DOĞAN ÖZGÜDEN
10 Temmuz, Türkiye yakın tarihine düşünceleri ve mücadeleleriyle damga vurmuş şahsiyetlerimizden Mehmet Ali Aybar'ın sonsuzluğa göçünün 30. yıldönümü... Bu sabahın erken saatlerinde, iktidara göre "Terörsüz Türkiye", muhalefete göre "Barış ve Demokratik Toplum" sürecine ilişkin yeni gelişmelerle ilgili haberleri ve yorumları okurken, tam 63 yıl önce, yine bir Temmuz ayında, Türkiye İşçi Partisi saflarında sorumluluk üstlenmek üzere Aybar'la görüşmemizi ve sonraki kavga beraberliğimizi anımsadım.
Sosyalist hareketimiz, ilerici sendika liderlerinin kurmuş olduğu ve Aybar'ın genel başkanlığını üstlendiği Türkiye İşçi Partisi ile ülke çapında ses getirmeye başladığı gibi, cumhuriyetin ilanından beri devlet terörünün sürekli hedefi olan Kürt ulusu da ilk kez TİP saflarında siyasal olarak örgütlenmiş, başta TBMM olmak üzere Kürdistan illerindeki il genel meclisleri ve belediye meclislerinde temsil edilmeye başlamıştı.
Gerçi Aybar'la şahsen ilk kez Türkiye İşçi Partisi'nin örgütlenmeye başladığı 1962 yılında karşılaşmış, ondan sonra da tam yedi yıl, hem partili olarak, hem de partiyi sürekli destekleyen bir gazeteci olarak sık sık birlikte olmuştum, ama kendisini ismen tanıyarak hayranlık duymam çok daha öncelere, ortaokul ve lise öğrencisi olduğum 40'lı yıllara dayanıyordu.
İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminde Türkiye'nin hızla ABD emperyalizminin politik, askeri, ekonomik ve ideolojik egemenliği altına sokulmaya başladığı yıllardı. Sözüm ona çok partili rejime geçilmekte, ama Washington'un anti-komünist dayatmalarına harfiyen itaat edilerek sol partiler ve sendikalar kapatılmakta, sol yayınlar derhal susturulmaktaydı.
Yayınladıkları cep kitapları ve Çocuk Ansiklopedisi'yle benim daha ilkokul yıllarımda ufkumu açmış olan Sabiha Sertel ve Zekeriya Sertel'in yönettiği Tan Gazetesi tesislerinin 4 Aralık 1945'te CHP'nin kışkırttığı anti-komünist güruh tarafından nasıl basıldığını Konya'da okuduğum yatılı ilkokulun son sınıfındayken öğretmenlerimize gelen gazetelerin manşetlerinden öğrenmiştim.
Üzerinden iki yıl geçmeden, İzmir'de yayınlanmakta olan Zincirli Hürriyet gazetesi de CHP iktidarının kışkırttığı anti-komünist bir güruhun saldırısına uğrayacaktı. Gazeteyi yayınlayan daha sonraki yıllarda Türkiye İşçi Partisi genel başkanlığını üstlenecek olan Mehmet Ali Aybar'dı.
İstanbul Üniversitesi'nde devletler hukuku doçenti olan Aybar Vatan Gazetesi'nde yazdığı yazılardan dolayı 1945 Aralık ayında üniversitedeki görevinden uzaklaştırılmış, İstanbul'da yayınlamaya başladığı Hür adlı gazete de 8 Mart 1947'de sıkıyönetim komutanlığınca kapatılmıştı.
Bu nedenle İstanbul'u terk etmek zorunda kalan Aybar İzmir'e gelerek bu kentte haftalık Zincirli Hürriyet gazetesini yayımlamaya başlamıştı. Ancak Aybar'ın özellikle ABD "yardım"ını eleştiren yazıları üzerine CHP taraftarı Anadolu Gazetesi Zincirli Hürriyet aleyhinde iftiralarla dolu bir tahrik kampanyası açmış, 3. sayısı çıktıktan sonra CHP'nin tahrik ettiği gençler 19 Nisan 1947'de gazete bürosunu ve matbaasını basıp tıpkı Tan Gazetesi gibi bu özgür sesi de susturmuşlardı.
O yıllarda ne Sertel'leri, ne de Aybar'ı şahsen tanımam olası değildi.
Mücadelelerini Türkiye'de sürdürmek olanağı kalmayan Sertel'ler sürgüne çıkmak zorunda kaldıkları için şahsen tanımam asla mümkün olmadı. Ancak, 60'lı yılların ikinci yarısında Ant dergisinin sosyalist mücadeleye katkısını izledikleri için, sürgünde yazdıkları kitapları Türkiye'de yayınlama onurunu bize tanıdılar... Sabiha Sertel'in yaşam öyküsünü anlattığı Roman Gibi ve Zekeriya Sertel'in Nazım Hikmet üzerine yazdığı Mavi Gözlü Dev adlı kitaplarına bugün de İnfo-Türk'ün dijital arşivinde erişilebiliyor.
TİP SAFLARINDA MEHMET ALİ AYBAR'LA YOLDAŞLIĞIMIZ
Zincirli Hürriyet'i yayımlayan Mehmet Ali Aybar'ın adı ise ancak İzmir'de gazeteciliğe başladıktan sonra belleğimde unutulmayacak şekilde yer etmişti. Zincirli Hürriyet'e saldırının ayrıntılarını, ünlü 1951 Tevkifatı dolayısıyla tutuklanan ve mahkum olan komünist dostlarımın hapisten çıkmalarından sonra onlardan öğrenmiştim.
Muhalif gazeteci olmanın yanı sıra çalışan gazetecilerin haklarını korumak üzere kurulan İzmir Gazeteciler Sendikası'ndaki mücadelelerimden dolayı gazete patronları tarafından kara listeye alınıp işsiz bırakıldığım için 1962 yazında hayatımı kazanmak üzere İngiltere'ye gitmiştim. Ne ki, bir yıl önce kurulmuş olan Türkiye İşçi Partisi'nin Mehmet Ali Aybar başkanlığında örgütlenmeye başlaması üzerine İzmir'deki dostlarımın çağrısını alınca gurbetçiliğe son verip derhal İzmir'e döndüm.
Genel başkan olan Aybar’ın ilk açıklamaları ve bu açıklamalara gelen tepkiler üzerinde bir süre tartıştıktan sonra, partinin İzmir örgütlenmesi konusunda neler yapılabileceğini Avukat Suha Çilingiroğlu ile birlikte İstanbul’a giderek doğrudan Aybar’la konuşmaya karar verdik.
Aybar’la Galata tarafındaki Veli Alemdar İşhanı’nda bulunan avukat yazıhanesinde randevulaştık. Aybar’ın daha ilk karşılaşmada karşısındakini etkileyen kişiliği vardı. Gençlerin Türkiye İşçi Partisi’ne katılmak istemelerinden duyduğu sevinci gizlemiyordu.
Her birimizin mesleğini, geçmiş sosyal çalışmalarımızı sordu. Gazeteci olduğumu, Türkiye Gazeteciler Sendikaları Federasyonu Yönetim Kurulu’nda yer aldığımı öğrenince çok sevindi:
"Basınla ilişkiler konusunda çok zayıfız" dedi. "Merkezde de, illerde de sosyalizm davasına inanmış gazeteci arkadaşların katılımı, sorumluluk üstlenmeleri çok önemli... Sizler de Türkiye İşçi Partisi’nin İzmir İl Yönetim Kurulu'nda görev almalı, il başkanlığını üstlenen Avukat Nuran Yuluğ arkadaşımıza destek olmalısınız."
Aybar’la konuşmamızda beni en etkileyen şey, karşımızdaki müstesna kişinin konuşma tonu, seçtiği kelimeler, gözlerindeki insancıl bakış, tüm bunlara ek olarak söylediği sözlerin etkisini artırmak için kocaman ellerini ifadeli biçimde kullanışıydı.
"İzmir bir işçi kenti, göçmen kenti. Sınıfsal örgütlenme burada hızla geliştirilebilir" dedik. "Ama İzmir aynı zamanda NATO’nun iki karargahının da bulunduğu kent. Türkiye İşçi Partisi’nin NATO’ya, ABD’ye karşı tavrı çok önemli. Parti ABD emperyalizmine, NATO’ya karşı da kararlı bir mücadele sürdürecekse, bizler de sonuna kadar varız, ne görev verilirse yaparız."
İzmir’i çok iyi tanıyordu. Nasıl tanımasın ki 40’lı yılların ikinci yarısında o kentte Zincirli Hürriyet‘i çıkartmıştı. ABD ile ikili anlaşmalara Türkiye’de karşı çıkanların başında geliyordu.
"Hiç kuşkusuz, ABD hegemonyasına, NATO’ya karşı mücadelemiz, sosyalizm için mücadeleyle atbaşı gidecektir" diye vurguladı. "Sosyalizm mücadelesi aynı zamanda insan haklarına tam saygının sağlanması mücadelesidir. Parti, bu mücadeleyi de daima ön planda tutmalıdır."
Konuşma bizi son derece etkilemişti. Nihayet inandığımız düşünceleri yaşama geçirebilecek bir parti, partinin başında da lider niteliklerine sahip bir şahsiyet vardı.
AYBAR'IN İSTEĞİ ÜZERİNE TİP GENEL MERKEZİNDE SORUMLULUK
Ertesi gün bizden merakla yanıt bekleyen İzmir'deki arkadaşlara telefon ederek göreve hazır olduğumuzu bildirdik. Artık partiliydik ve bu partiyi Türkiye’nin ikinci büyük sanayi kentinde örgütleme sorumluluğuyla karşı karşıyaydık.
Suha'yla beraber İzmir'e döner dönmez avukat Nuran Yuluğ, sendikacı Rahmi Eşsizhan, gazeteci Mehmet Ressamoğlu, avukat Nurullah Tuksavul ve sendikacı İsmet Demiruluç'la bir işhanının üst katında tek odalı parti lokalinde bir araya gelerek TİP'in Ege bölgesindeki örgütlenme çalışmalarını başlattık.
Bu çalışmaların ürünü olarak, özellikle de Doğu Anadolu'dan göç etmiş Kürt yoldaşların büyük desteğiyle Türkiye İşçi Partisi ilk kez 1963 yerel seçimlerinde İzmir'in Gültepe belediyesinde işçi Hasan Polat'ı belediye başkanı seçtirecekti.
Aybar'la kişisel ikinci karşılaşmam Ankara'da oldu... O sırada Ankara'daki Öncü gazetesinin sahipliğini devralmış bulunan Müşerref Hekimoğlu TİP'i desteklemeye karar verdiği için ben İzmir'de parti çalışmalarının yanı sıra bu gazetenin bölge temsilciliğini de üstlenmiştim. TİP merkez yönetiminin önemli bir toplantısı Ankara'da yapılacağı için izlemek üzere biz de başkente gitmiştik. Toplantıda Aybar'ın yaptığı önemli konuşmayı Öncü'de yayınlanmak üzere steno ile aynen not alıyordum. İrticalen yaptığı konuşmanın Öncü'de tam metin yayınlanması Aybar'ı çok memnun etmişti.
Bir süre sonra İzmir'den tamamen ayrılarak İstanbul'da Gece Postası Gazetesi'nde çalışmaya başladım. Aynı zamanda Türkiye Gazeteciler Sendikaları Federasyonu'nun genel merkezinde sendikal mücadele yürütüyordum.
İstanbul'a geldiğimi öğrenen Aybar’ın benimle mutlaka görüşmek istediğini söylediler. İlk kez parti genel merkezinde Aybar’la teke tek görüştük.
Genel Merkez artık Bâbıâli Caddesi’ndeki Vilayet Konağı’nın hemen altında büyük bir iş hanının üçüncü veya dördüncü katındaydı. Aybar kocaman elleriyle sağ elimi âdeta sarsarak sıktıktan sonra "Hoşgeldin, tam da zamanında" dedi. "Ben de genel merkez bürolarının örgütlenmesi üzerinde çalışıyordum. Gelecek hafta basın bürosuna, ardından da araştırma kuruluna katılması önerilen arkadaşları toplantıya çağıracağım. Senin her iki büroda da görev almanı istiyorum."
"Benim açımdan sorun değil" dedim. "Yarın sabah Gece Postası’nda sayfa sekreteri olarak işe başlıyorum. Sabah 6’dan öğleden sonra 2’ye kadar oradayım. Ondan sonraki tüm zamanım sendikamın ve partimindir."
Günümün ilk sekiz saati gazetede, öğleden sonra ikindiye kadar federasyonun merkezinde, akşamları ise gece yarısına kadar parti merkezinde geçiyordu.
Görev aldığım Bilim ve Araştırma Bürosu, TİP’in 1964’deki 1. Kongresi’ne sunulacak olan programını hazırlamakla görevliydi. Ama yaklaşan 17 Kasım 1963 yerel seçimlerine de en etkin propaganda malzemelerini hazırlaması gerekiyordu. Büronun sekreterliğini Fethi Naci üstlenmişti. Parti programının yazımında kendisine Kürt düşünürlerimizden Selahattin Hilav’la birlikte ben yardımcı oluyordum.
Bilim ve Araştırma Bürosu çalışmalarının yanısıra, partinin hukuk bürosu da bizzat Aybar’ın yönetiminde, Mayıs ayına kadar başta 141 ve 142. maddeler olmak üzere TCK’nun anti-demokratik maddeleri aleyhine Anayasa Mahkemesi’nde açılacak davanın dosyasını hazırlamaya çalışıyordu.
Aslında benim için parti çalışması bir bakıma daha sabahtan gazetede başlıyordu. Gece Postası’nı yayına hazırlamaya başlamadan önce tüm sabah gazetelerini elden geçiriyor, işlenecek konuları tesbit ediyordum. Bunu yaparken bir yandan da siyasal ve sosyal haberlerin geniş bir özetini çıkartıp sabah 9’da Aybar’a telefonla iletiyordum.
Aybar parti merkezine genellikle, Beyoğlu’ndaki Markiz Pastanesi’nde Fransızca gazeteleri okuduktan sonra gelir, geç vakitlere kadar kalırdı. Partide yaptığı ilk işlerden biri genel başkanlık adına yayınlanacak basın bildirilerini bana dikte ettirmekti.
Kendisiyle çalışmış olanlar iyi bilirler, Aybar’ın bir bildiriye veya bir başka metne son biçimini vermesi saatlerce sürerdi. Stenografiyle tuttuğum notlar üzerinde değişiklik yapmak sorun değildi, ama teksir edilmek üzere mumlu kağıda daktilo ettiğim nihai metinde değişiklik yapmak gerçekten bir çileydi. Teksir makinesine takılıncaya kadar belli kelimeler, hatta cümleler üzerinde kırmızı korrektörle defalarca düzeltme yapılırdı. Düzeltilmiş yerlerde tekrar tekrar yeni düzeltmeler yapılmaya kalkışınca mumlu kağıt deforme olur, bir sayfalık metni yeni baştan daktilo etmek gerekirdi.
Aybar'ı anarken, Türkiye İşçi Partisi'nin mücadelesinde Kürt yoldaşlarımızın her zaman saygıyla andığım ayrı yerini bir kez daha vurgulamayı görev biliyorum.
KÜRT ULUSUNUN SESİNİN DUYULMASINA TİP'İN BÜYÜK KATKISI
İstanbul'daki Kürt aydınları daha baştan partiyle sürekli ilişkideydi... Onlardan yayıncı Enver Aytekin ve felsefeci Selahattin Hilav'la partinin yeni programını hazırlamakla görevli kurulda birlikte çalışıyorduk. Partinin yayınladığı Sosyal Adalet dergisine Kürt aydınlarından Musa Anter ve Sait Kırmızıtoprak da yazılarıyla sürekli katkıda bulunmaktaydı. Kürt genci Ali Yaşar da, partinin gençlik kolları genel başkanıydı.
Mehmet Ali Aybar başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu önemli bir adım atarak Türkiye İşçi Partisi'nin 12 Mayıs 1963 tarihli Genel Yönetim Kurulu toplantısını Kürt ağırlıklı Gaziantep'te gerçekleştirmişti. Bu ilk adımın atılmasının onuru büyük ölçüde, TİP'i bu ilde örgütlenmiş bulunan Kürt aydınları Reşit Güçkıran ve Galip Ataç'a aitti.
Gaziantep'teki toplantıdan sonra partinin sıkıyönetim altında olmayan Kürt illerinde örgütlenmesi yine de büyük hız kazanmıştı. Tarık Ziya Ekinci ve Canip Yıldırım TİP'in Diyarbakır il örgütünü kurdukları gibi 1964 yılında yapılan 1. Büyük Kongre'de de, Gaziantep'li Reşit Güçkıran'la birlikte genel yönetim kurulu üyeliğine seçildiler.
Yine dönemin tanınmış Kürt aydınlarından Naci Kutlay, Hasan Akkuş, Edip Karahan, Mehmet Ali Aslan, Tahsin Ekinci ve Kemal Burkay da TİP saflarına katılarak Kürt halkının sorunlarını ve istemlerini dile getirdiler.
1965 genel seçimlerine katılabilmek için 15 ilde tam teşkilat kurmuş olma koşulu büyük ölçüde Kürt ağırlıklı Kars, Ağrı, Muş, Hakkari, Tunceli, Diyarbakır, Bingöl ve Urfa illerindeki örgütlenmeler sayesinde gerçekleştirilebildi.
1965 seçimlerinde TİP milli bakiye sisteminden yararlanarak Meclis'te 15 milletvekiliyle temsil edilmeyi ve Türkiye'nin siyasal gündemini sosyalist ve anti-emperyalist mücadeleyi güçlendirecek şekilde yönlendirmeyi başardı.
15 milletvekilinden ikisi, Mehmet Ali Aybar ile Çetin Altan İstanbul ilinde doğrudan seçilirken, 13 milletvekili çeşitli illerde milli bakiye sisteminden yararlanarak Meclis'e girdiler. Kürtlerin yoğun olduğu Diyarbakır'da Tarık Ziya Ekinci, Kars'ta Adil Kurtel ve Gaziantep'te Ali Karcı esasen liste başı oldukları için doğrudan seçilirken, Behice Boran ve Şaban Erik aday oldukları illerde yeterince oy alamadıkları halde merkez kontenjanıyla Urfa ve Malatya'dan seçilmiş oldular.
TİP'in Kürt illerinde başlattığı siyasal uyanış 1967 yılında Silvan, Diyarbakır, Siverek, Batman, Dersim, Ağrı ve Erzurum’da düzenlenen "Doğu mitingleri"'yle daha ses getirici bir boyut kazandı. Bu mitingler organize edilirken Tarık Ziya Ekinci bana "Doğu Kalkınması Edebiyatı'nın İçyüzü" başlıklı büyük bir makalesini göndermiş, bu önemli yazıyı Ant Dergisi'nin 25 Nisan 1967 tarihli sayısında yayımlamıştım.
1969'da organize edilen "Doğu mitingleri" ve "Doğu Geceleri" ise Kürt siyasi tarihinde büyük bir aşama olan Doğu Devrimci Kültür Ocakları (DDKO)'nun kuruluşuyla taçlandı. DDKO'nun İstanbul örgütlenmesi, 60'lı yılların sonlarında hem yoldaşımız, hem de yakın dostumuz olan, 12 Eylül darbesi sonrasında Diyarbakır Cezaevi'nde işkence altında öldürülen Necmettin Büyükkaya'nın eseriydi.
Türkiye İşçi Partisi'nin Kürt sorunu konusundaki tutarlı tutumu, parti içindeki bölünmelere rağmen, 1970 yılında yapılan 4. Büyük Kongre'de Kürt delegelerin ısrarıyla Türkiye'de ilk kez Kürt halkının haklarını ve istemlerini açıkça adını koyarak dile getiren bir karar tasarısının kabul edilmesiyle doruğa ulaştı.
Ancak bu karar, Türkiye İşçi Partisi'nin, 12 Mart 1971 darbesinden sonra darbecilerin emrindeki Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasının gerekçesi olacaktı.
TİP'TEKİ İLK TASFİYELER ÜZERİNE AYBAR'IN SONRAKİ AÇIKLAMALARI
İstanbul'da gazetedeki sorumluluğum dolayısıyla TİP'in 1964'de İzmir'de yapılan 1.Büyük Kongresi'ne katılamamıştım. Ancak Aybar'ın önerisi üzerine kongrede hem genel yönetim kuruluna, hem de merkez yürütme kuruluna seçilmiştim.
Ne var ki, kongrede fikir işçilerinin yönetim organları seçimlerinde emekçi kesimden sayılmaması ve gençlik kollarının de genel yönetim kurulunda temsilinin engellenmesi parti tabanında tepki yaratmıştı. Aynı zamanda sendikacı olduğum için genel yönetim kuruluna ve merkez yürütme kuruluna emekçi kesimden seçilmiş olmama rağmen, bu yanlışın düzeltilmesi için başlatılan imza kampanyasına hiç tereddüt etmeden ben de destek vermiştim.
Bu muhalefete katılmış olan İsmet Sungurbey, Fethi Naci, Muzaffer Buyrukçu, Edip Cansever, Demir Özlü, Nurettin Akan, Ömür Candaş ve gençlik kolları genel başkanı Ali Yaşar'la birlikte ben de haysiyet divanına verildim. Sungurbey ve Özlü bunun üzerine partiden istifa ettiler, bizler ise Haysiyet Divanı kararıyla partiden ihraç edildik.
1995'te Aybar'ın ölümü üzerine yazdığı bir yazıda, kendisinin en yakın mücadele arkadaşlarından, benim de partili yıllarda yakın dostluğum olan sendikacı Uğur Cankoçak, bu döneme ilişkin şunları söylüyor:
"1964'te ilk kongre İzmir'de yapıldı. Doğan Özgüden Merkez Yürütme Kurulu'na seçilmişti, galiba 25 yaşındaydı. Kısa bir süre sonra parti tüzüğündeki işçilerle işçi olmayanlar ayrı sandıklarda seçilmeleri kuralını getiren 52. Maddeye karşı çıktı ve partiden birkaç aydınla birlikte istifa etti. Aybar çok üzüldü. Beni çağırdı, 'Ne yap, ne et Doğan'a istifasını geri aldır' dedi. Çok uğraştım olmadı. Aybar'a sordum 'Neden Doğan?' Bana, 'Doğan partimizin en genç merkez yürütme kurulu üyesi. Ayrıca ciddi ve kafası çalışan, düşündüğünü de açıkça söyleyen biri. Partiye çok gerekliydi' dedi." (Cumhuriyet Özel Eki, 21 Temmuz 1995)
Partiden ihraç edilmiş olmama rağmen ben 1964-66 yıllarında Akşam gazetesinin genel yayın yönetmeni, daha sonra 1971 darbesine kadar Ant Dergisi ve Yayınları'nın kurucularından biri olarak Türkiye İşçi Partisi'ni desteklemeye devam ettim.
Türkiye İşçi Partisi'nde Aybar'ın liderliği döneminde de, ondan sonraki dönemde de zaman zaman tasfiyeler yaşandı. Bu tasfiyelerin yapılmasında o dönem parti genel sekreteri olan Nihat Sargın ve MYK üyesi Behice Boran ısrarlı olmuşlardı... Örneğin, TİP'e 1963 yerel seçimlerine katılma olanağı sağlayan Senatör Niyazi Ağırnaslı, değerli hukukçularımızdan Halit Çelenk ve Şekibe Çelenk de, tasfiyeye uğrayanlardandı.
Halit Çelenk bu partiden uzaklaştırma uygulamalarını "Türkiye İşçi Partisi'nde İç Demokrasi" adlı kitabında ayrıntılı olarak anlatmaktadır.
Mehmet Ali Aybar ise, 1975 yılında Uğur Mumcu'nun sosyalizm, marksizm ve bağımsızlık üzerine kendisiyle yaptığı bir söyleşide Çelenk'leri partiden uzaklaştırmış olmanın acısını şöyle ifade edecekti:
“...Halit Çelenk ile eşi hakkında soruşturma açılmış ve uyarı cezası almışlardı Malatya Kongresinden sonra. Bu benim için acılı ve acıklı ayrı bir olaydır. Genel Yönetim Kurulunda Malatya Kongresindeki fraksiyonlara karşı sert kararlar alınmıştı. Kurunun yanında yaş da yanmıştı. Halit Çelenk ve Şekibe hanımla konuşma görevi bana verilmişti. Her ikisini de fakültedeki öğrencilik yıllarından tanırdım. Sevdiğim ve saydığım insanlar. O karşılaşmanın hüznü, acısı bunca yıl sonra hâlâ yüreğimdedir.” (Aybar ile Söyleşi. 6. basım, sf. 59)
Sonsuzluğa göç edişinin 30. yıldönümünde, Zincirli Hürriyet kurucusu olarak meslektaşım, Türkiye İşçi Partisi lideri olarak yoldaşım Mehmet Ali Aybar'ı saygı ve sevgiyle anıyorum.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları
-
Mustafa DAĞCIÖTEKİLEŞTİRMENİN ÖTESİ= DÜŞMANLAŞTIRMAK 3.07.2019 Tüm Yazıları
-
Gürkan-Zengin23 Haziran seçimleri: Bir vak’ayi hayriyye 25.06.2019 Tüm Yazıları
-
Serdar ESEN"Herşey Çok Güzel Olacak" mı? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Celal DENİZIRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet AY14 Mayıs güzellemelerinin anlamı 15.05.2019 Tüm Yazıları
-
Salih TunaZincir sesleri 23.04.2019 Tüm Yazıları
-
Beril DEDEOĞLUİflas eden tüccar, eski defterleri karıştırırmış 27.02.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TığlıBu ne iki yüzlülük!... 26.02.2019 Tüm Yazıları
-
Nermin ALPAYİNSAN VE EKONOMİK DEĞERİ 8.02.2019 Tüm Yazıları
-
Ümit FıratBir mahalli seçim hatırası 15.01.2019 Tüm Yazıları
-
Murat AKSOYUnutmayalım yerel seçime gidiyoruz 11.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ekin GÜNBİR… İKİ… İZMİR MARŞIYLA KOŞ! 4.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet SeverTürkiye bu kadar tehdit ve hakaret eden bir Cumhurbaşkanı görmedi 18.12.2018 Tüm Yazıları



































































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.11.2025
4.11.2025
9.10.2025
14.09.2025
7.09.2025
13.07.2025
10.03.2025
30.10.2024
15.10.2024
7.10.2024