Mustafa PAÇAL
Seçimlere iki gün kala bir yazı yazmanın dayanılmaz keyfini duysam da oldukça zor bir yazı olacağının farkındayım.
Sonuçta seçimlere çok kısa bir süre kala kararsız seçmenin daha da azalacağının farkında olsam da yazımı önceden kurguladığım gibi yazmaya devam edeceğim.
Çünkü karanlıklar içine sürüklenen ülkemi gördükçe bir oy bir oydur diyerek ve yetmez her seçmen mutlaka sandığa gitsin oyunu kullansın demek için bu yazımı bu amaç için kullanacağım.
Nasıl böyle düşünmeyeyim ki?
Otoriter ve ceberut bir siyasi rejimin baskısı ve şiddeti altında kalan bir halkın, seçim için sandık başına gitmesini ve oyunu mutlaka kullanmasını ve oyunu şiddet ve baskı rejimini halkın gırtlağına dayayan tek adam otoritesine karşı kullanmasını istemek kadar daha doğal ne olabilir ki…
Evet, tek adam otoritesine ve onun partisine karşı oy vermeyin derken son yıllarda yaşanan zulüm, baskı ve hukuksuzluklardan bahsediyorum.
Özellikle medya üzerine karabasan gibi çökülmesinden bahsediyorum.
Digitürk platformundan hiçbir mahkeme kararı olmadan çıkarılan ve arkasından Türksat’tan atılacağı gündeme gelen “cemaat medyası” tartışmaları daha bitmeden, bu sefer de Koza-İpek Grubuşirketlerine kayyum atanması ile karşı karşıya kalınmasından ve grup şirketleri arasında bulunan medya şirketlerinin başına yandaş kişiler ve havuz medyasından iktidar memuru kişilerin atanmasından ve sabahın köründe polislerin hiçbir hukuk ölçüsüne uymayan şekilde zorbaca Bugün TV binasına girerek işgal etmesinden bahsediyorum.
Artık bu ülkede yandaş olmayan basın için hiçbir özgürlüğün güvence altında olmadığını bu gelişme bir kere daha ispatlandığını söylüyorum.
Faşizmin ayak sesleri artık kulakları sağır ediyor.
Duyun bu çığlığı; bir ses, bir omuz verin.
Yeter artık deyin, susmayın…
Kürt illerinde insan hakları ihlalleri, işkence ve ölümler günlük sırada olaylar hâlini aldı.
Artık daha iyi anlaşılması gerekiyor.
Kürt sorununun çözümü ne kadar zora girerse demokratikleşme sürecine o kadar ihtiyaç duyuluyor.
Kürt sorununun çözümünden ne kadar uzaklaşılırsa devlet o otoriterleşiyor.
Sorun açık; Kürt sorununun çözümü radikal bir demokratikleşmeyi kaçınılmaz kılıyor.
Bunun karşılığı 12 Eylül’ün darbeci, baskıcı otoriter rejimiyle hesaplaşmak demektir. Bunu göze alamadığınız zaman yüzeysel reformlarla sorunu çözemezsiniz.
Radikal bir demokratikleşme sadece Kürt sorununun çözümü için değil aynı zamanda insan hak ve özgürlükleri için, hukuk devleti için de kaçınılmaz olarak karşımıza çıkıyor.
Yetmez, tüm bunların büyüyen ve istikrarlı bir ekonomi için de yaşamsal önemde olduğu ayrıca biliniyor.
Gelin görün ki; bugün, 12 Eylül ile hesaplaşacağız diye iktidar olan AKP on üç yıl sonra adeta korkunç bir çan eğrisi gibi yeniden 12 Eylül’ün otoriter bir rejimine bizi geri getirdi.
Bu süre içinde yapmış olduğu tüm demokratikleşme reformlarını bir sünger gibi sildi attı ve geriye tek adamın otoriter düzeni kaldı.
İşte bu seçimler aynen 7 Haziran seçimlerinde olduğu gibi bu düzenden kurtulmak, tekrar demokratikleşme ve yeni anayasa sürecine ve tekrar çözüm sürecine geri dönmek için tarihî bir fırsat yaratıyor.
Seçimler için tüm göstergeler HDP ve CHP’nin oylarında kuvvetli artışlar olacağına işaret ediyor. Diğer yandan ise MHP ve AKP oy kaybına uğramaya devam ediyor.
Özellikle HDP’nin oylarındaki artış toplum dibinden gelen demokratikleşme isteklerinin bir çığlığı gibi hissediliyor.
Ben de oyumu demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümüne katkı için bu sefer de HDP’ye vereceğim.
Umut ediyorum 1 Kasım akşamı kendimizi daha iyi hissedeceğimiz bir Türkiye’de bulacağız.
Not: Çetin Altan artık aramızda yok. Altan ailesine başsağlığı dilerim.
Bir gazeteci, yazar kadar aslında çağımızın bilge bir aydınını kaybettik.
Işıklar içinde uyu Çetin Altan…
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020