Akın ÖZÇER
Seyfettin Çilesiz emekliler alayhine olan bu kara tabloyu lehine değiştirmek için uğraşıyor. Elbette kendisinin de olumsuz yönde etkilendiği bir tablo bu ama çabalarının daha çok geçinemeyen milyonlar için olduğu ortada. Bu çabaların başarılı olması sadece emekli kesimin (ve de çalışanların) rahatlaması için değil, ayrıca belki hükümetin de bu yanlış yoldan dönmesi için bir fırsat yaratabilir. Her ne kadar bu çok iyimser bir dilek olsa da.
Seyfettin Çilesiz İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesinden 1972’de mezun olmuş, çeşitli ilçelerde savcılık, İstanbul Başsavcı vekilliği, 2000’de üyeliğine seçildiği Yargıtay’da 15 yıl görev yapmış değerli bir emekli yargı mensubu. Adalet Yayınları’ndan 2022’de yayımlanmış “Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Açıklaması” başlıklı bir de kitabı bulunan Çilesiz’in adı, Şimşek politikasının nefes aldırmadığı emeklilere yardımcı olmak için TÜİK’e açtığı davayla kamuoyuna yansıdı. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na (DMK) tabi bir emekli olmasına karşın, Çilesiz 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na tabi özel sektör (SSK) emeklilerinin maaşlarını da olumsuz yönde etkilediği için enflasyon verilerini düşük açıkladığı gerekçesiyle TÜİK davasına öncelik vermişti.
TÜİK Davası
Ne var ki Ankara 6. İdare Mahkemesi, Çilesiz’in TÜİK’in enflasyon verilerinin yanlış olduğu gerekçesiyle açtığı davayı, veri bütünlüğünün sağlanamadığı gerekçesiyle, hukuka uygunluk karinesi uyarınca reddetmişti. Çilesiz’in avukatı Ali Erdem Gündoğan kararla ilgili olarak “TÜİK verilerin bir kısmının gizli veri olduğunu bir kısmının da kendi özgün eseri olduğunu iddia ederek mahkemeyi yanılttı ve verileri mahkemeye vermedi. Mahkeme de ‘veri bütünlüğüne ulaşamıyorum bu nedenle enflasyon oranını yeniden hesaplayamıyorum, karine olarak TÜİK’in enflasyon oranının doğru olduğunu kabul ediyorum bu nedenle davayı reddediyorum’ şeklinde bir gerekçe ile davayı reddetti. Fakat mahkemenin gerekçeli kararında, TÜİK’in tüm iddiaları reddedildi. Aslında mahkemenin gerekçeli kararı emekli lehine yazılmış sadece sonuç kısmında ret yazılmıştır” açıklamasını yapmıştı. Seyfettin Çilesiz daha sonra kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşımıştı. TÜİK de İdare Mahkemesi’nin “esastan inceleme” yapmış olmasına itirazını İstinaf Mahkemesi’ne sunmuştu. TÜİK mahkemenin hiçbir inceleme yapmadan davayı reddetmesini istiyor. Çilesiz’in avukatı Gündoğan ise, TÜİK’e karşı dava açılamayacağı iddiası hukuk devletiyle bağdaşmıyor görüşünde.
Ne var ki TÜİK davanın reddolunmasını talep etmekle yetinmiyor, Kurum’a yönelik eleştiri yapanlara da dava açmakta tereddüt etmiyor. TÜİK sosyal medyadan yaptığı eleştiriler nedeniyle Seyfettin Çilesiz’in yanı sıra CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ve Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ hakkında 50’şer bin liralık manevi tazminat davası açmış bulunuyor. Görünen o ki TÜİK, Şimşek’in halkın çoğunluğunun tepkisini alan makroekonomik pembe tablo açıklamalarına dayanak oluşturan veriler açıklaması nedeniyle hedef tahtasına konulmasından rahatsız. Asıl eleştirilmesi gereken, enflasyonla mücadele amacı taşıdığı öne sürülen ama kamu idaresinin aşırı harcamalarına, sabit gelirlilerin gelirleri doğrudan kısılmak ve vergiler arttırılmak suretiyle kaynak oluşturmaktan başka amacı olmadığı gözlemlenen OVP ve mimarı Sayın Şimşek.
TÜİK hikayesi de henüz kapanmış değil. Sayın Çilesiz, ‘kişilik haklarına ağır saldırı’ gerekçesiyle 15 Ağustos’ta TÜİK aleyhine 5 kuruşluk manevi tazminat davası açtı. Avukat Ali Erdem Gündoğan, TÜİK'in Seyfettin Çilesiz hakkında ağır ithamlarda bulunduğunu belirterek, 5 kuruşluk manevi tazminat talebinin, zenginleşme amacı taşımadığının ispatını, müvekkilinin haklılığının tespitini amaçladığını vurguladı. Çilesiz'in dava dilekçesinde, Tüm Emekliler Derneği Başkanı Satılmış Çalışkan, Birleşik Emekliler Sendikası Başkanı Mahmut Şengül ve Emekli-Emekçiler Dernekleri Federasyonu Başkanı Gönül Boran Özüpek'in tanık olarak dinlenmesi istendi. Avukat Gündoğan ayrıca birçok emeklinin TÜİK mağduru olarak tanıklık için hazır olduğunu ifade etti.
DMK’ya tabi emeklilerle ilgili dava
Sayın Çilesiz’in Ankara 9. İdare Mahkemesi’ne açtığı bir dava daha var. Medyaya tüm emeklileri doğrudan ilgilendiriyormuş gibi servis edilen bu dava SGK’na karşı açıldı. DMK’na tabi emeklilerin (memur emeklileri) maaşları, yasal olarak, aldıkları son maaşların -varsa makam tazminatı düşüldükten sonra çıkan miktarın- hizmet yılına göre belirli bir yüzdesine (70-75) tekabül ediyor. Hükümet seçim öncesi memura verilen söz nedeniyle en düşük memurun -aslında hizmetli sınıfı- maaşına Temmuz 2023’te 8.077 TL seyyanen zam yaptı. Asgari ücretin 11.850 TL olduğu o dönemde bu, tüm ücret dengelerini alt üst eden bir zamdı. En düşük maaşlı hizmetli için yüzde 85’e tekabül eden bu zam seyyanen olduğu için Vali, kaymakam, profesör, doçent, doktor, mühendis, diplomat gibi nispeten yüksek maaş alanların ücretlerine yüzde 25 civarında yansıdı. Ama bu zam yasal olarak emeklilerine yansımaması için, hukukta “yasaya karşı hile” olarak değerlendirilebilecek şekilde memura açıktan (Hazine’den) ilave ödeme olarak verildi. Başka bir deyişle zam olması gerektiği gibi memurun taban aylığına yapılmadı. Memur emekli olduğunda bu seyyanen zammı kaybediyor. Bu hem memur hem emeklisi için kazanılmış hakkın kaybedilmesi anlamına geliyor.
Bu çarpıklığın ilk göstergesi örneğin profesör gibi bir yüksek memur emeklisinin maaşının işe yeni giren lise mezunu hizmetlinin maaşının bir tık üzerinde kalması. Bu şekilde eğitim ve kıdem, çalışırken olduğu gibi emekli olduktan sonra da değersizleşmiş durumda. Aynı zamanda memur emeklisinin maaşı çalışırken aldığı maaşın yasal yüzdesinin de altına düşürülmüş bulunuyor. Altı aylık enflasyon farklarıyla bu oran sürekli düşüyor. 8077 TL tutarındaki fark şu anda 18.800 TL civarında. Dolayısıyla DMK’ya tabii emekliler 25 aydır her ay bu miktarın yüzde 70-75’ini (14 bin civarı) eksik alageliyor. Bu uygulama orta sınıfı da içine alan 2,5 milyon kadar memur emeklisinden yasanın etrafından dolanarak alınan bir vergi niteliğinde. Bir hukuk devletinde DMK’na tabi emeklilerin kendilerinden yasaya karşı hile yoluyla kesilen bu miktarı yasal faizleriyle birlikte geri almaları gerekir.
Medya, olumlu sonuçlanırsa bu davadan tüm emekliler yarar sağlayabileceklermiş gibi yayınlar yaptı ama kabul etmek gerekir ki yasal bağ sadece DMK’na tabi 2, 5 milyon emekliyi ilgilendiriyor. Ayrıca rakamlar öne sürüldüğü kadar yüksek de değil. Ama 2,5 milyon emeklinin kazanılmış haklarının askıya alınmasının nedeni çok daha kalabalık olan SSK emeklilerinin maaşlarını düşük tutma arzusu olmalı. Emekliler arasında oluşacak aşırı maaş farkı nedeniyle DMK emeklileri kazanılmış haklarından yoksunlar. Onlara kazanılmış haklarının iadesi, SSK emeklilerine aynen değil ama analoji yoluyla zam yapılmasını gerekli kılacak. SSK emeklilerinin durumlarının iyileştirilmesi için mutlaka 5510 sayılı yasada aylık bağlama oranlarının DMK’daki oranlara çıkarılması şart. Ama açıklamalarından insanları değil rakamları esas aldığı gözlemlenen Sayın Şimşek’i bugün en düşük emekli maaşının 16 681 lira gibi komik bir rakam olması değil, emeklilerin bütçeye yansıyacak maliyeti ilgilendiriyor olmalı ki bu kara tabloyu pembe fırçasıyla renklendiriyor.
Türkiye’nin önündeki ekonomik ve özellikle sosyal tablo parlak değil. Aksi açıklamalar inandırmak şöyle dursun insanları öfkelendiriyor. Verilmeyen seyyanen nedeniyle maaşının yüzde 70 ini kaybetmiş memur ve açlık sınırının yüzde 40 altında yaşamaya mahkûm SSK emeklileri de var ve ikide bir ekonominin iyiye gittiği mesajlarını duymak istemiyorlar. Ayrı konu belki ama asgari ücretliler için de benzer bir kara tablo var ortada.
Sürdürülebilir bir program mı?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın toplu sözleşme yapmaya çalıştığı başta Memur-Sen olmak üzere ilgili sendikalara yönelik 15 Ağustos tarihli önerilerine bakılırsa bu çarpıklık sürdürülmeye çalışılıyor. Çilesiz SGK’dan talep ediyor ama TÜİK’te olduğu gibi konu doğrudan Şimşek’in tıkır tıkır işlediğini şişinerek söylediği OVP ile ilgili. OVP, hedefler tutmadığı için sürekli revize ediliyor. Enflasyon oranı MB Başkanı’nın önceki gün açıkladığı gibi 2027’de yüzde 9’a düşse de bu, ekonominin rayına girdiği, hele hele sabit gelirli ve emeklilerin rahatlayacağı anlamına gelmeyecek. Ufukta enflasyonu düşürmek için yoksullaştırılan orta sınıf ve alt gelir gruplarının ceplerine girecek ilave gelir konusunda en ufak bir işaret yok. Görünen o ki milli gelir pastasından daha az pay alacak, yoksullaşmış halde kalacaklar. Bu da gelir dağılımının daha da adaletsiz ve sürdürülebilir olmaktan uzak bir hale getirilmesi anlamına geliyor.
OVP sonuç itibariyle bu hükümetin tercihi. Bugüne kadar ne kadar teklediği ve dövizde olabilecek hareketlilik göz önüne alındığında doğru bir tercih olmadığı ortada. Kaldı ki iki yıldır seçmenin çoğunluğunun yoksullaşması üzerinden yürüyen bir politikanın seçim kaybettireceği de açık. Sokaktaki adam ekonomist olmasa da cebine giren ve cebinden çıkan parayı da bunun nereden kaynaklandığını da çok iyi biliyor. Enflasyonist ortamı yaratanın da aynı iktidar olduğuna bakılırsa, bu ağır faturadan kurtulması hiç mümkün değil.
Medyada seçimin olacağı sene muslukların açılacağı ve kayıpların giderilebileceği yazılıp çiziliyor. Bir kere, dört yıl boyunca yoksullaştırılan insanların kayıplarını bir yılda fiilen gidermek mümkün olmadığı gibi, bu insanların bir yılda geçmiş dört yıl çektikleri sıkıntıları unutmaları ve bu politikayı uygulayanlara oy vermeleri de beklenemez. Kaldı ki Sayın Işıkhan’ın DMK’na tabi memur ve emeklilerine 2026 ve 2027 için önerdiği zamlara bakılırsa, kayıpların telafisi gibi bir siyasi iradenin de ortada olmadığı görünüyor. O bakımdan yukarıdaki sorunun yanıtı açık. OVP sadece seçim kaybetmeyi kabul eden ve bu yoldaki olası olumsuzlukları da göze alan bir hükümet tarafından sürdürülebilir, o kadar.
Özet olarak belirtmek gerekirse, Türkiye’nin önündeki ekonomik ve özellikle sosyal tablo parlak değil. Aksi açıklamalar inandırmak şöyle dursun insanları öfkelendiriyor. Verilmeyen seyyanen nedeniyle maaşının yüzde 70 ini kaybetmiş memur ve açlık sınırının yüzde 40 altında yaşamaya mahkûm SSK emeklileri de var ve ikide bir ekonominin iyiye gittiği mesajlarını duymak istemiyorlar. Ayrı konu belki ama asgari ücretliler için de benzer bir kara tablo var ortada.
Sonuç olarak Sayın Seyfettin Çilesiz bu kara tabloyu emekliler lehine değiştirmek için uğraşıyor. Elbette kendisinin de olumsuz yönde etkilendiği bir tablo bu ama çabalarının daha çok geçinemeyen milyonlar için olduğu ortada. Bu çabaların başarılı olması sadece emekli kesimin (ve de çalışanların) rahatlaması için değil, ayrıca belki hükümetin de bu yanlış yoldan dönmesi için bir fırsat yaratabilir. Her ne kadar bu çok iyimser bir dilek olsa da.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025