Mehmet ALTAN
Kobani, Kürt tarihinin herhalde en önemli, en büyük dönüşüm noktalarından biri oldu…
Belki de en büyüğü.
Her ulusun, devlet olma aşamasında bir ‘milli destana’ ihtiyacı vardır. Kobani, Kürtlerin etrafında toplanacağı o büyük destanı olağanüstü bir kahramanlıkla yarattı.
Sadece Rojava’nın değil, büyük bir ihtimalle Ortadoğu’nun tarihini değiştirecek büyük ‘destan’ Kobani’de yaşanırken, Kürtler dünyanın en gözde, en popüler halklarından biri olmayı başardı.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Kürtler, Filistinlilerle birlikte Ortadoğu’nun haksızlığa uğramış yitik çocukları olarak görülürdü ama dünyanın gönlünü kazanmayı becerememişlerdi.
Filistinlilere gösterilen yakınlık onlara gösterilmedi.
Kürtlere zulmedenlerin Müslüman olması, Yahudilerle dövüşen Filistinlilerin Ortadoğu’da bulduğu desteği Kürtlerin bulmasını önledi sanırım.
Türkiye, İran, Irak ve Suriye, Kürtlerin ön plana çıkmasını hep engelledi.
Kürtler hep devletlerine karşı çıkan ‘teröristler’ olarak etiketlendi.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Kobani, iki çarpıcı tabloyu bir arada sundu dünyaya.
Birincisi siyasi ve askeri bir gerçekti.
IŞİD’in ilerleyişini hiç bir Müslüman devlet engelleyemezken ya da engellemezken, ‘laik’ Kürtler hayatları pahasına engellediler.
İkincisi ise cesareti kadar görselliği de çarpıcı olan bir savaş hikâyesiydi: Kobanili kadın gerillalar.
Elleri kalaşnikoflu, saçları örgülü, güler yüzlü, parlak gözlü kahraman kadınlar, şehirlerini, devletlerini, ailelerini hayatlarını ortaya koyarak koruyorlar ve bu uğurda gözlerini kırpmadan ölüyorlardı.
IŞİD’lilerin, ayağı terlikli, uzun sakallı, insanların kafalarını kesen gözleri kanlı ilkel askerlerinin karşısında aydınlık yüzlü cesur kadınlar.
Kobani’nin sembolü o kadınlar oldu ve dünya hiç duraksamadan o kadınların yanında yer aldı.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Bir gün bu savaşlar bittiğinde, Kürt kadın gerillalar evlerine dönecekler.
Yaşadıkları o tecrübelerden, geçtikleri o çetin sınavlardan, hayatlarını defalarca ortaya koyduktan sonra yeniden hayata karışacaklar.
Evleri, eşleri, çocukları, komşuları, işleri olacak.
Bu kadınlar ne evlerinde, ne işlerinde bir daha asla erkekler tarafından aşağılanamayacaklar, bu kadınların karşısında erkekler seslerini yükseltemeyecekler, ‘hayatı biz biliriz’ edalarıyla bu kadınlara hayatı öğretmeye kalkamayacaklar.
Bu kadınlara âşık olacaklar, bu kadınlara saygı duyacaklar.
Üstelik bu kadınlar bir tane, iki tane, üç tane değil, yüzlerce, binlerce kadın.
Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun o ‘erkek geleneği’ paramparça olacak, yepyeni bir hayat tarzı, yepyeni ilişki biçimleri kurulacak.
Ortadoğu’nun hırsızlığa, yolsuzluğa yatkın o gevşek erkekleri, kadın neymiş öğrenecek…
Dahası, erkek olmayı da bu kadınlardan öğrenecekler.
Hayat değişecek buralarda.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Ortadoğu’nun model ülkesi yakın zamana kadar Türkiye’ydi.
Müslüman, laik, demokrasi yolunda, zenginleşen, Avrupa üyeliğine aday bir ülke.
Tayyip Erdoğan’la adamlarının laiklikle demokrasiden saparak ‘Sünniliği’ kimlik olarak giyinmeleri, IŞİD’le içli dışlı ilişkiler kurmaları, içerde baskıcı bir yönetime geçmeleri, Batı’dan uzaklaşmaları, faşizm yolunda hızlanmaları, ‘halifelik’ ihtirasıyla bütün komşularıyla kavga etmeleri, cumhurbaşkanının İdi Amin türü alay konusu açıklamalar yapması, Türkiye’nin ‘model ülke’ olmasını kısa bir zamanda tedavülden kaldırdı.
Model olabilecek başka kimse de yoktu zaten Ortadoğu’da.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Kürtler, Kobani’de Ortadoğu’ya model olabilecek bir halk olarak ortaya çıktı.
Bu muhtemelen bilinçli bir tercih…
Aysel Tuğluk’un son iki yazısında arka arkaya ‘sekülerlik’ konusuna vurgu yapması, Selahattin Demirtaş’ın, Cemil Bayık’ın, Karayılan’ın, Duran Kalkan’ın, Mustafa Karasu’nun açıklamalarında ‘laiklik ve demokrasi’ sözlerinin artması, Kobani’den dünyaya yansıyan ‘kızlı erkekli’ laik ve demokrat görüntüsünün tesadüf olmadığını düşündürmekte…
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Kadınların Kürt toplumu içindeki rolünü değiştirmenin öncülüğünü Abdullah Öcalan yaptı.
Kürt kadınını olduğu yerden alıp erkeklerle eşdeğer, hatta erkeklerin de üstünde bir konuma yerleştirdi.
PKK, kadınların erkekle eşit hatta üstün olduğu bir hareketti.
Kobanili Kürt kadınları da, bir sakallı erkekler kalabalığı olarak gözüken Ortadoğu’da belki de ilk kez kadının varlığını böylesine görünür kıldı, bütün dünyanın dikkatini buraya çekti.
Kürtler, kadınlı erkekli birlikte mücadele eden bir toplum olarak Ortadoğu’nun diğer halkları arasından hem gerçek olarak, hem de imaj olarak sıyrılıp ayrıldılar.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Ben Kobani kadınlarının Ortadoğu’nun bütün kadınları için bir ‘modele’ dönüştüğünü düşünüyorum.
Diğer toplumlarda kadınlar aşağılanır, evlerine hapsedilir, varlıkları ve önemleri inkâr edilirken, Kürtler kadınları yücelttiler, özellikle Kobani’de onları ön safa, en yiğitlerin, en kahramanların arasına koydular.
Kürtler, gelişmişliğin belki de en önemli göstergesi olan kadını saygıyla selamlayan tek ulus haline geldiler Ortadoğu’da.
Üstelik bu, Türkiye gelişmişlikten uzaklaşıp, Ortadoğulu bir Sünni erkekler ülkesi olma yolunda hızlı adımlar atarken gerçekleşti.
Bunun Kürtler açısından muhteşem bir zamanlama olduğunu söylemeliyiz.
Tarih belki buna yardımcı oldu ama Kürtler de doğrusu bu fırsatı olağanüstü iyi kullandı.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Amerika’nın, Türkiye ve Erdoğan ‘asla olmaz’ diye bağırırken Kobani’ye silah yardımı yapması, bir yandan IŞİD karşısında güçlü bir rakibi desteklemeyi amaçlıyorsa, bir yandan da herhalde bu modeli desteklemeyi hedefliyor.
Kadın erkek eşitliği kuran, Ortadoğu’daki diğer toplumlardan ayrılan, yiğit kadınlarla dolu Kürt halkı, şu sırada gelişmiş dünyanın Ortadoğu’da sadece siyaseten değil gönülden de desteklediği tek halk.
Kürtler, Kobani’de dünya sahnesine çıkan, bütün dünya medyasında yer alan bu duruşlarıyla, Ortadoğu’ya, özellikle de Ortadoğulu kadınlara model olacaklar.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Kobani, Kürtleri ‘model halk’ yaparken bir yandan da yepyeni siyasi bir alan açtı onlara.
Devletleşme imkânını ele geçirdiler.
Bir büyük Kürt devletinin nüvesini Kuzey Irak’ta Barzani oluşturamadı ama Kobani’de PKK ve PYD oluşturdu.
Bütün Kürtler Kobani’de bir araya geldiler, başta ayak sürümesine rağmen Barzani bile oraya asker göndermek zorunda kaldı.
Üstelik Batı dünyası da tümüyle yanlarında.
Ortadoğu’daki bütün demokratik güçlerin de desteğine ve hayranlığına sahipler.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Bu gelişme, Türkiye’deki AKP devletini hazırlıksız yakaladı, ne Kürtlerin ‘model’ olmasına ve bu rolü Türklerin elinden almasına hazırdılar, ne de müstakbel bir Kürt devleti için Kürtlerin biraraya gelmesine.
Rojava’da Erdoğan’la Davutoğlu’nun sinsice bir politikayla IŞİD’i Kürtlere karşı desteklemesinin bedelini Türkiye Ortadoğu’daki rolünü Kürtlere kaptırarak ödedi.
Türkiye’nin devlet olarak gücü ve imkânları şu anda Kürtlerden fazla olabilir ama psikolojik üstünlük kesinlikle Kürtlerin elinde.
Ortadoğu’nun modeli artık onlar.
Ortadoğu’daki demokratların destekleyeceği, peşinden gideceği, taklit edeceği halk da artık Kürtler.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Bu gelişme Türkiye’deki Kürt siyaseti arasında da farklılıklara yol açmış gibi.
Kürt siyasetçilerin bir kısmı, özellikle İmralı’ya gidenler, ‘barışı ve süreci’ ön plana çıkarıyorlar, siyasetin diğer alanlarına pek dokunmuyorlar, AKP’yle ilgili demokrasi ve laiklik eleştirilerini pek coşkulu dile getirmiyorlar.
Başka bir kısmı ise özellikle Demirtaş, Tuğluk ve Kandil’deki PKK liderleri ‘laiklik ve demokrasi’ vurgusunu daha kuvvetli yapıyor ve bunu barışın önemli bir şartı olarak masaya koyuyorlar.
Kürtler kendi aralarındaki ayrılıkların dile getirilmesinden hoşlanmıyorlar, bunu bir tür ‘fesat’ olarak görüyorlar, bunu bilmekle beraber gene de Türkiye’deki Kürt siyasetinde ‘yerel’ ve ‘entarnasyonalist’ iki akımın belirdiğini söyleyebiliriz.
Ayırım ‘laiklik ve demokrasi’ kavramlarında ortaya çıkıyor.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
‘Yerel’ bir siyaset izlemeyi savunanlar, galiba ‘biz burada AKP’yle anlaşalım, laiklik ve demokrasi kavgasına pek girmeyelim, bazı haklar elde edelim, gerisini sonra düşünürüz’ türünden bir anlayışı savunuyorlar.
Enternasyonalistler ise dünyada alay konusu olmaya başlayan AKP ile aralarına mesafe koyup, daha dünyalı değerlere sahip çıkarak Ortadoğu’da başat bir rol oynamayı hedefliyorlar.
‘Yereller’, dini bir faşizmi ülkeye yerleştirmeye çalışan AKP’nin üstlerine düşen gölgesine pek aldırmazken, enternasyonalistler, AKP’nin eksikliklerinin altını çizerek, Türkiye’nin Ortadoğu’da ve dünyada kaybettiği rolü sahiplenmeyi savunuyorlar.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Eğer bu tespitler isabetliyse, Türkiye’deki Kürt siyaseti bir kırılma noktasına yaklaşıyor.
Çünkü çok ciddi bir anlayış ve siyaset farkı var arada.
Enternasyonalistler, Kobani’nin Kürtlere sunduğu imkânın mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini savunuyorlar.
Türkiye’yle anlaşırlarsa da bunu dünyanın alkışlayacağı bir zemin üzerinde gerçekleştirmek istiyorlar, bunun hem barış için hem de Kürtlerin Ortadoğu’daki rolü ve geleceği açısından daha önemli olduğunu düşünüyorlar.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Türkiye’nin model olmaktan vazgeçmesiyle birlikte Ortadoğu’da Kürtlerden başka bu modelliğe aday olabilecek bir toplum yok.
İmajını ve duruşunu son zamanlarda değiştirmeye uğraşsa da İran daha uzun zaman o model olamaz, Suudi Arabistan, Suriye, Irak, Mısır, Yemen zaten model olmaya adaylıklarını bile koyamazlar.
Galiba Kürt siyasetindeki ayrım da, Kürtlerin rolünün Kobani’de değişmesiyle derinleşti.
Kobani’ye kadar mesele Türkiye’deki barıştı ama Kobani’den sonra çok daha büyük bir alan açıldı Kürtlerin önünde.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Türkiye’deki Kürt siyasetiyle ilgili tespitler tartışılmaya açık olsa da, emin olunması gereken bir şey var:
Kobani’nin ve Kobani’nin kadın kahramanlarının Kürtlerin tarihini ve tarihteki rollerini değiştirdiği…
Ortadoğu’nun geleceğini belirlemeye aday olduğu.
Kobani’de olanları anlamadan siyaset yapmaya kalkanlar, Türkler de Kürtler de, tarihin duvarına çarparlar.
Kobani sadece Kürtler için değil Ortadoğu için de bir milat artık.
Bu yazı gazete360.com'da yayımlanmıştır
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
7.01.2026
6.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
26.12.2025
27.11.2025
25.09.2025
17.09.2025
10.09.2025