Alper GÖRMÜŞ
OdaTV iddianamesi açıklandı... Artık, davanın sanıklarına yöneltilen suçlamaları biliyoruz... Bu köşede iki, belki de üç yazıda iddianame ve suçlamalarla ilgili düşüncelerimi ifade edeceğim.
Bugünkü yazının birinci bölümünde iddianamedeki gerçek suçlamanın ne olduğu ve basında bunun karşısına yerleştirilen savunma çizgisinin problemleri üzerinde duracağım. İkinci bölümde ve sonraki yazılarda ise iddianamenin problemlerini ele alacağım.
Basındaki savunma çizgisini kabaca şöyle ifade edebiliriz: Davanın sanıkları, yaptıkları gazeteciliğin (Soner Yalçın ve OdaTV editörleri), yazdıkları kitapların (Nedim Şener ve Ahmet Şık) içeriklerinden hoşlanılmadığı için böyle bir muameleye uğruyorlar...
Böyle bir savunma, şu karşı atakla çöker: O halde benzer içerikteki gazetecilikler, benzer içerikteki kitaplar neden benzer bir takibata uğramıyorlar?
Bu türden savunmalar sen-ben-bizim oğlan çevresinde iş görür, fakat “deplasmana” çıkıldığında işler zorlaşır.
Aslında bu savunma çizgisi, “iktidardaki düşman”a, “bir şeytanlar topluluğu olan cemaat”e karşı kullanışlılık potansiyeli taşıyan her durumda başvurulan tipik savunma çizgisi olarak çıkıyor karşımıza... Hakiki suçlamalar üzerinden değil de onların maksimum ölçüde abartılmış biçimleri üzerinden yürütülen bu türden “hücum-savunma”lar bir noktada kaçınılmaz olarak “hava yapıyor” ve bilahare hakiki suçlamalara karşı hakiki bir savunma çizgisine dönülse bile, ortaya çıkan inandırıcılık sorunu savunmanın etkisini azaltıyor.
Tam bu noktada Ahmet Şık’ın kitabının yayımlanmasının engellendiği günlerde yürütülen kampanyanın temel sorusunu hatırlayabiliriz: “Kimbilir, içinde hükümeti ve cemaati rahatsız edecek ne tür bilgiler ve belgeler vardı da, yayımlanmamış bir kitabın toplatılması gibi bir cürüm göze alınabildi?”
Sonra ne oldu? Kitap internette yayınlandı ve böyle bir içeriğinin olmadığı anlaşıldı. Bu sonucun, Ahmet Şık’ın ve onu savunanların elini güçlendirdiğini sanırım hiç kimse öne süremez.
Aynı hata iddianameden sonra da sürüyor...
Soner Yalçın’ın “muhalif gazetecilik yaptığı”, Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın da “cemaati rahatsız edecek kitaplar yazdıkları” için suçlandıklarını temel alan savunma çizgisi, iddianamenin açıklanmasından sonra da devam etti; bu çerçevede düne kadar yazılmış bütün yazıları okudum, durum böyle... (Sözünü ettiğim savunma çizgisi, tartışmayı Şener ve Şık üzerinden yürüttüğü için, bundan sonrasında ben de öyle yapacağım.)
Oysa biliyoruz ki, suçlama böyle değildir. Suçlama, Şener ve Şık’ın “Ergenekon terör örgütünün talimatları doğrultusunda, kendi iradeleriyle kitap yazdıkları”dır.
Oysa bir kitabın yazarı tarafından yayımlanması ile –iddianamede iddia edildiği gibi– bir terör örgütünün talimatı doğrultusunda yayımlanması arasında dağlar kadar fark vardır.
Demek ki işlevsel ve işe yarar bir savunma, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in yazdıkları kitaplar ile “Ergenekon terör örgütü”nün talimatları arasında ilişki kuran delillerin yetersizliğini ya da geçersizliğini göstermek temelinde yürütülmelidir.
Bazıları, iddianamenin zayıf ve abartılı taraflarıyla dalga geçerek akılları sıra bunu yaptıklarını zannediyorlar. Oysa bir iddianame gerçekten değersizse, bu değersizlik ancak onun en zayıf yanlarıyla değil en güçlü gibi görünen yanlarıyla hesaplaşılarak gösterilebilir.
Bu gerçeği en iyi anlayanların başında OdaTV’yi hazırlayan gazetecilerin geldiğini söyleyebilirim... Onlar, iddianamenin zayıf ve abartılı taraflarıyla dalga geçmekten çok (zaman zaman bunu da yapıyorlar), en ciddi yanıyla halleşmeyi tercih ediyorlar ve doğru da yapıyorlar... Çünkü:
a) İddianamede yer alan dijital belgeler sahihse ve bunlar gerçekten de OdaTV bilgisayarlarından elde edilmişlerse (burada özellikle Ulusal Medya 2010 adlı dijital belgede geçen şu cümleye dikkatinizi çekmek isterim: “Operasyon sürecini yürüten kurumlara mensup olup tezlerimize ve faaliyetlerimize destek veren, kamuoyunun yakından tanıdığı ve güvendiği kişilere, Ergenekon ve benzeri davaların tertip olduğu yönünde açıklama ve yayın yaptırılması için bilgi, belge ve teknik destek sağlanmalıdır”):
b) Hanefi Avcı, Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın yazdığı kitapların taslakları gerçekten de bizzat kitapların yazarları ya da “irtibatta oldukları Ergenekon terör örgütü mensuplarınca” OdaTV’ye gönderilmişlerse;
c) Bu taslaklara dair OdaTV bilgisayarlarından elde edildiği öne sürülen yönlendirici notlar gerçekten de OdaTV yetkililerine aitse...
O zaman “sanıklar sırf kitap yazdıkları için ve yazdıkları kitapların içerikleri birilerini çok kızdırdığı için suçlanıyorlar” şeklindeki savunma, bütün gösterişine rağmen kof bir savunma olmaktan öteye geçemez.
Dalga geçmek yerine iddianamenin zaaflarına odaklanmak...
OdaTV’yi hazırlayan gazeteciler, işte bunun farkında oldukları ve bu gerçeklikle hareket ettikleri için iddianamedeki, yukarıda üç madde halinde sıraladığım iddiaları çürütmeye çalışıyorlar. OdaTV internet sitesinde 13 eylülde yayımlanan bir değerlendirme yazısından aktaracağım şu satırları okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız:
“OdaTV iddianamesinde yapılan suçlamalardan biri de; Ahmet Şık’ın, Nedim Şener’in ve Hanefi Avcı’nın kitap taslaklarının bilgisayarlarımızda bulunması... Virüslü dökümanlara ‘kanıt’ olsun diye bilgisayarlarımıza yine virüs yoluyla gönderilmişler.”
Görüyorsunuz: OdaTV’yi hazırlayan gazeteciler neyin ciddi olduğunu gayet iyi anlamışlar ve enerjilerini yukarıda üç madde halinde sıraladığım iddiaların iddianamede yeterince temellendirilmediğini göstermek üzere harcamaya karar vermişler.
Dedim ya, doğrusunu yapıyorlar: Çünkü “Ergenekon terör örgütü” yöneticileritarafından kaleme alındığı iddia edilen dijital dokümanların ve yine onların talimatıyla yazıldığı iddia edilen kitap taslaklarının virüs yoluyla OdaTV bilgisayarlarına yüklendiği yönündeki savunma kanıtlanabilirse, zaten bu dava çöker.
Tam bu noktada öne sürülen ve basındaki “dalgacı”ların da genel çizgilerinin dışına çıkıp müracaat ettikleri bir argüman, savcıların temel iddialarını zayıflatan bir rol oynamaya aday görünüyor. Hürriyet’ten Sedat Ergin’in satırlarından bu argümanın ne olduğunu hatırlayalım:
“Sanık avukatları, söz konusu world belgelerinin OdaTV’ye dışarıdan e-mail ile gönderildiğini ileri sürüyor. Gelgelelim bilgisayar kayıtlarının imajları üzerinde Boğaziçi Üniversitesi’nden bir öğretim üyesi tarafından başlatılan bilirkişi incelemesi, savcıların imajları geri alması nedeniyle sağlıklı bir şekilde sonuçlandırılamamıştır.”
Bu, iddianamenin gerçekten de en zaaflı yanlarından biri... Hele ki, savcılığın, iddianame hazırlıklarının sürdüğü aylar boyunca imajları bir bilirkişi heyetine inceletmediğini gözönüne aldığımızda...
Fakat iddianamenin başka zaafları da var. Mesela Ahmet Şık’ın kitabının “İmamın Ordusu” adı yerine“Sabri Uzun” ya da “Emniyet Müdürü Sabri Uzun” adıyla yayımlanmasının planlandığını “kanıtlayan” not, kitabın “Ergenekon terör örgütü tarafından Ahmet Şık’a yazdırıldığı” iddiasını desteklemek bir yana zayıflatan bir delilmiş gibi görünüyor...
Öyle ya; bir kitap bir kişiyi anlatmak üzere yazıldıysa, dilinin de ona uygun olması gerekir. Oysa İmam’ın Ordusu’na baktığımızda, kitabın, önerilen ismi taşıyacak “kişiye dair” bir içeriğinin olmadığını görüyoruz...
Bu meseleyi cuma günkü yazıda açacağım... Fakat başka sorunlar da var...
Hepsini biraraya getirince, benim kanaatim şöyle oluştu: Her satırını büyük bir dikkatle okuduğum bu iddianame ile bir dava kurulamaz. Sanıkların tutukluluk hallerinin bu iddianameye rağmen sürdürülmesi kararını ise inanılması zor bir hukuki tasarruf olarak görüyorum.
Cuma: “Sabri Uzun” imzalı değil, Sabri Uzun’u anlatan bir kitap...
***
(NOT. Nedim Şener’in Hanefi Avcı adına, Ahmet Şık’ın da Sabri Uzun adına yazdığı iddia edilen kitapların içeriklerine ilişkin eleştirilerimi saklı tutuyorum... İşin bu yanı kanun adamlarını ilgilendirmez; beni ise asıl o ilgilendiriyor... Fakat önceki yazılarımdan birinde söylediğim gibi, bunun için meslektaşlarımızın özgürlüklerine kavuşmasını bekleyeceğim...)
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025