Denize girip boy veren insanlar gibi uyarayım sizleri. 100 yıl önceki acıların tekrarına gebe yarınlar.
Geç olmadan durdurun...
Hayko BAĞDAT
Yani ez cümle, bu meseleyi uzun zamandır gündeme getirmek istiyorum diyorum. Sabitlenmiş twitime bir bakın, Salyangoz turne afişini yerine koyup değiştirmiyorum. Değiştirmiyorum ki iki kişi fazla okusun.
Şimdi, gelin, yazıyı “Kürtlerin en çok sordukları sorular ve o sorulara cevap” formuyla sürdürelim.
Peki ne yapmalı, tüm Kürt güçleri olarak TC’ye teslim olun mu diyorsun?
Kürtlere Ne Olacak -2- buradan okuyabilirsiniz
Kürtlere Ne Olacak -3-
Bunu bana diyen benimle daha da muhatap olmasın. Ben teslim mi oldum bu kavgada ki sana bunu diyeceğim. Bozuşuruz yani.
E politik faaliyete ya da savaşmaya devam edeceksek ne diyorsun o zaman? Yapıyoruz zaten...
Aynen ve tüm gücünüzle devam etmelisiniz zaten. Olası katliam en güçsüz kaldığınızda gerçekleşebiliyor. Her kurumunuzla, HDP başta tüm yapılarınızla ve hatta cephede güçlü olmalısınız. Türk askeri, polisi vurmaya devam edin demiyorum.
Bölgede sadece DAİŞ çeteleri için bile silah tutmalısınız evde. Hatta memlekette de SADAT yüz binlerce silahı paramiliter güçlere dağıtmışken “tedbirli olun” falan gibi esnek bir cümle kurayım da Alman Jandarması “halkı şiddete teşvik ve övgü”den almasın bizi.
E Hem direnin diyorsun hem de Beyaz Türkler gibi Hendek direnişini kriminalize ediyorsun. Düşman değilsin biliyoruz ama ne diyorsun yani?
Kürtler hakkında konuşurken Ermeniler hakkında konuştuğumdan daha rahatım. Aramız iyi, evet. Ama sebepleri var.
Mesela ben de Kobane’de ailesiyle yaşayan Ermeni bir aile olsam, kesin YPG’ye sığınırdım. Bunun için bana terörist desinler isterlerse ama gerçek bu. İzmirli bir Türk aile de orada olsa onlara sığınır yani.
Bölgedeki tek seküler ve kadın, çocuk kurtaran yapı YPG sonuçta. Türk ordusunun da propaganda filmlerine bakmayın.
Onlar da çok şefkatli değiller. Kızılay iyi çalışıyormuş diyorlar. El Nusra’da Kızılay kamyonu çıkmıştı da dediler bir ara, bilemiyorum...
Ama Kürtler, 100 yıl önceki ataları “Hamidiye Alayları”nın insanlık suçlarını siliyorlar tarihten.
İnsanlığa sahip çıkıyorlar o kadar gözü dönmüş İslamcı çetenin arasında. Şahitler var bölgeden. Durum aynen dediğim gibi...
Yani düşman kelimesini de silelim sorudan. Aynı cümlede geçmesin adımız.
Hendek direnişini kriminalize de etmiyorum. Çocukların yanmış cesetleri çıkarılırken oradaydım.
O tankların çocuklarımızı, hatta Osman Baydemir’in de göz bebeği Surp Giragos Ermeni Kilisemizi nasıl yaktıklarını gördüm.
Lanet olsun bu şiddete. Selahattin Abi’ye bir imkan verselerdi bari hayat kurtarmak için.
Belki HDP bu vahşeti durdururdu. İşin aslı niyetleri yoktu ki?
Çocukları barikatlara sıkıştıracak kadar öfkelendirip sonra kasten yaktı bu devlet. Tam da bundan bahsediyorum işte.
Bu kadar gereksiz şiddet niye?
Devlet niye durmadan Kürt gençlerini katlediyor topluca düşünsenize bir?
Vahşilik sevdiği, gözü döndüğü için mi sadece?
Savaşabilme potansiyeli olan, eli silah tutan veya tutacak olan her Kürdü niye öldürmeye çalışıyor devlet?
Niye katliam adına hiçbir fırsatı kaçırmıyor?
Cevap yine Ermeni soykırımının konuyla ilgili uğursuz benzerliklerinde gizli.
Bize de aynı şeyi yaptı İttihatçılar.
1.500.000 insan, koca bir halk nasıl direnmeden katledilebilir?
Ermeni erkeklerinin hepsi Markar Esayan gibi de halkını yalnız mı bıraktı zannettiniz?
Her patrik koltuğuna oturanı Aram Ateşyan mı bellediniz?
Önce tüm erkekleri askere alıp katlettiler. Zaten Osmanlı cephe savaşlarında da, Osmanlı adına pek çok yiğit Ermeni ölmüştü.
24 Nisan’da da tüm aydın kadroları gitti. Aydın kadroları götürülürken öz savunma falan yapacak yiğit kalmamıştı çevrede. Sağ kalanlar, yani halkım, kadın ve çocuklardan oluşan kafilelerle ölüme gönderildi.
Bugünkü devleti, mantıksız gibi görünse de anlamaya çalışalım.
Neyin peşinde olabilir?
Unutmayalım, Erdoğan İttihatçı akla teslim oldu artık. Hatta devleti iade etti onlara. Cemaatçilerin diplomat kadroları gitti, Doğu Perinçek geldi devlete. İttihatçı geleneğin alışkanlıklarını unutmayalım.
Bu arada Hatay, Samandağı’ndaki şanlı direniş ayrı. Ermeniler orada direndiler. O meseleyi, Hendek, Afrin derken 5.000-6.000 Kürt gencinin katledilmesindeki manayı anlatırken yazacağım.
Bizi Ermenilere benzetip durma. 40 yıllık mücadele, örgütlü bir halk, Rojava Devrimi, Önderlik zekası var bizde. Bizim halimiz farklı. Üstelik nüfusumuz çok kalabalık.
Önder, önderlik, örgüt, örgütlülük konularını ilk yazıda biraz kıyaslamıştım zaten.
Rojava, Kobane, Afrin gibi mevzular için Zeytun, Adana , Sason gibi tarihsel Ermeni direnişlerine bir göz atın derim. Hepsi kendi özelinde anlamlıdır ve tarihidir.
Ama şu anda gidişata bakıyoruz. Sonraki hamleler hakkında sesli düşünüyoruz. Kahramanlık geçmişimizden sonra bahsederiz.
“40 yıllık mücadele” meselesine gelince: Ermeni meselesi 24 Nisan 1915’te başlayıp bir iki yılda soykırımla halledilmiş bir mesele değildir.
Dönemin, Osmanlı açısından azınlıklar sorunu ve bizler için daha anlamlı olan Ermeni ve Rum halklarının mücadele tarihi, Kürt meselesinin sorun ve mücadele tarihçesi yanında fena durumda değildir.
Zaten Türk devlet aklı, sorun artık kangrenleşince büyük müdahale ediyor. Asimilasyon imkanı kalmayınca, kimliğini kalabalıklar içinde eritemediyse, yok edemediyse bu yöntemi kullanıyor.
Kimliğini yok edemeyince halkını yok etmek istiyor.
Cadılık gibi olmasın ama korkutucu bir başka benzerlik; Ermeni meselesinde de 40 yıl gibi ‘yakıcı’ bir sürecin sonunda katliama karar verilmesidir.
Kürt meselesinin 40 yıllık olmadığını biliyorum. ‘Yakıcı 40 yıl’ benzerliği ilginç sadece.
Sonucun, devlet aklı nezdinde “artık Kürtleri eritme imkanının kalmadığının anlaşılması” olduğunu söylüyorum.
Nüfusun fazlalığı meselesi yine yanlış algı. Soykırım dediğimiz olgu “son terörist etkisiz haline getirilene kadar” gibi işlemiyor.
Majör bir katliam ve sağ kalan mağdurlara nefret algısı yayarak, kalanların o coğrafyada zaten barınamaması gibi işliyor. Sağ kalanların izlerinin silinmesi zamana bırakılıyor.
Bakınız Hrant Dink cinayeti. 100 yıl sonra bile Ermeni olduğu için vuruldu abimiz.
Devlet, en az Yasin Hayal kadar nefret ediyordu hala ondan.
Soykırım laneti hiç bitmiyor yani. Ülkende yaşayamıyorsun.
Hem öldürüp hem ölüne küfrediyorlar. Adın küfre dönüşüyor.
Anlatmayayım, biliyorsunuz işte...
Çözüm önerilerine geç artık...
Elimde sihirli bir değnek yok.
Ama fikrim var. Direnmek meselesi, tutsaklık, sürgünlük hatta ölüm cepte neticede.
Üzerimde çelik yelek, koruma ordusu Afrin için oyun oynayacağım Mayıs’ta, Paris’te.
Evet, reklam olsun, paranın tamamı Afrin sürgünlerine gidecek. Şişme bota kaç insan bindirmezsek o kadar “Ermeni ailelerine katliam esnasında yardım eden Kürt” gibi anar tarih bizleri.
Şeref madalyası gibi taşırım boynumda bu direnişi, oyunu ya da durduğum yeri ben.
Ama yine de en önemli fikrim “gençlerinizi kolay kolay öldürtmeyin kardeşim”dir.
Sadece hümanist bir adam olduğumdan söylemiyorum bunu. Siz de zaten öyle yapıyorsunuzdur, insan hayatı gözetiyorsunuzdur eminim.
Mesela hendeklerde öyle olmadı ama...
Hatta düzenli NATO ordusuna karşı Afrin direnişi bile tartışılabilirdi askeri bir bakışla.
Kısa sürede düşeceği kesin bir kent için kaç asker kaybedilebilir?
Bu iki meselede, tekrar ediyorum, “binlerce” Kürt savaşçısının ölümünü göze almak askeri olarak tartışılır yani.
Enver Paşa soykırımcı bir katildir.
Sarıkamış’ta beceriksizlik sonucu binlerce gencin katledilmesinden sorumlu olduğundan da askeri olarak yargılanmalıdır ayrıca.
Yanlış anlaşılmasın, aklımda bu kararları alan Kürt komutan ismi yok, kimseyi hedef göstermiyorum.
PKK pratiğini biliyorum ve bunlar hep tartışılıyordur kesin.
Ama gençlerinize iyi bakın diyorum...
Ermeni soykırımı sırasında sağ kalan, eli silah tutan, az sayıdaki genç, Musa Dağı’nda koca bir köyü kurtardı.
Hollywood filmini yapacak bu direnişin neredeyse. Üstelik başka yerlerde katliamlar sürerken direnecek savaşçı kalmamıştı, Musa Dağı hikayesi ondan önemlidir.
Ez cümle öz savunma anlamlıdır ama ölüme tahammülünüz olmasın diyorum.
“Bedel ödemişlik” siyaseti kanserdir. Sağ ve özgür olmak devrimcinin ilk görevidir.
Hayko efendi askeri konuları da mı biliyormuş?
“Gençlerinizi kolay ölüme göndermeyin” fikri askeri bir öneri değildir. Üstelik önerilerimden sadece biridir. Ve her kesim içindir. Daha çok “öneri” konuşmamız lazım, yerim yok. Başka vesilelerle tartışmaya devam ederiz zaten.
Ama üstüme gelirseniz, evet arkadaş, askeri konuları da biliyorum...
Bireysel güvenlik meselesinde 4 yılı Türk polisi, 1 yılı Alman polis ordusu olmak üzere 5 yıldır korumayla yaşıyorum ben.
Yollarda sağı solu kesmekten, insan yüzü seçmekten tecrübemle Beyoğlu Mis Sokak barlarında kapı güvenliği olabilirim yani...
Bu durum TC yüzünden...
Bir de PKK’nin yoğun savaş dönemi öğretti bana askeri konuları.
Hayır, Suriye kamplarında gerilla eğitimi almadım.
“Her Türk Asker Doğar”daki zorunlu askerim ben.
1996-1998 arası Dersim’de askerdim.
Hani o dünyada ilk havaya uçurulan Bando birliği vardı ya?
Tunceli Jandarma Bandosu...
Onun askeriydim işte...
İstiklal Marşı çalarken Zilan’ın Dersim meydanında kendini patlattığı hani.
Hani Salyangoz kitabımda anlattığım...
Nadire Mater’in “Memed’in Kitabı”ndaki savaş travması yaşayan 42 askerden biri olarak anlattığım hani...
Zilan’ın Kürt Kadın Hareketi’nin öncüsü olduğu eylem.
Sekiz bandocu askerin sazlarıyla beraber paramparça olduğu eylem.
Hani bodrumlarda yakılan Mehmet Tunç’un da, Zilan pimi çektiğinde elinde sazıyla yaralandığı, zorunlu asker olduğu birlik.
Çok asker öldü orada.
Çok da Kürt öldü...
18 ay boyunca çok ölüm gördüm.
Savaşı gördüm.
Yani bir başka “askeri” deneyimim de PKK’nin o eylemi yüzünden...
Sonrasında da çok ölü gördüm.
Hrant Abi’yi yerde gördüm ben be.
Bu da benim kaderim yüzünden...
Söyledim, rahatladım...
Not: Beni “çözüm önerileri” konusunda en çok etkileyen Süleyman Demirtaş’ın fikirleri gibi geliyor. Bir yazı yazacaktır umarım. Bu mecradan yayınlanır hatta.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.03.2025
20.02.2025
12.02.2025
5.02.2025
29.01.2025
23.01.2025
15.01.2025
8.01.2025
18.12.2024
11.12.2024