Yıldıray OĞUR
Brüksel’de toplanan AB-Türkiye zirvesi 2004’ten beri Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda atılmış en büyük adım. Serbest dolaşım anlaşması en başta olmak üzere, müzakerelerde yıllardır açılmayan fasıllar masada. Ve onları masaya getiren de ilk kez Avrupa.
Talihin bir cilvesi. Türkiye sınırlarını doğusundaki insanlara açarak, Batı’sında sınırları yıkıyor. 4 yıldır milyonlarca Suriyeli mültecinin külfeti, şimdi nimete dönüşüyor. Suriyelilere sahip çıkmanın mükâfatı onların yüzü suyu hürmetine AB ile ilişkileri toparlamak oldu.
Bundan 11 yıl önce de AB sürecinde atılan büyük adımlar başka bir hayra daha vesile oluyordu az kalsın. Alper Görmüş birkaç kez yazmıştı.
2004 yılı ekim ayı. Türkiye, 17 Aralık’taki AB zirvesine gidiyor.
9 Ekim 1998, Öcalan’ın Suriye’den çıkışının yıldönümü her yıl PKK tarafından “Uluslararası Komplonun Yıldönümü” olarak anılıyor. Kepenkler indiriliyor, ateşler yakılıyor, meydanlara çıkılıyor. Ama o yıl yıldönümü sönük geçmişti. 3 gün sonra Gündem gazetesinde şöyle bir başyazı çıktı:
''6. yıldönümünde Kürtler, çeşitli eylemler gerçekleştirdi. Özellikle Avrupa’da yaygın geçti. Ancak Türkiye’de aynı yoğunlukta geçmedi. Hatta belli alanlar dışında ciddi bir tepki, eylemlilik söz konusu olmadı... Çok sınırlı bazı etkinlikler gerçekleştirildi. Kürt demokrasi güçleri, özellikle kurumsal yapılar ve kadrolar, yıldönümünde komployu derinden hissetmedi... Bunun, Güney eksenli gelişme ve özellikle de AB süreciyle ilişkisi var mı? Bizce tartışılır. Bu iki olgunun, genelde Kürtler, özelde Kürt demokratik yapılarında sosyal, ruhsal ve düşünsel farklılıklar oluşturup oluşturmadığı, soruna ve sürece bakış açılarını etkileyip etkilemediği önemli tartışma konusudur ve bizce tartışılmalıdır...”
PKK, örgüt içinde siyaset-şiddet ekseninde yaşanan bir parçalanmanın da etkisiyle paniklemiş, bir süre sonra 1999’dan beri sürdürdüğü ateşkesi bozmuş, Diyarbakır’ın ortasında şiddeti eleştiren HADEP’in eski genel başkan yardımcısı Hikmet Fidan ensesine sıkılan tek kurşunla öldürülmüştü. Sonra Erdoğan Diyarbakır’a gelip halka o ünlü konuşmasını yapmış, kapalı kapılar ardında da PKK’yla ilk görüşmeler başlamıştı.
11 yıl sonra benzer bir şey yaşanıyor. Bu kez sebep AB üyelik süreci değil. Tam tersine dış konjonktür şiddetin, silahın hükmü sürecek diyor. Ama az ötedeki bütün bu kan deryasına rağmen çözüm süreciyle yaşanan 3 yıllık rahatlama, barış, refah ortamı, HDP ile siyasetin değerinin ve etkinliğinin yükselmesi sonrası PKK’nın bir anda sebepsiz ve sert bir şekilde şehirlere indirdiği savaş karşısında Kürtler 11 yıl önceki gibi isteksiz, tepkili, sessiz bir direniş içinde bir süredir.
Kimse sokaklara çıkıp eylem yapmıyor, PKK’yı yüksek sesle eleştirmiyor belki ama PKK’nın ayaklanma çağrılarına da cevap vermiyor.
HDP’nin yüzde 90’a yakın oylar aldığı 100 bin nüfuslu ilçelerde özyönetim ilanlarına 100 kişi bile katılmadı, silahlı özsavunma yapanların sayısı Nuçe TV’ye bağlanıp ağlayan adamın dediği gibi “elde kalan 200 genç”ten ibaret.
Özyönetim ilan edilen ilçelerin tamamında da değil en yoksul mahallerinde ancak tutunabiliyor silahlı gruplar. Ve özyönetim ilan edilen, komün hayatı yaşandığı iddia edilen bu mahaller göçlerle hayalet mahallere dönmüş durumda. Kazılan hendekler, patlamaların neden olduğu elektrik, su kesintileri, sokağa çıkma yasaklarının bedelini ise herkes ödüyor.
PKK’nın şehir savaşına karşı tepki, isteksizlik, sessiz direnişe Kandil’den de uyarılar gelmeye başladı. Karayılan şöyle dedi örneğin:
“Herkesin bu kutsal direnişe sahip çıkması lazım. Bu direniş çözüm yoludur. Ama bazıları var ki bu konuda tereddüt yaşıyorlar, ne yapacaklarını bilmiyorlar. Lakin herkes bilmelidir ki bu konuda herhangi bir gevşeklik çıkarsa ve geriye adım atılırsa, çok büyük felaketler yağacaktır.”
Ama bu tehditlere rağmen halkın homurtu seslerine örgütten çok tabana yakın siyasetçiler tercüman olmaya başladılar.
Altan Tan’ın hendek siyasetini eleştirisini, Ahmet Türk’ün eleştirileri izledi. HDP’de Demirtaş’ın ortadan kaybolmalarını da buraya ekleyebiliriz…
Bu eleştirilerin, homurtuların örgütte nasıl karşılık bulduğunu PKK’nın MED Nuçe kanalında geçen şu konuşmadan okuyalım:
“Erdal Er: Farqin (Silvan) yedi gündür bombardıman altında. Tepkiye baktığımızda Türkiye’nin batısı ve Kürdistan’da bir tepkisizlik var. Nedir bu ölü toprağı?
Zana Azadi: Direnişlere bakış açısında sakatlık var. Kim direnişe tek laf söylüyorsa, direnişi hafifletmeye çalışıyorsa o da katliama ortaktır. Altan Tan HDP milletvekilidir, Cumhuriyet gazetesinde bir röportajı çıkmış. Sen katliamcıdan mı yanasın, sana oy verenlerden yana mısın. Tarafını belli etmesi lazım. Şu ana kadar Kürdistan’da yaptığın bir örgütlenmen var mı, yok. Binlerce şehit var emek var seni milletvekili seçmişler sen gitmiş onların direnişine laf mı söyleyeceksin. İşgalciye verdiği direnişi karalayacaksın. Yaptığın, sömürgeciliğe ve katliamcılığa hizmettir. Suçtur.
Erdal Er: Ne yapmak lazım. Kürdistan’da tepkiler yetersiz.
Zana Azadi: Düşmanı meşru görürsen direnmezsin. Kim işgalciliği meşru görüyorsa çeksin gitsin Ankara’da Erdoğan’ın yanına. Kürdistan’da direnişe tek laf söyleyenin Kürdistan’da yaşamaya hakkı yoktur. Savaş köye de taşınır şehre de taşınır. Kutsal bir haktır...''
İşte Tahir Elçi, böyle bir ortamda, bir sokak arkasında hendeklerin, siperlerin silahlı milislerin olduğu Sur’a gitti ve Dört Ayaklı Minare önünde o açıklamayı yaptı. O yüzden etrafta açıklama için gelmişler kadar, onu korumak için gelmiş polisler vardı.
Tahir Elçi, Cizreli, PKK geleneğinden değil KDP geleneğinden gelen bir isimdi. Diyarbakır’da hem PKK’lı olmayıp, hem de adı “Hain, AKP’li, IŞİD’çi, satılmış”a çıkarılmamış nadir insanlardandı. Ülkenin batısında da bir özgül ağırlığı vardı.
Bir süredir “Sivil yaşam alanlarında silahlı çatışma ve operasyonlara son verilmesi” çağrısı yapıyor, devleti eleştirirken PKK’nın kutsal dediği, sürdürmekte kararlı olduğu hendek siyasetine eleştirel sözleri de peşine ekliyordu. Nusaybin’de iki şehrin barosu olarak bunu yapmışlardı, sonra bir HDP’li vekilin saldırttığı bir gazeteciye sahip çıkmıştı ve son olarak da PKK’nın özsavunma güçlerinin olduğu Sur’a gidip, “burada savaşmayın” açıklaması yaptı.
Tahir Elçi’nin nasıl, kim tarafından, kaza kurşunuyla mı yoksa hedef seçilerek mi öldürüldüğü henüz netleşmedi.
Ama dün KCK, Tahir Elçi’yi devletin “PKK terör örgütü değildir” dediği için öldürttüğünü iddia etti. Cenazede katil Erdoğan sloganları atıldı.
Tutuklanma girişimi tam bir rezalet olsa da herhalde devlet için 60 vekil, 100 belediye başkanı ve milyonlarca vatandaşının söylediği bu sözleri bir baro başkanından da duymak bir ortadan kaldırılma sebebi değildir.
Diyelim devlet kafayı bozdu bunu yapmaya karar verdi herhalde bunu basını çağırıp, kameralar önünde yapmazdı.
Tahir Elçi’yi korumak için orada olan, onun bir ara arkalarına saklandığı, eğer o iki polisi öldüren militanlar ateş açarak o sokağa dalmasalar silahlarını dahi çıkarmayacak polisleri Elçi’nin katili ilan edenler, polislerin bile bir komplo eseri Tahir Elçi’yi öldürmek için öldürtüldüğünü söyleyenlere bunları anlatmak boşuna.
Kendi şahsi, siyasi, cemaatsel menfaatleri için Tahir Elçi’nin devlet tarafından öldürülmesini çok arzulayan güya Kürt dostu bir akbaba entelektüel sınıf olduğu ise zaten herkesin malumuydu, boş yere bir kere daha insanlıktan çıkıp saçmalamalarına gerek yoktu.
Ama eğer soru cinayetin kriminal olarak açıklanması dahi beklemeden “Tahir Elçi kim için daha tehlikeliydi’’yse herhalde onlarınkinden daha ikna edici bir cevap var.
Diyarbakır’da bir baro başkanının PKK’nın şehirlerde kutsal ilan ettiği, halkın da itibar etmediği hendek direnişine ses çıkarmaya başlaması PKK için daha tehlikeliydi.
O yüzden dün cenazesinde on binler yürürken, Dört Ayaklı Minare'nin önünde yaptığı şehirde silahlı gruplara ve operasyonlara karşı çıkan açıklamaya cenazesindeki o ünlü isimlerin hiçbiri gelememiş, çoğu genç avukat 20 kişi ancak toplanabilmişti.
Cenaze, 40 yıllık örgütün onca çağrısına rağmen aylardır Diyarbakır’da toplayamadığı en büyük kalabalıktı.
Eğer devlet bu sessiz direnişin sesini duyarsa, onunla konuşmaya başlarsa bu cinayetin failleriyle hesaplaşırsa bir daha da asla toplayamayacağı bir kalabalık...
Çünkü Dört Ayaklı Minare’nin etrafında silahlılar gezdiği sürece Tahir Elçi’nin ruhu da Kürtler de huzur bulamayacak.
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025