DOĞAN ÖZGÜDEN
Gazetecilik yaşamında halklarımızın özgürlüğü için kavgayı h iç kesintisiz sürdüren dostlarımızdan Ahmet Kahraman'ın dün Yeni Özgür Politika'da yayınlanan yazısı beni de, İnci 'yi de son derece duygulandırdı.
Bu girişin ekinde okurlarımla paylaşacağım “Doğan Özgüden ve Türk faşizmi” başlıklı yazı bizleri Akşam gazetesini yönettiğimi z 60'lı yı llara, sol kavganın yükseldiği, Türkiye'nin siyasal, sosyal ve kü ltürel gündemini kökten değiştirdiği günlere göt ürdü .
Binbir zorluk ve engellemeyle boğuşarak kısa zamanda ülke genelinde organize olan Türkiye İşçi Partisi 'nin ilk kez genel seçime katıldığı, partinin kurucusu sendika liderlerinin grev başta olmak üzere çeşitli eylem ve etkinliklerle DİSK'in kuruluşuna giden yolu açtığı, TMGT, TMTF ve MTTB'de örgütlü üniversite gençliğinin 68 patlamasına varacak devrimci uyanışın temel taşlarını döşediği, sayısı giderek artan sol yayınevlerinin Türkiye insanını öğrenilmesi onyıllarca yasaklanmış olan marksist teoriyle buluşturduğu, öncü tiyatroların , sanat ve edebiyat insanl arının tabuları yıkmaya başladığı yıllardı.
O dönemde Akşam'ı birlikte solun günlük sesi haline getirdiğimiz mesletaşlarımızın çoğu artık hayatta değil... İlhami Soysal ile Cengiz Tuncer 'i 1992'de, Bedii Güray'ı 1993'te, Aziz Nesi n ve Nehar Tüblek 'i 1995'te, Muammer Erol 'u 1997'de, Odhan Baykara ile Aydın Köker'i 2000'de, İslam Çupi'yi 2001'de, Çetin Altan ile Selahattin Hilav'ı 2005'te, Fethi Naci'yi 2008'de, Hüseyin Baş’ı 2012'de, Doğan Koloğlu'nu 2013'te ve Yaşar Kemal'i 2015'te yitirdik.
Kimileriyle daha sonraki yıllarda görüş farklılıklarımız olduysa da, hepsini sevgi ve özlemle anıyorum.
Ahmet Kahraman, bir başka yazısında 1964 yılında Akşam'ın kavgacı ekibine katılışını şöyle anlatıyordu: “20 yaşımdaydım. Öğrenci ve Vatan gazetesinde gazeteciliğe başlamıştım. Altı ay sonra, o güne kadar hiç karşılaşmadığım meslek ünlülerinden biri olan İlhami Soysal’ın çağırmasıyla, Akşam gazetesine geçtim ve Ankara bürosunda Başbakanlık muhabiri olarak çalışmaya başladım.”
Kahraman’ın dünkü yazısını yeni okumuştum ki, yine Akşam’a ilişkin bir başka haber düştü ekranlara… Yönetimini üstlenmemden sonra Akşam’ın sola açılışını belgelere dayanarak ayrıntılı şekilde anlatan değerli araştırmacı yazar Nurhan Kavaklı'nın "Bir gazetenin tarihi: Akşam" adlı incelemesi yıllarca sonra YKY’nın Cogito dizisinden tekrar basılmıştı.
1964'te Akşam'da gece sekreteri olarak çalışırken o sırada İnönü hükümetinde devlet bakanı olan Malik Yolaç'ın bana genel yayın yönetmenliğini üstlenmemi önerdiği akşamı anımsıyorum.
Önerisi üzerine kendisine sormuştum: "İyi de, biliyorsunuz ben sosyalistim. Genel yayın yönetmenliğini üstlenirsem, inanç ve düşüncelerim gazetenin genel yayın politikasına da damgasını vuracak."
"Biliyorum, ama sosyalist düşünceye sahip olmanın iyi bir gazete yaratmaya engel olacağını sanmıyorum" diye yanıtlamıştı.
Mürettiphanede gazeteyi bağladıktan sonra yukarı çıkıp arşiv bölümüne geçmiştim. Karşımda 46 yıllık bir tarih hazinesi vardı. Cumhuriyet’in ilanından önce, 1918’de Ali Naci Karacan, Kazım Şinasi Dersan, Falih Rıfkı Atay ve Necmettin Sadak tarafından kurulan bu Türkiye’nin en eski günlük gazetesinin yöneticiliğini genç yaşta üstlenmeyi göze alabilecek miydim?
Daha önce yıllarca çalıştığım gazetelerde sosyalist inancıma uygun mücadele vermiştim… Türkiye İşçi Partisi’nin, devrimci sendikaların ve gençlik örgütlerinin giderek güçlendiği o dönemde sol kamuoyu artık sesini duyurabileceği, eylemlerini objektif olarak yansıtacak bir günlük gazete özlemi içindeydi…
İşte bu özleme yanıt verme kararlılığıyla Akşam'ın genel yayın yönetmenliğini 16 Ekim 1964'te fiilen üstlenmiştim. Ardından da bu görevin gereklerini yerine getirecek bir yayın kadrosu oluşturmuş, Çetin Altan, Aziz Nesin ve Yaşar Kemal de dahil Akşam sütunlarını sol düşünür ve yazarlara açmıştım. Akşam, 1965 genel seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi'ni destekleyerek Meclis'e 15 milletvekiliyle girmesine katkıda bulunan tek günlük gazeteydi
Gazetenin sol yayınından rahatsız olan sermayedarların ve onların temsilcisi Demirel iktidarının baskıları sonucu yönetimden uzaklaştırıldıktan sonra biz Yaşar Kemal ve Fethi Naci ile birlikte haftalık sosyalist Ant Dergisi 'ni yayınlarken, Akşam’da tüm baskı ve engellemelere rağmen ilkelerinden ödün vermeyen tüm meslekdaşlarım gibi Ahmet Kahraman'ın haber ve analizlerini de takdirle izliyordum.
Ancak Ahmet Kahraman 'ın Türkiye sorunlarını daha gerçekçi ve mücadeleci bir üslupla dile getirdiği gazete 12 Mart 1971 faşist darbesinden sonra Emil Galip Sandalcı'nın yayınlamaya başladığı Yeni Ortam oldu.
Haftalık Yeni Ülke'nin devamı olarak 1993 'de yayınlanmaya başlayan Ozgür Gündem gazetesinin ilk genel yayın yönetmenliğini üstlenip kadrosunu kurmuş olan Ahmet Kahraman 2006 yılından beri de Almanya'da yayınlanmakta olan Yeni Özgür Politika'nın sürekli yazarları arasında yer alıyor.
Kavgasını sürgünde de ödünsüz sürdüren Ahmet Kahraman’a 56 yıl sonra tekrar “Merhaba” diyor, başarılar diliyorum.
Doğan Özgüden ve Türk faşizmi
Ahmet Kahraman, Yeni Özgür Politika, 15 Aralık 2020
Kısacası, TC’de bugün, dündür. Bugün, Avrupa’da üretilen en son model uçağa 80 milyon dolar yatıran AKP’nin görgüsüz zengini sahip oluyordu. Bu adam, düne kadar boynu bükük duruşlu, fukara bir muhasebeciydi.
TC’nin ilk ata ve babaları, Osmanlı’dan kalma yazar ve şairleri devir ve teslim aldılar. Doyurup kendilerine “ram“ eylediler. En irilerini, milletvekili yaparak hizmete koştu. İyi, gümrah bir hayata karşılık rejim ve atasını öven romanlar, hikaye ve şiirler ısmarladılar. Alttan gelmekte olanları da öğretmen veya büro memuru yaptılar.
İlk özgür ve bağımsız kalemlerden biridir, Nazım Hikmet. Ama o da, bir gece yarısı Atatürk sofrasında şiir okumaya çağrıldığı zaman, “ben deniz kızı Eftelya değilim“ diyerek geri durduğu için, “Kurtuluş savaşı destanı“ adındaki nehir şiiriyle Atatürk’ü destanlaştırdığı halde, bir daha iflah olamadı. Bela hep peşindeydi. Sonunda ülkeden kaçarak canını kurtardı.
Ahmet Altan, benzer gerekçeyle esirdir, bugün. Ayşegül Doğan, babası sakıncalı Kürtlerden olduğu için rehine. Kürt Demirtaş ve arkadaşlarını da anayasal hak olan miting düzenleme suçundan mahpus...
Yani, TC kuruluşunun ta başından beri aydın, rejimin hizmet eriydi. Sabahattin Ali, Yakup Kadriler, Reşat Nurilerin yolunda giderek Atatürk ve “devrimleri“ne methiye düzen romanlar yazma yerine, hayattan temaları işlediği için, sonunda kafası odunla parçalanarak öldürüldü.
Kısacası, “ram“ olmayan aydının mekanı, “lanetliler bahçesi“ydi. Romancısı, şairi, gazetecisiyle kalem adamları, belaya çatmamak için, “Kürt sorunu“nu öteleyip görmezlikten geldiler. Feryad u figanlara kulaklarını tıkadılar. Kimileri, günün “efendisi“ne yaranma adına, Kürtleri inkardan gelmekle de kaldı. Onları aşağıladı. Gazete sütunlarını sövgü, ihbar ve hakaretlerle doldurdular.
Yakın zamana kadar, vaziyetler böyle ve kalemler de, “Kürt’e karşı Türk’ün gücünü“ yüceltme aracıydı.
İlk defa, Mehmet Ali Aybar liderliğindeki Türkiye İşçi Partisi, rakamlarla TC’nin rejimin aslında bir soygun ve zulüm düzeni, öte yandan “Kürt diye bir halkın da var“ olduğunu, ama ayaklar altında ezildiklerini dillendirdi.
İnsani ses veren bu kadronun içinde, Doğan Özgüden adında bir genç gazeteci de vardı. O benim meslekte, ilk yayın yönetmenimdi. Eşi İnci Tuğsavul da, çalışma ortamı arkadaşlarımdandı.
Sonra yollarımız ayrıldı. Rejimle yüz yüze geldiler. Hapishanelerinde çürümektense, gönüllü sürgünü yeğlediler. 50 yılı aşkın zamandan beri Avrupa’da...
Ancak, sürgünde yaşamak dayanılır gibi ve yazmak da kolay değildir. Pek çok yazar, bu yollarda tükendi. Kimileri, kahırdan öldü. Kimileri de Stefan Zweig gibi tükenmişlikten intihar etti.
Ama, İnci-Doğan Özgüden çifti zoru başardı. Döneklere inat kendileri olarak kaldılar ve her dönemin faşist yüzleriyle mücadele ederek. Toplumsal etkinlikler düzenleyip aralıksız yayınlar yaptılar.
Doğan Özgüden ise aralıksız yazdı: Gazete yazıları ve ek olarak, Türkçe yayımlanan iki ciltlik anı kitabı Vatansız Gazeteci’yi, üç ciltlik Sürgün Yazıları izledi. Dördüncü cilt de yolda...
Demek istiyorum ki, İnci ve Doğan Özgüden, rejiminde tabi olmuşlara, uydu haline gelmiş, beslemeliği kabullenmişlere inat, her türlü belaya katlanarak, “lanetliler bahçesinin mukimi“ olmaya razı oldular. Kendileri ve özgür insan olarak TC‘ye “başkaldıran kalemler“ geleneğinin ilk sıralarında yer aldılar. Kalem namusu için baş koymuş, başkaları da var elbette. Birinin adını unutur ve utanırım endişesinden, tek tek isimlerini yazmıyorum bunların. Ama, yazık ki sayıları çok değildir.
Ancak, Doğan Özgüden, birçok yönüyle bir istisnadır. İnsani ilkeleri bakımından hep kendisi olarak yaşadı. Adalet, ekmek ve özgürlük, onun dünyaya açılan penceresi oldu.
TC’ye bu gözle tanıklık etti. İnsani bir düzen için mücadele verdi. Hiç devir ve dönemde Kürtleri inkar edenler kervanına katılmadı.
Bu gözle dünyaya bakarak TC rejimini irdeledi. Kanlı hikayesini yazdı. Hikayeye baktığımız zaman, bugünkü rejim “pepırık“ (geçit) taşlarının yıllar önce döşendiğini görüyor ve anlıyoruz, onun metinlerinden. Bugünküler, eski kuşaklardan gelme, yeni olarak çıkıyor karşımıza. O kirli ellerin devamı olarak...
Bunlar, bir zamanlar Kürdistan’da katil sürüleri, yıkım ekibi, yangıncılardı. Hırsız, soyguncu. Marmara Çerkezlerinin, Trakya Yahudileri tepesinde balyoz, İstanbul Rumları, Ermeni ve Yahudilerin (6-7 Eylül) kapısında dişi fırlak canavar, cellat, talancı ve tecavüzcü...
İnsanlığın öldüğü yerde, kim bugünkü adlandırma ile MHP’li ve AKP’li bellid değildi, dün. Katışıktılar. İkisi bir arada, ağız ağıza “Allahu ekber“ diye bağırıyordu. Allah diyerek “Kanlı Pazar“da, Maraş‘ta, Sivas, Çorum, Malatya’da sırt sırta verip insan bıçaklıyor, kurşundan geçiriyor, baltayla parçalıyor, ikinci Sivas’ta diri diri insan yakıyorlardı. 6 bin kişinin katledildiği 12 Eylül öncesinde, sokaklarda kimlik yoklaması ile öldürülecek insan tesbit edilirken, Erdoğan “Akıncı“ gençlik lideriydi. Devlet Bahçeli de arabasını katillerin lojistiğine tahsis bir MHP’liydi. Düşmanları ortak, onlara benzemeyen tüm insanlardı.
Onlar bugün, su başlarını tutmuş güç. Kürdistan’da kurt gibi uluyarak, IŞİD’çı kimlikleriyle “Allahu ekber“ naraları atarak cinayet işliyor, katliam, hırsızlık ve talan yapıyorlar.
Hitler’in Yahudilere ilişkin vur emri, Kürtlerin tepesinde “haşere yok edilsin“ olarak yankılanıyor, bugün.
Ama tüm bunlar bir günde olmadı. Ansızın insanlıktan çıkmadılar yani. Dünü var, bu gelişin de. Doğan Özgüden’in kitaplarına baktığınızda, bu olan ve olacaklar dayanağının eski olduğunu görür. Hazırlıkların eski ve kuşaktan kuşağa geçerek, bugünkü iktidarda cisimleştiğini, ancak geçmişin “tatbikatlar“, prova sahneleri olduğunu görüyoruz...
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.11.2025
4.11.2025
9.10.2025
14.09.2025
7.09.2025
13.07.2025
10.03.2025
30.10.2024
15.10.2024
7.10.2024