İsmet Berkan
Birbiri ardına önemli gelişmeler yaşanıyor Suriye’de. Bu gelişmelerin bir bölümü Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” hedefiyle de ilişkili ama Türkiye açısından bakılacak olursa mesele bundan büyük. Çünkü konu, ABD ile İsrail’in Suriye’nin geleceği konusundaki alttan alta devam eden çatışması ve İsrail’in bu ülkenin geleceği için biçtiği rolle de ilgili.
Aslında bir taraftan bakacak olursak, Suriye’nin nasıl bir geleceğe sahip olması gerektiğine ilişkin bir uluslararası çatışma halinden söz ediyoruz. Bu çatışmada öne çıkan iki taraf ise Türkiye ile İsrail.
O yüzden yaşananı Türkiye ile İsrail’in bölgesel güç hakimiyeti savaşı olarak görmek mümkün. Ama meseleyi sadece böyle adlandırmak, hem konuyu kötü özetlemek olur hem de Suriye sahasında en az Türkiye kadar, hatta daha aktif olan diğer Arap aktörleri ve bu arada ABD’yi görmezden gelmek anlamına gelir.
Sanki karmaşık, çok aktörlü, çok taraflı bir mücadele varmış gibi gözüküyor, gerçekten de biraz sonra ayrıntılarına girince öyle olduğunu siz de göreceksiniz, ama bu mücadeleye “satranç” adını vermek de gerekmiyor, çünkü arka planı ne kadar karmaşık oursa olsun sonunda basit bir sonuç için uğraşılıyor, o yüzden ben yaşanan oyuna “dama” demeyi tercih ederim.
Suriye
Bu karmaşık gibi gözüken oyun Suriye sahasında yaşandığına göre anlatmaya Suriye’den başlayayım.
Ahmet Şara yönetimi, Suriye’yi çok dinli, çok etnili bir toplum olarak bir üniter devlet şeklinde örgütlemek istiyor. Bu isteklerini defalarca ilan ettiler. Hatta bu tasarıma açıkça karşı çıkan PKK/YPG dışında bir silahlı grup da yok.
İç savaş yorgunu, perişan ve barış ile ekonomik gelişmeye aç olan ülkede Ahmet Şara yönetimi şimdilik hem içeride hem de dışarıda girdiği sınavlarda verdiği sözlerden dönmemiş, arka plandan eski İslamcı geçmişi henüz hortlamamış durumda. Ama gerek Suriye’de gerekse uluslararası planda hala “Bakalım ne zaman içindeki cihatçı uyanacak” diye şüpheyle izlenen bir aktör. Bu şüpheler korkarım hiçbir zaman tamamen sona ermeyecek.
Üniter bir devlet kurması da, ülkedeki silahlı grupları silahsızlandırması da, işleyen bir demokrasiye geçilmesi de belli ki zaman alacak.
Onu geciktirmek, hatta başarısız kılmak isteyen şimdilik yegane uluslararası güç İsrail gibi duruyor ve İsrail açıkçası başarılı da oluyor. İşte son durduk yerde çıkan Dürzi-Bedevi silahlı çatışması, buna İsrail ordusunun doğrudan müdahil olması, Suriye’nin özlenen gerçek bir iç barıştan ne kadar uzakta olduğunun açık kanıtı gibiydi.
Bu ülkenin eğer aynı yoldan sapmadan yürüyecekse, gidecek daha çok mesafesi var.
İsrail
İsrail daha Esad yönetiminin yıkıldığı ilk günden itibaren kendisine iç barışını sağlamış, ekonomik kalkınma yolunda ilerlemeye başlamış bir Sünni ağırlıklı Suriye istemediğini belli etti.
Bir yandan Suriye’de yeni yönetim duruma hakim olmaya çalışırken meydanı boş bulan İsrail, eski Suriye ordusunun neredeyse bütün teknolojik varlığını yok etti, bu ülkeyi uçaksız, hava savunma sistemsiz, donanmasız, hatta tanksız bıraktı.
Ama İsrail’e bu da yetmedi. Golan tepelerindeki işgalini genişletti, hatta Suriye toprağına girdi. O da yetmedi, ülkedeki Dürzi azınlığı bir anlamda kendi kanatları altına aldı.
Dürziler, İslam’ın popüler kültürde daha çok Hasan Sabbah ve Haşhaşiler isimleriyle bildiğimiz İsmailiye Kolu’nun bir versiyonu olan dini/etnik bir grup. Üç ülkeye, Lübnan, Suriye ve İsrail, yayılmış durumdalar. Kendi içlerinde bir ve bütün olduklarını söylemek kolay değil.
Suriye-Ürdün sınırındaki son Bedevi-Dürzi çatışması, İsrail’in Suriye’yi aslında üçe veya dörde bölmek istediğinin kanıtı gibi görüldü, hemen ortaya hayali haritalar çıktı. İsrail sözde Suriye’de İsrail ve Ürdün sınırı boyunca bir Dürzi koridoru, daha Kuzeyde bir Kürt bölgesi, en Batıda Lazkiye etrafında bir Alevi bölgesi ve geri kalan yerlerde de zayıflamış bir Sünni bölgesi yaratmak istiyordu.
Bu talep ne kadar komplo teorisi ne kadar gerçek, şu anda bilmeye imkan yok ama İsrail’deki Netanyahu hükümetinin davranışları bu anlatılanın sahiden İsrail’in niyeti olduğunu düşündürüyor insana.
ABD
Ama tabii bölgede bir başka uluslararası aktör daha var, o da Amerika’nın kendisi.
Neredeyse her zaman İsrail’le birlikte hareket eden, genel olarak Ortadoğu’ya ilişkin gelecek tasarımları her zaman İsrail ile uyum içinde olan ABD bu kez biraz farklı sanki.
Esasen ABD’de Başkan Donald Trump’ın yönetimi, İsrail konusunda kendi içinde ikiye bölünmüş durumda. Halen hakim olan görüş, İsrail’in Gazze savaşından itibaren ve son İran savaşına kadar kazabileceğinin maksimumunu kazandığı, artık bu kazançlarını kendi hanesine yazıp geleceğin barışçıl Ortadoğu’sunun yaratılması aşamasına geçmesi gerektiği kanısında.
Bundan kasıt Trump’ın ilk başkanlığı döneminde imzalanan Abraham Anlaşmaları. Trump, yaptığı Suudi Arabistan gezisi sırasında bizzat Suud Veliaht Prensi Muhammed ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kendisine takdim edilen Ahmet Şara’dan etkilenmiş gibi duruyor. Kendisine o görüşme sırasında Suriye’nin İsrail ile Abraham Anlaşmalarına taraf olacağı vaat edilmiş. O yüzden Trump, İsrail’in Suriye’yi daha fazla kurcalamasını, bu ülkede istikrarı daha fazla bozmasını istemiyor. Bu yöndeki mesajlarını hem Trump’ın Ankara’daki Büyükelçisi ve yakın arkadaşı Tom Barrack aracılığıyla duyuruyor. Barrack birkaç kez İsrail’i ABD’li yetkililerden duymaya alışık olmadığımız biçimde eleştirdi.
Ama öte yandan Trump destekçilerinin ve yönetimdeki adamlarının tamamı böyle düşünmüyor. İsrail’e açık çek vermeyi ve bu ülkenin savaşını sürdürmesini isteyen ciddi güçler var ABD’de. Şimdilik bunlara direnen Trump bunu ne kadar daha sürdürebilir, bilinmez.
Türkiye
Suriye’nin en büyük komşusu ve yeni Suriye yönetiminin en aktif destekçilerinden biri olarak Türkiye’nin konumu görece en basit olanın aslında. Türkiye, yanı başında komşularına tehdit oluşturmayan, iç barışını ve istikrarını sağlamış, ekonomik kalkınmasını başlatmış bir “dost” Suriye istiyor.
Türkiye açısından durumu zorlaştıran ve karmaşıklaştıran tek şey, bu ülke topraklarının halen üçte birini kontrol eder durumdaki PKK/YPG’nin durumu.
PKK/YPG’nin askeri güçlerinin tamamen dağılmasını ve sadece PYD ile temsil edilen bir siyasi güce dönüşmesini istiyor Türkiye. Ama bu gerçekleşmiş değil, çok kolay gerçekleşecek gibi de durmuyor.
O yüzden son Dürzi-Bedevi olaylarından sonra PKK/YPG’nin de hareketlendiğini gören Türkiye dün itibarıyla son derece sert bir tedbire başvurma konusunda kararlılığını da sergiledi. Buna göre Suriye Türkiye’den resmen askeri yardım istemişti, Türkiye de bu askeri yardımı verecekti. Yani PKK/YPG ile gerekirse Suriye ile bir olup savaşacaktı Türk Silahlı Kuvvetleri ve bu ülkede “üniter yönetim”i gerekirse silah zoruyla kuracaktı.
Şimdilik umalım ki işler o noktaya gelmesin ama ABD’nin devreye girip İsrail saldırılarının durdurulması, Suudi Arabistan dahil güçlerin devreye girip Bedevi-Dürzi çatışmalarını sona erdirmesiyle PKK/YPG birkaç hafta önceki yalnızlığına geri döndü.
Bugünlerde PKK/YPG’nin bir numaralı ismi Mazlum Kobani (Mazlum Abdi) şimdi Fransa’dan destek arayışında, Emmanuel Macron’la da görüşeceği söyleniyor. Ama Amerikan Büyükelçisi Tom Barrack’la da bir kez daha görüşecek. Barrack daha önce ona “Silahlarını bir an önce bırakıp merkezi Suriye yönetimine katılmalarını” salık vermişti.
Ankara bütün gücüyle Şam’daki Ahmet Şara yönetimini de destekliyor.
Lübnan
Aslında bu ülkenin Suriye denklemiyle ilgisi dolaylı ama onu da saymak lazım; çünkü bu ülke de Amerika’nın Abraham Anlaşmaları zinciriyle İsrail’e kalıcı bir güvenlik ve dostluk ortamı oluşturulması çabalarında önemli bir yeri var.
İsrail daha yeni bir kez daha Lübnan’a saldırdı ama bu ülkedeki Hizbullah bir askeri güç olarak artık çok zayıf düşmüş durumda. Bu zayıflığı sayesinde Lübnan iç politikasındaki gücü de geriledi. Aslında Hizbullah’ın da sadece bir siyasi güce dönüşmesi, Lübnan’ın istikrarı açısından önemli.
Barış geldiğinde bu ülkenin yetişmiş insan gücü sayesinde nasıl kısa sürede yeniden zenginleşmeye başlayabildiğini geçmişte gördük.
Suudi Arabistan
Sadece Suriye fotoğrafının değil bütün Ortadoğu fotoğrafının en önemli aktörü aslında Suudi Arabistan.
Bu ülke Abraham Anlaşmalarına taraf ama anlaşmayı yürürlüğe sokmak için bir şartı var: Filistin’de iki devletli çözümün ve barışın gerçekleşmesi. Suriye konusunda Türkiye ile paralel hareket etti bugüne kadar. Yani Ahmet Şara yönetimini ve onun Suriye’nin geleceğiyle ilgili vizyonunu destekliyor.
*
İsrail henüz Gazze’de ateşkese bile yanaşmazken bir bağımsız Filistin devletini kabul etmesi nasıl olacak? Ortadoğu’da 75 yıl sonra barış ilk kez gerçek olmaya bu kadar yaklaşmışken İsrail’in kendi geleceği hakkında hala endişeler duyması nasıl engellenecek, bu sorular şimdilik cevapsız.
Ama Suriye’de olan bitenle Filistin barışı arasında İsrail tarafından kurulmuş bir bağ var. Bu da İsrail’in mevcut hükümetinin hem iç politika sebepleriyle hem de içlerinden gelen güvensizlik nedeniyle ABD’nin vaat ettiği barışa kendilerini yakın hissetmemesinden kaynaklanıyor.
İsrail böyle kalmaya devam ederse, kendine yeni yeni düşmanlar arayacak ve sonunda Türkiye ile de askeri anlamda karşı karşıya gelebilecek.
Ama yok bu ülke savaş yerine etrafındaki barışa yatırım yapmaya karar verirse, Abraham Anlaşmaları büyük bir fırsatın da adı aynı zamanda. Suriye’de olanları böyle okumak gerektiğini düşünüyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları












































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
19.01.2026
15.01.2026
9.01.2026
7.01.2026
5.01.2026