Abdullah Kıran
H.132/750 yılında iktidarı Emevîlerden devir alan Abbasîler, İslâm coğrafyasına en parlak çağını yaşattı. Abbasîler döneminde sosyal, kültürel ve bilimsel alanlarda büyük gelişmeler kaydedildi. Ancak bu, aynı zamanda İslâm imparatorluğunun merkezi yönetim anlamında çözülmeye başladığı ve farklı Müslüman devletlerin ortaya çıktığı bir dönem oldu. Bunda, fetih yoluyla çok geniş toprakların elde edilmesi de önemli bir rol oynadı. Henüz Emevîler döneminde İslâm imparatorluğu artık tek bir merkezden yönetilmeyecek kadar büyümüş; batıda İspanya, doğuda Maveraünnehir (Batı-Orta Asya’da Ceyhun ve Seyhun nehirleri arasındaki bölge) ve kuzeyde Bâb-u’l Ebvâb’a (Derbend, Dağıstan) kadar ulaşarak, bütün bu toprakların tek elden, tek merkezden yönetilmesini âdetâ imkânsız kılmıştı.
Abbâsî iktidarının egemenliğini yitirdiği ilk topraklar İspanya oldu. 730’ların sonuna geldiğinde, Endülüs’ün yanı sıra Merovenj Fransası’nın Akdeniz kıyısındaki başlıca şehirleri, Pirene dağları ile Rhone vadisi arasındaki yerlerin tamamı Müslümanların eline geçmişti. Ancak tam bu sırada Endülüs’te Araplar ve Kuzey Afrikalı Berberiler arasında bir fay hattı beliriverdi. Kuzey Afrika’nın Berberi kabileleri yakın dönemde İslâma geçmişti ve 711 yılında İspanya’nın fethine çıkan İslâm orduları arasında hacimli bir yere sahipti.Berberiler ganimetten ve fethedilen topraklardan aslan payını Arapların kendilerine almasından şikâyet ediyordu. Bu yüzden Berberi lider Munuza, 732 yılında Doğu İspanya’da, Galya (Fransa) sınırında kendi krallığını kurdu (Strauss, 1999:82-83).
Kürt mirliklerinin ortaya çıkışı
İzninizle öncelikle “mir” kelimesi üzerine birkaç şey söyleyerek yola devam etmek isterim. Kanımca bu kelime Kurdî-Farısî kökenli bir kavram olup, daha sonra biraz farklı formlarıyla Arapça ve Türkçede kullanılmaya başladı. D. N. MacKenzie, A Concise Pahlavi Dictionary (Oxford, 1971:56) çalışmasında “mir” kelimesini Pehlevicede “mihr” [mtr’ 1M myhr, N -] şeklinde verir. Mezopotamya’daki Mithra (Güneş Tanrısı) da aynı kökenden gelir. Benzer şekilde Dr. Ali Nourai, An Etymological Dictionary of Persian, English and other Indo-European Languages (2014:297) adlı eserinde, “mithra”nın Avesta dilinde “anlaşma,” “sözleşme” ve “nezaket” anlamlarına geldiği; Farsçadaki “mehr” kelimesinin de “mithra”dan gelip “güneş” ve “ışık açısı” anlamlarını aldığını belirtir. Ona göre, Grekçedeki “mithras” (Helios’la örtüştürülen Gümeş veya Işık Tanrısı) Avesta’daki aynı kelimeden kaynaklanır. Günümüz Kürtçesinde “mahr” nikah kıymak, evlenmek anlamında kullanılır. “H” sesi Kürtçede kelimenin ortasında yer alınca çoğunlukla düşer. Mesela Kürtler “bîhn”(koku) demez, “bîn” der; “tîhn” (ısı) demez, “tîn” der; “şîhn” (yeşil) demez, “şîn” der; “mîhr” demez, “mîr” der. Kısacası nasıl ki Arapçada, anayasa anlamındaki “düstur” (dest+dûr= destûr) Kurdî-Farisî ise, benzer şekilde “emîr” kelimesinin de Kurdî-Farisî olma olasılığı yüksektir.
Önce Endülüs’te bölünmeye başlayan Abbasi merkezi yönetimi, zamanla Ortadoğu ve Kafkaslara da sıçradı. Henüz halife el-Mütevekkil (847-861) döneminde, Abbasilerin Kafkaslardaki egemenliği ciddi anlamda zayıflamıştı (Minorsky, 1958:19). 844’ten başlayarak Ermîniyye, Azerbaycan ve Arran bölgesinde Şirvanşahlar egemen olup Bağdat’taki halifelik makamından bağımsız olarak hareket etmekteydiler. Şirvanşahlardan sonra Saciler, Azerbaycan ve Arran’a hakim oldu.[1] Sacilerin yıkılmasından sonra Şeddadîler Arran’da hâkimiyetlerini tesis etmeye başladı. Deysem b. İbrahim el-Kurdî, H.326/937-938’de Arran ve Azerbaycan’da yönetimi ele geçirdi. Ordusunu ağırlıklı olarak Kürtlerden kuran Deysem, 936-937’de Berdea’da ve Erdebil’de, 938’de Merağa’da kendi adına para bastırıp Arran ve Azerbaycan bölgesinin hâkimi oldu (Keleş, 2018:118-145). Kısa bir süre sonra nüfuz alanını Ermîniyye’ye kadar genişletmeyi başaran Deysem, H.330/941-942 tarihinde Ermîniyye’de (Dvin’de) kendi adına sikke kestirdi.
950-1099 yılları arasında Şeddadî mirliğinde hüküm süren yöneticileri şöyle sıralamak mümkündür: Muhammad b. Şeddad (hükümdarlık dönemi 951-965), I. Ali Leşkari b. Muhammad (hd 965-978), Marzuban b. Muhammad (hd 978-984), I. Fadl b. Muhammad (hd 985-1031), Ebü’l-Fath Musa b. Fadl (hd 1031-1034), II. Ali Leşkari b. Musa (hd 1034-1049), Anuşirvan b. II. Ali Leşkari (hd 1049), Ebü’l- Evsar I. Şavur b. Fadl (hd 1048-1067), II. Fadl b. Şavur (hd 1067), Aşot b. Şavur (hd 1068-1069), II. Fadl b. Şavur (hd 1069-1073), III. Fadl(un) b. II. Fadl (hd 1073-1075), Sultan b. Mahmud (ö. 1099).
Bu hükümdarlar arasında, en çok bilinen ve tanınanı I. Fadl ya da el-Mansûr Fadl b. Muhammed Şeddâdî idi. 47 yıl iktidarda kaldıktan sonra, Kasım 1031’de, Kurban Bayramına denk gelen Pazar günü (10 Zilhicce) vefat eden Fadl, Berdea ve Gence’de bastırdığı sikkelerinde, “el-Emîr el-Mansûr Fadl b. Muhammed Şeddâdî “ve “el-Emîr es-Seyyid el-Mansûr Fadl b. Muhammed Şeddâdî” künyelerini kullanılmıştı.

Azerbaycan ve Arran’da 916’dan 953 yılına kadar Saciler egemenliklerini sürdürürken, 953 yılından itibaren kısa bir süreliğine de olsa Musafirîler hakimiyeti ele geçirdi (953-968). 970 yılında Şeddadî’lerin Arran’da Musafirî hâkimiyetine son vermesiyle, Doğu Kafkasya’da üç otonom Müslüman beylik ortaya çıktı. Bunlar (a) bölgedeki yerli Dağıstanlılarla karışmış olan Arap Haşimileri; (b) yereldeki İranlı gelenekleri benimsemiş Arap Yezdiler[2]; ve (c) Arran’da egemenliklerini tesis etmiş olan Şeddadîlerdi (Minorsky, 1958:20). Şeddadîlerin Azerbaycan ve Arrân’da egemenlik alanlarını genişletme mücadelesinde bölgede meskûn Kürt nüfus önemli bir rol oynadı. Şeddadî mirlerinden Ebü’l- Evsar I. Şavur b. Fadl, 1063 yılında Şirvan bölgesine hâkim olmak için üç kez taarruza geçti ve bu saldırıları bölgede yaşayan Kürtler arasında memnuniyete yol açtı. Ebü’l- Evsar’ın 1065 yılında Maskat’ı almak üzere harekete geçti ve 1069 yılında adına al-Bab’ta (Derbend) hutbe okundu (Minorsky,1958:76).
Şeddadîlerin topraklarına katmak istedikleri önemli bir kent de Tiflis’ti. Tiflis, dönemin Hıristiyan ve Müslüman dünyaları arasında kalan, yoğun bir Müslüman nüfusun da yaşadığı bir kentti. Tam Şeddadîler Tiflis’i topraklarına katma hesapları yaparken, 1062 yılında Tiflis’teki soylulardan bir grup, Şeddadî emiri Ebü’l- Evsar’a başvurarak kenti teslim almasını istedi. Zira kentin yöneticisi Cafer bin Ali ölünce, iki oğlu Mansur ve Abul Hayja kendi aralarında bir iktidar mücadelesine girişmişti. Bunun üzerine Tiflisliler, şehir ve kalelerin Ebü’l- Evsar yönetimine bırakılmasının daha uygun olacağını kanaatına varmıştı. Ebü’l- Evsar bu öneriyi yerinde buldu, ancak veziri Bahtiyar b. Salman Ebü’l- Evsar’a “Allah Tiflis vilayetinin tamamı ve kalelerini bir solukta senin eline geçirecektir”diyerek, biraz daha sabır etmesini istedi. Bunun üzerine Ebü’l- Evsar, Tiflis ve etrafındaki kalelerin anahtarlarını elçilere teslim ederek, teklifi geri çevirdi. Böylece bir fırsat kaçmış oldu. Zira geri dönen elçiler, kalelerin anahtarlarını Kaheti beyi Akhsartan b. Gagik’e verdi[3] ve o da büyük bir para karşılığında Tiflis’i Roma’ya (Doğu Roma’ya, yani Bizans’a) sattı. Bölgeye derhal bir garnizon gönderen Roma, dağlık bölgedeki yolları genişleterek, Tiflis’e ve İslam coğrafyasına açılan yolları güvenlik altına aldı (Minorsky, 1953:20).
1067 yılında Şeddadi Emiri Ebü’l- Evsar ölünce, yerine oğlu Fadl b. Ebü’l- Evsar Şavur geçti. Fadl b. Şavur, Sultan Alparslan’ın Arran üzerinden Gürcistan’a yaptığı ikinci sefere katıldı. Gürcü kralının Şeddâdi topraklarına saldırması üzerine, Alparslan ile Fadl b. Şavur 1067 yılının Ekim-Kasım aylarında Arran ülkesine girdi. Ardından Gence’ye geçen Alparslan, Fadl b. Şavur’a hilat giydirdi (Keleş, 2016:183). Bu ikinci seferde Tiflis’i ele geçiren Sultan, o yıl Şeddadî emiri olan ve kendisine büyük miktarda para veren II. Fadl’a bıraktı. Böylece Şeddadîler, daha önce Gürcü kralına bıraktıkları Rustavî’ye ek olarak, Gürcistan ile İslam diyarları arasındaki son nokta olarak bilinen Tiflis’e de hâkim oldu. Özellikle Sultan Alparslan döneminde Şeddadî- Selçuk ilişkilerinin iyiydi ve Roma’ya karşı birlikte hareket ettiler. Urfalı Mateos’e göre, Şeddadî hükümdarı Fadl b. Şavur, Alparslan’ın 1070 yılındaki Urfa kuşatmasında, Alparslan ile birlikte sefere katılmıştı(Mateos, 1962: 140).
11. yüzyıl başlarında Şeddadîlerin egemenliğinde olan Batı Azerbaycan, daha Med İmparatorluğu döneminden beri bir Kürt yerleşim alanı olup Küçük Medya olarak biliniyordu (M. Emin Zekî Beg, 2002:298). Tarihsel süreç içinde Kürtlerin Kafkaslardaki varlığı giderek gerilerken, bölgedeki önemli yerleşim merkezlerinin ve yine bölgeye hayat veren en önemli iki nehrin adlarının hep Kürtçe olduğunu hatırlatmakta yarar var. Örneğin Kûr nehrinin adı Kürtçe “derin” demek olan “kûr” sözcüğünden ve Aras’ın adı da “kara su” anlamındaki Avreş’ten gelir. Diğer bazı Kürtçe kökler şunlardır: Bakü (Baku(r): kuzey rüzgarı, Bako: dağ rüzgarı); Gence (hazine); Nahçivan (Nexşevan: oymacı, nakış ören); Şirvan (şervan: savaşçı, Şirvan: sütçü); Derbend (kapalı geçit); Kurdivan, Kelbacar (Kewbajar: keklik şehri); Berde[4] (Berze: yüce, büyük); Şemkur (Çemkur: derin nehir) Zengılan (ziller, zilciler). Bunlar gibi daha yüzlerce yerleşim yerinin adı Kürtçedir.
Coğrafyacı Strabon, Azerbaycan adının, Büyük İskender’in Küçük Medya’ya (Media minor) vali olarak tayin ettiği komutan Atropates’in isminden (Media Atropatanae) geldiğini söylerken, Arap coğrafyacılardan Yakut el-Hemevî, Azerbaycan kelimesinin, Azerbeykan’dan geldiği ve bu kavramın Farsça “ateş” anlamındaki “azer” ile “mekân” anlamındaki “beykan” kelimelerinin birleşiminden oluştuğu iddiasındadır.[5] Yakut el-Hemevî’ye göre, “ateşgâh” anlamındaki Azerbeykan daha sonra Araplar tarafından “Azerbaycan” şeklinde kullanılmıştır (Mirzalı, 1993:13-15). Ancak Azerbaycan kelimesinin Kürtçedeki “Adirbêcan” (ar, adır, agır = ateş; bêcan = cansız) kelimesinden gelmiş olma olasılığı da vardır. Kürtler eskiden Kerkük için “Baba Gurgur” adını kullanırdı. Bu adlandırma, kendi kendine yanan gaz ve petrol kuyularından esinlenerek verilmişti (onomatopoeia = ses taklidi, ses yansıması yoluyla adlandırma). Bu da konuyla ilişkilidir, zira “Baba Gurgur” harlı ateş anlamına gelirken, “Adırbêcan” da cansız ateş anlamına gelir. Kısacası, ad-anlam esaslı bir yargıda, Azerbaycan isminin Kurdî-Farısî kökenli olma olasılığı yüksek görünmektedir.
[1] Arran, batıda Ermenistan, doğu ve güneyde Azerbaycan, kuzeyde Kebk dağları ile sınırdaş bir bölgedir. Tiflis ile Aras nehri arasındaki bölgede kalır.
[2] Şii mezhebini benimsemiş olan Yezdilerin Şayban aşireti zamanla Farslaşmıştı.
[3] Gagik oğlu Akhsartan, 1058-84 yılları arasında Kaheti’de (Gürcistan’da) hüküm sürüyordu. Akhsartan, Batı Gürcistan’ın Ahbaz lideri Kral IV. Bagrat (1027-1072) ile çatışma içindeydi. Bkz. Minorsky, A History of Sharvan and Darband, s.67.
[4] 10. yüzyıl Arap seyyahlarından İbn Haulk, Rey ve Isfahan hariç tutulduğunda, Irak ve Horasan’da Berdea’dan daha büyük, daha güzel ve huzur verici bir yer yoktur diye yazar. Berde/Berdea Arran bölgesinin başkenti olup, Derbend ve Teflis (Tiflis) ile birlikte en gözde şehirlerdendir (Inb Haulk, 1800:157, 160).
[5] Yakut el-Hemevî’ye göre Azerbaycan beşinci iklimde kalıp sınırları; doğu’da Berzea, batıda Erzincan, kuzeyde Deylem, el- Cebel ve Term’den oluşmaktadır. En önemli şehirleri Tebriz, Selmas, Urmiye, Erdebil ve Merend’dir (Çetin,2014:57).
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.03.2025
26.11.2024
29.03.2024
18.07.2023
9.06.2023
20.05.2023
13.03.2023
15.11.2022
29.07.2022
7.03.2022