Cengiz AKTAR
Bugün öğleden sonra AB’nin mutad yarıyıl zirvesi başlıyor. Çarşamba öğlene kadar sürecek. Toplantı gündeminde 27’lerden bahsediliyor şimdiden, 28’lerden değil.
AB epeyidir iyi gitmiyor, Brexit bu gidişata tuz biber ekti ve vadeleri –artık neyse o vadeler, hızlandırdı. Ankaradakiler başta olmak üzere dağılacağını öngören ve buna sevinen çok. Adını baştan koyalım: AB’nin dağılması savaş ihtimalini gündeme geri almak demektir. Bu savaş 1914’te başlayıp 1945’de sona eren otuz yıllık büyük hesaplaşma gibi olmaz. Farklı olan her Öteki’ye gösterilen tahammülsüzlük üzerinden toplumları ve devletleri tüketen bir yavaş savaş şeklinde cereyan eder. Ediyor da. Uluslararası sorunlara ulusal çareler üretebileceğini düşünen, en iri ve varsıl memleketin dahî diğerlerine bağlı olduğu küresel sistemde ulus ezberinden medet ummak… Brexit bu milliyetçi kolaycı sanallığı fena hâlde somutlaştırdı, Pandora’dan ziyade cehennemin kapılarını açtı.
Küreselleşme alerjisini anlarım ama alerjinin tedavisi daha müşterekçi, daha paylaşımcı ve daha âdil bir küresellik yerine ulusa geri dönmekse bu, aptallıktan başka bir şey değildir. Üstelik aptallık Birleşik Krallık gibi liberalizm ikonu, açık toplumun Kâbesi, Nazi Almanyasına karşı verilen mücadelenin başını çeken bir ülkede vücut buldu.
Brexit ertesi Haberdar’da sıcağı sıcağına yaptığım değerlendirmede Birleşik Krallığın AB içindeki özel konumundan söz ettim. İngilizler bütün liberalliklerine rağmen asla federal yapılara yani iktidarlarını başkalarıyla paylaşmaya razı olmadılar. AB’nin kurucu babalarından Jean Monnet’nin şu sözünü hatırlayalım: “Münferit ülkelerin kazançları kendi çabaları, komşularına karşı elde ettikleri avantajlar ve komşularına taşırabildikleri sorunlarla sınırlıdır. Hâlbuki Topluluk içerisinde her üyenin avantajı geriye kalan üyelerin refahına neden oluşturur.” Brexit ile İngilizler AB içindeyken de reddettikleri paylaşım ve dayanışma paradigmasını külliyen çöpe attılar bugün.
Biraz geri gidelim: 19 Eylül 1946’da Zürih Üniversitesi’nde Churchill Avrupa Birleşik Devletleri’nden bahseden ilk Avrupalı siyasetçiydi. Bu çağrı 1949’da Strazburg’da Avrupa Konseyi’nin kurulmasına önayak oldu. Ama o kadar; zira Avrupa Konseyi istişarî ve hükümetlerarası bir yapıydı. Nitekim İngilizler üstelik Londra’da yapılan kritik bir Avrupa toplantısında iradelerini koydular. 10 Mayıs 1950 günü Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman’ın çantasından, arefesi 9 Mayıs’ta Almanya Şansölyesi Konrad Adenauer’in tam mutabakatını almış ve karşılıklı basın toplantılarıyla dünya kamuoyuna açıklanmış Schuman Bildirisi çıkmıştı. Bu, Adenauer’in deyimiyle cesur ve cömert bir girişimdi. Fransa bu girişimle Avrupa’nın “yeni” tehlikesi Sovyetlerin şimşeklerini üzerine çekmeden, ABD ve Birleşik Krallık ile zıtlaşmadan Almanya’yı Batı’ya perçinlemiş, aynı zamanda özellikle çelik üretimine getirilen ortaklık sayesinde, birbirleriyle yıkıcı bir rekabet içinde olan millî kartellerin savaş sonrası Avrupa’sında yaratacakları iktisadî kaosun önünü kesmişti. 10 Mayıs günü Majestelerinin Dışişleri Sekreteri Lord Bevin, Schuman’a adanın daha o zamandan bu yolun yolcusu olmadığını ima etmişti.
Birleşik Krallık Avrupa’nın 1945 sonrasındaki birlik arayışlarının daima dışında kalmayı yeğlemiş, sanal bir bağımsızlık peşinde koşan ama son tahlilde AB oluşumunun dışında kalmayı da göze alamamış bir İmparatorluk bakiyesidir. Brexit işte bu sihri bozdu.
Tarafların derin kuşku ve gönülsüzlüğüne rağmen 1973’te üye olan Birleşik Krallık 43 yıl boyunca birliğin her olanağından yararlandı ama birliğin ayakta kalabilmesi için gereken derinleşmeyi ve federalleşmeyi daima canla başla engelledi. Örneğin tarım ülkesi olmamasına rağmen federal bir politika olan Tarım Politikası uyarınca kurulmuş olan AB tarım fonlarından yılda 3 milyar sterlini onyıllardır cebe indirir İngiliz büyük toprak sahipleri. Ama mesele AB’nin birliğini güçlendirmeye gelince ilk itiraz Londra’dan gelmiştir daima.
“Opt out” adı verilen ve yeni üyelere uygulanması mümkün olmayan muafiyet mekanizmaları sayesinde avroya, Schengen bölgesine dâhil olmayan ve vaktiyle 1990’larda Margaret Thatcher’ın dayatması sonucu elde ettiği bütçeye katkı indiriminden faydalanan ve eğer kalsalardı Şubat 2016’da AB’den kopardığı yeni ve AB’nin geleceği açısından vahim tavizlerden (http://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:52016XG0223(01)&from=EN)) faydalanacak olan ülke, halkının çoğunluğunun ayrılma kararıyla bu ayrıcalıkların yanında AB üyeliği sayesinde sahip olduğu bütün olanakları kaybedecek.
43 yıllık İngiliz parantezi AB için kapanırken ayrılığın istisnasız bütün taraflara bedeli olacak.
Ayrılma taraftarlarının kendilerinin bile inanmakta zorlandığı, rahatsız ve hatta pişman olduğu bir sonuç olduğu kuşkusuz. Referandum, ayrılma taraftarlarının bir tek mâkul kanıt öne süremediği bir kötü şakaydı, gerçek oldu. Karar en başta İngiltere’ye zarar verecek.
Siyaseten, İngiliz siyaset sınıfının popülist politikacıların provokasyonlarının ötesinde kendi Avrupa kuşkuculuğunun bedelini ödediğini görmek gerekiyor. Müstafi Başbakan David Cameron’un siyasî hayatını bitiren bir risk aldığı açık. İşçi Partisi daha iyi durumda değil. Burnundan kıl aldırmayan Londra, bugün resmen dağılma aşamasında. Kalma taraftarı ve petrolün sahibi İskoçya bağımsızlık referandumuna hazırlanıyor. Sinn Fein, Londra’nın kalma taraftarı olan Kuzey İrlanda’da artık meşruiyeti kalmadığını söylüyor ve İrlanda’ya katılmaktan bahsediyor. İspanya toprağı ama İngiliz işgalindeki Cebelitarık %84 kalma taraftarı olarak İspanya’ya katılabilir.
İktisaden, piyasalara ve sterline bakmak yeterli; baş aşağı gidişat dibi daha görmedi muhtemelen. Zira daha önce AB’den bu kalibrede bir ülke ayrılmadı. Bu belirsizlik dahî önümüzdeki dönemin Londra için hiç hayra alamet olmadığını hatırlatıyor. Kişi başına gelirde 2000 Dolar civarı kayıp bekleniyor. Brexit diyen dar gelirlilerin durumları iyileşmeyeceği gibi AB’den gelen fonları özkaynaklarla ikame etmek gibi bir olanak da ufukta gözükmüyor. İngiltere İsviçre, İzlanda, Lichtenstein ve Norveç’in AB ile dâhil olduğu Avrupa Ekonomik Alanı’na (European Economic Area) katılacaktır. Ama yine de İngilizlerin AB vatandaşlarının sahip olduğu istisnasız her haktan yararlanmaları mümkün değil.
AB’nin istikbaline gelince, sarsıntının geçmesi kolay olmayacak. Bilinmeyen ve belirsiz çok husus var, üstelik Brexit ile ortaya çıkan fiilî durum var olan sorunlara eklendi. Yine de Brexit, sanılanın aksine topuğundaki İngiliz dikeninden kurtulan AB için siyasî birliğini çekirdek ülkeler etrafında inşa etme şansı anlamına gelebilir.
Brexit’in Türkiye’nin AB ilişkileri açısından değerlendirmesine bakarsak, ilkin Birleşik Krallığın “üye Türkiye dostluğu” kıta Avrupalı üye ülkelerin daima hatırlattığı gibi kendi AB sevgileri kadar olduğu faş oldu. AB’ye Japonya’yı bile almaya hazır olan İngiliz siyaset sınıfı Brexit kampanyasında Türkiye’yi külliyen sattı. Dolayısıyla Türkiye’nin üyelik yolunda- artık ne anlama geliyorsa, bir dost kaybettiği hem doğru hem değil. Ama esas hasar AB-Türkiye ilişkilerinde görülecek. Varoluş derdine düşmüş bir AB’nin Türkiye gibi gönülsüz ve tehditkâr bir adaya bakacak hâli olmaz. O yüzden Brexit sonrası Ankara’dan yapılan sorumsuz ve ipe sapa gelmez açıklamalardan kaçınmak lâzım. Ne de olsa 2015’te 61.607 milyar avroyla ihracatımızın yüzde 44’ünü yaptığımız, açık ara bir numaralı ithalat ve ihracat ortağımız, toplam doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının hem stok hem yıllık bazda % 65-70’inin kaynağı olan yer söz konusu olan.
CENGİZ AKTAR / HABERDAR
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020