit oluyor, insanlar ölüyor, evlerini barklarını terk edip kaçmaya çalışıyorlardı. Şehitlerimiz vardı, yaralılarımız vardı. Öte yandan programın konuklarından demokrat, barışçı bilinen genç bir gazeteci harekâtı sonuna kadar desteklerken ve TSK’nın başarılarına övgüler yağdırırken, “Bütün suç, haklılığımızı dünyaya anlatamayan hariciyecilerde”, diyordu.
Yüzde 80’i iktidarın kontrolündeki medyaya göz attığımda, “savaşlarda önce gerçekler ölür” sözünün haklılığına bir kez daha inandım. Bu konuda tek söyleyebileceğim; şu sıcak ortamda iç veya dış kaynaklı hiçbir habere, resmî veya gayrı-resmî hiçbir açıklamaya inanmamak gerektiği. Savaşlarda kimse temiz kalmaz, gerçekler hep birlikte katledilir…
Ne olacak bu CHP’nin hâli?
Dokunulmazlıkların kaldırılması konusu Meclis’e geldiğinde, “Anayasaya aykırı olduğunu biliyoruz ama evet oyu vereceğiz” diyebilen Kılıçdaroğlu, bu defa da tezkereye "İçimiz yana yana evet diyeceğiz" demiş. Kim hangi güç sizi mecbur ediyor 'evet' demeye? Geçelim! Önceki gün toplanan MYK’dan sonra Genel Başkan Yardımcısı Salıcı, kendisine yöneltilen sorulara cevaben: “Tayyip Erdoğan fetihten bahsediyor. Fetih nedir? Bir yere gidersiniz, alırsınız ve orada kalırsınız. Suriye’deki harekâtı gerçekleştirirken amaç orayı işgal etmek mi?” diye soruyordu saf saf.
A be evladım! Siz bunu tezkereye evet derken düşünecektiniz. Tayyip Erdoğan bu konuda hiç yalan söylemedi, lâfı hiç çevirmedi. Baştan beri amacının bölgede uzun süre kalmak olduğunu söyledi. Yerlerinden edilen Kürtlerin yerine Sünnî Arap mültecilerin yerleştirileceğini, onlara TOKİ evleri-villaları yapılacağını hiç saklamadı. Öte yandan, Afrin’de olanları (ki o herakâtı da desteklemişti CHP) bilmiyorsanız, bölgeden gelen tanıklıkları, hatta resmî haberleri, görüntüleri de mi izlemediniz? Orada Recep Tayyip Erdoğan adı bulvarlara veriliyor, Türkiye üniversitelerinin fakülte açması (başta İlahiyat fakültesi) için Erdoğan kararnameyi çoktan imzaladı. PTT, Diyanet, Emniyet tabelaları Türkçe ve Arapça olarak çoktan asıldı ve oraya mülkî, idarî personel çoktan atandı. Afrin’in fethi ufak ufak gerçekleştirilirken neredeydiniz?
Devlet partisi refleksini ve Kürt fobisini bir türlü yenemeyen CHP, derin devletin ve Erdoğan iktidarının stepnesi olmayı sürdürüyor. Suriye topraklarına 30-35 kilometreye kadar giren ve operasyonun süreceğini açıklayan iktidar öncelikle muhalefete güvenmeseydi bu kadar pervasız olamazdı. Kendi milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun arkasında duramayan CHP yönetiminin, artık ne Kürt meselesinde, ne barış ne de demokrasi meselesinde söyleyecek sözü kalmadı. Erdoğan’ın, CHP-HDP- demokratik sol yakınlaşmasını engelleme planı bu aşamada bütünüyle başarıya ulaştı. Sıkı bir özeleştiri ve yönetim değişikliği gerçekleşmedikçe, bu sıkıntılı süreç nasıl sona ererse ersin, ne yazık ki kaybedenlerden biri de CHP olacak.
Son söz: Barışı savunmanın suç olduğu yerde ne demokrasi, ne ahlâk, ne de insanlık onuru kalır. 2002’de “Irak’ta savaşa Hayır” diye yeri göğü inleterek tezkerenin reddini sağlayan ama’sız barışçılar (CHP’nin de hayır oyu verdiğini hatırlayalım) bu duruşlarının onurunu taşıyorlar. Bugün, bu güç koşullarda barışı ne pahasına olursa olsun savunanlar da yarın aynı onuru paylaşacaklar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları









































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024