Murat Sevinç
Daha önce, siyasi eylem biçimi olarak 'homurdanmayı' konu etmiştim. Hayli kalabalık muhalif kitlelerin, büyük ölçüde çaresizlikten ve kısmen konformizmden kaynaklanan başlıca eylemi.
Bugünkü yazının başlığı üzerinde epey düşündüm. Sözcük dağarcığı benden daha zengin insanlara danışıp betimlemeyi istediğim insan tipi ya da ruh halini anlatanı bulmaya çalıştım. 'Müstehzi gülümseme' üzerine karar kılacakken, bir süredir T24'teki 'düzeyli magazin' yazılarıyla cuma günlerimizi güzelleştiren 'duayen' gazeteci değerli Tuğrul Eryılmaz, “O zaman istihzayı tercih et,” diyerek müdahale etti. Sağ olsun.
İstihza bıktırıcı ve çoğu zaman yaralayıcı bir yol, tercih. Ayrıca kötücül bir yanı var. Muhatabı küçük düşürme, adam yerine koymama, dinlememe vs. söz konusu. Karşınızdaki, sizi karşısına almanın bir lütuf olduğunu hissettirerek sürdürüyor ilişkiyi. Her zaman 'yüz yüze konuşmaktan' söz etmiyorum. Bu bir 'duruş' ve kurumlar, partiler, siyasetçiler bakımından da tanık olmak mümkün.
Örneğin iktidar partisinin ve çevresindeki halenin şu anki çoğu mensubu, küçük görmeden ve aşağılamadan konuşabilme hasletlerini neredeyse kaybetmiş haldeler. Aynı manzara ABD'de de var. Muhtemelen iktidardaki son günlerini yaşayan Trump da muhataplarını her fırsatta aşağılamaya çalışıyor. Dehşet verici kibirleri bir yana, bu durumun asıl nedeni herhalde söyleyecek pek bir şeylerinin olmaması. Özgüven yoksunluğu ve çaresizlikten kaynaklandığını tahmin ediyorum. Sarf edecek anlamlı bir sözünüz yoksa, hiç olmadı ya da tükendiyse, geriye konuların bağlamıyla ilgisi olmayan refleksler kalıyor. Tabii alıcısının da olması gerekli ki, fazlasıyla var. Çocuksu bir davranış aslında ancak çocuk değiller, sorun bu! Tabii elinde büyük güç bulundurmak da önemli bir etmen olmalı. Özgüven eksikliği, ancak kibirle bir araya geldiğinde böylesine itici olabilir. Kendilerini herkesten ve her şeyden üstün ve mütemadiyen haklı gören, türlü uzlaşmalara kapalı, iri yarı ve bol unvanlı kaba ergenler.
Konumuz yalnızca siyasetçiler değil. Her baktığımız yerde gördüğümüz, çeşitli ideolojilere mensup, farklı meslekler icra eden insanlar. Pek çoğu için istihza, siyasal bir konumlanma. Bu yalnızca güncel siyasi gelişmeler karşısında dile getirilen görüşlerle ilintili olmak zorunda değil. Herhangi bir mesleğin icrasından günlük yaşam pratiklerine, oradan en sıradan sohbetlere sirayet eden bir davranış biçimini anlatmaya çalışıyorum.
Müstehzi gülümsemenin ve tavrın sahibi muhatabınız, üzerine konuşulan konuyu bilse de bilmese de, öncelikle ve her durumda iyi bildiğini düşünüyor ya da öyle görünmek istiyor. Sıradan bir diyalogu varlık mücadelesine dönüştürüyor. Konuşmaya başladığınız anda -ki sohbeti genellikle o başlatıyor- başınıza geleceği anlıyorsunuz aslında. Duymak istediği her neyse sözü oraya getirip, 'duyamadıkça' dozu artırıyor! Konuyu bilen ile öyle görünmek isteyenin sergilediği tavrın aşamaları birbirinden farklı. 'Bilen,' bir süre sonra mutlaka 'öğüt' faslına başlıyor. Bilmeyen ise, eğer söyledikleriniz duymak istedikleriyse takdir ediyor, hiç duymak istemediği şeylerse sizin 'oradan' olduğuna hükmediyor. 'Ora' adında bir yer, kategori var zihinlerinde. Sohbet ettiğinizin meşrebine göre 'ora', solculuk, bölücülük, liberallik vb. olabilir. Nitekim yönelttiği sorunun asıl işlevi, sizin 'nereden' olduğunuzu anlayabilmek. Böyle birinin gözünde yalnızca birkaç dakika içinde 'âlim' olmakla, 'cahil' sıfatını hak etmek arasında son derece ince bir çizgi var.
'Bilen' ise, diğerinden farklı olarak sizin 'nereden' olduğunuzun farkında ve konuşma boyunca yüzünden eksilmeyen gülümsemesiyle, kendi tiradının başlayacağı anı bekliyor. Ne söylediğinizle ilgilenmeyip kendisinin sizi ne kadar adam edebileceğini, gözünüzü ne kadar açabileceğini hesap ediyor sürekli. Siz de bu durumu, kulağının sizde olmadığını, bir an olsun anlamaya çalışmayacağını, kafasının asla karışmayacağını biliyorsunuz haliyle ve o tirat anını elden geldiğince geciktirmeye çalışıyorsunuz. Korkunun ecele faydası yok, o an eninde sonunda geliyor ve her şeyin 'doğrusunu' anlatmaya başlıyor karşınızdaki.
En kaba ve kabalığı ölçüsünde sorunlu ayrımla 'sağ' ve 'sol' dünyaya ait olduğu iddiasındaki insanların istihza 'usulleri' farklı. Sağ/muhafazâkar yelpazeye dahil, sağ partileri destekleyen yurttaş örneklerini bir yana bırakıp yalnızca iktidar sempatizanlarına bakalım şimdi...
İktidar taraftarlarının müstehzi gülümsemelerinin altında daha ziyade tarihsel referanslar yer alıyor. 'Şimdiyi' konuşamıyorsunuz. Muhatabınız, sizin 'gerekli' ve 'uygun' yerli tarih ile millilik bilincinden yoksun olduğunuz varsayımıyla hareket ediyor. Çözümlemesi kolay olmayan bir ruh haliyle karşı karşıya olduğumu düşünüyorum her defasında. Karşınızdaki, bir yandan kendi dünya görüşünün Türkiye tarihini yönlendiren, çok partili yaşamda hemen her zaman iktidar olmuş başat ideoloji ve partiler ile uyumlu olduğunun farkında. Diğer yandan, sonu gelmeyen mağduriyet hikâyelerine de yaslanıyor. Mağduriyetten kastettiği çoğu zaman sınıfsal konumdan kaynaklanan bir durum, ancak bunu anlatmak her zaman pek mümkün olamıyor. Siz günümüze dair bir sorundan söz eder etmez, hemen on yıllar öncesinden konuyla ilgisiz bir örnek verebiliyor. Siyasal konumlanması, geçmiş yıllardan ilgili ilgisiz ve tatsız (ki bu elbette onun damak tadına uymayan bir tatsızlık!) bir şeyleri hatırlatmaya dayanıyor. Böylece bugün yapılan bir adaletsizlik ve günümüz koşulları üzerine düşünmek yerine, zamanında yapılanı/yapıldığını iddia ettiğini hatırlatmayı tercih edip ona sığınıyor. Müstehzi bir gülümseme ile. O istihza, 'hak ettiniz' anlamına geliyor sanırım. Adı her zaman tam olarak konulamayan bir 'rövanşı' hatırlatıyor. Kim hak etti peki? 'Ora'dakiler. 'Ora' neresi? O kısım hayli müphem!
Sol çubuğunun herhangi bir yerinde yer alanın istihzası ise diğerinden farklı ve çoğu zaman, aynı çubuğun değişik noktalarında bulunanlara yönelik!
Bunun tek bir gerekçesi yok tabii. Öncelikle daha 'okumuş' bir kitleden söz ediyoruz ve o okumuşun evrensel olanla kurduğu bağ diğeriyle karşılaştırılmayacak ölçüde güçlü. Sol içindeki tartışmaların ve sol külliyatın, hele ki 1960-1980 arasındaki zenginliği malum. Fakat sosyal-kültürel sermayenin gücünden kaynaklı iktidar, başta 12 Eylül faşizminin buldozer etkisi ve neoliberalizmin toplumsal/siyasal öncelikleri hızla dönüştürmesi olmak üzere çok sayıda gerekçeyle, 'siyasal iktidarın' yolunu açmadı bugüne dek. Son zamanlarda bir kez daha gündeme gelen, aslında tüm siyasi tartışmaların satır aralarında her zaman bir ölçüde varlığını sürdüren 'kültürel iktidar' olgusunun 'iktidar' cenahında yer alanların, bazen dışarıya, çoğu zaman 'içeriye' yönelik istihzasının bir nedeni bu olabilir.
Çubuğun sol ucunda yüzü dünyaya dönük solcular-sosyalistler, sağ ucunda evrensellik ve kapitalizm karşıtlığını yadsıyıp bir tür milliyetçiliğe savrulmuş olanlar duruyor. İki uç arası ise hayli renkli ve kalabalık. İkinci kümedekilerin aklı başında bir ülkede solcu sıfatıyla adlandırılma ihtimalleri pek yok. Ya da, 'tuzlu çikolatalı yaş pasta' ile 'ıslatmayan su' ne kadar mümkünse, o kadar. Solda konumlananların bir kısmında da kibir ve istihza az buz değildir, ancak şimdi konu onlar değil, sol terminolojiyi kullandıkları vehmiyle sağcılık/milliyetçilik yapanlar.
Alametlerinden biri, istihza. Mensup olduklarını iddia ettikleri dünyanın kibriyle yapıyorlar bunu. Kendileriyle aynı kanıda olmayan tüm muhataplarını, ehlileştirilmesi gereken yabanıl varlıklar olarak görüyor gibiler. Yaşamı ve ona dahil olan ne varsa çözseler de, her konuya ilişkin nihai 'kararlarını' şuur sorunu yaşayan kitlelere yeteri kadar duyuramamış olmaktan mustaripler. Gülümsemedikleri anlarda da yüzlerinden silinmeyen müstehzi bir ifadeyle yaşıyorlar. Tartışırken, karşısındakinin aslında 'gerçek solcu' olmadığını ya da 'doğru solculuk' yapmadığını kanıtlamaya yönelik isteğe sahipler. Siyasal ve insani konumlanmalarını bunun üzerine inşa ediyorlar. Tahmin edilebileceği gibi 'gerçeğe' ilişkin sarsılmaz bir imanları var. Konuşurken, iyi ihtimalle size şefkat duyup doğru yolu göstermeyi istiyor, ola ki kantarın topuzunu biraz kaçırırsanız aşağılama ve yok etme aşamasına geçiyorlar. Görmediklerinizi görüyor, işitmediklerinizi duyuyor, okumadıklarınızı hatmediyorlar.
Bir şeyi savunduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz, aslında hiç fark etmediğiniz başka bir şeylere hizmet ediyorsunuz. Özgürlük talep ettiğinizi düşünüyor olabilirsiniz, aslında emperyalistlerin hukukunu savunuyorsunuz. Kürtlere yapılanlara karşı çıktığınızı düşünüyor olabilirsiniz, aslında kimlikçisiniz ve bölücülüğe hizmet ediyorsunuz. Kadın haklarını savunduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz, aslında 'liboşizmin' oyuna geliyorsunuz. Ve siz bunların hiçbirinin farkında değilsiniz. Zaaflarınıza sahip olmayan birinin, size istihza ile hatırlatması, doğruyu anlatması gerekiyor. Müstehzi gülümsemenin nedeni bu olmalı!
Yazının ilk satırından şu paragrafa dek gözünüzde canlanan insan tipi hep 'erkek' idi, öyle değil mi? Çok haklısınız. Bu siyasal duruş, başkaca pek çok melanet gibi erkek dünyasının bir niteliği. Her kesimin kadını ile istihza ve kibirle malul erkeği arasındaki farkı ihmal etmemekte yarar var...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025