Yıldıray OĞUR
Görünen gerekçe akaryakıta yapılan yüzde 23 zam.
Sokaklara çıkan gösterici sayısı 300 bini geçmiş durumda.
Barışçıl başlayan gösteriler, yer yer şiddet eylemlerine ve polisle çatışmalara dönmüş durumda. Şimdiye kadar 300 yaralı ve bir ölü var.
Göstericiler, Facebook’ta, Twitter’da, Whatsapp gruplarındaki çağrılarla toplanıp, örgütleniyor, işçilerin giydiği sarı yeleklerden giyiyorlar.
“Sarı Yelekliler Ayaklanması” Avrupa’nın en güçlü iki liderinden biri olan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u sarsıyor.
Göstericilerin ellerinde, yakalarında Macron’un altında “Diktatör” yazan resimleri var.
Zamanlama da manidar. Tam da Macron’un, Trump’ın atarlarına atar yapıp, NATO’yu devre dışı bırakacak Avrupa Ordusu için adımlar atmasının hemen sonrası...
Zemin ve şartlar her türlü komplo teorisi için müsait.
O halde gecikmeden o soruyu sorabiliriz; Kim var bu gösterilerin arkasında?
İşte orada bir tuhaflık var; Kimse yok. Bir liderleri yok. Medyaya çıkıp, dertlerini anlatacak bir medya yüzleri bile yok. Ne sendikalar, ne politik partiler ne de örgütlü gruplar bu gösterilere sahip çıkmıyorlar.
Çünkü gösterileri başlatan akaryakıt zammı, Macron’un yeşil çevreci politikalarının bir sonucu. Bu politikaların amacı fosil yakıtlara ve nükleer enerjiye bağımlılığı azaltmak. Bütün sol sendikaların, liberal STK’ların, entelektüellerin duyarlı olduğu, destek verdiği bir politik adım bu.
Yani bu eylemlerin arkasında çevreci politikalara destek veren küresel sivil toplum, Soros falan olamaz.
Ayrıca Soros ve “üst akıl” neden Macron’u devirmek istesin ki?
Zaten Macron, Rothschildlerin bankasında yetişmiş, 40 yaşında sıfırdan kurduğu parti ile bir anda başkan seçilmiş, bir “üst akıl” projesi değil miydi?
Belki de “üst akıl”a verdiği sözleri tutmamış, ülkesine ihanet etmemiş, NATO projesini çökertmesine izin vermeyen güçler de ona karşı harekete geçmişlerdir.
Ya da...
Belki de insanlar sadece hayatlarını doğrudan etkileyen bir akaryakıt zammını protesto ediyorlardır.
Dünyada akaryakıt fiyatları düşerken gelen zamma ve bu zammın arkasındaki ‘küresel ısınmaya karşı fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmak” gibi kendilerine “lüks”, “entel” gelen gerekçelere kızmışlardır.
Büyük insanlık için hayırlı olan ama sıradan insanlar ikna edilmeden yukarıdan, jakobence dayatılan ulvi hak ve siyasetlere karşı yükselen toplumsal tepkilerden biriyle daha karşı karşıyayızdır.
Orta Amerika ülkesi Honduras’tan yola çıkan göçmenlerin ‘Karavan’ kafilesinin arkasında da Trump’ın ima ettiği, oğlunun ve bazı Cumhuriyetçi kongre üyelerinin ise açıkça söylediği gibi Soros ve “Küreselciler” yoktur.
Gerçekten de insanlar açlıktan, yoksulluktan bıkıp, yakınlarındaki dünyanın en zengin ülkesine kapağı atmaya çalışıyorlardır.
Suriye’den, Irak’tan, Afganistan’dan Avrupa’ya kaçmaya çalışan göçmenler de Macaristan’ın lideri Orban’ın dediği gibi Soros tarafından Avrupa’ya taşınıyor ve Avrupa bu “Macar Yahudisi tarafından “Hristiyansızlaştırılmaya” çalışılmıyordur.
Mesele “Macar Yahudisi” olmak da değildir belki. Yoksa İsrail’in en şahin, en “Yahudi” Başbakanı Netanyahu neden aynı “Macar Yahudisi”ni, kendisine karşı Tel Aviv’de düzenlenen protestoların da arkasında olmakla suçlasın ki?
Yani kolay bir açıklaması olmayan ya da hoşumuza gitmeyen her şeyin arkasında dış güçleri, adı verilmeyen üst akılları bulmak küresel bir spor dalı.
Ama Türkiye, geçen hafta itibarıyla bu sporun liginde bir üst basamağa tırmandı.
İlk kez bu komplo teorileri bir tutuklama gerekçesine girdi.
Kavala-Gezi soruşturmasının merkezinde bir zamanların propaganda savaşlarında yazılmış, çizilmiş Soros, Otpor! iddiaları var.
Bu iddialarım kaynağı da deliller, belgeler, tapeler, faturalar, banka hareketleri, tanıklar falan değil.
Bu komplolarla kendine bir dünya kurmuş eski TKP mensubu emekli bir askerin parti içi fraksiyon kavgasıyla verdiği öfkeli ifadesi.
Geçen hafta, TKP’nin ifadeden bir yıl önce 2015’de partiden uzaklaştırıldığını açıkladığı soruşturmanın bu bir numaralı tanığı, savcılığa başvurup özetle “ben ordudan psikolojik nedenlerle atıldım, benim ifademi dikkate alıp nasıl soruşturma başlatırsınız” diyen bir dilekçe verdi.
Ama anlaşılan kendi ifadesini bile muteber bulmayan bir tanığın sözlerini Türkiye Cumhuriyeti savcıları muteber buldular. Soruşturmada gözaltına alınan bütün şüphelilere sorulan ilk soru bu ifadeydi çünkü.
Bir komünist emekli askerin ifadesiyle işadamlarının, profesörlerin, sivil toplumcuların tutuklanabildiği bir ülkeyi herhalde en ortodoks komünistler bile hayal etmemişti.
Dünyada bazı toplumsal olaylara Soros’un vakıflarının fon verdiği doğru ama bu, o olayları Soros’un çıkardığı anlamına gelmiyor.
Gezi olaylarının Soros’tan fon alınarak yapıldığını iddia etmek için de; öfkeli bir tanığın ifadesi, Gezi olayları bitip Taksim polis tarafından boşaltıldıktan sonraki tarihlere ait bir takım telefon tapeleri ve soruşturma evrakında bile içeriğinin bilinmediği yazılan toplantılarda neler konuşulduğuyla ilgili tahminlerden fazlasına ihtiyacınız var.
Ve eğer bütün suçlamaları, Kavala’nın Türkiye’de 2003’den beri faaliyette olan Açık Toplum Vakfı’nın yönetim kurulu üyesi olmasından çıkarıyorsanız, ondan önce soruları, vakfı Türkiye’de kuran, yıllarca başkanlığını yürüten Gezi olayları sırasında da yönetim kurulu üyeliğini sürdüren hükümete yakın işadamına sormalısınız.
Soruşturmanın bir diğer büyük iddiası Gezicilerin, taktikleri Sırp Otpor! örgütünden aldıkları... Devlet, vatandaşlarının bir şeye kızıp, sokağa çıkıp, eylemler yapmış olabileceğine ihtimal vermemiş.
Tek delili ise Otpor! hareketinin en önemli iki liderinden Ivan Marovic’in 2012’de üç günlüğüne İstanbul’a geldiğinin tespit edilmesi.
Ama sorgu tutanaklarından İstanbul’daki Gezi’yle ilgili ilgisiz sivil toplum örgütlerinin toplantılarını fiziki takiple izleyip, fotoğrafladığı anlaşılan kolluk kuvvetlerinin, bu kadar ağır bir suçlamanın merkezine koyduğu Sırp liderin Türkiye ziyareti hakkında tek bildiği ise pasaport kontrol noktasından giriş ve çıkış tarihi.
O üç gün İstanbul’da ne yaptığını bilmeyi değil, tahmin etmeyi tercih etmişler.
Halbuki bir Google taramasıyla bile İstanbul’da, The Thompson Reuters Vakfı tarafından düzenlenen güvenlik ve terörizmle mücadele başlıklı bir uluslararası konferansa katıldığını öğrenmeleri mümkündü.
Eğer Google aramasına devam ederlerse bu Otpor!’un Sırpça “Direniş” demek olduğunu, 2000 yılında direndikleri ve devirdikleri liderin de Bosna Katili Sırbistan Devlet Başkanı Miloseviç olduğunu fark edebilirlerdi.
1995’de ortaya çıkmış bir öğrenci hareketi olan Otpor!’un 1999’dan itibaren ABD’den fonlar aldığı ise bir sır değil, o günlerde Amerikan gazetelerinde yazılmış açık kaynaklardan bir bilgi bu.
Ama bu yardım da onları, Miloseviç taraftarlarının dediği gibi salt bir ABD projesi yapmıyor.
Çünkü, bir yıl önce NATO’nun uçaklarla vurduğu bir şehirde milliyetçi devlet başkanını sadece fon vererek devirmek mümkün değildi.
Otpor!’un da içinde olduğu muhalif partiler ittifakının lideri Vojislav Kostunica, sıkı bir anti-Amerikancıydı ve 2000 yılındaki seçimlerde Miloseviç’i yenip devlet başkanı seçilmişti. 2004 yılında Kosova bağımsızlığını ilan edince Belgrad’daki ABD elçiliğinin yakılmaya çalışıldığı olayları provoke etmekle dahi suçlanacak kadar sıkı bir ulusalcıydı.
Ondan bir sonra Başbakanlığa, bugünkü devlet başkanı Aleksandar Vucic oturdu. Srebrenica katliamı günlerinde Sırp meclisinde kürsüye çıkıp, “her ölen Sırp’a karşı 100 Müslüman öldüreceğiz” diye bağıran, Srebrenica katili Mladiç’in uluslararası mahkemeye teslim edilmemesi için kampanya yürüten, Miloseviç ölünce de arkasından “büyük lider” diyen Vucic radikal milliyetçi bir siyasi çizgiden geliyordu. Ama yıllar sonra protestolara rağmen Srebrenica’daki anmalara katılmıştı.
Son olarak Gezicilerin yapılmasına karşı çıktığı yeni havaalanının açılışı için Türkiye’ye geldi. Miloseviç’i deviren Otpor!’un Gezi ile ilgili soruşturmada tutuklama gerekçesine girmesinden kısa bir süre önce.
Dünya böyle karmaşık bir yer. İnsanlar kadar toplumlar da karmaşık, kestirilmez ve değişken. Dünyada her olayı açıklayan bir maymuncuk yok. Toplumlar robot ya da pilli bebek değiller. Onları kurup istediğini yaptıramazsın.
Her şeyin kendi şartları, koşulları var. Anlamak için çaba gerek. Anlamamak da sorunları büyütmenin en kestirme yolu. Her şeyi kollukla çözmeye çalışmak ise uzun vadede gerçek sebepleri ıskaladığınız için en az güvenli olan yol.
Türkiye’de devlet şeffaf olmadığı ve toplum da bu ulaşılmaz devletten korktuğu için, muhalifler başlarına gelen her olayı büyük bir güç ve yetenek atfettikleri devlete ve devletin komplosuna bağlayıp işin içinden çıkmaya meyillidirler.
Böylece kendilerini de yüzleşmekten ve sorumluluktan kurtarmış olurlar.
Devlet de halkına güvenmediği ve onu aktör olarak görmediği için, baş edemediği bütün toplumsal olayların arkasında başka üst akıllar, yetenekli güçler ve devletler arar. Böylece devlet de hesap vermekten, değişmekten, anlayıp çözmekten kurtulmuş olur.
Halbuki bazen sadece akaryakıt fiyatları pahalandığı için insanlar kızmıştır. Ama meseleyi anlamazsanız ya da işinize gelmediği için anlamamakta ısrar ederseniz bir ekmek isyanının, sokakları doldurmuş baldırı-çıplakların hoşnutsuzluğunun ucu Fransız Devrimi’ne kadar varabilir.
Freud’un dediği gibi bazen bir puro sadece bir purodur.
Ve bazen bir puroyu başka bir şey zannetmekte ısrar etmek daha büyük yanılgıların kapısını açar...
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026