Tuncer KÖSEOĞLU
Şu anda sinemalarda Ali Atay’ın yönetmenliğini yaptığı, başrollerinde Uğur Yücel, Binnur Kaya, Cengiz Bozkurt, Feyyaz Yiğit, Mert Denizmen ve Mehmet Özgür’ün yer aldığı absürt komedi tarzında ‘Cinayet Süsü’ filmi oynuyor. Filmi de oyunculukları da çok başarılı bulsam da çok talihsiz bir film olduğunu söyleyebilirim. Talihsiz çünkü; yanlış bir ülkede çekildi. Bu kadar absürtlüklerin yaşandığı, toplumun önemli bir bölümünün gerçeklik duygusunu yitirdiği bir ülkede seri cinayetler üzerinden absürt komedi filmi çekerseniz, talihsiz duruma düşersiniz haliyle…Gişe rakamlarının ne olduğunu bilmesem de bana absürt bir film gibi gelmedi, bu ülkede yaşananları gördükçe fazlasıyla gerçek gibiydi.
Bu kadar da olmaz artık dediğimiz absürtlükler katlanarak artarken en son bunlara Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın tahliyeleri eklendi. Absürd olan Altan ve Ilıcak’ın tahliyeleri değildi, onlara verilen nefret dolu tepkilerdi. Bu iki yazarın neden içerde tutulduğu konusunda herkes kendi nefreti ve tıyneti ölçüsünde bir fikir sahibiydi. Ama burası bir hukuk ülkesiydi ve hangi hukuk maddeleri gerekçesiyle bu iki yazarın 3.5 yıl hayatının çalındığıyla en azından tahliyeleriyle nefret kusanlar ilgilenmedi. Bu çevreleri 3.5 yıl kesmemiş olacak ki, “Ömür boyu hapislerde çürüsünler” naraları atıldı. Bu naraları atanların bir çoğunun -Ak trolleri saymazsak- kendini iktidara muhalif görmesi şaşırtıcı gelmedi bana… Çünkü, onlar için ‘özgürlük’ kavramı sadece ve sadece ‘laiklik ve Türklükle’ açıklanacak bir kavramdı. Bunun dışında kalanların özgürlük ve hukuk hakları zaten yoktu ki, sadece onlar vatanı seviyorlardı.
Bu konuyla ilgili Serbestiyet’te Yıldıray Oğur’un “Acırsanız acınacak hale gelirsinizle nereye gelinir”, Alper Görmüş’ün “Ahmet Altan nefreti, nefret sahipleri hakkında neler söylüyor” ve son olarak Halil Berktay’ın “El zindanıyla Stalin kesilmek” başlıklı yazılarını tavsiye ederim. O yazıların üzerine söz söyleme hadsizliği yapacak değilim. Ben başka bir absürtlüğe dikkat çekmek istiyorum. Altan’ın tahliyesiyle birlikte, KHK ile kapatılan ve şu anda savunanı hiç kalmayan Taraf Gazetesi’nin manşetleri üzerinden nefret kusan ‘erdemli’ ve ‘şerefli’ insanlara bizim de bir sözümüz olmalı elbette. Çünkü bu erdemli ve şerefli insanlar Ahmet Altan’ın Taraf Gazetesi yayınları yüzünden yargılandığını, ve o yayınlar nedeniyle ‘zindanlarda çürümesi’ gerektiğini kamuoyuna inandırıyorlar!
Taraf Gazetesi 2007 yılının Kasım ayında yayın hayatına başladı. Bu gazetede 2013 yılının Nisan ayına kadar ben de muhabir, haber müdürü ve yazıişleri müdürü olarak çalıştım. 2010 yılından itibaren de haftada bir gün köşe yazısı yazdım. Öncelikle bilinmesi gereken bir nokta var, Ahmet Altan Genel Yayın Yönetmenliği yaptığı Taraf Gazetesi manşetleri yüzünden ve o dönem yazdığı yazılar yüzünden mahkeme kapılarına çok gitti, yargılandı ama ceza almadı. Hatta bir ara bu yargılamalar o kadar çok artmıştı ki mahkeme bir gününü Taraf Gazetesi çalışanlarına ayırıyordu. Övünmek gibi olmasın ama Taraf çalışanı olarak mahkeme kapatmışlığımız vardır. Altan’ın yargılanması yayın yönetmenliğini bıraktıktan sonra, özellikle 2013 yılından sonra yazdıklarıyla ilgilidir ki bu yazılara fikren katılmasam da hapse atılmasını, 3.5 yıl içerde tutulmasını haksız ve hukuksuz bulanlardanım. Bana göre düşüncelerine katılırsınız ya da katılmazsınız, bu ülkede darbecilikle suçlanacak en son kişilerdendir Ahmet Altan.
Taraf Gazetesi, kısa sayılabilecek yayın hayatında özgürlükler anlamında önemli işler yaptı. Büyük bölümünde para alamadığım gazetede çalışma motivasyonum, birçok arkadaşım gibi istediğimizi yazabilme, gerçeklerin üzerine gidebilme özgürlüğümdü. (Her ne kadar başta yakın arkadaşlarım olmak üzere Amerika’dan ya da başka yerlerden tomarla para aldığımız iddia edilse de bu gazetede elektrik ve doğalgazı kesilmiş biri olarak çalıştım.) İyi ve farklı bir gazete yapmaya çalıştık, bence başarılı da olduk. Taraf Gazetesi’nde iki konuda haber yapılması ilkesel olarak yasaktı. Biri herhangi bir dine, ırka ve cinsiyete karşı ‘nefret’ suçu sayılabilecek haber yapmak, diğeri de insanları özel hayatları, yaşam tarzlarıyla ilgili yargılamak. Bunun dışında tek ölçü haberin gerçek olmasıydı.
Taraf Gazetesi’nde haberlerin tartışıldığı, sayfalara dağıtıldığı haber toplantısı masası, kapalı kapılar ardında değil gazetenin ortasındaydı. Bu toplantıya dilerse herkesin katılma, söz söyleme hakkı vardı. Gazetenin çaycısının bile… Başka gazetelerde çalışan gazetecilerin bile gazeteyi ziyaret ettiklerinde toplantıya katılıp fikirlerini söylediklerine tanıklık etmiştir o masa.
İşte o masada çok önemli haberler çıktı. Bozuk etlerin imha edilmeyip insanlara satılması, büyük bir GSM şebekesindeki güvenlik açığı, Tuzla’da fazla kazanç uğruna ölen tersane işçileri, madende yaşanan iş cinayetleri ve Kurbağalıdere… İlk başta aklıma gelenler bunlar. Sesini duyuramayan insanların sesi olmuştu Taraf. Bu ülkede asla eşitlik istemeyen, her şeyi kendine hak gören bir kesim tarafından hala nefret edilmesinin en önemli nedeni de bu sanırım. Herkesin sesi olabilme iddiası…
Mesela şu anda hapiste olan Mehmet Baransu’nun bir haberi vardı, o haberle, Sedat Simavi ödülü almıştı. Bir teğmen ‘ceza için’ siperde askerin eline pimi çekilmiş el bombası vermiş, saatler sonra o bomba patlamıştı. Er ve iki arkadaşı ölmüştü. İşte böyle bir haberi o dönemde Taraf dışında hiçbir gazete yapamazdı. Askeri vesayet vardı ve Taraf dışında gazeteleri arayıp talimatlar veriliyordu. Askerden de iktidardan da talimat almadı Taraf, o açıdan bile kıymetliydi. Şimdi bakıyorum da gazetelerin büyük bir bölümünün iktidarın propaganda bülteni haline geldiği, dışarda kalanların da kendi içinde çırpınıp durduğu günümüzde Taraf gibi bir gazetenin olması bu ülke için iyi bir şans olurdu. Ama yok...
Taraf, ilk Kürtçe manşeti attığı gibi, PKK’ya karşı en sert manşetleri de attı. “PKK, iki halkın da düşmanı” gibi. Ayrıca başörtüsü yasaklarına en sert tepkili manşetleri de Taraf Gazetesi attı…
Ülke olarak bir türlü yüzleşmeyi beceremediğimiz için unutmayı- unutturmayı tercih ediyoruz. Bu ülkenin egemenleri bunu da çok iyi şekilde yapıyor. Bir telefonla 28 Şubat sürecinde Sincan’da tankları yürüten gazetenin o dönemdeki yayın yönetmeni, sicilinde “Muhtar bile olamaz”, “411 el kaosa kalktı” manşetleri bulunan Ertuğrul Özkök’ün son 29 Ekim respsiyonunda afili pozlar verdiği bir memlekette tabii ki Taraf günah keçisi olacak. Unutmak ve unutturmak da bu işe yarıyor zaten. Zaten bu ülkenin yakın tarihinde 367 garabeti yaşanmadı, e-muhtıra hiç olmadı. Ak Parti’ye kapatma davası hiç açılmadı. Birinci Ordu Komutanı Balyoz Darbe Planını uygulamaya koymaya çalışırken dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı zırhlı araçları Aytaç Yalman zırhlı araçları darbeyi uygulamaya koyan komutanın emrinden çekmedi. Daha sonra da bunu açıklamadı. Balyoz sadece inşaatlarda kullanılan bir araçtı. O darbeyi planladıkları için sonradan hapse girenler ise UFO gören masum köylülerdi. UFO’ya bir taş atmaktan başka suçları yoktu. 251 insanımızın katledildiği 15 Temmuz Darbesi’ni de FETÖ’ye yıkıp çıktık işin içinden. Bizim askerimizin geleneğinde ‘ülkeyi kurtarmak’ adı altında darbecilik hiç yoktu…
.jpg)
Tahliye nedeniyle ‘linç’ edilen Ahmet Altan’a bir linç de ben yapayım. Böylece ben de o muteber insanlar düzeyine çıkıp vicdanı ve fikri hür insanlar arasına katılayım diye bir anımı anlatarak bitireyim yazımı.
Taraf Gazetesi’nde haber müdürlüğü yaptığım dönemdi. Akşam saatlerinde bir telefon geldi, açtım. Telefondaki kişi Diyarbakır Lice İlçesi Şenlik Köyü muhtarı olduğunu söyleyerek olayı anlattı bana: Bahçede oyun oynayan 12 yaşındaki Ceylan’a havan topu isabet etmiş, küçük kızın bedeni paramparça olmuştu. Jandarmaya haber vermişler, jandarma olay yerine gelmeyince annesi küçük kızın cansız bedenini eteğine toplayıp karakola götürmüştü. Şimdi ise karakolun avlusunda bekliyorlardı, otopsi için doktor bile gelmemişti. Bu telefonu alır almaz Ahmet Altan’ın odasına gittim, bir solukta olayı anlattım. Haberi teyit etme imkanımız yoktu. Diyarbakır muhabirimizi olay yerine gönderdik ama bu en az beş saat demekti. Ahmet Altan bana şu soruyu sordu: “Sen bu gelen telefona inanıyor musun?” “İnanıyorum” diye cevap verdim. “ O zaman git haberi yaz, manşet yapacağız” dedi. Normal bir gazetede böyle bir haber teyit edilmeden yapılmazdı, teyit edilse bile bizim ülkede yapılmazdı. Ertesi gün Taraf, “Ceylan’ı havan topuyla uçurdular” manşetiyle çıktı. Ben korkudan ölüyorum o sırada, haber imzasız çıksa da benim sorumluluğum vardı. Gece yarısına doğru köye ulaşan muhabirimizden haberi teyit eden telefon alınca derin bir ohhh çektim. Taraf, bu haberi birkaç gün sürdürdükten sonra şanlı gazetelerimiz duyarsız kalmaktan vazgeçti ve Ceylan’ı haber yapmaya başladı. Böyle de kötü bir gazetecidir Ahmet Altan...
Şu anda memlekette yaşananlar kimseye absürt gelmiyorsa, Ege Denizi’nde ölen üç yaşındaki, dokuz yaşındaki çocuklar için “FETÖ’cüler denizde boğuldu” diye haber yapılması çok az insan dışında tepki çekmeyip normal karşılıyorsa bunun en önemli nedenlerinden biri de Taraf gibi bir gazetenin olmayışıdır. Hâl böyle olunca bu fakir de ‘absürt komedi’ iddiasındaki bir filmi beğenmiş olsa da ‘ne var bunda’ diyebiliyor. Memleketin birçok olaya verdiği tepki gibi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları













































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.12.2023
20.05.2023
7.03.2022
1.03.2022
14.02.2022
28.01.2022
24.01.2022
12.01.2022
29.12.2021
20.12.2021