Kemal CAN
Bundan yıllar sonra, AKP dönemi isimlendirilirken çok bol seçenek olacak. Çeşitli açılardan, çarpıcı ve tanımlayıcı isimler kullanıldığını göreceğiz. Hatta bu dönemin kendi içinde farklı karakteristikleri olan evrelerinden de bahsedilecek. Daha şimdiden zengin bir külliyat birikmeye başladı bile. Benim bugün bahsedeceğim, “inat siyaseti” veya inadın siyasette kullanılmasının yükselme ve belki de abartılma dönemi. Kanal İstanbul tartışmaları ile ayyuka çıktığı gibi ekonomik, siyasal hatta toplumsal meselelerde inatlaşma motivasyonu yeniden büyük hakimiyet kazandı. Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılması ısrarı sırasında işittiğimiz “çatlasanız da patlasanız da yapacağız”, “kim itiraz ederse etsin geri dönüş yok” sözlerini yine duyar olduk. İnadın bir güç gösterisi olmasının yanında, siyasi bir dava gibi sunulduğunu yeniden izliyoruz. İnatlaşma suçlaması da, herkesin birbirine karşı kullandığı argümanlar olmaya devam ediyor. İstanbul’un seçilmiş belediye başkanına, yönettiği şehrin boydan boya deşilmesine itirazı için “sana ne” diyen Erdoğan, aynı anda muhalefeti halkla inatlaşmakla suçlamaya devam edebiliyor.
Türkiye siyasetinde inadın taşıyıcı temalardan biri olması çok da yeni değil aslında. Çok kullanılan ve çok kullanıldığı için her yere yapıştırılabilen kirli macun kıvamına gelmiş “dava” fikriyle akraba bir motivasyon. Türkiye’deki pek çok siyasi akım –yapı– ve siyasi aktör, kararlılık ve sürekliliğini vurgulamak için saklı bir inatçılık övgüsüyle anılır, kendini böyle sunmakta sakınca görmez. Gündelik kullanımda negatif içeriği önde olduğu için doğrudan kimse “inatçı” denilerek övülmeye kalkılmaz belki ama ona yönelen teveccühte “inatçılığına” saygının payı barizdir. Bazen inançlılık olarak ifade edilir, bazen sağlam irade olarak işaret edilir, bazen de güçlü karakter veya cesaret gösterisi kabul edilir. İnat ve inatçılık, hem örtülü pozitif göndermesiyle, hem bir suçlama ifadesi olarak siyasete çok kolay aktarılır. Sınıfsal olmaktan çok sosyal-kültürel kodlara yaslanan siyasi ayrışmalarla çok rahat ilişkilenir, fark göstermede kullanışlı olur.
AKP’nin ve asıl olarak Erdoğan’ın içinden çıktığı sağ düşünce iklimi, İslamcılık ve özel olarak milli görüş hareketi, inat ve inatçılık meselesini siyasi dile aktarma pratiklerinin önemli örneklerini vermiştir. Bu çizgiler doğrudan popülist etiketiyle sınırlanamayacak olsa da, içlerindeki popülist nüveler hayli güçlüdür. Popülizmin temel ayrıştırma denklemindeki, “halkla inatlaşan elitler” ve “milli iradeyi hakim kılmaya kararlı inatçılar” ikiliği gayet belirgindir. Bugün olduğu gibi düşmanlaştırma noktasına vardırılan çatışma, hem pozitif hem de negatif göndermelerle “inat” üzerinden siyasi hissiyata eklemlenir. Milletle inatlaşan elitlere, Türkiye’yi durdurmaya yemin etmiş iç ve dış düşmanlara, kalkılan atağı çelmelemeye çalışanlar kifayetsizlere karşı, kendinden menkul bir haklılığa yaslanmış ölçüsüz inat alkış alır. Ahlaki itirazlara kaba çıkarlarla, rasyonel eleştirilere “hassasiyetlerle” karşılık veren, inatçılığı daimi politik pozisyona çeviren bir siyasi dil kurulur.
Topçu Kışlası, Üçüncü Havalimanı, köprü, kanal, her nevi beton dökme işi. Suriye’ye veya Libya’ya asker göndermek, S-400 almak ya da “değerli yalnızlık”. Vesayet kaldırma iddiasının yanına kayyım düzeni eklemek, rasyonel faydası biten kutuplaştırmayı sürdürmek, her türden ideolojik kışkırtma. Açık siyasi kayıplara rağmen damat ısrarı, çökmüş inşaat ekonomisini yeniden yüzdürme çabası veya şatafatlı israf ile toplumsal buhrana körlük. Bütün bu inat performanslarının rasyonel faydalar için yapıldığını söylemek hayli zor. Bazılarının çok belirgin pragmatik faydaları, paylaşım tercihlerinden gelen mecburiyetlerle ilişkisi ortada. Ancak bunların bir inat gösterisi haline gelmesinin siyasi gerekçeleri çok daha önde. Erdoğan için hala geçerli olan siyasi rasyonalite, çıkar ve gerekliliklerden daha çok kaba biçimde göze sokulan inatla besleniyor. Ahlaki, siyasi ve bilimsel itirazları ikna ile karşılamak yerine, onların karşısında kararlılıkla duran lider olmak daha önemli görülüyor.
Ekonomi, şehircilik, çevre ve hatta diplomasi felaketleri serisi yaratması olası Kanal İstanbul tartışması, bir inat anıtı olarak gündemde yükseliyor. Projenin bir kentsel rant hamlesi olduğu, batmış olan beton ekonomisine can suyu sağlamak için yapıldığı, krize eşlik eden kayırma stratejilerinin nasıl işleyeceğini gösterdiği ortada. Bu konuda pek çok şey yazıldı, söylendi. Meseleyi, rasyonel bir tartışmadan “inat” zeminine taşımanın, bu gerçekleri gözlerden uzak tutma amacı olduğu açık. Fakat işin siyasi rasyonalitesini karmaşıklaştıran yeni bir durum da söz konusu. Tıpkı, Taksim’e Topçu Kışlası yapılmaya kalkışılmasının nedeni, oy veren kalabalıkların AKP’nin kapısına dayanıp “kışla istiyoruz” diye bağırması olmadığı gibi, kanalın siyasi desteği de sorunlu. İstanbul Ekonomi Araştırma’nın yaptığı kamuoyu yoklamasına göre, projenin ekonomik olarak işe yarayacağına inananlar ancak yüzde 35 civarında kalıyor. Yani projenin İstanbul’da kaybedilen desteği yerine koymaya pek katkısı olmayacak gibi. Ancak inat, hafriyatla, betonla, rantla yaratılacak kaynak aktarımına siyasi kılıf bulmakta kullanışlı muamelesi görüyor.
“Çatlasanız da patlasanız da yapacağız” sözü -çoğunluk tarafından rasyonel gerekçeleri çok ikna edici bulunmasa bile- “ötekilere” dönük meydan okuma olduğu sürece işe yarayabiliyor. AKP iktidarının, özellikle de Erdoğan’ın son dönemde böylesi inat ataklarına sık başvurduğuna tanık olduk. Akim kalmış inat hezeyanı Gezi davasındaki bitmeyen intikam arzusu hâlâ güncel (Osman Kavala AİHM kararına rağmen dördüncü duruşmada da serbest bırakılmadı). Fakat artık AKP ve Erdoğan’ın kiminle inatlaştığı meselesi biraz karışmaya başladı. Geçtiğimiz haftalarda KONDA, Metropoll ve MAK Araştırma anketlerinden bazı veriler paylaşmıştım. Bu araştırmaların hepsinde ortak nokta, ağırlıkla iktidar seçmeninden gelen akışla büyüyen kalabalık bir kararsızlar kümesinin oluştuğu yolunda. Karasızların önemli bir kısmında, artık kendileriyle de inatlaşıldığı fikri gelişiyor. KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, seçmenin önemli kısmının ikna olduğu için değil, “lanet olsun” diyerek oy verdiğini söylüyor. İnadın kararlılık ve güç gösterisi olarak takdir (destek) görmeye devam etmesinin sınırı, dikkate alınmadığını hissedenlerin arttığı noktada bitiyor. Önünü gelen herkesle inatlaşan iktidar, bu sınıra çok yakın geziyor ve ihlal ediyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları



































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025