Abdurrahman Dilipak
Bu konuda insanı en çok üzen ne biliyor musunuz, “içimizden birileri”nin giderek onlara benzemesi, aynı yöne bakıp, aynı dili konuşması..
“Cinsiyet eşitliği”miş, “Kadına şiddet”miş, o konular mazide kaldı. “Cinsiyetsiz toplum”u konuşuyoruz artık. “Cinsiyet” mi kalacak yakında!. Çağdaş Sodom ve Gomore, Lut kavminin sapkınlığını masum gibi gösterecek bir azgınlığa sahip.
Biz Kudüs’ü kurtaralım derken İstanbul sözleşmesi ile Şeytan, Lut kavminin helak olduğu Kuzey üst noktası “Gavur dağı”na uzanan sınır çizgisini İstanbul sözleşmesi ile Karadeniz’e taşıdı sanki.
Günah şehri Pompei’nin helak olan kavminin başına gelenler bizim halkımızın da başına gelmesini istemiyorsanız, elinizi çabuk tutun.
Bakın bu işi çok kısa bir sürede İstanbul sözleşmesinin sınırlarını çoktan aştı. Böyle giderken gelecek günler geçen günleri aratacak. İstanbul sözleşmesi, İstanbul depreminden daha tehlikeli bir hal alabilir. Belki “insanlar” ölmeyecek ama, bu depremde “insanlık” ölecek.
Siz DEİZM geliyor diye hayıflanın, Deizm de dünde kaldı. Din büyük ölçüde bireysel planda vijdanlara, toplumsal planda mabetlere hapsedildi. Seremoni, ritüel ve ikona’larla kendini dışa vuran yeni bir din var artık.
Kadın-kız fark etmiyor, yüz-göz boyalı, hele o tırnak boyaları. Bunlar abdest de almıyorlar demek ki, gusül de almıyorlar. Tabii hepsi “helal”!.. Helal bira, helal şarap, helal şampanya gibi, kalıcı dudak boyaları, kalıcı tırnak ojeleri hepsi helal!?
Deizmi geçin, neyse bir Tanrıya inanıyorlar, her ne kadar o Tanrı, dünyayı yaratıp içinde neler olup bittiğine bakmasa da. Sonunda affedecektir herkesi herhalde. Cezalandırıp ne yapacak (Haşa). İnsanların ruhları varsa belki onları farklı bir dünyaya yeniden gönderecektir, “hadi şimdi bir daha dünyadaki gibi yaramazlık yapmayın” diye..
Yahu, bunların çoğu Agnostik. Neye inanacaklarını bilmiyorlar. Bilinemeyeceğine inanıyorlar. Daha kötüsü de var, birileri Satanist oldu çıktı. Sanatçı birileri gençlerin sadece rol modeli değil “İdol”ü, yani gençlerin “Put”u
İş öyle bir noktaya geldi ki, farkında mısınız; nüfus cüzdanlarında anne-baba adı kaldırıldı. Artık kök ve soy ilgisi yok. İyi soyadını da kaldıralım. Eskiden nüfus cüzdanlarında “Aile ismi, yani lakab ve şöhreti” diye bir hane vardı, “Soyisim”den önce. Yeni pasaportlarda nüfus bilgilerinde anne-baba olmaması kimsenin dikkatini bile çekmedi. Artık o çocuklar bir “birey” aidiyet bağları, kişi-lik bağları yok ediliyor. Eskiden çocukların bebeklik dönemi kaydı annesinin pasaportuna kaydediliyordu. Geçen gün hanımım, kızım ve gelinim sıla-i rahim için yurtdışına gidecekti. Yeni pasaportta anne-baba adı yok ya. Torunum annesi ile nasıl gidecek? Bu çocuğun annesi olduğunu isbat için nüfus idaresinden 3 dilde bir belge aldı. Ama yine sorun çıktı. Bu belgede anne kızlık soyadı yazılmış, şimdi vukuatlı nüfus sureti alıp tercüme ettirip tasdik ettirecekler. Evlilik cüzdanı sureti de isterler belki.
Ne günlere kaldık. Yeni nüfus cüzdanlarında cinsiyeti belirten sadece bir harf var. Yeni nüfus cüzdanlarında renk farklılığı da yok. Onu da kaldırmak gerekecek bu gidişle. Kadın erkek oluyor, erkek kadın ya da bir cinsiyet tercihinde bulunmayabiliyor.
Eskiden Din ve Mezhep hanesi de vardı, bu gidişle soyada da gerek kalmayacak, Tek başına vatandaşlık numarası yetecek. Düşünsenize her aidiyet için bir kimlik. En iyisi sanal kimliğe geçelim. Devlet kendi zorunlu kimlik bilgilerini kaydetsin. Ben diğer yasal kimlik beyanlarımı ya da dini, mesleki aidiyetlerimi ifade edebileyim. Bu tartışma da bitsin..
Bu İstanbul sözleşmesi ile gün yüzüne çıkan bir felaket sözkonusu. Unutmayalım ki, sözleşme öncesi de gidişat iyi değildi. Sözleşmeden sonra çok daha kötü oldu.
Erdoğan Kadınlar gününde AK Parti’nin başarısında kadına sağlanan demokratik hakların, istihdam imkanlarının büyük katkısı olduğunu söyledi. Refah Partisi’nin başarısının arkasında da benzer bir durum söz konusu idi ama ikisi arasında ciddi bir nitelik ve nicelik farkı vardı. Seküler kesimden bu politikalar yeni üye kazandırdı ama AK Parti’nin o eski geleneksel tabanında bugün, özellikle şu İstanbul sözleşmesi ve CEDAW tartışmaları paralelinde ciddi bir çözülme de yine bu kadın politikaları yüzünden olduğunu görmek gerek. MSP ve RP zamanındaki kadın profili ile bugünkü kadın profili aynı değil. O gün kazandıran politikalar, bugün mevcut kazanımların kaybına sebeb olacak boyutta toplumda tepki görüyor.
“Bu sözleşme kalsın, ama kimseye dayatılmasın” diyen arkadaşlar da var. “Biz muaf tutulalım, onlar ne halt yiyorlarsa yesinler” de diyemeyiz. Biz alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmetiyiz. Bu nesil emniyeti için bir tehdit, ama zaten birileri bu sözleşme yokken de bu yolda gidiyorlardı. Yine gidecekler, biz “gitmeyin” diyelim ama zorlayacak halimiz yok.
Devlet bu konularda eğitici, zorlayıcı bir rol üstlenmesin.
Bir de bu sözleşme yokken de, şimdi ortadan kaldırılsa da devam eden bir yozlaşma, ahlaki bir zaaf söz konusu. Bununla nasıl başedeceğiz. Her şeyi sadece İstanbul sözleşmesi ve CEDAW’la açıklayamayız.
Kaldı ki, Şeytan bu arada boş durmayacak, yeni tuzaklar kazacak önümüze. Bu dünyevileşmek çabası, METArtalizm, para ve karşı cins üzerinden Şeytanın hilelerine karşı çok zayıfız.
İnsanlar Deist ya da Agnostik oluyorsa bu da bu sözleşme yüzünden değil. Elbette ailenin dağılması bütün olumsuzlukların şiddetini, hızını, kapsamını artırıyor. Ama bir günah keçisi bulup, bütün günahı ona yükleyip, kendimizi de aklamayalım. Zaten bu sözleşmeler de bizim günahımız değil mi! Kaldı ki tek günahımız da bu değil ve hâlâ bu kadar tartışmaya rağmen çözüm yönünde beklenen olumlu bir gelişme yok. Verilen sözler de yerini bulmadı.
Bana göre, toplumda bu konuda oluşan hassasiyet çok önemli. Bu sözleşmeler geri çekilse bile bu hassasiyet korunmalı. Tamam, bu kötülük engellensin ama yerine daha iyi bir yapı oluşturulsun. “La ilahe” deyip durmak olmaz. Bir de ibadetin çok olanı değil, sürekli olanı makbuldür.
Bir de bu mesele tek meselemiz değil. Onları da tek tek ele almamız gerek.
İstanbul sözleşmesi yokken de durumun iyi olmadığını biliyoruz. Bu sözleşme geldi, gelen gideni arattı. Kaş yapayım derken göz çıkardı ve bu arada toplumun uyanışına sebeb oldu. Mekerallahu!
Selâm ve dua ile.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
18.12.2025
7.09.2025
3.08.2025
26.08.2024
5.08.2024
4.06.2024
27.05.2024
20.05.2024
5.05.2024