Alper GÖRMÜŞ
Akim kalmış 15 Temmuz darbesinin, ‘Bir daha ihtilal üretemeyecek bir ordu’ hedefi doğrultusunda sağladığı meşruiyet zeminine bakarak sorduğum ‘deli soru’ üzerinde gezinen yapan üçüncü ve son yazı bu...
O ‘deli soru’yu bu dizinin ilk yazısında şöyle formüle etmiştim:
“Bedelini düşündüğümüzde söylemesi çok acı ama, Türkiye’nin böyle bir yola girebilmesi için akim kalmış bir darbenin gerek-şart olduğunu söyleyebilir miyiz?”
Sorduğum soruyu yine ilk yazıda ‘söyleyebiliriz’ diye cevapladığımı da hatırlayacaksınız:
“On dört yıllık AK Parti iktidarında bu yolda hangi adımların yıllara yayılarak ürkekçe atılabildiğini, bunlara karşı ne türden refleksler geliştirildiğini ve nihayet 14 yıldan sonra Türkiye’nin hiç görmediği gaddarlıkta bir darbe teşebbüsünün hayata geçirilebildiğini hatırladığımızda, yukarıdaki soruyu ‘saçma’ deyip bir kenara atmak pek mümkün görünmüyor... On dört yılın özeti, akim kalmış bir darbenin yarattığı meşruiyet zemini olmasaydı, daha nice 14 yıllar geçse de önümüzdeki aylarda atılacağı muhakkak olan adımların atılamayacağını gösteriyor bize.”
O ilk yazıda ‘önümüzdeki aylarda atılacağı muhakkak olan adımlar’dan söz ediyordum ama, hiç o kadar beklemeye gerek yokmuş: Ordunun sivil denetimi denince akla hemen gelen bir dizi uygulama kanun hükmünde kararnamelerle uygulamaya kondu bile...
‘Ordunun sivil denetimi’ yeter mi?
Bu dizinin ikinci yazısında, akim kalmış darbenin sağladığı meşruiyet zemininden güç alarak, yıllardır ‘ordunun sivil denetimi’ başlığı altında tartışılan uygulamaların hayata geçirilmesinin, ‘bir daha ihtilal üretemeyecek bir ordu’ hedefi için yeterli olup olmayacağı meselesini tartışmaya başlamıştık.
Kişisel kanaatim, ‘dar perspetkif’ dediğim bu yaklaşımın yeterli olmayacağı yönündeydi. Hatta bir miktar hata payını göze alarak, bu yaklaşımı, toplumsal sorunların salt güvenlikçi politikalarla halledilebileceğine inananların yaklaşımına benzetmiştim.
‘Dar perspektif’ dediğim bakış açısının karşısında, ordunun sivil denetimini gerek-şart olarak görse de, hükümetlerin a) bu denetimi nasıl ve ne surette yürüttüğünün, b) hükümetlerin ülkeyi nasıl ve ne surette yönettiğinin de önemli olduğunu söyleyenlerin yer aldığına işaret etmiştim. ‘Geniş perspektif’ dediğim bu bakış açısını da, siyaset bilimci Evren Balta’nın 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kaleme aldığı uzun makalesinden yola çıkarak 1 Ağustos pazartesi tarihli yazımda ele alacağımı söylemiştim...
Bu uzun özetten sonra sıra ona geldi.
Fakat başlamadan önce bir uyarıda bulunayım: Buradan sonra okuyacaklarınız, “FETÖ’cü generaller olmasaydı Türkiye’de herhangi bir darbe girişimi olmazdı, şimdi o da ordudan kazınacağına göre artık ne kısa ne de uzun vadede bir darbe tehlikesi yoktur, dolayısıyla darbe ihtimalleri üzerinde ‘geniş perspektif’le falan düşünmeye de ihtiyaç yoktur” diyenlere göre değil. Böyle düşünenler, bu yazıyı okumayı burada bırakabilir.
‘Darbe mekaniği’ni harekete geçiren başka faktörler
Evren Balta, birikimdergisi.com’da yer alan makalesinde, önce, “Türkiye’de askeri darbeleri genellikle ordu bürokrasisine ‘düzen koruyucu’luk vasfı atfeden devlet geleneğine bağlayarak” açıklayan bakış açısını ele alıyor. Balta’ya göre, bu bakış açısı Türkiye’deki darbeleri anlamada çok önemli bir işlev görse de başka birçok açıyı analiz dışında bırakıyordu. Kendi cümlesiyle:
“Hiç kuşkusuz asker-sivil ilişkilerinin kurumsal doğasına odaklanan analizler ‘darbe mekaniğini’ anlamakta önemli ama yeterli değil.”
Evren Balta’ya göre, bu bakış açısının taşıdığı bir problem de, ‘askerin sivil denetimi’ panzehiri ile, kendisine ‘düzenkoruyuculuğu’ vehmeden ordunun siyasete müdahale etme ya da darbe yapma yeteneğinin ortadan kaldırılabileceğine inanılmasıydı... Oysa bir orduyu darbeye kışkırtan, heveslendiren yegâne şey, üzerindeki sivil denetimin zayıf olması değildi.
Evren Balta, makalesinde, ordu üzerindeki sivil denetimin zayıf olmasının yanı sıra, ‘darbeyi mümkün kılan temel faktörler’den başlıca üçüne dikkat çekiyor: a) İç tehdit ve ordunun güçlenmesi, b) Uluslararası alanın yapısal dönüşümü, c) Hukukun üstünlüğünün bizzat sivil otorite tarafından ihlal edilmesi.
Şimdi bunları sırasıyla ele alalım...
İç tehdit ve ordunun güçlenmesi
Evren Balta, bu başlığı açarken siyaset bilimci Michael Desch’e baş vuruyor:
“Daha yakın zamanda asker-sivil ilişkilerini analiz eden Michael Desch askerin sivil siyasetteki ağırlığının temelde bir iç düşmanın varlığı ve çatışma durumu ile doğru orantılı olduğunu yazmaktaydı. (...) Asker-sivil ilişkilerinde hatrısayılır bir sivilleşme gerçekleşse bile, asker kaybettiği gücünü büyük bir hızla yeniden kazanacaktır.
“Bir diğer deyişle siyasal sorunların ‘siyasetle değil tankla çözüldüğü’ durumlar askere kurumsal otonomisini ve gücünü yeniden kazandırıyordu. Askerin siyasete müdahale için sokağa çıkması ordunun özgüvenini artırıyor, ülke için kendilerinin önemli olduğu algısını pekiştiriyor, siyasetin sorunları çözemediği fikrini kurumsal hafızaya yerleştiriyordu.”
Balta, bu perspektifi Türkiye’nin son 15 yılına şöyle uyguluyor makalesinde:
“AK Parti’nin özellikle 2000’li yılların başında sivilleşmede hatrısayılır oranda bir başarı sağlayabilmiş olmasının ve (o zamanda var olan) darbe tehdidini bertaraf edebilmiş olmasının en temel nedeni de Kürt sorununu siyasi bir sorun olarak görüp, sorunun çözümünde orduyu bir aktör olmaktan çıkarmasıdır. Türkiye’nin 7 Haziran’dan itibaren çatışmacı bir ortama girmesi ise tıpkı Desch’in söylediği gibi askerin siyasal sorunların çözümünde kendisini ana aktör olarak görmesine, ‘ölen biziz konuşan onlar’ hissini yaşamasına neden olmuş olabilir.”
Uluslararası alanın yapısal dönüşümü
Aslında ilave cümlelere pek fazla ihtiyaç yok... ‘Darbeyi mümkün kılan temel faktörler’den biri olarak ‘uluslararası alanın yapısal dönüşümü’nden söz ettiğimizde, ulusal siyasetin, değişen uluslararası (siyasi/iktisadi) düzene ‘ayak uyduramaması’ndan söz ediyoruz. Türkiye örneğinde bu, herkes kendi meşrebince farklı yorumlara tâbi tutsa da, Türkiye ile Batı bloku (bilhassa ABD) arasında oluşan ve giderek sertleşen bakış açısı farklılıklarına tekabül ediyor.
Evren Balta’ya göre, iktidar da bu farklılıkların ‘darbe mekaniği’ne güç katan bir rol oynamakta olduğunun farkındaydı:
“Kanımca AK Parti kadroları ulusal siyasi hat ile uluslararası düzen arasındaki bu makasın açıldığının ve bu durumun Türkiye’yi bir darbe mekaniğine soktuğunun uzun zamandır farkındaydı. Bu makasın açılmasının en önemli sonucu da (otoriteryanizm ile aşılmaya çalışılan) ciddi bir yönetim krizinin ortaya çıkmasıydı.”
Hukukun üstünlüğünün ihlal edilmesi
Evren Balta, herhangi bir ülkede ‘darbe mekaniği’ni harekete geçiren unsurlar faslında son olarak, zannımca hepimizin üzerinde uzun uzun düşünmemizi gerektiren bir noktaya işaret ediyor:
“Dünyadaki darbelerin tarihsel olarak hangi siyasal gelişmelerin ardından yapıldığını analiz eden çalışmalar, darbelerin hukukun üstünlüğünün bizzat sivil otoriteler tarafından ihlal edildiği, sivil otoritenin gücü merkezileştirme adımları attığı ve siyasal iktidarın seçimler yoluyla dönüşümünün önünün kesildiği dönemlere denk geldiğini gösteriyor. Böyle dönemlerde hukuku (kendi kurumsal geleneklerine, kapasitesine bağlı olarak) askıya alan pek çok merkezkaç güç beliriyor.”
Türkiye’nin, ‘siyasal iktidarın seçimler yoluyla dönüşümünün önünün kesildiği’ bir ülke olduğu elbette söylenemez. Fakat toplumun yarısının görünür bir gelecek için iktidar umudu taşımadığı, ilaveten iktidarın kendi tercihlerine ve taleplerine saygı göstermediğine inandığı bir ülke tablosunun da meşruiyet dışı savrulmalara zemin hazırlayabileceği göz ardı edilemez.
‘Kazanan hepsini alır, kaybeden hepsini kaybeder’ci bir çoğunlukçu demokrasi anlayışının yol açabileceği savrulmaları Evren Balta şöyle anlatıyor:
“Özellikle siyasal aktörlerin sistemi ‘kazanan her şeyi alır, kaybeden her şeyi kaybeder’ mekanizmasına sokması çatışmacı toplumlarda sivil siyasetin artık işe yaramadığı hissinin güçlenmesine ve darbeden iç savaşa dek uzanan çatışmacı bir siyasi hattın egemen olmasına neden olabiliyor. Kolektif grupların ve belirli sınıfsal öbeklerin sivil siyasetin kendi hak taleplerini ve görünme arzularını tamamen dışarda bıraktığını düşünüyor olması ve bunun yarattığı öfke ve adaletsizlik hissi hem darbenin hem de iç savaşın beslendiği ana damarlardan...”
Benim, Evren Balta’nın makalesinden çıkardığım sonuç şöyle: İktidar, a) Kürt sorununu siyasetle çözme anlayışına dönmedikçe, b) Toplumsal kutuplaşmayı azaltacak yeni bir yaklaşım ve yönetim modeli geliştirmedikçe, c) Aşırı tepkisel dış politika yaklaşımlarını gözden geçirmedikçe, ordunun sivil denetimi faslında hangi adımlar atılırsa atılsın, ‘darbe mekaniği’nin hareket halinde olmasını engelleyemeyecektir.
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025