Cemil KOÇAK
Tam yüz yıl önce bugünlerde Sarıkamış harekâtında on binler çok güç kış koşullarında kendilerine verilen emirleri yerine getirmeye çalışıyorlardı. Pek çoğu dondurucu soğuğun içinde eridi gitti; binlercesi de Ruslara esir düştü.
Aradan geçen yüz yıldan sonra Sarıkamış’ı bir kez daha hatırlıyor ve anıyoruz. Lâkin Sarıkamış’ta Ruslara esir düşen askerlerin görüntüleri, daha çok sisler içinde kaldı. Onlar için savaş bitmişti. Onlar uzun yıllarını Sibirya’da geçirmek zorunda kaldılar. Bazıları hiçbir zaman geri dönemediler. Onları geride bıraktıkları anılarından bir kez daha hatırlayalım istedim.
İhsan Paşa’nın Sibirya’dan kaçışı
İhsan Latif Sökmen, o sırada tümen komutaydı; esir düştü. Bir ay kadar süren bir tren yolculuğu sonucunda esaret mıntıkasına varabildi. O bir yandan bu uçsuz bucaksız memleketten kaçış plânı yapmaya hazırlanırken; bir yandan da günlük hayatını idame etmeye çalışıyordu. Koşullar, yüksek rütbeli komutan olduğu için kötü değildi. Bir otelde kalıyordu; rütbesi göz önüne alınarak kendisine ayda 350 ruble kadar maaş bağlanmıştı. Bu arada belirtmeliyim ki, esir düşen subaylara, özel barınma imkânı ile rütbelerine uygun bir de aylık maaş bağlanırdı. Ruslar da öyle yaptılar. Kaçmak mümkündü; ama çok güçtü. Mesafelerin büyüklüğü bu güçlüğün başlıca nedeniydi. Ruslar, onunla birlikte başkaca savaş esirlerini de alarak, onu kuzeye Sibirya tarafına gönderdiler. Esaret mıntıkasına vardığında aradan aylar geçmişti.
Sibirya’daki barınma koşulları kısa sürede daha iyiye gidecektir. Yine kendisiyle birlikte esir düşmüş olan birkaç subay arkadaşıyla Rusların onayını da alarak boş bir eve yerleşmeyi başardılar. Haftada bir kez hamama gitmelerine, iki üç günde bir yakındaki ormanda temiz hava almalarına, dolaşmalarına izin çıkmıştı. Bu bölgede de Müslümanlar vardı; yakındaki camide cumaya gitmek de mümkündü. Tabiî her zaman muhafızların gözetimi altındaydılar. Zaman ilerledikçe sinemaya bile gidebildiler. İlkbahar geldiğinde ise, İhsan Paşa uzun zamandır planladığı kaçışı gerçekleştirecektir.
Rusya’dan Çin’e kaçış…
Bulunduğu yerden ayrılmak zorsa da, biraz yardımla mümkündü. O da öyle yapmıştı zaten. Asıl güçlük, tanınmadan en yakın tren istasyonuna ulaşmak ve oradan doğru istikâmete giden trene binebilmekti. Trene binildikten sonra da; önceden edinilmiş tren tarifesinden yararlanılarak, istasyonların isimlerini izlemek gerekiyordu. Trenden sonrası ise, daha da zor bir süreçti; çünkü artık yürüyerek gitmek gerekiyordu. Ama hiç olmazsa kendilerine yol gösterecek bir rehber bulmuşlardı. Elbette karşılığını ödemek koşuluyla… Bu şekilde Mançurya’ya kadar gelmişlerdi. Buradan da trenle Vladivostok limanına varmaya çalışacaklardı.
Epey de ilerlemişlerdi; fakat sonra hedeflerini değiştirmek zorunda kaldılar ve bu kez de Pekin’e yöneldiler. Pekin’e vardıklarında buradaki Alman elçisiyle temas kurabildiler. Şangay üzerinden vapurla Japonya’ya doğru yola çıktılar. Bu kez Tokyo’ya vardılar. Buradan yine vapurla ABD’ye, San Fransisko’ya vardıklarında; Temmuz ayı gelmişti bile. Buradan da New York’a geçtiler. Yeniden vapura bindiler.
Memlekete dönüş ve sonrası…
İhsan Paşa, Eylül ayı ortalarında Pire limanına vardığında; geride pek çok macera bırakmıştı. Buradan son kez bir daha trene bindiler; son durak Dedeağaç’tı. İki gün sonra da Sirkeci’ye indiklerinde, esaret ve uzun aylar süren yorucu kaçış öyküsü geride kalmıştı artık. Kaçış yolunda, sekiz yüz kilometre kısmen yaya, kısmen araba ile; on binden fazla kilometre ise trenle kat edilmişti. Deniz yolculuğunun on bin milden fazla sürdüğü hesaplanıyordu. Toplamda yirmi bin kilometreden daha fazla yol alınmıştı! İhsan Paşa, dünyanın çevresinde tam bir tur atmıştı yani!
İstanbul’da Enver Paşa’yı ziyaret ettiğinde; her ne kadar kendisini çok iyi karşıladığını belirtiyorsa da; aradan kısa bir süre geçtikten sonra; esaretinin daha ilk ayında emekliye ayrıldığını öğrenecektir. Altın liyakat madalyası almış; ama emekliye ayrılmıştı!
Cumhuriyet döneminde vali ve milletvekili oldu
İhsan Paşa’nın öyküsünü burada bırakmak mümkündür; ama biz devam edelim… Emekli olmuştur; artık sivil hayattadır. Onu İstanbul belediyesinin bir şubesi olan Yeniköy belediye başkanlığına getirirler. 1917 yılına kadar belediye başkanı olarak kalır. Mütarekeden sonra, 1919 yılının sonbaharında emekliliği kaldırılacak ve askerliğe geri dönecektir. Bu kez İstanbul’da genelkurmay başkanlığında görev alır. Millî Mücadele’yi destekler. 1923 yılının Kasım ayında ise ikinci kez emekliye ayrılır. 1924 yılının yaz aylarında onu İzmir valisi olarak görüyoruz. Yaklaşık olarak iki yıl İzmir’de valilik yaptıktan sonra; 1926 yılının Mart ayında İstanbul milletvekili seçilecektir. 1946 yılına kadar aralıksız CHP milletvekili olarak parlamentoda bulunur.1955 yılında vefat eder.
İLGİLENENLER İÇİN OKUMA LİSTESİ
Bu alanda o kadar çok kitap var ki… Öncelikle İhsan Latif Sökmen’in anılarından söz etmeliyim. Necdet Öklem tarafından otuz yıl önce 1985 yılında İzmir’de yayınlanmıştı bu anılar. İhsan Paşa’nın bir başka kitabı daha vardır ama: “Bir Serencamı Harb: Harbi Umumî Safahatına Ait Hâtırat” (İzmir, 1988). Hayri Gökçay’ın “Bir Türkün Hâtırat ve İntikamı (Rus Zulmünden Canlı Hâtıralar)” kitabı da, 1958 yılında yayınlanmıştı. Fuat Tokad’ın günlüğü ise, birkaç yıl önce, Timaş tarafından yayınlandı. Halil Ataman’ın Ferhat Ecer tarafından yayına hazırlanan anıları (“Esaret Yılları) daha önce çıkmıştı. Albay Arif Baytın’ın “Sarıkamış Günlüğü” de Yeditepe yayınlarından çıktı. Bir başka esaret anısı da, Tuğgeneral Ziya Yergök’ün “Sarıkamış’tan Esarete” başlığını taşıyan ve Sami Önal tarafından yayına hazırlanan kitabıdır. Belki bunlara Mülâzim Mehmet Sinan’ın “Harp Hâtıralarım” (Vadi yayınları) kitabını da katabiliriz.
Eğer Sarıkamış harekâtının askerî tarihine meraklı iseniz; bu takdirde de, kolayca bulabileceğiniz iki kitabı önerebilirim (her ikisi de İş Bankası yayınlarındandır): Köprülü Şerif İlden’in “Sarıkamış” anıları ile; Ahmet Tetik tarafından yayına hazırlanan Mareşal Fevzi Çakmak’ın “Büyük Harpte Şark Cephesi Harekâtı”…
FUAT TOKAD’IN SİBİRYA GÜNLÜĞÜ
Sibirya esareti konusunda elimizde çok sayıda anı ve günlük bulunmaktadır. Yakın zaman önce yayınlanan Fuat Tokad’ın günlüğü, bunlardan yalnızca biridir. Erzurum önündeki savaştan hemen sonra, 1916 yılının kışında Ruslara esir düşen yedek subay Tokad’ın öyküsünü de bu sûretle gün be gün öğrenebiliyoruz. Tokad’ın günlüğünden esaret şartlarının fena olmadığı anlaşılmaktadır. Kendilerine olabildiğince iyi davranılmıştı. Her ne kadar düşük bir maaş alıyorsalar da; hayat Rusya’da çok pahalıydı. Şöyle yazıyor: “Yurdumuzda beş, nihayet on kuruşa alınabilen bir ufak tencere yemeğini burada üç buçuk rubleye aldık.” Ama en küçük bir ayrıntı bile sorun olabiliyordu: “Rusların abdesthanesi tuhaf… Türkiye gibi bir muhitte ecnebi âdât ve ahlâkı tarzı hayat vesairesi hakkında tam ve doğru bir fikir edinmek kâbil değil. (…) Rus abdesthanesi susuz, açık meydanda, ortası delik bir iskemle… Hep kâğıtla temizlenirler. Bunlar umumîdir. Ara sıra hususîleri de var. Bizim bu kışlada yalnız etrafı örtük, zabitana mahsus bir tek abdesthane de vardır. Biz bundan müstefid oluyor ve rahat ediyorduk.”
Dört yıl süren esaret
Aradan biraz zaman geçince Rus subaylarla arkadaşlık da başlayacaktır. Biraz Fransızca, iletişimi mümkün kılabiliyordu: “Akşam yemeğinden sonra bu Rus zabit beni odalarına davet etti. Gittim. Orada beş zabitle bir madam vardı. (…) Madam biraz Fransızca bildiğinden bununla konuşuyorduk. Fakat görmeli… Ne saçma… O da lisanı iyi bilmiyor. Ben de ortada adeta bir pandomima… Hem saçma soruyor. Biraz harpten, biraz öteden beriden sordular. Madam güzel idi. Sözleri de gayet şuh… Fakat hiç hoşuma gitmedi. (…) Bana iki kadeh konyak, bir kadeh de çay, ekmek, peynir, çikolata ikram ettiler. Ayrılırken arkadaşlar için de çikolata verdiler.”
Tokad, yaklaşık dört yıl süren esaret hayatından sonra; 1917 yılında baş gösteren ihtilal ve barış anlaşmasının imzalanmasının ardından serbest kalabilecektir: “İhtilal sırasında Ruslar bize dost olduklarını söylüyor ve müsamahalı davranıyorlardı” diye yazıyor. Önce Moskova’ya ve oradan da Varşova’ya trenle gelirler. Yurda dönüş de kolay değildir bu koşullarda… Nihayet Viyana, Budapeşte, Belgrad ve Sofya üzerinden Sirkeci’ye varırlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016