Metin Gürcan
Aslında şu aralar canım hiç yazmak istemiyor. Çünkü sanırım artık hem bıkıyor hem de yoruluyorum. 15 Temmuz sonrasında ne Türk Silahlı Kuvvetleri’ni (TSK) ve askerliği adam gibi tartışabiliyoruz, ne de ‘ideolojik bagajlarımızdan’ kurtulup bu hassas konuyu magazinsel ve siyasi zeminden akademik ve teknik bir zemine çekemiyoruz. Ama biz birbirimize siyasi sloganlarla bağırdıkça veya birbirimizi şucu, bucu diye suçladıkça olan TSK’nın kurumsal yapısına oluyor.
En son olay Manisa’daki 1’nci Piyade Eğitim Tugayı’nda 16-17 Haziran günü yemek nedeniyle yaşanan, bu yazı yazıldığı anda resmi açıklama henüz yapılmadığı için rivayetlerden yola çıkarak 500 ila 3 bin arası Mehmetçik’imizin zehirlenmesi olayı. Sayın Vali’nin açıklamasına göre halen tedavisi süren yüzlerce Mehmetçik’ten canları bize yani Devlete ve Millete emanet olan bazılarının da durumu kritikmiş.
Şimdi tablo şu: Biz daha önce 23 Mayıs Manisa, 27 Mayıs Manisa, 11 Haziran Diyarbakır, 16 Haziran Manisa’daki askeri birliklerde zehirlenme olduğu haberlerini medyada okuduk. Yine basına yansıdığı kadarı ile 23 Mayıs'tan bu yana askeri birliklerde görülen gıda zehirlenmesi vakalarında, 1191 Mehmetçik hastaneye sevk edildi ve canı bize emanet Er Hüsnü Özel hayatını bu nedenle kaybetti.
Yine medyadan öğreniyoruz ki Manisa’daki askeri birliğin yemek ihalesini alan sivil firmanın sözleşmesi 17 Haziran akşamı iptal edilmiş. Manisa’daki kitlesel zehirlenme olayının duyulmasının üstünden yaklaşık 16 saat geçti ama ne Manisa’daki birliğin bağlı olduğu Kara Kuvvetleri K.lığının ‘yeni patronu’ Milli Savunma Bakanlığı’ndan ne de ‘eski patron’ Genelkurmay Başkanlığı’ndan resmi bir açıklama yok.
Hem medya haberlerine hem de sosyal medya paylaşımlarına bakıyorum. Genelde bu zehirlenme olayı TSK içindeki GÜÇ İLİŞKİLERİNİN DEĞİŞİMİNDEN kaynaklanan bir yapısal kriz yerine yerel (lokal) bir tatsız olay olarak kodlanıyor. Dolayısıyla fatura hem sivil firmaya ve belki de biraz ilgili Tugay Komutanı’na kesilecek ve olay gündemin yoğunluğunda unutulacak gibi.
Ama ben bu genel kanının aksine Manisa asker zehirlenmesini yerelde, bir defaya mahsus ‘tatsız bir olay’ olarak görmüyorum. Bana göre bu olay TSK içindeki güç ilişkilerindeki değişimi iyi yönetemediğimizi gösteren bir SONUÇ. Aslında bu ‘sonuç’ yapısal bir sorunun varlığına işaret ediyor ve bu konuya yoğunlaşmazsak TSK içinde bu tarz olaylar ne yazık ki devam eder.
Manisa asker zehirlenmesi YAPISAL bir sorunun göstergesi
Yapısal sorun şu: 15 Temmuz sonrası Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları Genelkurmay Başkanlığı’ndan Milli Savunma Bakanlığı (MSB)’na bağlandı. Bu şu demek: 15 Temmuz sonrasındaki askeri reformlar TSK içinde Genelkurmay Başkanlığı’nın kurumsal gücü/etkisini giderek zayıflamasına neden oluyor. Ancak görünen o ki MSB’nin TSK içindeki kurumsal gücü/etkisi bu azalışa paralel artmıyor veya artamıyor. İşte Gnkur. Bşk.lığının gücünün/etkisinin azalmasından MSB’nin bu azalışı dengeleyecek şekilde gücünün/etkisinin çeşitli nedenlerle artamamasından doğan güç/denetim boşluklarının bir sonucudur Manisa asker zehirlenmesi.
Genelkurmay Başkanlığı’nın güçlü, şaşalı olduğu o eski günlerde bir ildeki bir askeri birlikte toplu gıda zehirlenmesi yaşansa ve bu olay medyaya düşse o birliğin komutanının ismi tayin ve terfilerde kalın bir kalemle çizilirdi. Çünkü o eski günlerde ‘komutan birliğinin yaptığı ve yapamadığı, birliğinin başına gelen her şeyden’ sorumluydu. Ama şimdi işler değişiyor. 2007’den bu yana özellikle batıdaki yerleşik askeri birlik ve kurumların yemek iaşesi özelleştiriliyor. 15 Temmuz’dan önce özelleştirme olsa da sivil firmaların gözü o birliklerin komutanlarında olurdu çünkü yapılan sözleşmelerde firmaların yemeklerinde, yemek dağıtımlarında bir hata/kusur tespit edildiğinde bu tutanak altına alınır ve firmalar kendilerine kesilen para cezalarını ödemek zorunda kalırdı. Ben şahsen o dönemlerde bir hata/kusur nedeniyle komutan odası önünde terleyen yemek firması sahiplerini bilirim. Ama sanırım 15 Temmuz’dan sonra sivil firmalar yerelde pek de komutanları TAKMAMAYA ve kendilerine kesilen para cezalarını kaale almamaya başladılar. Bunun nedeni de artık askeri birliklere yemek sağlayan sivil firmaların sözleşme iptallerinde yereldeki askeri birliğin firmalar üzerindeki denetim/yaptırım gücünün zayıflaması. Peki askeri birliklerin yereldeki ihalelerinde hizmet kalitesi ve finansal açıdan denetim ve yaptırım konusundaki nihai denetim kurumu neresi? Tabi ki Milli Savunma Bakanlığı.
Yani 15 Temmuz sonrasında yereldeki birlik komutanının TSK içindeki terfisi/tayini ve şahsi kariyeri açısından Genelkurmay Başkanlığı’nın kurduğu eski ‘komutan denetimi’ mekanizması aşınıyor, ama MSB bu aşınan eski mekanizma yerine doğrudan yerelde askeri birliklerin ihalelerini denetleyecek ve gerekirse firmalara yaptırım uygulayacak ‘kurumsal denetim/yaptırım’ mekanizmaları kuramıyor. Veya bu tarz mekanizmalar olsa bile belki de firma ‘bir yerlere’ güvenip bunları takmıyor. Çünkü bir şekilde onları aşabiliyor. Ve de sonuçta Manisa zehirlenmesi oluyor.
Manisa asker zehirlenmesinde kriz süreci iyi yönetilemiyor
Twitter’da küçük bir anket yaptım. Anketime katılan 2009 kişiden %49’u Manisa asker zehirlenmesindeki mutahabın MSB, %30’u ise Gnkur. Bşk.lığı olduğunu düşünüyor. Bu aslında kamuoyunun da artık TSK’daki birliklerde yaşanan krizlerde MSB’yi ‘YENİ PATRON’ olarak gördüğünü gösteriyor. Yani artık bu tarz krizlerde gözler Gnkur.Bşk.lığına değil MSB’ye dönüyor ki bu bana göre de çok sağlıklı bir gelişme. Ancak görünen o ki MSB, TSK içinde Gnkur.Bşk.lığının gücü/etkisi zayıfladıkça kendisinin gücünün/etkisinin artması gerektiğinin ya farkında değil ya da farkında ama yapamıyor, yani KAPASİTE eksikliği var.
Milli Savunma Bakanlığı’na önerim
İleride de yaşanması muhtemel bu tarz krizlerin yönetimi için doğrudan yerelde de inisiyatif alarak çalışabilecek ve içinde sivil ve askeri savcılar, iletişim uzmanları, bilirkişiler olan ‘Denetleme/Kriz Yönetim Ekipleri’ sistemi kurması ve bu tarz olaylarda doğrudan bu ekipleri yerelde sorun yaşanan birliğe göndermeleri. Yine MSB’ye naçizane tavsiyem 2012 Afyon Cephanelik Patlaması krizinin yönetiminde Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı hataları ‘Alınan Dersler’ kapsamında çok iyi analiz etmesi.
Mehmetçik ile toplumun arasındaki ‘hususi bağ’ devam ettikçe aslında özgür iradeleri dışında hayatlarından bir bölümünü Vatan/Millet için çaldığımız genç erkek nüfusumuzun zorunlu askerlik için nizamiyelerden içeriye 12 aylık bir süre için girişleri Zorunlu Askerlik Sistemi devam ettikçe sürecek. MSB’nin bu tür krizleri yeni dönemde ‘YENİ PATRON’ olarak topa girerek nasıl yöneteceği konusunda tecrübe kazanması ve kapasite inşa etmesi gerekiyor.
15 Temmuz sonrasında sivil-asker arasındaki asıl büyük sorun
15 Temmuz’un üzerinden neredeyse bir sene geçti ama ne yazık ki ben askeri ve sivil karar alıcılarla, askeri ve sivil karar destekçiler arasında arzu ettiğim seviyede bir sivil-asker uyumu, hatta sivil-asker entegrasyonu görebildiğimi söyleyemem. Bunun temel nedeni ise:
a. Sivilin askere duyduğu güvensizlik ve hatta öfke: Çeşitli vesilelerle görüştüğüm sivil karar alıcı/karar destekçiler ilginç şekilde şunu söylüyor: ‘Askerler sanki 15 Temmuz yaşanmamış gibi eski alışkanlıklarını devam ettirme ve eski imtiyazlarını koruma eğiliminde. Biz ne yaparsak yapalım onlar eskiye dönme çabasında. Bizi dinliyorlar ama kaale almıyorlar, sonuçta eski bildiklerini okuyorlar.’
b. Askerin sivile duyduğu güvensizlik ve hatta öfke: Sivillerin yukarıdaki tezine karşın askerler de ‘Siviller 15 Temmuz’dan bilip bilmeden, anlayıp anlamadan her alana el atmaya çalışıyorlar. Tecrübelerimize ve askeri uzmanlığımıza hürmet etmiyor. Dinliyorlar ama fikirlerimize saygı duymuyorlar. Siyasi olanı önceliklendiriyorlar.’
Sonuç olarak: Ben askerin temel mesleği olan ‘harp sanatı/bilimine’ odaklanması gerektiğini, bu nedenle mutfak işletmek gibi tali işlerle ilgilenmemesi gerektiğini düşünenlerdenim. Bunun için de barış zamanlarında ve batıdaki yerleşik askeri birlik ve kurumların iaşesinin ‘özelleştirilmesini’ olumlu buluyorum.
Ancak soru şu: Yeni dönemde nizamiyelerin içinde olanlardan kim sorumlu? Hala ‘eski patron’ Genelkurmay Başkanlığı mı yoksa ‘yeni patron’ Milli Savunma Bakanlığı mı? Bu soruya da cevabım Milli Savunma Bakanlığı çünkü ben yeni dönemde Gnkur.Bşk.lığının pek çok sorumluluk ve fonksiyonunun MSB içinde erimesi, Gnkur. Bşk.lığının da TSK’nın kurumsal kimliğini temsil eden, konsept geliştiren, doktrin üreten, kuvvetleri uyumlulaştıran, askeri eğitim, harekat, askeri istihbarat, personel, lojistik temel fonksiyonlarında gözlemleyen ve denetim yapan bir ‘koordinatör/sembolik’ kurum olması gerektiğini düşünenlerdenim.
Şimdi sorum bu krizde devletin en üst kademesi ile ilgili: Acaba Manisa asker zehirlenmesi konusunda en çok üzerine Gnkur.Bşk.lığı mı yoksa MSB mi alındı? Şayet MSB alındı ise doğru yoldayız. O zaman müteakip soru: Acaba MSB böyle krizlerin bir daha yaşanmaması, yaşanırsa da etkin kriz yönetimi için ne tür kurumsal mekanizmalar kuruyor ve nasıl bir kurumsal kapasite inşa ediyor? Umarım bu sorular MSB’nin ilgi koridorlarında sorulmaya ve ‘NASIL’a dair kafa yorulmaya başlanmıştır. Ha bu arada sivili de bilen bir asker eskisi olarak naçizane tecrübem: ‘Dünyanın her yerinde, özellikle de Türkiye’de, bir sivilin askerlere laf anlatması, bir askerin sivillere laf anlatmasından çok daha zordur.’ Neden mi? İşte bu sorunun cevabı MSB’deki sivillerin en önemli sorunsalı…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları




































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.09.2021
9.09.2021
11.08.2021
5.04.2021
2.01.2021
16.03.2020
23.11.2019
31.08.2017
12.08.2017