Yıldıray OĞUR
İki gündür Cumhuriyet gazetesinin manşetinden Seyhan Avşar imzasıyla çok önemli bir haber yayınlanıyor.
Ama bu kritik haber, 1969’lardan kahve lekeli bağış makbuzlarının havalarda uçuştuğu FETÖ’nün siyasi ayağı kim adlı yakan top oyunu kadar heyecan uyandırmadı.
Muhtemelen muhafazakar çevreler haber Cumhuriyet’te çıktığı için iddialara şüpheyle yaklaşmıştır.
Halbuki haberdeki vahim iddiaların kaynağı İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişinin raporu.
Bugüne kadar çok dillendirilen ama daha çok küçük balıkların yakalanabildiği FETÖ Borsası hakkında yakalanmış en büyük balık bu.
Hala iddia aşamasında olduğu için isimler inisiyal olarak kullanılacak.
Aslında isimler önemli ama bu yazının esas konusu isimlerden çok kötü hukukun nasıl bir çürüme yarattığı...
İddiaların başrolünde İstanbul Emniyeti’nin eski İstihbarat Şube Müdürü Ö.T. var. 2016’da darbe girişiminin hemen ardından getirildiği İstihbarat Şube Müdürlüğü’nden 2017’in Eylül ayının ortalarında alınmıştı.
Uzun yıllar İstanbul Emniyeti’nde Terörle Mücadele Şubesi’nde çalışmış, daha sonra İstanbul Emniyet Müdürü’nün Özel Kalem Müdürü olarak görev yapmış Ö.T.’nin darbeden hemen sonra çok kritik bir görev olan İstihbarat Şube’nin başına getirilmesinin bir sebebi var.
Yine ismini Google’ladığınızda karşınıza çıkan gazete haberlerine göre 15 Temmuz darbe girişimi sırasında İstanbul Emniyet Müdürü ile birlikte köprüye gitmiş, orada darbecilerle çatışma sırasında yaralanmış. Darbe öncesinde de paralel yapıyla mücadele operasyonlarında görev yapmış.
İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün ne kadar kritik bir pozisyon olduğunu Türkiye’de haberleri biraz okuyan herkes bilecektir. Ülkeyi sarsan en büyük soruşturmalar bu dairenin topladığı istihbaratlarla yapılıyor. Ülkenin kalbinin attığı İstanbul’da alınan yasal dinleme kararları da yine bu dairenin işi.
Son dönemde Türkiye’nin konuştuğu Büyükada, Cumhuriyet gazetesi, Sözcü gazetesi, Osman Kavala, Ahmet Altan gibi soruşturmalar sırasında görev başında olan bir isimden bahsediyoruz.
Peki 15 Temmuz gecesi köprüde darbecilere direnen bu emniyet müdürü, Cumhuriyet gazetesinin haberine göre İçişleri Bakanlığı müfettişinin raporunda ne ile suçlanıyor?
Haberden okuyalım:
“Çalık Holding’e bağlı Çalık Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı A. T. ‘nin kendisi ve ailesi hakkındaki FETÖ evrakı, eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Ö. T. tarafından boğaz manzaralı köşk karşılığında temizlendi.”
Haberde temizlenen evrakın ne olduğundan bahsedilmiyor. Haberde alıntılanan Mülkiye müfettişinin raporundaki tanık polislerin ifadelerinde şöyle bilgiler var:
“Çalık Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı A. T., 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ soruşturmaları tamamlanana kadar yurtdışına çıktı. T’nin yurtdışında bulunduğu 3 Eylül 2017 tarihinde pasaport tahdidinin bulunup bulunmadığı İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü personeli tarafından İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ö. T talimatıyla sorgulandı.”
A.T., Çalık Holding’in sadece profesyonel bir çalışanı değil, aynı zamanda iktidara da çok yakın olan holdingin patronunun yeğeni. Bu bilgi ve güçlü ilişkiler ağı yine Google kadar yakın.
Yani büyük ve dokunulmaz isimlerden bahsediyoruz.
Herhalde bundan dolayı da bu hizmetin karşılığı, Emirgan’da ederi 4 milyon olan boğaz manzaralı bir köşk olmuş.
İkinci gün devam eden haberde, mülkiye müfettişinin, köşkün nasıl çaktırmadan el değiştirildiğiyle ilgili saptamaları yer alıyor. Müfettiş bu dolambaçlı satış için raporunda “Söz konusu taşınmazın satışı başarısız bir kurgudur” demiş.
Haberde, yine mülkiye müfettişinin raporuna dayandırılarak İstanbul Emniyeti eski İstihbarat Müdürü’nün mal varlığının dökümü de verilmiş:
“Arnavutköy’de bir taşınmaz, Bahçeşehir Koleji’nde eşi ve kendi adına yüzde 7.5’şer hisse, muhtelif tarihlerde 3 adet Mercedes marka otomobil ve Land Rover marka arazi aracı, 2017-2018 yılları arasında hesabında 3 milyon 287 bin 770 TL, eşinin hesabında ise 259 bin 339 TL’lik bir artış, yurtdışı hesapları ve bunlara yapılan iki para transferi, 2018’de Belçika’dan hesabına gönderilen 130 bin Avro, kendisi ve eşine ait 2 ayrı banka kasası.”
Heyecan olsun diye polislik yapan çok zengin bir ailenin mensubu değilse bir emniyet müdürünün bu kadar mal varlığı olmaz.
Bu mal dökümü listesi bile meselenin tek bir FETÖ dosyası silme işleminden ibaret olmadığını söylüyor.
Fakat emniyet müdürü 2017 yılının eylül ayında görevden alınmasına ve iddialar bu kadar ciddi olmasına rağmen haberde yazdığına göre açılan soruşturmadan üç yıldır bir sonuç çıkmamış.
Attığı tweet için yaşlı amcaları evinden gözaltına alan İstanbul emniyeti ve başsavcılığını bu iddialar henüz harekete geçirememiş.
Halbuki bir polis müdürünün bir koleje nasıl ortak olabildiği bile soruşturulmayı hak ediyor.
Ama yine de bu haberi okuyunca sadece görevini kötüye kullanan bir devlet memuru hikayesi görmek büyük eksiklik olur ve hiçbir işe yaramaz.
Sadece bir kişiden ve bir olaydan bahsetmiyoruz. Mesele bir şahsın ne yaptığı değil. Esas mesele bu suiistimallere imkan veren toksik ortamın nasıl oluştuğu.
Onu anlamadan Cumhurbaşkanlığı Hukuk Kurulu’nda olup, bir uyuşturucu kaçakçısının salınması için savcıları sıkıştıran anayasa profesörünü nasıl açıklayabiliriz.
Emniyet müdürlüklerinde, savcılıklarda FETÖ borsaları, FETÖ soruşturmalarını içinden çıkılamayacak bir cadı avına çeviren iki kelime sayesinde kuruldu; iltisak ve irtibat.
Hukuki olmayan, devletin güvenlik birimlerinin kullandığı bu iki kelime en baştan FETÖ soruşturmalarının merkezine oturtuldu ve soruşturmalarda somut suç değil, mensubiyet avcılığı yapıldı, yapılıyor. Böylece herkesin eline başkasına karşı rahatlıkla kullanabileceği bir silah verilmiş oldu.
Son 40 yılda Cumhurbaşkanlarının, Başbakanların hürmet ettiği, toplantılarına katıldığı, 28 Şubat günlerinde Genelkurmay Başkanı’nın bile makamında temsilcilerini kabul ettiği henüz ‘muteber’ bir dini cemaatken bu örgütle tanışmış, farklı derecelerde irtibat kurmuş milyonlarca insan, bu ‘cemaat’ bir terör örgütüne dönüşünce potansiyel terörist haline geldi.
Bu ‘cemaate’ para veren bir baklavacı, okullarından çalışan bir ana okul öğretmeninin statüsü, köprüde tanktan halkın üzerine ateş açan bir yarbayla eşitlendi.
Bir memurun çocuğunu bunların okullarına göndermesi bile amirinin onu KHK listesine ekleyip, ihracına delil olabildi. Ama o memurun çocuğu ile aynı sınıfta okuyan başka bir çocuğun babası iktidar partisinden milletvekiliyse bu irtibat aleyhte bir delile dönüşmedi.
17/25 Aralık’tan sonra bile cemaat sözcülüğüne devam eden biri sonra yazılar yazıp sicilini affettirebildi ama küçük bir adliye memuru 10 yıl önce cemaat yurdunda kalmadığını ispat için meslek yüksek okulu okuduğu şehre gidip kapanmış MGV yurdundan kağıt almaya çalışmak zorunda kaldı.
Soruşturmaların merkezinde somut suçlar değil, mensubiyet, olunca hukuki soruşturmalardaki keyfilikler arttı. İrtibat ve iltisak gibi kavramlarla bir anda bir terör örgütüne girmek kolaylaşınca, haliyle çıkmak da kolaylaştı.
Bir şekilde bu örgütle irtibatı olmuş olanlar, sonuçları ağır olan bu soruşturmalardan kurtulmak için de yollar aradılar.
İnsanların kaderi bu kadar kolay kolluk güçlerinin eline bırakılınca bu arz ve talep FETÖ Borsası’nı yarattı.
Hakkında pasaport tahdidi var mı diye sormak, ihalelere girmek için savcılıklardan temiz kağıdı almanın bile bir piyasası oluştu. FETÖ’den tutuklanıp malına kayyım atanmasının maliyeti, bunu engellemek için ödenecek maliyetleri önemsiz hale getirdi.
Partilerin, liderlerin ortak bir muhasebe yapmak yerine, birbirini FETÖ’nün siyasi ayağı olmakla suçlamayı tercih ettiği bu enfekte ortamın kendi karaborsasını yaratmayacağını düşünmek zaten safdillik olurdu.
O yüzden “parası, tanıdığı olan FETÖ’cüler yırtıyor” eleştirisi de doğru olsa da bu sorunun çaresi değil. Çare tavizsiz herkesi tutuklamak, herkese cezaları basmak, asla kimseyi tahliye etmemek de değil.
Çare, bu soruşturmalardaki irtibat-iltisak kriterini, mensubiyet avcılığını bırakıp, somut suçlamalara bakmak ve evrensel hukuki standartlara dönmek.
Herkesin tepesinde bir FETÖ kılıcının sallandığı, kolluk güçlerinin yozlaştığı böyle bir güvensiz ortamda, iktidarlara da boyunu posunu beğenmediği için sivil toplumcuları, siyasetçileri, gazetecileri ağırlaştırılmış müebbetle yargılama fırsatı doğar.
Parasını sivil toplum işlerine harcayan işadamının hayatı, zengin bir işadamını kurtarmak için köşk pazarlığı yapan istihbarat müdürünün insafına terk edilmiş olur.
Neyse ki bu hikayede hala iki iyi haber var: Dokunulmaz isimlerin adının geçtiği bu kritik soruşturmayı İçişleri Bakanlığı’nın müfettişleri yürütüyor ve hala bu soruşturmaları haber yapabilen gazeteciler ve gazeteler var...
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025