Hakan AKSAY
Tek adam yönetimlerinde iklim sert oluyor. İktidara karşı çıkanların burnundan geliyor: Baskılar, yasaklar, hapisler…
Bir de tersi var tabii: Bazılarının "doğru zamanda doğru yerde olmak" olarak tanımladığı konum. Biz buna kısaca "liderin sağ kolu olmak" diyelim (sayıya takılmayın, bazı liderlerin kolları ahtapottan fazladır).
Pek çokları açısından korkutucu olan "o tek adama yakın olmak", bunlar için herhalde hem heyecan ve coşku vericidir hem de ürkütücü. Hata yapmayı kaldırmaz. Çünkü fazlasıyla göz önündesindir.
Fırsatlar da büyüktür, riskler de…
Elbette onları, özellikle de riskleri en baştan görmek zordur.
Onun için "zirveye yükseliş şansı" ile karşılaştığında çoğunun gözleri kamaşır, "gün bugündür" havasına girerler, "talih kuşu" kaçsın istemezler.
Sonrası, malum, yürü ya kulum… Tabii yürüyebileceğin yere kadar, öptüğün elin seni durduracağı yokuşa kadar…
* * *
Sevdiğim bir filmi tekrar izledim geçenlerde. "İskoçya'nın Son Kralı" ("The Last King of Scotland").
Ve aklıma kendi geçmişimden unutulmaz bir gün geldi. Daha önce T24'te yazdığım bir anımı tekrarlamak istedim.
Nasıl diyorlar, "gençlerin kulağına küpe olsun" diye. Ya da bana "ne fırsat kaçırmış enayi" diyenlerin sayısının artması için.
Vaktiyle koskoca bir Devlet Başkanı'ndan iş teklifi almış ama reddederek fırsatı kaçırmıştım.
İnsan hayatında bazı dönüm noktaları olur.
Bazen dönersin... Ve yükselirsin.
Bazen dönersin... Ve batarsın.
Bazen de dön(e)mezsin. Ve dönseydin yükselir miydin yoksa batar mıydın, bilemezsin.
Ama tahmin etmeyi deneyebilirsin tabii.
* * *
Mesleğimden dolayı devlet başkanlarıyla ve başbakanlarla görüştüğüm oldu. Ama bu kez durum farklıydı. Karşımda duran Devlet Başkanı, kalabalık bir toplantıdan sonra özel olarak yanıma gelerek benimle ilgilenmiş, "herkese nasip olmayacak" bir dizi tavır ve sözle beni "onurlandırmıştı".
Bana yönelik iltifatlarını aniden keserek hiç beklemediğim bir öneride bulundu:
"Burada kal! Benim ekibime katıl!"
Şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemedim:
"Sağ olun... Ama… Ben ne yaparım burada?"
"Merak etme, hiçbir konuda sıkıntın olmaz. Yeni bir ülke kuruyoruz. Senin gibi yetenekli insanlara çok ihtiyacım var."
Hayatımın belki de dönüm noktası olabilecek bir anda, cevap vermek için en fazla birkaç saniyem olduğunu hissettim.
Daha önceden verilmiş sözlerden dolayı beni bekleyen birçok görevim olduğunu mırıldanarak teşekkür ettim.
Önce sustu. Sonra gülümsedi. Ardından "Ben önereceğimi önerdim ama hayat da karar da senin" deyip yüzünü başka yere çevirdi.
Devlet Başkanı'nın yardımcılarından biri, sinirden kızarmış yüzüne zoraki bir gülücük yerleştirmeye çalışarak kulağıma eğildi:
"Liderimizi reddederek büyük hata ettiniz, Sayın Aksay. Sanırım hayatınızın teklifini aldığınızın farkında değilsiniz."
Sözlerini nedense bir tehdit gibi algıladım.
Birkaç saat sonra uçakta, aynı toplantıda bulunanlar olayı kahkahalarla yorumluyorlardı:
"Koskoca Devlet Başkanı sana iş teklif etti. Herhalde seni danışmanı falan yapardı. Belki ilerde 'sağ kolu' olurdun. Emrinde uşaklar, altında lüks arabalar, çevrende güzel kadınlar, banka hesabında da büyük paralar olacaktı. Ama sen..."
* * *
Sovyetler Birliği'nin yıkılmasının üzerinden 2-3 yıl geçmişti. Daha önceden Moskova'nın ağzına bakan bazı Sovyet cumhuriyetlerinin liderleri, artık neredeyse birer sultana dönüşmüştü. Önemli bir uluslararası proje nedeniyle katıldığım toplantıda, bunlardan biriyle tanışmış, daha sonra da ondan gelen beklenmedik teklifi geri çevirmiştim.
Fırsat kaçmıştı işte...
Acaba fırsat mıydı bu, yoksa tehlike mi?
Uçaktaki şamatacıların dediği gibi "bir elim yağda, bir elim balda" yaşar gider miydim?
Yoksa bir süre sonra geleneksel aksiliğimi sergileyip Devlet Başkanı'nı eleştirerek her şeyi riske mi sokardım?
Ya sonra ne olurdu?..
*

Uzun yıllar sonra bu olayı bana tekrar hatırlatan, "İskoçya'nın Son Kralı" adlı film olmuştu.
Başrolünde Forest Whitaker'ın oynadığı, 2007 yılında "en iyi erkek oyuncu" da dâhil birçok seçkin uluslararası ödül alan İngiliz yapımı filmde, Ugandalı diktatör İdi Amin'in hayatından bir kesit anlatılır.
İskoçyalı doktor Nicholas Garrigan, Uganda'nın bir köyünde çalışma kararı alır. Tesadüfen General Amin'le tanışır. Bir süre sonra onun özel doktoru ve ardından en yakın danışmanlarından biri olur.
Genç doktor, önceleri Afrikalı liderden etkilenir ve onun yönetiminde Uganda'nın gelişeceğine umut bağlar. Ama zamanla tanık olduğu kanlı olaylar ve keyfî uygulamalar onu ürkütmeye başlar. Bir keresinde istemeden de olsa bir bakanı Devlet Başkanı'na ispiyon ederek öldürülmesine neden olur.
Amin'e artık ülkesine dönmek istediğini dile getirdiğinde, onu "bir oğlu gibi görüp sevdiğini" söyleyen diktatör birdenbire sertleşir.
* * *
Başlangıçta Amin'in iktidara gelmesine yardımcı olan İngilizler, şimdi ondan kurtulmak istemektedirler. Garrigan'dan lideri zehirlemesini isterler. İdealist doktor tereddütsüz reddeder.
Nicholas'ın güzel günleri bitmiş, korku sürekli hale gelmiştir. Bu arada Amin'in eşlerinden biriyle birlikte olmuştur. Hamile kalan kadını bir süre sonra parçalanmış, kol ve bacakları birbirlerinin yerine dikilmiş olarak bulur.
Diktatörü zehirlemeye karar verir. Ama beceremez ve yakalanır. Amin onun işkenceyle öldürülmesini emreder. O sırada Filistinliler tarafından kaçırılan Fransız uçağı Uganda'dadır. Bu uluslararası skandalla ilgili görüşmeler ve salıvermeler sırasında Nicholas da rehineler arasına karışarak oradan kaçmayı başarır.
Geride, bir zamanlar neredeyse "sağ kolu" olduğu bir liderle ilgili birçok anı ve kanlı olaylar kalmıştır.
* * *
1971-1979 arasındaki iktidarda olan İdi Amin, iç dünyası karanlık, milliyetçi ve cahil bir insandır. Kariyeri İngiliz ordusunda şekillenmiş bir askerdir.
İngilizce okuma ve yazmayla başı beladadır. Ama ayakkabıları hep parlak, üniforması daima ütülüdür.
Sporun birçok dalıyla uğraşmış, boksta Uganda ağır sıklet şampiyonu olmuştur. Boyu 1.90 cm, ağırlığı 110 kilodur. Güce tapar. Hitler hayranıdır.
Gençliğinden itibaren kadınlara pek düşkündür. Yedi kez evlenmiş, en az 50 çocuk sahibi olmuştur. Bazı eşlerine işkence yapmış ve öldürmüştür. Erkeklere sınırsız evlenme özgürlüğü vermiş, kadınların mini etek giymelerini ve peruk takmalarını yasaklamıştır.
16 yaşında İslam dinini kabul eden Amin, yüzde 10'u Müslüman olan ülkede 1971'de gerçekleştirdiği darbe sonrasında bakanların çoğunu Müslümanlardan seçmiştir.
1972'de 50 bin kadar Asyalıyı ülkeden kovmuştur. Onlardan kalan mal ve mülkleri Müslümanlara dağıtmıştır.
Kendisini eleştiren Tanzanya Devlet Başkanı'na gönderdiği telgrafta "Sizi çok seviyorum; eğer kadın olsaydınız, ak saçınıza bakmadan sizinle evlenirdim" diye yazmıştır.
* * *
Bir gün ABD'ye resmen savaş açmış, ertesi gün savaşın bittiğini duyurarak kendini galip ilan etmiştir. Güney Afrika bayrağını hedef tahtasına dönüştüren askerî tatbikatlar düzenlemiştir. BM Genel Merkezi'nin Kampala'da olmasını önermiştir.
Papa'nın huzuruna ilk kez geciken lider olmuş, BM toplantısında herkesi 40 dakika beklettikten sonra tribüne çıkarak kendisini dinleyenlere ağzına geleni söylemiştir.
Ülke kaynaklarının üçte ikisini orduya ayırmış, halkını sefalete mahkûm etmiştir.
En büyük dostu Libyalı diktatör Muammer Kaddafi'dir. SSCB'yle ve Filistin Kurtuluş Örgütü ile arası iyi olmuştur.
1976'da kendini "ömür boyu devlet başkanı" ilan etmiş olsa da, 1979'da ülkesinden kaçarak Suudi Arabistan'a sığınmak zorunda kalmış, 2003 yılında orada ölmüştür.
İdi Amin, Uganda'da 300 bin kadar insanın katledilmesinde doğrudan payı olan, bunların 2 bin kadarını bizzat öldürdüğü, bazı hasımlarının etini yediği ve konuklarına yedirdiği söylenen, yakın tarihin gördüğü en acımasız liderlerden biridir.
Ne yazımın başında ismini vermeden bahsettiğim Devlet Başkanı, ne de günümüzün herhangi bir ülke lideri onunla kıyaslanabilir. Ama İdi Amin'de, bütün baskıcı, otoriter ve diktatör yöneticilerde şu ya da bu biçimde görülen birçok özellik çırılçıplak ortadadır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları




































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025