Ümit KARDAŞ
Güney Afrika, 1948 ile 1990 yılları arasında nüfusun yüzde 15’ini oluşturan beyazlar tarafından ırksal ayrıma dayanan Apartheid rejimiyle yönetildi. Apartheid rejiminde beyazlar en üst kademede yer alırken, Asyalılar, Renkliler (Coloured) ve Siyahiler ötekileştirilmiş kesimleri oluşturuyordu.
Uzun yıllar boyunca beyaz ırkın yönetiminde olan Güney Afrika'da Siyahilere ve diğer beyaz olmayan etnik gruplara karşı uygulanan ayrımcılık, 1948 yılı genel seçimlerinden sonra resmileşerek sürdü.1958 yılından itibaren yasalarla da desteklenen Apartheid rejimi, insanların kökenlerine göre sınıflandırılmaları sonucu, beyaz azınlık dışında kalanların devletin sağladığı sağlık ve eğitim hizmetleri gibi sosyal hizmetlerden daha az yararlanmaları gibi ırkçı uygulamalara zemin oluşturdu.
Bu süreçte Güney Afrika'da apartheid rejimine karşı Anti-Apartheid Hareketi oluşturuldu. Nelson Mandela liderliğindeki Afrika Ulusal Kongresi’nin (ANC) başlattığı direniş süreci sonunda rejim 1990’ların başında son buldu.
Çağ dışı yönetime son vermenin, tüm ırkların eşit haklara sahip olduğu yeni bir ülke kurmanın en önemli aracı ise sıfırdan yeni bir anayasa inşa etmekti. 1994-1997 yılları arasındaki anayasa yapım süreci, halkın da 2 milyon önergeyle katıldığı bir demokrasi şenliğine dönüştü.
Bugün Güney Afrika, Apartheid rejimiyle değil, yazılma süreci ve içeriğiyle herkese örnek olan tabular rasa üzerine sıfırdan yazılan demokratik anayasasıyla anılıyor. Güney Afrika, sıfırdan inşayı sürece halkı da katarak siyasi ve toplumsal aktörlerle birlikte başardı.
Güney Afrika Anayasasını yazan Kurucu Meclis’in üyesi Geoffrey Quinton Michael Doidge 2009 yılında kendisiyle söyleşi yapan Serkan Köybaşı’na sürece giden yolu ve yaşananları şöyle anlatıyor:
“Hükümet Mandela’yı 10 Şubat 1990’da salıverdi… 1990’da barış anlaşması imzalandı, ANC ‘askeri örgüt olmayı bırakıyoruz’ dedi. İnsanlara, silahı bırakın, diyecektik ama insanlar bize ‘neden bırakalım ki, hala özgür değiliz!’ diyeceklerdi. Biz de ‘hayır, görüşmeler için alan açmalıyız’ dedik, o yüzden kendi insanlarımızla konuşmak zaman aldı… Geçici Konsey adı verilen, bir nevi bir geçici kabine kuruldu. Bu kabine bizi 1994’teki seçime götürdü. Sorun şuydu, iki şiddet dönemi vardı: Kodessa başarısız olduğunda şiddet vardı, çok partili müzakere forumu başarılı olacak gibi göründüğünde daha da fazla şiddet oluştu. 3. Kuvvet denilen bir örgüt vardı ve bu örgüt şiddeti destekliyordu. Amacı müzakere sürecini durdurmaktı… Ama o sırada devlet başkanı olan F.W De Klerk ve ANC’nin lideri Mandela, şiddeti açıkça kınadı ve bunu biz değil 3. Kuvvet yapıyor dediler. Müzakerelere sürmenin yolu 3. Kuvvet’i izole etmekti.”
Doidge, Anayasanın inşasına gitmeden önceki evreyi de şöyle anlatmakta:
“ANC’nin halkın nasıl oy vereceği, seçim sistemiyle ilgili veya parlamentonun nasıl çalışacağına dair görüşleri çok netti. Bunları taslak anayasaya koydu. Görüşmeler başladıktan sonra masadaki bütün taslak maddeler tartışılmaya başlandı. Ve buradan çok partili bir uzlaşma forumu doğdu. Aynı şekilde değiştirilemez altı ilkeye burada karar verildi. Çünkü ihlal edilemez temel hak ve özgürlüklerimiz vardı. 1994’e kadar geçici hükümet iş başındaydı. 1994’te geçici anayasa yürürlüğe girdi ve 1996’ya kadar yürürlükte kaldı. Bu süreç boyunca halkın nasıl katkı yapacağı da tartışıldı. Akademisyenler ve sivil toplum örgütlerine sürekli ‘nasıl yapalım’ diye sorduk. İşin büyük kısmını akademisyenler ve sivil toplum örgütleri halletti.”
Güney Afrika’daki ilk demokratik seçimler 1994’te yapıldı. Halkın çoğunluğunun hayatında ilk kez oy kullandığı seçime yüzde 86 katılım oldu. Eski rejimde hiçbir hakları bulunmayanların partisi olan ANC yeni anayasa yapma vaadinde bulunarak yüzde 62.65 oyla iktidar oldu. Parlamento’ya seçilen 490 üye, görevi iki yıllık bir süre içerisinde anayasayı hazırlamak ve onaylamak olan bir Kurucu Meclis (Constitutional Assembly) oluşturdu.
1995 Ocak ayında halkın görüşlerini almak için geniş kapsamlı bir iletişim kampanyası başlatıldı.. Kırsal alandaki nüfus yoğunluğu , “siyah” halkın hiç bir zaman siyasi hak kullanmamış olması, eğitim eksikliği, ekonomik ve kültürel farklılıklar gibi engellere rağmen süreçte amaç halkın bilinçli katılımını sağlamak olarak belirlendi ve 10 aylık bir süreçte yoğun bir katılım sağlandı.
Televizyonda, radyoda, ulusal-yerel basında ve afişlerde yer alan reklam kampanyalarında, “tarihe izinizi bıraktınız, şimdi sıra fikrinizi belirtmekte” ve “anayasal haklarınıza karar vermek sizin hakkınız” gibi insanlara bu fırsatın önemini anlatan sloganlara başvuruldu. Bu kampanyalarda özel reklam ve iletişim şirketlerinden yararlanıldı. Süreç sonunda yetişkin halkın çoğuna ulaşıldı. Yaklaşık 2 milyon dilekçe toplandı, elemeler sonucu bunlardan 11 bin öneri çıkarıldı.
İnsanların anayasa yapım sürecine dair daha az bilgiye sahip olmalarının muhtemel olduğu kırsal kesime yönelik olarak hem kurucu meclisin faaliyetleri hakkında bilgilendirme yapmak hem de halkın fikirlerini almak için kamuoyuna açık sempozyumlar düzenlendi. Sempozyumlar çerçevesinde yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleriyle birlikte atölye çalışmaları düzenlendi.
Burada güdülen amaç, katılanların belirli bir konu üzerinde tartışmalarını sağlayıp uzlaştıkları ilkeleri gözlemlemek, bunların anayasada temsil edilmesini sağlamak ve bu vesileyle halka uzlaşma kültürünü aşılamak oldu. Böylelikle sürecin daha açık ve daha şeffaf algılanması da sağlandı. Partiler arasında, kültürel ve etnik farklılıklara dayanan, çok derin zıtlaşmalar aşıldı, aynı masada yer alıp ortak bir proje çerçevesinde görüş alışverişi yapmaları sağlandı.
Doidge söz konusu söyleşide, Anayasa yazımının çeşitli unsurlara bağlı bir süreç olduğunu şöyle anlatmakta:
"Her ülkenin kendi öncelikleri, kültürü, gelenekleri ve tarihi var. Ve bir anayasa bunların hepsini kapsar. Bizim anayasamızı okuduğunuzda da tarihimizi yazmış olduğumuzu göreceksiniz. Biz anayasamıza bunları koyarken geçmişte baskıyı yapanlar da, baskı görenler de şunu söyledi: ‘Geçmişimizi içeren ama bundan sonra birlikte geleceğe nasıl yürüyeceğimizi de gösteren bir metin üzerinde anlaşalım.’ Bir çok ülke bizimle irtibata geçti. Kendilerine şunu söyledik: ‘Bizim için yöntem bu oldu. Modelimize bakın, size nelerin uyduğunu tespit edin.’ Sonuçta, biz de başka ülkelerden çok şey öğrendik. Kanada’ya, İrlanda’ya, Avustralya’ya ve başka köklü demokrasilere gittik. İngiltere, Norveç, Danimarka ve İsveç’te aynı deneyimi olan örgütlerle görüştük. Ve geri döndüğümüzde getirdiklerimizi ortaya koyduk ve kendi kendimize dedik ki: Bütün bu ülkelerde demokrasinin temel unsuru haklar bildirgesi."
Süreç içerisinde televizyon programlarına katılan Kurucu Meclis üyelerine sivil toplum tarafından sorular yöneltilmesine imkân tanındı. Bu süreçte özellikle radyo etkili bir şekilde kullanıldı, bu şekilde hem şehirli hem de kırsal kesime ulaşılabildi.. Televizyonda 11 dilde anayasa üzerine eğitici sohbet programı yapıldı, bu programlara uzman kişiler çağrıldı, ayrıca kişisel sorulara cevap verecek bir “anayasal diyalog hattı” oluşturulup, yayınlanan programa bu konuda uzman insanlar davet edildi.
Güney Afrika’da, 22 Kasım 1995’te biten 10 aylık süreç sonunda ilk Anayasa taslağı yayınlandı ve ikinci aşamaya geçildi. İkinci süreçte müzakereler öncelikli olarak tartışma yaratan ve çok seçenekli ele alınan maddeler üzerine yoğunlaştı. Bu süre içinde yaklaşık 250 bin dilekçe daha alınarak çözülmesi gereken 68 konu üzerinde çalışmalar devam etti. Sürecin sonunda genel bir uzlaşmaya varılarak yeni Anayasa metni, 8 Mayıs 1996 tarihinde Kurucu Meclis tarafından kabul edildi.
Anayasa metni, Kurucu Meclis’te kabul edildikten sonra Anayasa Mahkemesi’nce onaylanıp Cumhurbaşkanı Mandela tarafından imzalandı. Mandela bu süreci şu sözlerle noktaladı: “Halk artık özgür olmakta özgür."
Doidge Anayasanın uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin rolünü şöyle vurguluyor:
“Kontrol mekanizmaları öyle iyi işliyor ki, Anayasa Mahkemesi sadece anayasa hakkında bir role sahip değil, aynı zamanda anayasanın koruyucusu. Bu yüzden parlamentoda da, yürütmede de, hepimizin anayasaya uyduğumuzu kontrol etmek zorunda. Bunun yanında, Mahkeme üyeleri de anayasaya uymak zorunda. Bu bizim anayasamızın çok güçlü bir yanı. Eğer Anayasa Mahkemeniz anayasaya uymazsa, bir başka yetkili mahkeme ‘Bu Anayasa Mahkemesi üyeleri kontrolden çıktı’ diyebilir. O yüzden kontrol mekanizması her yerde geçerli.”
Demokratik bir süreç sonunda sıfırdan inşa edilen Güney Afrika Anayasasının felsefesi ne, barışı ve farklılıklarla birlikte yaşamayı sağlama yönünde neler içeriyor? Devam edeceğim.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025