Etyen MAHÇUPYAN
CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap geçenlerde gerçekçi bir tespitte bulunmuş ve "Kamuoyu araştırmalarına göre yarın seçim olsa yine AKP dört seçmenden ikisinin oyunu alacak gibi görünüyor." demişti.
Aynı araştırmalar CHP'nin ise söz konusu dört seçmenden birinin oyunu alabildiğini ve o noktada bir tıkanıklık yaşadığını ortaya koyuyor. Matkap "bu gidişe 'dur' demek gerektiğini" de vurgulayarak çarenin parti örgütü içindeki sıkıntıların çözümlenmesi olduğunu söylemişti.
Bu çözüm önerisi Türkiye'deki laik kesimin klasik yanılgısını göstermesi açısından epeyce uyarıcı. Buna göre siyaset bir mobilizasyon becerisinden ibaret ve örneğin CHP kendi içindeki ayrışmaların üstesinden geldiği an yaratacağı büyük enerji sayesinde oylarını bir anda sıçratabilecek. Doğal olarak parti içi huzursuzlukların partinin seçim performansı üzerinde etkisini yok saymak durumunda değiliz. Ancak bu analizde toplumsal tercihlerin ne olduğu, nasıl değiştiği türünden bir unsurun yer almaması epeyce tipik bir durum. CHP İslami duyarlılığa sahip kesimlerin giderek toplumun bütünsel dönüşümünü belirleyen bir dinamizm yarattığını ve asıl meselenin bu büyüyen seçmen kitlesine hitap edebilmek olduğunun hâlâ farkında değil gibi gözüküyor.
Gazete köşesi veya akademik unvan sahibi laik kesim aydınları da son dönemde Başbakan'ın söylemini takip ederek kendilerini dar bir kültürel çatışma çerçevesine hapsetme eğilimi gösteriyorlar. Başbakan'ın dindar nesil vurgusu ve kürtaja karşı çıkması aslında çok şaşırtıcı veya abartılacak bir pozisyon değil. Sonuçta Türkiye'nin muhafazakârlığının esas olarak aile ve kadın etrafında oluşmuş olduğu bilinen bir gerçek. Anadolu Müslümanlığının hukuki veya ekonomik alanda modernliğe uyum gösterme konusunda bir tedirginliği yok. Ama iş gündelik hayat içinde cemaatlerin birbirine 'dokunduğu' sınırlara geldiğinde, bedensel, cinsiyetçi ve ahlakçı bakışın neredeyse kimliksel bir duruş oluşturduğunu görüyoruz.
Öte yandan bu olgunun aşırı siyasallaşması, laik kesimin içgüdüsel tepkisinden bağımsız değil. Çünkü Türkiye'de laik hayat tarzı etrafında şekillenen cemaat de, özellikle kendisini devletin koruması altında hissetmediği dönemlerde, içe kapanarak savunmacı bir söyleme kayıyor. Bu durum laik aydın itirazlarının siyasetten uzaklaşmasına ve kültürel ayrışmaya yoğunlaşmasına neden oluyor. Ancak ortaya çıkan bu gerilim entelektüel açıdan cemaatleri birbirinden uzaklaştırırken, CHP'nin niçin hiçbir zaman daha fazla oy alamayabileceğinin de ipuçlarını sunuyor.
İdrak edilmesi gereken nokta, Türkiye'de arzu edilen her türlü değişimin, en azından önümüzdeki bir on yıl daha ancak İslami kesimin içinden veya onlarla birlikte üretilebileceğidir. Bu ise laik kesimi temsil etmeye soyunan siyasetçilerin bir değerler ayrışmasının değil, değerler buluşmasının peşinden gitmesi gerektiğini ima ediyor. İşin ilginci aslında Türkiye'de yaşanmakta olan tam da bu ve AKP de bu sayede oylarını artırıyor.
Önce iki tespitte bulunalım: Birincisi AKP oyunun yükselmesinin ana nedeni partinin gösterdiği başarıdan ziyade, AKP'yi anlamlı kılan bir sosyolojik değişimin yaşanmakta olması. Diğer bir deyişle kendilerini 'doğal' olarak AKP'nin yanında bulan kitle giderek büyüyor ve bir tür 'tek parti' rejimini mümkün kılıyor. İkincisi, bu kesimdeki en önemli dinamik her açıdan dış dünyaya entegre olma iradesi ve bu da cemaat sınırlarını genişleten, kişiyi dindar kılarken onun dindarlık algısını dönüştüren bir sekülerleşme biçiminde yaşanıyor. Dolayısıyla örneğin Başbakan'ın kürtaja karşı çıkması dinen doğru kabul edilmekle birlikte, giderek artan sayıda Müslüman kadın kürtaj yaptırabiliyor.
Kısacası, Erdoğan kendi muhafazakârlığı nedeniyle veya geniş tabanı elinde tutmak için ne söylerse söylesin, İslami ve laik değer sistemleri arasında özellikle kadın, çocuk ve aile ortamı konusunda bir yakınlaşma yaşanmakta. Müslüman ailelerin duvarlarını laik kesime göre farklı tablolar süslüyor belki, ama kullanılan mobilyalar giderek benzeşiyor. Farklı mekânlar seçilse bile, boş zamanın değerlendirilmesi açısından benzer yaklaşımlar ürüyor.
Bunun anlamı genişlemekte olan İslami cemaatin sınırlarının 'incelmesi', cemaate giriş ve çıkışın kolaylaşması ve bu durumun laik kesime bir 'davet' oluşturmasıdır. Nitekim son yıllarda laik kesimin içinde kalmalarına karşın, dindarlığın belirli yönlerini kendi inançlarının parçası kılmayı anlamlı bulanların sayısı arttı. Buna karşılık Müslüman olmayı kendi ahlaki ve doğruluk anlayışları üzerine temellendirerek, kalıpçı bir dindarlıktan uzaklaşanlar da arttı.
Türkiye dindarlık ve laiklik kimlikleri arasında bir gri alan yaratmış durumda ve bu büyüyen alanın taşıyıcısı AKP... CHP ve laik kesim bu melezleşmeye hitap edemediği sürece de öyle devam edecek.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (2)
25.10.2025 - Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (1)
25.10.2025 - Kürt ‘açılımı’nın nedeni Suriye değil, Türkiye!
15.03.2025 - Muhalefet için bir not: İktidar (sanılanın aksine) tutarlı ve başarılı!
20.02.2025 - İktidarın Kürt ‘açılımı’ üzerine bir not
15.10.2024 - Çocuklar anayasa yapabilir mi?
24.09.2024 - Mustafa Kemal’in büyümeyen çocukları
19.09.2024 - Nasıl bir ordu isterdiniz?
10.09.2024 - Yeni İttihatçılık havuzunun bilinçsiz balıkları
2.09.2024 - Seçimlerden kim kazançlı çıkacak?
13.04.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
































































































Hrac Madooglu
AK Patiye secimi kazandiran iki sebep var: 1) Dindar secmenlerden aldigi oy. 2) Erdoganin karizmatik bir kisiligi olmasi. Gerisi ayrintidir. AK Parti 10 - 12 sene once magdurlarin partisi olarak gorulebilirdi. Bugun magdurlukla uzaktan yakindan ilgisi kalmamistir. AK Parti iktidari bugun bir vesayet rejimidir artik.
Muhittin F.oğulları
21. yüzyılın yükselen dinamikleriyle buluşabilme kabiliyetini gösterebilmek AKP için yaşamsal değerde. Gelenin taşıyıcı HP güçlerinden biri olmak yada ceviz kabuğu gibi sürüklenmek.