Cengiz AKTAR
Sefir milleti bulunduğu görev yerinde, hele orası konforluysa rahatının bozulmasından hoşlanmaz. Bunun için akredite olduğu ülkeyi kayırmaya ve muhataplarıyla iyi geçinmeye meyyaldir. O yüzden 3-4 seneden sonra sefir değiştirilir, zira hazretler bulundukları yeri “fazla” benimserler. Ama 19. yüzyılda olmadığımızdan ve aksine iletişim çağında bulunduğumuzdan bir sefirin ikili ilişkideki rolü sınırlıdır. Yine de sefir olmak zor zanaattır, ne İsa’ya ne Musa’ya ne Muhammed’e yaranabilirsin. O yüzden de “elçiye zeval olmaz”.
Örneğimiz, geçenlerde Cumhuriyet’te Selin Ongun’a konuşan Alman sefiri. Ekselansları dört haftada üç kez Dışişlerine çağrılmaları ve ellerine nota tutuşturulmasıyla gündeme gelmişlerdi. Sefir mülâkatta biraz üzüntü belirtiyor ama sonuçta emir kulu olduğunu ve kaderine boyun eğmesi gerektiğini (“gece çağırsalar da giderim”) biliyor. Esasen “üzüntüsü” bir nevî anlaşılamamışlıktan kaynaklanıyor. Neredeyse Dışişlerine çağrılma nedenlerine hak verecek çünkü kendisi çok anlayışlı bir Türkiye dostu!
Almanya ve Türkiye arasındaki farklı siyasî gelenekten dem vururken memleketindeki fikir hürriyeti ve bağımsız yargıya atıf yapıp gayridemokratik Türkiye’yi nasıl da “iyi anladığını” dile getiriyor. (Ne var ki gazeteci Böhmermann konusunda Almanya’nın yargı bağımsızlığı ve fikir hürriyetinden dem vururken hükümetinin 103. madde uyarınca yargılamaya izin vereceğini öngöremediği belli oluyor. Eh, bu sayede nota değil madalya alır artık!)
Türkiye’de bir AB sefirinin oryantalizmin ılık sularında yüzmesi doğal tabii ama müstakbel bir AB üyesi konusunda doğal değil. Üstüne üstlük, temsil ettiği ülkenin hükümetinin politikasının aksini söyleyecek hâli olmasa da sorulara cevap verirken ağzından ballar damlaması tuhaf, şirin gözükmek isterken de işin özünü faş etmesi vahim.
Nitekim art arda iki soruyla baklalar ağızdan dökülüyor. İlki, Türkiye’deki kesif hak ihlâlleri konusunda. “Türkiye-AB ilişkilerine baktığımızda elinize megafonu alıp, pazaryerine çıkıp Türkiye’deki eksiklikleri ve sıkıntıları sürekli gür bir sesle ortaya koymanın çok faydalı ve anlamlı olacağını düşünmüyoruz” diyiveriyor. Müzakere eden bir ülke ile böyle bir ilişki olmaz. Ses gür değilse başka hesap var demektir.Pek çok emsal arasında 25 Ekim 1995’te dört büyük AB ülkesinin aday Slovakya’nın başkenti Bratislava’da Ankara’dakilere benzer işler çeviren Meciar hükümetine verdiği ayarı hatırlatalım kendisine.
İkinci soru Almanya ve AB Türkiye’ye müstakbel üye değil, üçüncü ülke muamelesi yapıyor yorumu için değerlendirmeniz nedir? Fikir zikre bu aşamada dönüşüyor: “Entelektüel olarak bu soruyu anlıyorum. Ama buna vereceğim cevap şu: yanlış. Bunu neden yanlış bulduğumu da kısaca açıklamak isterim. Türkiye’ninkatılım süreci daha uzun yıllar devam edecektir diye düşünüyorum. Türkiye’nin rekabet politikası, tarım politikası vb. konular, AB müktesebatındaki standartlardan çok uzak.” Meali açık: Başka bahara!
Pekâlâ sefirin, 1999’dan bu yana istisnasız bütün Alman hükümetlerinin Türkiye’nin AB üyeliği konusunda söylediklerini, yani resmî ezberi tekrarlarken“AB ile Türkiye arasında yapılan 18 Mart tarihinde varılan mülteci anlaşması, masallar diyarına dönerek, AB ile Türkiye arasındaki ilişkiyi ‘uyuyan güzel’ olarak değerlendirirsek bu anlaşma adeta bir hayat öpücüğü oldu” demesinin mânâsı ne?AB ilişkisinden bihaber sefirimiz, bulunduğu üçüncü dünya ülkesine aklı sıra moral mi veriyor? Mim koyalım, ekselansları bütün kariyerini NATO’da yapmış bir savunma uzmanı. Türkiye ve bölgeyle ilgili bir birikim görünmüyor özgeçmişinde.
Aynı masalın parçası olan vize muafiyetini de pek güzel satıyor: “Biyometrik pasaport, o 72 kriterden birini teşkil ediyor. Türkiye, ‘nisan sonuna kadar bu kriterleri yerine getireceğiz’ diyor. Biz de Avrupalılar olarak bu kriterlerin Türkiye tarafından lâyıkıyla yerine getirilip getirilmediğini kontrol edeceğiz. Dolayısıyla vize serbestîsi gerçek bir tablo.” Çok da nüktedan, “biyometrik pasaportlarınız hazır mı bakiim” diye tatlı tatlı çıkışmayı da ihmal etmiyor. Haftasonu Die Welt am Sonntag muafiyet tanınsa da bunun koşullu olacağını, yani olmayacağını haber veriyordu.
Bu yaştaki bir sefirin, maiyetindeki koca sefaretin, Berlin’de Auswärtiges-amt’ın, hadi sefir AB-Türkiye ilişkisinin ayrıntılarına vakıf değil, diğerlerinin vize ve müzakere havuçlarının hiçbir somut karşılığı olmadığını bilmemesi mümkün mü?AB’nin 30 Haziran 2017’ye kadar geçerli 18 aylık iş planını okusalar, ya da hükümetin küçük ortağı müzmin Türkiye karşıtı CSU’nun müzakere alerjisini itiraf edebilseler yeter. Vizeye de gelince, muafiyetin 2017 sonbaharında Bundestag seçimlerinde hükümet partilerini AfD lehine çökertebileceğini hatırlasalar yeter.
O zaman nedir bu karşısındakini ahmak yerine koyan oryantalist küstahlık? Nedir bu oyun? Kim kimi neden kandırıyor?
Almanya’nın biri orta diğeri uzun vadeli iki stratejisi var. Orta vadede bu şeker AB masallarıyla mülteci geçişlerini kontrol altına aldırabileceği hesabını yapıyor. Oysa Erdoğan rejiminin AB diye bir hedefi yok, vizenin olmayacağını da biliyor. İki beklentisi var; Referandum için seçmende “nasıl da herkese ayar veriyoruz” algısı yaratmak; diğeri AB ile Batı’nın faşist gidişata çomak sokmaması. Bu pazarlıkta Suriyeli ve diğer ülkelerden gelen mültecilerin kontrolü görüntü…
Ama uzun vadeli strateji tam da bu açmazlarla bağlantılı: Sefirimiz ne masal anlatırsa anlatsın faşist rejime ses çıkarmayan “Alman AB” Türkiye’nin üyelik perspektifini de gömmektedir. Orta vadedeki mülteci hesabı tutmayacak olsa da… Sonuçta üyeliğin ve vize muafiyetinin akamete uğramasıyla Türkiyelilerin Türkiye’ye ilânihaye hapsolması Suriyeli akımından bile önemli… Diğer bir deyişle mülteci anlaşmasının bekası için uygulanan üç maymun taktiği aslında Türkiye’yi Ortadoğu diktatörlükleri arasına yerleştiren bir stratejiden başka bir şey değil!
Bunun bizlere, bölgeye olan ve olacak bedeli mâlum. AB’ye bedelini de artık sefirin Şansölyesi düşünsün.
CENGİZ AKTAR/ HABERDAR
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021