Mustafa PAÇAL
Nerde kalmıştık gibi başladı yeni çözüm süreci, çok da iyi oldu. Öncelikle başlayan yeni sürecin içeriği kadar -ki aşağı yukarı daha öncekileriyle aynı konular-, Türkiye'nin etrafını kuşatan, küresel ve bölgesel siyasi ve ekonomik konjonktür de çok önemli.
Kamuoyuna yansıyan bilgilerden görüyoruz ki yeni çözüm sürecinde yurttaşlık tanımı, anadille savunma, anadilin kamu hizmetlerinde kullanılması, yerel yönetimlerde özerklik, örgüt yöneticileri ile militanların hukuki ve sosyal durumlar temel sorun alanları.
Bu sorunların önemli bir kısmı AB kriterleri içinde olan ve demokratik düzenlemelerle çözülebilecek nitelikte.
Yani Türkiye'nin Kürt sorununun çözümünde önemli olan demokratik talepleri yerine getirmesi aynı zaman aday olduğu AB üyeliği için de gerekli koşulları gerçekleştirmesi anlamını taşıyor.
YENİ DÜNYA DÜZENİ
1990'dan sonra başlayan Soğuk Savaş Dönemi sonrasını pek çok insan 'Yeni Dünya Düzeni' olarak adlandırdı. Yeni dönemin iki stratejik ayağı var. Birisi 'demokrasi', diğeri de 'piyasa ekonomisi'.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla başlayan süreç sonra eski sosyalist ülkeleri etkisi altına aldı. Daha sonra Orta ve Güney Amerika ülkelerine sıçrayan süreç, günümüzde Arap Baharı olarak Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da devam ediyor. Bu sürecin burada durmayacağı da açık. Sonraki muhtemel duraklar; Asya ve Afrika ülkeleri olacaktır.
Bütün bu değişime baktığımızda olan şu; dünya ülkeleri siyasi ve ekonomik ölçüler bakımından birbirine uyumlu duruma gelmeye çalışıyor.
Bu süreci aynen 1920'li yıllarda monarşik yapılardan, ulus-devlet sistematiğine dönüşe benzetebiliriz. O dönem de yaşanan ekonomik yanı da olan, bir siyasi değişim süreci idi.
Bugün Kürt sorununda geldiğimiz noktanın başlangıcını, aslında 2003'te Irak'a yapılan askeri müdahale ve sonrasında gelişen süreç olarak okumak gerekiyor. Bu müdahale ile Irak'ta oluşan federatif yapı ve bunun Kuzeyi'ndeki Irak Kürt Yönetimi'nin son dönemde ekonomik ve siyasi olarak kendini güçlendirmesi bugün yaşanan çözüm süreci ile doğrudan bağlantılıdır.
Bu dönemde ikinci önemli gelişme ise Suriye'de yaşananlar ve bunun küresel ve bölge siyaseti ve ilişkilerine etkileridir. Şu anda Suriye'de yaşanan krizi çözmek için çok kapsamlı bir uluslararası diplomasi trafiği yaşanıyor. Bir tarafta Rusya, Çin ve İran; diğer tarafta ABD, AB, Katar, Arabistan ve Türkiye etkin rol üstlenmiş durumda.
GÜÇ KAZANMA SİYASETİ
Bölgede yaşanan bu sürecin adı; bölgesel bazlı küresel güç kazanma siyasetidir. Kürt sorunu bu açıdan sadece ulusal bir sorun değil aynı zamanda bölgesel ve küresel yani uluslar arası bir sorundur. Kısaca Birinci Dünya Savaşı sonrası çizilen bölgesel Kürt siyaseti ve sınırlar çoktandır çöpe atılmış durumda.
Türkiye'nin son yıllarda Kürt sorununu çözme konusunda demokratikleşme perspektifinde olumlu adımlar attı. En son 30 Eylül'deki kongresinde yeni demokratik adımlar konusunda ipuçlarını ortaya koydu.
Son günlerde ortaya çıkan yeni süreç, bütün bu olumlulukların üzerine oturdu. Elbette bu sorunun çözülmesi Türkiye'nin bölgesel ve küresel sıçrama yapması açısından çok olumlu bir imkan yaratacaktır. Tam da bu nokta yeni sürecin en büyük zaafiyetidir. Yani yeni süreci kuşatan soru ve sorunlar bence daha ağır basıyor.
Bunun anlamı şudur; Türkiye'nin Kürt sorununu demokratik ve barışçı yöntemlerle çözmesini isteyenler kadar, bunun tersini yani sorunun çözümsüz kalmasını isteyenlerin de varlığının kabul edilmesidir.
Çözüm kimin ve kimlerin işine gelmez diye baktığımızda dışarıda İran, Irak Merkezi Yönetimi, İsrail ve Esed; içerde ise Ergenekon çevreleri ve AK Parti'yi iktidardan uzaklaştırmak için 'her yol mubah' koalisyonu ve onların etkileyeceği güç odakları ilk akla gelenler.
SORUMLULUK HERKESİN
Bugün içinde olduğumuz sürecin en zorlu kısmı bu süreci provokasyonlardan korumaktır. Daha önce yaşanan yol kazalarına benzer provakatif tezgahlar her an hayata geçirilebilir. Bu yüzden Öcalan dahil hükümete ve BDP'ye sorumluluk düşmektedir.
Bu tezgahlar düşmemek için kamuoyunun ve medyanın vereceği 'çözün' desteği çok değerli hale geliyor. Bu konudaki olumlu ortam umut verici.
Müzakerelerin en yumuşak karnını dışarıdan yapılacak provokasyonlar oluşturacağı kadar, PKK'nın ve devletin içinden de atılacak çelmelere dikkat etmek konunun diğer bir risk alanını oluşturuyor.
Türkiye hükümeti üzerinde en önemli baskıyı, Öcalan'a verilecek 'tavizler ne olacak' oluşturuyor. Öcalan'ın üzerinde ise, 'taviz verme' diyen bir örgüt baskısı olmasını normal karşılamak lazım. Ancak ne olursa olsun çözüm için atılacak adımları siyasi hesaplara kurban etmemek gerekiyor.
Bu sefer olacak gibi durum gözüküyor.
Artık ölüm değil çözüm olsun, barış ve özgürlükler gelsin, öncelikle gençlerimiz için rahmetli Şenay'ın dediği gibi 'hayat bayram olsun'.
Çünkü hepimiz barış ve özgürlük için çok bedel ödedik. Yeter artık, analarımızın bağırları yanmasın, gözleri ağlamasın yüzleri gülsün istiyoruz. Çözüm istiyoruz. Çünkü biz bu barışın bedelini fazlasıyla ödedik
http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/artik-baris-istiyoruz-cunku-bedelini-odedik-09.01.2013-453708
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020