Cengiz AKTAR
Memleketin perişan hâline çare çözüm düşünen sıradan vatandaş, sıra dışı vatandaş, siyasetçi, herkeste “günün birinde bu da geçer” umudu var. Aksi olması da mümkün değil.
Bel bağlanan yordam, seçim; vasıtalar da ister istemez mevcut partiler. Bu da doğal… Topyekûn itiraz veya isyan, şedid veya değil, yordamlar arasında değil. Zira halkın ne böyle bir teamülü var, ne de mecali kaldı. Silâhlı gücün temerküzü, tek elde toplanması zaten böyle bir olasılığı tamamen imkânsız kılıyor. Gezi’nin sonu hafızalarda, rejimin kendi Gezi korkusunu bertaraf etmek için çektirdiği zulüm de ortada.
İhtimallerin en pembelerini varsayalım: seçim bir şekilde yapıldı, rejim partileri ve reis kaybetti ve saltanatı suhuletle devrettiler. Siyasî partiler açısından ve değişim beklentisi olan halk için bundan sonrası gayet kolay. Bir düğmeye basarak normale dönme hayali çok güçlü.
Oysa iktidarın patırtısız devredileceği bu senaryoda dahî memleketin normale dönmesi pek kolay gözükmüyor zira devlet kurumlarındaki tahribat çok derin ve vahim. Ve tahribatın ötesinde, memleketteki paradigma değişikliğinin boyutları eski normale dönüşü neredeyse imkânsız kılıyor. Unutmayalım, memleketin kafa yapısı, DNA’sı değişti, değiştirildi. Kadrolar artık eski kadrolar değil; fıtratları, dünya görüşleri aynı değil. Türkiye planlı, programlı ve esas gönüllü şekilde batısızlaşıyor. Bugünlük, lafı tahribatın boyutlarıyla sınırlı tutalım.
Rejim gittiğinde eski normale hızla geri dönülebileceğini düşünenler kurumsal tahribatın boyutlarından genel itibariyle bihaber. Partilerde enkazın bilançosu, zarar ziyan tespiti yapılmış değil. Sezgin Tanrıkulu’nun hukuk ve adalet sisteminin çöküşü konusunda yayımladığı yıllık hak ihlalleri raporları var. Güvensiz koşullarda çalışma sonucu ölen işçilerin çetelesini tutan İSİG Meclisi raporları var. Ama tahribatın kapsamlı ve düzenli bir tespit çalışması yok. Siyasî partilerde bu çeşit çabalar olmadığı gibi toplum seviyesinde kapsamlı bir çaba yok.
Kurumsal tahribata ilk kez Şubat 2014’te “Devletin çöküşü” başlıklı bir yazıyla işaret etmişim: “güçlü devlet geleneği, memleketin yani mülkün teminatı olarak tecelli eder. Teminatın yapı taşları Adliye, Askeriye, Hariciye, İlmiye, Maliye ve Mülkiye’dir. Bugün bu kurumların hızla itibarsızlaştırıldığı, kurumsal hafızalarının boşaltıldığı ve kurum olmaktan çıkarıldığı bir evredeyiz. Bu kurumlar çağın ve dünyanın eğilimlerini içselleştirerek dönüşmek, diğer deyişle demokratikleşmek yerine, mevcut iktidar tarafından lağvediliyorlar”.
Aynı yılın Kasım ayında bu tahribatın ve ortaya çıkan enkazın çetelesinin tutulması gerekliliği üzerine yazmaya başlamışım. “Enkaz ve envanteri” başlıklı yazıda şöyle diyorum:
“Bugünden tezi yok bu gidişatın her uzmanlık, her meslek, her hak, her özgürlük zemininde yarattığı derin tahribatın, konuların uzmanlarınca kayıt altına alınması gerekiyor. Her gün torba yasaların içine doldurulan yeni bir düzenleme, mahkeme kararlarının infaz edilmemesi yoluyla yaratılan emsaller, tamamen iktidar kontrolündeki yasama ve yargının verdiği kararlar ve bilumum keyfî uygulamanın kaydını, bilgi ve haberin açıkça tahrif edildiği bir ortamda düzenli olarak tutmak ancak uzmanlarca yapılabilir. Buna koşut olarak siyasî partiler, bir nevî ‘gölge kabine’ mantığıyla enkazın envanterini oluşturmalılar. Devran döndüğünde AKP’nin halefi olacak hükümet enkaz devralacak. Şimdiden enkazı anlamak ve anlatmak gerek.”
Elbette böyle bir çalışma yapılmadı. Partilerden hiçbir beklentim kalmadı, rejimin darbeleriyle serseme dönmüş vaziyetteler. Zevahiri ve günü kurtarmak için iktidar hesapları yaparak avunuyor ve avutuyorlar. Ama toplum, her ne kadar çok darbe almış olsa da, uzmanlıklar çerçevesinde zarar ziyan tespitine hâlâ başlayabilir, enkazın kapsamlı bilançolarını çıkarmaya girişebilir.
Tamiratın, tadilatın günü geldiğinde başlayabilmesi için bilançoların çıkarılması elzem. Zira rejim sonrası dönem, demokratik ülkelerde olduğu gibi basit bir devir teslim töreni ile başlayacak durumda değil. Kurumlar çok tahrip edildi. Kadrolar kovuldu, kızağa çekildi ya da, kimisi yurtdışına, küsüp gittiler. Kurumsal hafızalar böylece yok edildi.
Kurumların işlevsiz hâle getirilmeleri yapıları çürüttü. Kurumlar içinde sadece, biat eden, umumiyetle vasat ve çapsız memurlar kaldı. Saraydaki hakiki hükümetten gelen talimatları uygulamaktan başka bir görevleri yok.
Örnekler hepimizin gözü önünde. Alalım kuruluşu 1840’a dayanan Hariciye’yi. Muhatabı olduğu diğer diplomatik yapılarda alay konusu bugün. Ne diplomatik teamül kaldı, ne imlâ ve içerik hatası içermeyen basın bilgi notu… Bakanlığın dış ilişkilerle ilgili görüşlerinde “sözüm ona”, “yok hükmünde”, “misliyle cevap verilecek” gibi tamamen teamül dışı hakaretamiz ifadelerden geçilmez oldu. Zaten kimsenin bu görüşleri ciddiye aldığı yok. Sonuçta Hariciye dış askerî harekâtların avukatı konumuna indirgendi.
Alalım Mülkiye’yi. AKP’li olmayan ya da sarayın kapıkulu olmayan vali, kaymakam kalmadı. Tayinler sadece sadakat zemininde gerçekleşiyor.
Alalım Maliye’yi. Birkaç örnek: Ekonomi kurumları altüst; Hazine ile Maliye birleştirildi; işler tamamen gayrişeffaf biçimde bitiriliyor; Sayıştay işlevsiz; devletin kasası sarayın kasası gibi çalışıyor; Merkez Bankası sarayın talimatlarıyla yönetiliyor; TÜİK verilerinin inandırıcılığı kalmadı; çalışma politikaları sadece işvereni kayırıyor; kamu ihaleleri sadece yandaşlara hediye ediliyor; büyük altyapı projelerinin ve maden arama projelerinin hiçbir çevresel ve toplumsal hesapverebilirliği yok; düzenleyici kurulların özerkliği lağvedildi; Varlık Fonu ve tüm diğer fonlar rejimin kullanımına açık şekilde çarçur ediliyor.
Alalım Askeriye’yi. TSK ülkenin değil rejimin ordusu hâline geldi. Şaşkın muhalefetin koşulsuz desteğiyle her dış macera millî damgasıyla meşruiyet kazanıyor.
Alalım İlmiye’yi ya da Akademi’yi. Rektörler kapıkulu; öğretim sisteminin her kademesi dökülüyor; tedrisatın millîleşmesi ve dinîleşmesiyle içerik hızla tektipleşmek ve çağdışılaşmakta.
Alalım Adliye’yi. Hukuk devleti lağvedildi; rejim kendine özgü bir hukuk sistemi uyguluyor; millî iradeyi temsil etme iddiasında olan bu sistemde gayrimillî olanlara düşman hukuku uygulanıyor; adalet sistemi tepeden tırnağa rejimin atamalarıyla şekilleniyor.
Bu enkazdan kolayca kurtulmak hiç mümkün olabilir mi?
Türkiye’ye gereken 1945 sonrasında Almanya ve Avusturya’ya uygulanan Nazisizleştirme, “Denazifizierung”.
Resmen altı yıl süren bu kapsamlı çalışma savaştan sonra Almanya’yı işgal eden dört ülke ABD, Britanya, Fransa ve SSCB tarafından uygulandı. Almanya bu sayede bugünkü Almanya olabildi.
Türkiye’de böyle bir arınmayı gerçekleştirecek irade ufukta olmasa da aklımızda olsun.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021