Zeki ALPTEKİN
Postpandemi döneminin ekonomik paradigmasının anatomisine giriş
Gelelim şimdi işin politik yanına..
Cumhuriyetçiler ile fiziki altyapı tedbirleri konusunda ulaşılan konsensüs tehlikeye girebilir: Demokratlar tarafından ayrıca getirilen human altyapı tedbirlerin finasman planı, vergilerin yükseltilmesi gibi Cumhuriyetçilerin hoşlanmadığı pasajları içeriyor. Üstüne üstlük Senatodaki Demokratların „kıl payı“ çoğunluğu, görüşmeler sırasında Demokratların sol kanadının „daha da fazla harcama yapılması“ doğrultusundaki olası „radikal“ talepleri ile değişebilir, üzerinde anlaşılan tedbirler paketinin karar altına alınmasını ve yaşama geçirilmesini tehlikeye atabilir. Bu yüzden Biden sıkça „hiç kimsenin anlaşma ile istediği her şeyi almadığının“ bilinçlere çıkarılması gerekliliğini vurguluyor.
Cumhuriyetçiler konsensüse imza atarak neoliberalizmin „sıfır borç“ dogmatizminden şimdilik de olsa ayrıldılar, ama „vergilerin yükseltilmesi“ hala daha hoşlanmadıkları paradigmalar arasında yer alıyor. Ayrıca Biden'in seçim kampanyası sırasında verdiği „orta sınıflar için vergileri artırmama“ sözünden hemen vazgeçemiyeceğini, Trump döneminde 2017 yılında vergilerin düşürülmesi kararının kesinlikle geri döndürülemez olduğunu, Bidenomics'in önemli sac ayaklarından biri olan sosyal devlet insiyatifinden verili koşullarda vazgeçilemeyeceğini düşünürsek sorunun oldukça çetrefilli olduğu, olacağı aşikar! Bu arada seçim hezimetini hazmedemeyen Trump'ın „rahat durmadığını“, Biden ve „radikal solun“ sosyalizmi getirmeye çalışarak ülkeyi mahvettiği propagandası yaparak Cumhuriyetçiler tabanında var olan popülaritesini kullanıp tekrar başkanlığa aday olmaya çalıştığını, gelecek ara seçimlerde kendi adına hareket eden kişileri desteklediğini ve bu bağlamda geçen yıl oyların sayımı sırasında Kapitol'a hücum olayında kendisinden ayrılan Cumhuriyetçileri „ yok etmeye“ çalıştığını da belirtelim. Bu noktada Cumhuriyetçi partinin parçalanabileceği de ihtimal dahilinde.
Sonuç
ABD'nin krizi aşmada ve sonrasında yeni bir paradigmaya ihtiyacı olduğu açık. Eski sistem sınırlarına dayandı, işlemiyor, bu da açık! Bu, insanlığı 30 yıldan fazladır meşgul eden neoliberal paradigmanın bir yerde sona ermesi demek. Sorunlar, bunların çözümünün yönü, bu konuda yapılan analizler değişimin hangi yöne olacağı yönünde fikir veriyor. Açılan bu yeni yolda kesinlikle hatalar ve yanılgılar olacak; birçok insan bu değişimlere karşı direnecek, belki kimileri de haklı olarak! Ama açık ki artık gemiyi başka yöne, başka bir paradigmaya çevirmenin zamanı geldi, gibi duruyor. Bu paradigma ise toplumsal-ekonomik yenilenme, Green Economy'e geçiş ve Sosyal Devlet'in güçlendirilmesi ile sembolize oluyor! Biden'in yaptığı da bu! Ben buna Keynes 2.0 diyorum.
Son olarak: Pandeminin masraflarını kim üstlenecek?
Sosyal Devlet'in geliştirilip tahkim edilmesi bizce bir yerde pandeminin giderlerinin finansmanının da sosyal adalet ilkeleri çercevesinde vuku bulmasını içeriyor.
Dünyanın her yanında bu temel soruya değişik cevaplar veriliyor. Kimi ülkelerde krizin sonuçları klasik bir şekilde tek taraflı olarak alt kesimlere yüklenirken -ki bu hakim ekonomik sınıfların çıkarları doğrultusunda tam da „sınıfsal“ bir yönelimdir- kimi ülkelerde, farklı şartlarda değisik çözüm önerileri ortaya konuyor. Buna ilişkin olarak ABD'deki çözüm önerilerini incelememizde ele aldık. Kapitalizmin Batılı merkez ülkelerinde ortaya çıkan kriz (ekonomi) politikaları ilkesel, ana hat olarak çoğu yerde benzerlik göstermekte, bu konuda oluşan ortak payanda Keynesçi ruhta üretilen çözüm reçeteleridir. Bu genel çizginin ileriye yönelik olarak nasıl gelişme göstereceği ilgili ülkelerde ve dünyada oluşacak ekonomi-politik dengelerle bağlantılı olacak. Bu bağlamda Federal Almanya'da ortaya çıkan, sol-alternatif kesimde geliştirilen pandemi krizinin sonuçlarını bertaraf etmeye yönelik, öğretici olan çözüm önerilerinden burada kısaca söz etmek istiyoruz.
Öncelikle ülkenin ekonomisine ilişkin birkaç köşe taşı niteliğinde rakamlar:
Krizin sonuçlarını aşmak için milyarlık harcamaları karşılamak üzere finans piyasalarından kredi alınması son derece rasyonel bir tutum. Bu konuda daha önce ekonomi politik anlayışta hakim olan neoliberal „sıfır borçlu devlet“ dogmasının geride bırakılması konusunda cesaretli de olmak gerekiyor. Buna göre; Federal devletin yeni borçlanma baremi, GSYH'nin %3'lük Maastricht kriterini %4'den fazla olacak şekilde aşması bekleniyor. Toplam borç oranı konusunda var olan %60'lık sınır da %75 olarak aşılacak. Yani diğer ülkelerle ve ABD ile kıyaslandığında oldukça moderat bir durum söz konusu. Bu noktada kredi faizlerinin neredeyse sıfır olması, devlet borçlarının yukarıdaki sayılar itibari ile yükselmesine rağmen bir iyimserlik kaynağı olarak duruyor. O. Blanchard ve L. Summers gibi ekonomistlerin pandemi öncesi 2017 yılında ortaya attıkları, gittikçe zayıflayan büyüme oranlarının hakim oldugu gelişmiş ülkelerde „ uzun süreli, zamana yayılmış devlet borçlarının üretken rolü“ konusundaki tezler, ortodox düşünce okulları karşısında artık ağırlık kazanmaya başlıyor.
Corona krizinin hesabının kimin tarafından ya da nasıl ödeneceği konusunda oluşturulan konseptin özünde kriz yükünün adil, fair bir şekilde dağıtılması, bunun için de özellikle yüksek gelir grubundan kişilerin, varlık sahibi kişilerin dahli olması önerisi var. Bu konuda oluşturulması düşünülen ise bütçeden ayrı bir Corona Dayanışma Fonu! Bununla hedeflenen, (sosyal) devletin bütçesinin, buna ilişkin harcamalarının (işsizlik ve hastalık sigortaları, çocuk yardımları, sosyal yardım vs.) kredi borçlarından olumsuz etkilenmemeleri. Yaklaşık 1,9 trilyon Euro'luk Corona kredilerinin 30 yıla yayılmış (3 yılı ön ödemesiz) ödeme planı temelinde yıllık borç ödeme miktarı 63 milyar Euro olarak hesaplanıyor. Ki bu ülke şartlarında rasyonel, sürdürebilir bir miktar! (Bu noktada bir kıyaslama değeri olarak Almanya'nın yıllık 250-300 milyar Euro cari fazla verdiğini belirtelim!)
Evet, hesabı kim ödeyecek? Favorize edilen genel çözüm, kim varsıl ise onun ödeme konusunda öne çıkmasının adil-fair olacağı şeklinde . Bu konuda tartışılan 4 değişik model var:
- %45 olan Zenginler Vergisinin -yılda 270 501 Euro'dan fazla kazananlar için- oldukça yükseltilmesi.
- 1991'de iki Almanya'nın birleşmesinin üstesinden gelebilmek, Doğu Almanya'nın kalkındırılıp entegre edilmesi için Dayanışma Fonu'nun Corona Fonu'na dönüştürülerek devam etmesi. Burada söz konusu olan, 2021'den itibaren geçerli olan %5,5 miktarında belli gelir gruplarındaki çalışanlara, Kurumlara ve Kapital Gelirlerine uygulanan, son tahlilde vergi ödeyenlerin en fazla %3,5'una denk gelen, toplamında yıllık 10 milyar Euro getirisi olacağı tahmin edilen primlerdir
- Oluşan yükün daha adilce dağıtılmasi düşüncesi ile, yıllar önce 1996 yılında kaldırılan Varlık Vergisi'nin yeniden gündeme alınması.
- En çok favorize model ise Bremen eyaleti başbakanı A. Bovenschulte'nin 2020 Mart sonunda ortaya attığı Varlık Vergisi önerisi, Almanya'da 1952 yılında, savaşın yaralarını sarmaya ve özellikle Doğu Avrupa'dan savaş nedeniyle gelen mültecilerin topluma entegre edilmesi için çıkarılan Tanzimat Yasası tecrübesine dayanıyor. Buna göre; o dönemde tespit belli bir değerin üzerinde emlak varlıkları olan kişilerin söz konusu varlıklarının %50'sini, 30 yıla (ve 120 çeyrek yıllık takside kadar) yayılan ve bir defalığına vergilendirmesi ile oluşturulan bir Tazminat Fonu'na ödemesi öngörülüyordu. Hesap edilen emlak varlığı vergisi, değerinin yıllık olarak %1,67'sine denk gelmesi itibarı ile ödenebilir nitelikte idi. Böylelikle toplanan ve yukarıda sözünü ettiğimiz sorunun finanse edilmesinde kullanılan fonda toplanan gelir, 1982 yılına gelindiğinde tam 115 Milyar DM (58,8 Milyar €) ediyordu.[1]
Bu son öneri, yüksek gelir grubunu değil, ülkenin en çok kazananları itibari ile toplumsal gelir piramidinin en üstünde yer alan %1'lik kesimi kapsadığı için diğer çözüm önerilerine kıyasla favorize edilen öneri niteliğinde. Yapılan yeni hesaplamalara göre böylesi kişilerin oluşturduğu bu kesim, ülkedeki tüm varlıkların net olarak %35'ine sahip, piramidin %10'luk kesimi ise net varlıkların 2/3'üne sahip.[2] Öneriye göre; sahip olunan 5 Milyon €'luk şahsi bir taşınamazın maksimal 2 Milyon'u (söz konusu emlağın bakımı, korunması vs. giderler için) esas değerinden düşüldükten sonra geri kalan meblağın vergilendirilmesi öngörülüyor.
Böylesi bir temelde oluşturulan ve Sosyal Devlet bütçesine dokunmadan varlıkların, taşınamazların 30 yıla yayılan vergilendirilmesi ile belli bir proje için oluşturulan kaynak örneğinin ilk çıkış yeri, savaştan sonra Finlandiya idi. Bu örnek daha sonra Almanya'da vücut buldu. Bu şekli ile başka yerlere de, mesela bize de örnek teşkil edebilir mi?
İncelememizde kullandığımız kaynakça:
- Noah Smith, Bidenomics, explained : https://noahpinion.substack.com
- Dr. Joachim Bischof, Kampf um die „Bidenomics“: www.sozialismus.de/kommentare_analysen/detail/artikel/kampf-um-die-bidenomics/
- Prof. Rudolf Hickel, Die Kosten der Coronakrise: Wer begleicht die Rechnung?: /www.blaetter.de/ausgabe/2020/oktober/die-kosten-der-coronakrise-wer-begleicht-die-rechnung
- Prof. Rüdiger Bachman, Bidens Fiskalpolitik – ein Vorbild für Deutschland?: www.wirtschaftsdienst.eu/inhalt/jahr/2021/heft/6/beitrag/bidens-fiskalpolitik-ein-vorbild-fuer-deutschland.html
- FACT SHEET: President Biden Announces Support for the Bipartisan Infrastructure Framework: www.whitehouse.gov/briefing-room/statements-releases/2021/06/24/fact-sheet-president-biden-announces-support-for-the-bipartisan-infrastructure-framework/- www.cbo.gov/system/files/2021-03/56977-LTBO-2021.pdf–
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.08.2025
13.04.2025
25.02.2025
4.02.2025
22.12.2024
1.07.2024
12.05.2024
15.04.2024
3.02.2024
24.11.2023