Yasin AKTAY
Son yazımı şu soruyu sorarak bitirmiştim: Yarın bir başka grup da Abdullah Öcalan'ın idam edilmesi için açlık grevi yapmaya kalkarsa, veya bir başkası da BDP'nin kapatılması ve milletvekillerinin de hapsedilmesini istemek üzere aynı şeyi yapmaya kalkarsa, ona karşı ne yapacağız? O amaçla yapılabilecek açlık grevlerine yatanları anlayışla karşılamaya ne kadar hazırız?
Bu sorudan idamın geri getirilmesini istediğim veya BDP'nin kapatılmasını veya milletvekillerinin hapsedilmesini istediğim, gayet açıktır ki, çıkmaz. Aksine, açlık grevlerinin büyük haksızlıklara yol açacak talepler için hukuka karşı bir koz olarak kullanılamayacağı çıkar.
Cümle biraz uzayınca anlamını karıştıranlar için daha açık söyleyeyim. Bununla kimsenin birilerinin idamını istemek için açlık grevi yapamayacağı çıkıyor. Birilerini mağdur etmek için kendi bedenini bir silah olarak kullanamayacağı çıkıyor. Hele doğrudan yüzlerce, dolaylı olarak da binlerce kişinin ölümünden sorumlu tutulan biri, sırf birileri açlık grevi yapıyor diye affedilemeyeceği çıkıyor.
Bunun olamamasının daha asli bir çok başka nedeni var ama daha anlaşılır olsun diye "Öcalan'ın idamını istemek için açlık grevi" örneğini verdim. Bu ne kadar kabul edilemez ise öbürü de o kadar kabul edilemez. Ama ortaya çıktı ki, bu amaçla yapılaiblecek bir açlık grevini veya ölüm orucunu, şimdikileri anlayışla karşılamaya davet edenler hiç de anlayışla karşılamayacak. Bu basit gerçeğin açığa çıkmış olması bile bizi bir adım ilerletir umarım.
Kaldı ki, tam da bu durumla ilgili kamuoyu yoklamalarıyla hemen ortaya çıkan bir gerçek daha var ki, bilhassa Öcalan sözkonusu olduğunda idam cezasının yeniden getirilmesini isteyenlerin oranı yüzde yetmişlerden aşağıda değil. Üstelik bu kamuoyunu basitçe milliyetçilikle örtüşen bir refleks olarak da değerlendirmemek gerekiyor. Adalet duygusuyla daha fazla ilgili bir tavır bu.
Diğer yandan açlık grevine gidenlerin taleplerine kulak verdiğimizde dile gelen maddelerin her üçünün zaten "bir şekilde" karşılanmış olduğu görülüyor. Bir şekilde diyorum, çünkü bu şekil her nasılsa örgütün veya grevcilerin algılamadığı veya beğenmediği bir şekil oluyor. Yani grev esastan değil şekilden bahaneler bulunarak yürütülüyor.
1. Savunmada Kürtçe'nin veya başka dillerin kullanımına dair bir düzenleme zaten yapılmaktadır. AK Parti'nin 4. Olağan Kongresi'nde açıkça bu konuda bir vaatte bulunulmuş ve bu konudaki süreç başlatılmış durumda. Ama burada biraz kulak verildiğinde beğenilmeyenin sadece sürecin şekli olduğu anlaşılıyor.
2. Anadilde eğitim talebi için, halihazırda devam etmekte olan seçmeli ders uygulaması bir bakıma zaten o doğrultudaki bir sürecin aşaması. Kürtçe'nin hiçbir şeklide bir dil olarak veya kimlik olarak kabul edilmediği dönemlerde gösterilmeyen bu aşırı reaksiyon, sorunlar hal yoluna girilmişken neden gösteriliyor acaba? Bu açlık grevi neyi sağlayabilir, neyi sağlamayı umabilir?
3. Son olarak Öcalan'ın tecridinin kaldırılması gerekçesi. Bu konuda Demirtaş'ın hesapsız sözlerini bir kenara bırakırsak, bu da aslında tamamen yersiz bir talep, çünkü Öcalan'a tecrit falan uygulandığı yok. Bir defa Öcalan'ı ilk aşamada tecride mahkum eden PKK'nın kendisi. Oslo sürecinde Öcalan'ın sözünü çiğneyip onun sözünü ve etkisini bir anda sıfırlayan PKK oldu. Öcalan'ın kendi sözünün ağırlığını korumaya almak için kendini tecrit etmekten başka çaresi kalmamış oldu. Şimdiye kadar ailesinden gelen görüşme taleplerini kabul etmeyen Öcalan'ın kendisiydi. Adalet Bakanlığı Öcalan'a yönelik bakanlık kaynaklı bir tecridin asla bulunmadığını açıklıyor. Son gelişmeler de bu konudaki ayrıntıları da açıkça ortaya çıkardı. Ama bu görüşme izninin avukatları kapsamıyor, çünkü avukatların bu görüşme trafiğini örgütün faaliyetlerinin yönetilmesi için kullandığı anlaşılmıştır. Esasen dünyanın hiçbir yerinde bir terör örgütü liderinin, avukatlarıyla terör faaliyetlerini yönettiği böylesi bir ilişkisine göz yumulamaz.
Demek ki açlık grevlerinin gerekçeleri tamamen şekilden. Hepsi de esastan geçersiz ve savunulamaz olan bu gerekçelere rağmen sözümona hümanizm üçkağıtçıları bu ölüm oruçlarına yatanlara dönüp "Yahu yaptığınızın bir anlamı ve gereği yok" demiyor da bu ölümleri durdurmak için hükümeti, Başbakan'ı "bir şeyler" yapmaya çağırıyor. Ne yapılacak bu ölümleri durdurmak için? Herhalde bir de bu taleplerin şekil şartı yerine getirilecek. Oysa bahanenin şekle kadar inmiş olması, açlık grevlerinin bir talebe yönelik olmadığı, bizatihi kendisinin bir amaç olarak benimsenmiş olduğunu yeterince göstermiyor mu?
Daha açık söyleyelim: Açlık grevlerinin tek amacı açlık grevleridir. O yüzden ya anlamsız ya da imkansız olan talep ediliyor. Bu eylemlerle kurulmak istenen bir diyalog yok. Bu eylemlerin belli bir hümanizmayı, onun üzerinden de politik bir kârlılığı celbediyor olduğu hesaplanıyor. Gündem yaratıyor, dram üretiyor, ölümler getiriyor, toplumu kilitliyor falan. Hapse tıkıldığı için kendilerinden artık yararlanılamayan örgüt elemanlarının naçiz bedenlerinden son bir kez yararlanılmış oluyor. O yüzden çözüm, grevcilerin taleplerine karşılık vermekten değil, insan canını siyasetin enstrümanı olarak görenlere sıfır tolerans gösteren bir yaklaşımdan geçiyor.
Ölüm oruçlarını gerçekten durdurmak istiyorsa bekaya hümanistlerimiz, dönüp örgüte veya BDP'lilere bir zahmet şunu söylesinler: O gencecik çocukların hayatlarıyla oynadığınız yetmez mi? Kendi siyasi mesajlarınızı iletsinler diye bu bedenleri ölüme yatırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?
Örgütün gençlerin hayatlarını kendi siyaseti için bu kadar cömertçe-hoyratça kullanmasına karşı, yeterince ayıplayıcı, kınayıcı bir tavır konulsa, emin olun herşey çok daha başka olurdu.
Kendi üzerindeki tecrit kalksın diye yüzlerce Kürt gencinin hayatlarını feda etmesini keyifle izleyen Öcalan bu ölümlerden sorumlu tutulup ayıplanmayacak, ama hükümet "birşeyler" yapmıyor diye suçlanacak. Gençleri ölüme yollayan örgüt, bunun ideolojik ve siyasi kampanyasını yürüten BDP, ama bu ölümler olmasın diye hitap edilen, muhtemel ölümlerden sorumlu tutulmak üzere kendisine baskı yapılan; hükümet.
Ne diyelim, gerçekten şairin dediği gibi, bu hesabı kurt yapmaz, kuzulara şah olsa.
Kaynak:http://yenisafak.com.tr/yazarlar/YasinAktay/sekilden-gerekcelerle-aclik-grevleri/34809
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019