Yıldıray OĞUR
Türkiye gibi devirlerin, devranların birbirini izlediği, dün helal olanın yarın haram ilan edilebildiği, dün konuşulanın bugün yasak olduğu bir ülkede konuşmak ve yazmak hiç kolay değildir.
Her an gençlerin tabiriyle ‘dark side’a düşebilir, kırmızı listelere girebilir, lanetlenebilirsiniz.
Bu Survivor adasında her devir ayakta kalmayı başarmış, en başarılı isimlerden biri muhakkak İlber Ortaylı.
Devirler değişiyor ama kimse konseyde kağıda onun adını yazıp adadan göndermiyor.
Ortaylı tabii ki büyük bir tarihçi.
Her ne kadar 1983’de yazdığı İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı’ndan sonra akademik eserler vermeyi bırakmış olsa da, sadece becerikli editörlerin konuşmalarından kotardığı popüler kitaplar dışında kitap ya da makale yazma zahmetine girmese de, tarihi aile içinde birini çekiştiriyormuş rahatlığında anlattığı tv programları, bir guru tarafından aşağılanmanın ve cahilliğinin yüzüne vurulmasının verdiği mazoşist zevkle dinlenen konuşmaları, beş dilden aşağısına konuşma hakkı vermeyen özgüven kırıcı çıkışları, her an bir köşede karşınıza çıkabilecek konferansları ve tabii aldığı genelde güçlülere dokunmayan, zayıfları hırpalayan risksiz siyasi pozisyonlarıyla 40 yıldır popülaritesini korumak da büyük bir başarı.
Belki de her devir ayakta kalabilme yeteneğini bir mülteci kampında doğmasına borçludur.
Ortaylı, 21 Mayıs 1947’de Avusturya’nın en batısındaki Bregenz şehrinde doğdu.
Ailesi diplomat olduğu ya da burada çalıştığı için değil.
Hikayesini bu köşede daha önce yazmıştım.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Almanlar ve Sovyetler arasında el değiştiren Kırım, 1921’de katıldığı Sovyetlerde önce Lenin, ardından Stalin dönemlerinde baskı, sürgün dolu 20 yıl geçirdi.
Haziran 1941’de Alman Wehrmacht birlikleri Sovyet topraklarına girdi ve Ekim ayında da Kırım’ı işgal ettiler.
1941-44 arasında Kırım’ı yöneten Nazilerin Kırım için de Ortaylı’nın ‘Doğu’ için yaptığı gibi ırksal dönüşüm ve demografik planları vardı.
Adını “Yeni Rusya” diye değiştirdikleri Kırım’ı “Karadeniz’in Cebelitarık’ı”na çevirmek istiyorlardı, bunun için Kırım’ı bir otoyolla Almanya’ya bağlayıp, buraya Almanları getirerek iskan edeceklerdi.
Peki Kırımlılar?
Kızılordu’da görev yaptığı için ya da Bolşevikli suçlamasıyla binlerce Kırımlı öldürülmüştü.
1942 ile 1944 yılları arasında, binlerce Kırım Tatarı da “Ostarbeiter” denen “Doğulu İşçiler” olarak savaş döneminde Avrupa’ya götürülerek işçi olarak çalıştırıldı.
Bunlardan bir kısmı Avusturya’ya gönderildi. Viyana’da ceset topladılar, yol inşaatlarında hastanelerde, madenlerde ve tarımda çalıştırıldılar.
Özellikle Avusturya Cumhuriyeti’nin en batıdaki eyaleti Vorarlberg’e gönderilen Kırımlı Tatar işçiler hidroelektrik şantiyelerinde, tekstil sanayinde ve tarımda çalıştı.
Bir de Bolşeviklere karşı Nazileri destekleyen Kırımlılar vardı.
Nazi işgali Bolşeviklerle yıldızı barışmayan milliyetçi Ukraynalılar, Slovenler, Ermeniler, Baltık halkları, Kafkas halkları, Türki milletler ve tabii Kırım Tatarları için ise bir fırsattı.
1941-44 arasında Kırım’ı yöneten Naziler, kendileriyle birlikte hareket eden Sovyet karşıtı Tatarlara cami açma, gazete çıkarma gibi haklar vermişti. Mirzalardan kendilerine işbirlikçi bir yönetici sınıfı kurdular.
Naziler Sovyetlerdeki anti-komünist halklardan 1 milyona yakın kişilik Doğu Lejyonları oluşturup Kızılordu’ya karşı savaştırdı.
Tatarlardan da önce Mavi Alay, Selbstschutz denen Nefsi Müdafaa Taburları, avcı birlikleri oluşturdular.
1943’den sonra Kudüs Müftüsü El-Hüseyni’nin Berlin’de Himmler ile görüşmesinden sonra Müslümanlardan oluşan ayrı bir tümen kurulmasına karar verildi. Doğu Müslüman SS Tümeni’nde Azerbaycanlı, Kazak, Çerkeslerle birlikte 20 bin Kırım Tatarı vardı.
Daha sonra bu tümenin adı Himmler’in talimatıyla “Doğu Türk Silahlı Birlikleri (Osttürkischer Waffen-Verband der SS)” olarak değiştirildi.
1944’de Kızılordu güçleri Kırım’a doğru yaklaşmaya başlayınca, Nazi birlikleri çekilmeye başladı, onlarla birlikte Doğu Lejyonları’ndaki diğer eski Sovyet kökenli askerlerle birlikte on binden fazla Kırımlı Tatar asker de aileleriyle birlikte Bolşeviklerin eline düşmemek için Nazi ordularıyla Avrupa doğru göç etti.
Vatansız kalan Tatarlar, Nazilerin elindeki Almanya, Avusturya, İsviçre’deki mülteci kamplarına yerleştirildiler.
Berlin’deki Nazi yanlısı Türk Tatar Komitesi, muhacirlerin Alman kamplarına yerleşmesini organize etti.
10 Nisan 1944’te Kızılordu birlikleri Kırım’a girdi.
Ve 18 Mayıs 1944’de 250 bin Kırımlı, Sovyet rejimi tarafından Nazi işbirlikçisi olarak zorunlu göçle trenlere doldurulup Orta Asya ve Sibirya’ya doğru tehcir edildi.
Savaş sırasında Naziler tarafından Doğulu İşçi (Ostarbeiter) olarak Kırım’dan götürülen, savaş esnasında Nazilerle birlikte Kırım’ı terk eden Kırım Tatarlar, Kızılordu ve müttefikler ilerledikçe Batı’ya ve Almanya’ya doğru farklı kamplara yerleştirildiler.
Önce Graz’a, sonra İnnsbuck’a, ardından eski bir Nazi gençlik kampı olan Landeck’e, en son da Avusturya’nın en batıdaki eyaleti Vorarlberg’in başkenti Bregenz şehrinee bağlı Alberschwende’deki Nazi mülteci kampına yerleştirdiler.

Kamplara yerleştirilenler arasında Nazilerle birlikte Kırım’ı terk eden, Kırım’ın önde gelen soylu “mirza” ailelerinden Karaşay (Karaşayskiy) ailesi de vardı.
1931’de Sovyetlerin baskılarından kaçarak Stalingrad’da saklanan aile, 1943’de Nazilerin işgaliyle Kırım’a geri dönmüş ve Kırım’da Nazi yönetimiyle işbirliği içinde yöneticilik yapmıştı.
Kampta yaşayan ailenin kızı Şefika Hanım, Stalingrad’da iyi bir eğitim görmüştü. Rusçası mükemmeldi.( Nitekim Türkiye’de DTCF’de Rusça hocalığı yaptı.)
Yine kampa yerleştirilen Kemal Bey ise Kırım’ın Kefe şehrine bağlı Ortay bölgesindendi. O yüzden Kemal Ortaylı olarak biliniyordu.
Kampta olmasının sebebi ise Osttürkischen Waffenverband der SS yani Doğu Türk Silahlı Birlikleri SS'inde görev yapan bir üst teğmen olmasıydı.
Nazi ordusuyla birlikte Kırım’dan çekilen Tatar SS birlikleri içindeydi.
Bregenz şehrine bağlı Alberschwende’deki kampta Kemal bey ve Şefika Hanım tanışıp evlendiler.
Sonra Naziler yenildi, kampın kontrolü Müttefiklere geçti. Müttefikler kampı “vatansız kişiler” (DP) kampına çevirdiler.
Şefika Hanım ve Kemal Bey’in 21 Mayıs 1947’de Bregenz’deki mülteciler kampında bir oğulları oldu.
Bir yıl sonra kampta yaşayan Tatarlara Kırım’a dönme hakkı verildi. Ama Şefika Hanım ve Kemal Bey, Kırım’a dönmek istemediler:
Türkiye’ye geldiler.
Ve Ortaylı soyadını aldılar.
Bregenz’de mülteci kampında doğan oğulları da Türkiye’nin en tanınan tarihçilerinden biri oldu; İlber Ortaylı.
Ama bir mülteci kampında doğmuş bir tarihçi, maalesef bizzat kendi aile tarihinden bile bir empati hissi geliştiremedi.
Yıllar önce sınavlarda ‘Doğu’daki öğrencilerin başarılarını kopya çekilmesiyle açıklamıştı.
Sonra ortaya çıktı ki, sınavlarda hileyi Kürtler değil, o yıllarda çok güçlüyken yanlarında durduğu, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın Barış Köprüleri kitabının yazarları arasında yer aldığı cemaatin mensupları yapmıştı.
Ama çok daha azından pek çok akademisyenin adı KHK listelerine yazılmışken, daha azı için Mete Tunçay gibi büyük bir tarihçi dışlanmışken, Ortaylı’nın üzerine yapışmadı, bu kez Erdoğan’ın davetlerinde, ödül törenlerinde görülmeye başlandı.
Dünyanın en trajik mültecilik tarihine sahip bir milletin mensubu, savaş yüzünden ülkesinden kaçmış bir ailenin, bizzat mülteci kampında doğmuş bir oğluyken bir ara dilsiz, zayıf Suriyeli mültecilerle uğraştı. Ailesi iki kez ülkesini savunmayıp savaştan kaçmışken, Suriyelileri savaştan kaçmakla, ülkelerini savunmamakla suçladı.
En son kuraklıkla mücadele için “bizim” milletlerden Uygurları, Kırgızları alıp, ‘Doğu’daki ‘terkedilmiş köylere’ yerleştirmeyi teklif etti. Herkesin unuttuğu 1930’lardaki İskan Kanunlarını hatırlattı.
Hem Naziler hem Sovyetlerin nüfus mühendisliğinin mağduru olmuş bir milletin mensubunun, ırkçı bir nüfus mühendisliğine hevesi neyle açıklanabilir?
Herhalde bir Nazi kampında doğmasıyla ya da babasının bir SS üsteğmeni olmasıyla değil.
Galiba mültecilikten kaynaklı korkularla, geldiği son yere sıkı sıkı tutunma hissiyle.
Bu aile hikayesi, en güçlünün hayatta kalacağı ve zayıfın öleceğini söyleyen bir sosyal Darvinist hissi, insanın hiçbir dilden anlamayan, en cahil hayatta kalma genini tahrik etmiş olmalı.
Ayakta kalma hissi de her an tetikte olmayı gerektiren bir yaşam stratejisine dönüşüyor.
Her zaman gücü takip ve hesap etmeli, asla “dark side”a düşmemelisiniz.
Ortaylı’nın geçen hafta bir gün arayla katıldığı iki konferansın haberini okuyalım.
Önce İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin davetiyle İzmir’de konuştu. Tabii ki iktidarı da eleştirdi:
“Hiçbir zaman hiçbir grup ‘iktidardayım’ diye muhalefete karşı bu tavrı takınamaz. Bazı olayları bahane ederek sabahtan akşama karşı tarafın sinirleriyle oynaması doğru bir şey değildir. Bunu yaptığınız an orada saygısızlık başlıyor. Onun arkasından facia geliyor” diye konuştu”
Ertesi gün Teknofest’te "Akdeniz ve Osmanlı Denizciliği" başlıklı bir konferans verdi. Burada da iktidarın savunma politikalarını övdü.
Ama asla ikisini birbirine karıştırmıyor.
İzmir’de iktidarı övmüyor, Teknofest’te iktidarı eleştirmiyor.
Açık ki başta devlet olmak üzere güçlüleri, zenginleri, elitleri seviyor, zayıflardan, cahillerden ise hiç hoşlanmıyor.
Galiba başarının sırrı da cahil olmamakta ya da mutlaka Farsça ve Rusça bilmekte değil, burada…
O sadece büyük bir tarihçi değil, aynı zamanda yenilmez bir survivor…
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025