Fehim TAŞTEKİN
İsrail son birkaç haftayı ‘şok ve dehşet’ stratejisiyle Hizbullah’ı felç edip Direniş Ekseni’nin başını yani İran’ı ezme fırsatı yakaladığı sanrısıyla geçirdi. Cephaneliğinde her tür ölümcül teknoloji, hatta nükleer silah varken, mutlak Amerikan koruması ve fino köpekliğine gönüllü Avrupalı ortaklar arkasındayken mesihçi hortlatmayla hedefler büyütüldü.
Su kaynaklarıyla verimli hilali besleyen Litani Nehri’ni İsrail topraklarına katıp Suriye’yi belinden yakalamak stratejik bir kurguyken tüm Lübnan’ı fethetmenin ilahi bir emir olduğunu söyleyenler sahneye çıkıverdi.
Hedefteki bir Hizbullah lideri için 300-500 kişiyi katletmenin, kitleleri evsiz, barınaksız, aç ve susuz bırakarak kendi üstünlüğünü hissettirmenin hazzı içinde karadan işgal için de sahayı yoklamaya başladılar.
Mademki İran’ın İsrail’i vuracağı ön cephe bu şekilde temizleniyor, o halde yılanın başını ezmek için doğan tarihi fırsat kaçırılmamalıydı.
Hikâyenin ilk kısmına yani Hizbullah’ı kökünden sökecek kara harekâtına Biden yönetimi desteğini sunmuştu. ABD Başkanı Joe Biden için Hizbullah liderlerinin öldürülmesi zaten adaletin tecellisiydi! Fakat hikâyenin ikinci kısmına dair Amerikan desteği ikircikli. İran’ın nükleer tesislerini yok etmekle başlayıp rejim değişikliği adı altında ülkeyi parçalamayı içeren ikinci kısım küresel gücü de aşıyor. Gözü dönmüş mesihçiler İran’ı yıkacağız derken bölgedeki Irak, Suriye ve Yemen’i içine alacak, hatta Türkiye’yi alttan vuracak, Körfez’i cehenneme çevirecek, Hürmüz’ü kapattırıp petrol krizini patlatacak, aynı zamanda Amerikan güçlerini de tehlikeye atacak, İsrail’i kevgire çevirecek ve nerede nasıl duracağı belli olmayan bir savaşa davetiye çıkartıyor.
***
Böylesi bir ortamda İran önceki gece İsmail Haniye, Hasan Nasrallah ve Tuğgeneral Abbas Nilfuruşan’ın intikamını almak için harekete geçti. Nisanda 300 küsur füze ve SİHA ile yapılan misillemenin İsrail’in saldırganlığına bir sınır çizememiş olmasından hareketle bu kez misilleme farklı bir şekilde kalibre edildi.
Birincisi 11-12 dakikada hedefe varan balistik ve güdümlü füzeler tercih edildi.
İkincisi ABD’yle müzakere edilmedi, kimseye önceden haber verilmedi.
Müttefikler İsrail’i korumak için bu kez yeterince gardını alacak zaman bulamadı. Yine de ABD, İngiltere ve Fransa İran’ı önlemek için ellerinden geleni yaptıklarını söylüyor.
Hemen öncesinde Hizbullah, Tel Aviv yakınlarındaki Galilut Üssü'ndeki askeri istihbarat birimi 8200’ü ve Mossad karargâhını Fadi-4 füzeleriyle hedef aldı, Yemen’deki Ensarullah da Tel Aviv ve Eylat’a füzeler fırlattı. Bir de Tel Aviv’de sekiz kişinin öldüğü silahlı bir saldırı oldu. İsrail gerilim içindeyken İran füzeleri yağdı. Demir Kubbe kevgire döndü.
Füzelerin yoğunlukla indiği yerler F-35 uçaklarının kullandığı Nevatim Hava Üssü, Nasrallah’a suikastta kullanılan F-15’lerin kalktığı Netzarim Hava Üssü, Tel Aviv yakınlarındaki Tel Nof Üssü.
Üçüncü husus, İran askeri hedefler belirleyerek savaş çıkarmak istemediği mesajını verdi. Tel Aviv’de alıcısı olmayacağından mesajın asıl adresi ABD.
***
İranlılar bu tırmanışa Amerikalıların kullanmayı çok sevdiği ‘gerilimi düşürmek için gerilimi artırma’ stratejisiyle yaklaşıyor. Amaç İsrail’in önüne bir çizgi çekmek, caydırıcılığını korumak ve sarsılan Direniş Ekseni’ni temin etmek. Ve ABD’ye "İsrail’i dizginle yoksa sen de zarar görürsün" demek.
Bölgesel bir savaş istenmiyor. O yüzden ABD ve Avrupa’dan İsrail’i tutmaları yönünde bir beklenti bu kalibrasyonun içinde yer alıyor.
İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, 'İsrail çılgınlığa kapılır, Amerika-Avrupa tarafından kontrol edilmez ve saldırmaya devam ederse tüm altyapısının vurulacağını' söyledi. “Umarız Amerika ders alır ve bu cinayetleri durdurur” diye ekledi.
Stratejik hedefleri vururken sivil kayıplardan kaçınan bu misillemenin savaşa yol açıp açmaması İsrail’in yanıtına bağlı.
İsrail, ABD’nin de sınırlamasıyla nisandaki misillemeye İran’ın nükleer tesislerini koruyan S-300 füze bataryasını hedef almakla yetinmişti. Bu durum İran’ın yeniden misilleme yapmasını gerektirmemişti.
***
Şimdi top karşı tarafın sahasında. İsrail ne yapacak?
Haaretz’e göre İsrail, İran’ın petrol ve doğalgaz tesislerini vurmayı düşünüyor. Axios'a konuşan İsrailli yetkililere göre İsrail birkaç gün içinde petrol üretim tesisleri ve diğer stratejik bölgeleri hedef alan önemli bir misilleme başlatacak.
Netanyahu "İran'daki rejim kararlılığımızı kavrayamıyor. Sinvar ve Dayf bunu anlayamadı, Nasrallah bunu anlayamadı ve görünen o ki Tahran'da da anlamayanlar var. Anlayacaklar" dedi. Bu da, İsrail’in yanıt setinde üst düzey yetkililere suikastların olabileceğine işaret ediyor.
Misillemeden hemen sonra İran’da bazı internet sitelerinde kaynağı belirsiz bir mesaj sirküle edildi:
"İran ABD'yi uyardı: Eğer rafinerilerimize saldırırsanız, Suudi Arabistan, Azerbaycan, Kuveyt, BAE ve Bahreyn'deki rafinerileri ve petrol sahalarını ateşe veririz."
Bu tür bir tehdidin resmi olarak ifade edilmesi olası değil. Ama bunu servis edenler nasıl yankı bulacağını biliyor.
Ama İran açıkça ABD’nin doğrudan saldırması halinde Orta Doğu’daki bütün Amerikan üslerine karşı saldırıya geçmekten bahsediyor. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD yönetimine müdahale etmesi halinde bölgedeki Amerikan güçlerini hedef alacaklarını bildirdiklerini söyledi.
***
Kuşkusuz İsrail, ABD’nin dahli olmadan da İran’ı vurabilecek kapasiteye sahip. Buna mukabil İran da hava savunma sistemi çok yetersiz olsa da balistik füzeleriyle İsrail’i cehenneme çevirebilir. Birinci misilleme değil ama ikincisi bunun olabilirliğini gösterdi. Sorun şu ki İsrail başlattığı savaşı tek başına bitiremez. ABD’nin sadece koruması değil çatışmaya dahli şart.
Tel Aviv’in yakınlarında bir dağın altındaki sığınakta yapılan güvenlik kabinesi toplantısından İran’a verilecek yanıtın nasıl ve ne zaman olacağına dair karar çıkmadı. Axios'a konuşan üst düzey bir İsrailli yetkiliye bakılırsa kararsızlığın nedeni Netanyahu’nun Biden’a danışmak istemesi. İsrail durumun stratejik sonuçları nedeniyle planlarını ABD ile koordine etmek istiyor.
‘Aydınlığın güçlerini karanlığın güçlerine karşı desteğe’ çağıran soykırımcı Netanyahu’nun dün Biden’la görüşmesi bekleniyordu.
Amerikan yönetimi 'İran için ciddi sonuçları olacaktır' uyarısında bulunsa da saldırının başarısız olduğuna dair tespiti "Washington savaştan kaçınıyor" diye okunabilir. Biden G7 ülkeleriyle telekonferanstan sonra “Yedimiz de yanıt verme hakları olduğu konusunda hemfikiriz ancak orantılı bir şekilde yanıt vermeliler" dedi. ABD'nin nükleer tesislere yönelik herhangi bir saldırıyı destekleyip desteklemeyeceği sorusuna "Cevabım hayır" ifadesini kullandı.
Fakat Biden Lübnan cephesinin açılmasına da sözde karşıydı.
İsrail yönetimi de füzelerin önlendiği ve saldırının başarısız olduğunu savunuyor. Bu minvalde “Acımadı ki!” söylemi hem üstünlük mitinin korunmasına hem de ABD’den yeşil ışık gelmezse İran’a yanıtın sınırlı tutulması konusunda manevra alanı yaratılmasına yarıyor.
Dediğim gibi İsrail’in sınırlandırılması beklentisi İran’ın oyun planındaki en kritik nokta. Evet savaş İsrail, ABD ve bu ikilinin bölgesel ortaklarına bedeller ödettirebilir. Hatta İran’ın nükleer programını yok edelim derken korktukları şeye de yol açabilirler. Yani İran ‘haram’ saydığı nükleer bombaları edinmek için ayağını frenden kaldırabilir. Bu durum Orta Doğu’yu başka bir dengeye taşır. Bunlar Amerikan tarafında dikkate alınan riskler.
Fakat İran’ın kendi kırılganlıkları, açmazları ve bunlardan mütevellit korkuları da var. Devrim Muhafızları’nın Irak, Suriye ve Lübnan’daki ağır kayıplarına ilaveten İran içindeki sabotaj ve suikastlar karşısında Tahran ‘stratejik sabır’ siyasetinden kopmamaya çalıştı. Tırmandırma ve saldırganlık konusunda İsrail’in ürkütücü arsızlığı, sistem içinde devşirilmiş casusların arz ettiği güvenlik açıkları, pek çok sebebe bağlı olarak toplumun bölünmüşlüğü, artan meşruiyet krizi, etkili bir hava savunma sisteminin yokluğu, olası bir savaşta komşulardan bir düşman çemberin oluşturulması gibi faktörler Tahran’a “Savaşı kendinden uzak tut” diye fısıldıyor. Savaşın yol açacağı türbülanslar sistemin sonunu da getirebilir.
***
İran’ın bu noktaya epey zorlanarak geldiğini söyleyebiliriz. Haniye suikastına misillemenin geciktirilmesi için öne sürülen iki gerekçe vardı: Batılı ülkelerin Gazze’de ateşkesi sağlama sözünü tutmalarına fırsat vermek. Ve Netanyahu’nun İran ile ABD’yi çatıştırma tuzağına düşmemek. Bu gerekçeler Nasrallah da öldürülünce geçerliliğini yitirdi.
İsrail, Gazze cephesini kapatmadan Lübnan cephesini açınca ateşkes vaadinin bir oyalama olduğu anlaşıldı. Ki Gazze’de ateşkes olunca Hizbullah da açtığı cepheyi kapatacaktı. Bölgesel savaşı savuşturmanın yolu basitti: Gazze’de soykırıma son vermek. Ayrıca İsrail’in Lübnan’dan sonra hedefe İran’ı koyduğunu gösteren işaretler belirdi. Yani İsrail’e misilleme yapmamak İran’ı hedef olmaktan çıkarmıyordu. İran’ı yol ayırımına getiren buydu.
Lübnan, Suriye ve Irak’a uzanan ekseni çöküşüne bırakmak İran açısından tek bir şeyi ifade ediyordu: Bundan sonra İsrail ve ABD savaşı, İran’a kendi kapılarında dayatacaktır. İran’ın yanıt vermek için ileri cepheleri olamayacaktır.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın New York’ta yaptığı açıklamalar da tartışmaları alevlendirdi. Eleştirilerin vurucu tarafı şuydu: Pezeşkiyan misillemeyi geciktirmeseydi İsrail bu kadar küstahlaşamaz ve Nasrallah’ı öldürmeye kalkışamazdı. Pezeşkiyan da New York’tan dönüşte “Amerikalı ve Avrupalı liderlerin İran’ın Haniye suikastına cevap vermemesi karşılığında ateşkes yapma vaatleri tamamen yalandı” diyerek, misillemenin önünden çekildi. İran kaçındığı şeyin eşiğine geldi. Bundan sonra kıyametin kopup kopmaması İsrail’in vereceği yanıtın ölçüsüne ve ABD’nin tutumuna bağlı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025